Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği

Süt üreticilerinden 14 maddelik talep

ANKARA (AA) – Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil Özcan, süt üreticilerinin son dönemde yaşadığı sorunların çözümüne yönelik 14 maddelik talep listesi hazırladıklarını belirtti.

Özcan, AA muhabirine, kur ve girdi maliyetlerinde artışın süt üreticilerini olumsuz etkilediğini söyledi.

Yem, çiğ süt alım fiyatları ve üreticiye verilmesi gereken desteklere yönelik 14 maddelik talep ve öneri listesi hazırladıklarını anlatan Özcan, çiğ sütün maliyeti ile satış fiyatı arasında oluşan üretici zararının destekleme ile telafi edilmeye devam edilmesi gerektiğine dikkati çekti.

Çiğ sütün üretici örgütlerince işlenmesi konusunun teşvik edilmesini talep ettiklerini aktaran Özcan, çiğ süt arzının arttığı dönemlerde süt tozu müdahale alımlarına devam edilmesini, süt tozu dışında peynir gibi ürünlere işlemeyi de kapsayacak şekilde müdahale alımının çerçevesinin genişletilmesini istedi.

Damızlık olarak yetiştirilen ve sürüde tutulan anaç inekler için sürü koruma desteği ödenmesi gerektiğini ifade eden Özcan, damızlıkların kesime gönderilmesinin önlenmesi için damızlık belgeli gebe düve desteğinin acilen uygulamaya konulmasının öneminin altını çizdi.

Özcan, ülkenin çiğ süt üretiminin dönemler itibarıyla Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından izlenerek, arz durumuna göre gerekirse süt ürünleri ithalatının yasaklanmasını talep ettiklerini aktardı.

Özcan’ın verdiği bilgiye göre 14 maddelik listedeki diğer talep ve öneriler şöyle:

– Çiğ süt piyasa fiyat oluşumunda çiğ süt/fabrika yemi paritesinin asgari 1,3 olması sağlanmalı.

– Üretim fazlası çiğ sütün süt tozu dışında mamul şeklinde ihraç edilebilmesi için gereken tedbirler alınmalı.

– Haksız rekabetin önlenmesi açısından karma yem piyasasının regülasyonu konusunda Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) düzenleyici olarak devreye sokulmalı ve kurumsal yetkisi artırılmalı.

– TMO aracılığıyla küçük ve orta ölçekli üreticilere belirli kota üzerinden arpa, buğday, mısır gibi yem ham maddeleri ucuza temin edilerek üreticinin kendi yemini kendisinin yapması sağlanmalı.

– Piyasa durumu göz önüne alınarak çiğ süt ve fabrika yem fiyatlarının üreticinin güven duyacağı süre için sabitlenmesi sağlanarak, piyasa istikrarı oluşturulmalı.

– Soya ve mısır gibi karma yem için çok önemli olan yem ham maddelerinin Türkiye’de veya üçüncü dünya ülkelerinde üretimi konusu özendirilmeli.

– Kaba yem üretiminin artırılması için uygulanan tedbirler geliştirilerek devam edilmeli.

– Islah edilmiş mera varlığının artırılması için yapılan projelere ihtiyaç duyulan bütçe aktarılmalı ve atıl durumdaki meraların değerlendirilmesi için gereken tedbirler alınmalı.

Muhabir: Mustafa Çalkaya

“Süt fiyatlarının otomatik belirlenmesi gerekiyor”

BURDUR (AA) – Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil Özcan, "Süt fiyatlarının manipüle edildiğini ve bunun bir an önce düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği ve Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği olarak biz Ulusal Süt Konseyini acil olarak toplantıya davet ediyoruz." dedi.

Özcan, Burdur'da düzenlediği basın toplantısında, çiğ sütün referans fiyatının Ulusal Süt Konseyinin organizasyonuyla yılda 2 defa belirlendiğini söyledi.

En son çiğ süt fiyat görüşmelerinin 27 Temmuz'da gerçekleştirildiğini anımsatan Özcan, "Hayvancılık Genel Müdürlüğü, üretici kesimi ve sanayi kesimi temsilcilerinin beher litre çiğ süt için referans fiyat tekliflerini alarak yapılan değerlendirme sonrası üretici eline geçen çiğ süt fiyatını 1 lira 70 kuruş olarak açıklamıştır. Bu rakamın üzerine soğutma ve toplama gibi hizmet bedelinin üretici örgütü ve sanayici arasında yapılacak anlaşma miktarı kadar ilave edilmesi karara bağlanarak toplantı sona erdirilmiştir." diye konuştu.

Özcan, toplantıda alınan bu karardan sonra süt fiyatının manipüle edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Süt fiyatlarının manipüle edildiğini ve bunun bir an önce düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği ve Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği olarak biz Ulusal Süt Konseyini acil olarak toplantıya davet ediyoruz. Bu hususların tekrar görüşülüp fiyatın netleştirilmesi tarafındayız."

– "Üreticiler olarak kar marjımızın garanti altına alınmasını istiyoruz"

Üreticiler olarak bir konsey tarafından çiğ sütün fiyatının belirlenmesine karşı olduklarını ifade eden Özcan, şöyle konuştu:

"Bu sistemin değiştirilmesi, süt fiyatlarının otomatik olarak belirlenmesi gerekiyor. Örneğin, demir fiyatı her gün değişiyor bunun için bir örgüt toplanmıyor. Otomatik halde piyasa koşullarına göre belirleniyor. Biz diyoruz ki; bir litre süt bedeliyle bir kilo 300 gram yem alabilecek pozisyonda olalım. Bu isteğimiz garanti altına alınsın ki rakamlarla uğraşmayalım. Biz üreticiler olarak kar marjımızın garanti altına alınmasını istiyoruz. 1,3 paritesinin otomatik hale getirilerek bu sisteme uyulmasını istiyoruz. Bunu otomatik hale getirelim. Niye 'süt konseyi toplandı, toplanmadı, süt fiyatları belirlenmedi' gibi söylemler geliştiriliyor. Biz artık bunun felsefesinin değişmesi gerektiğini düşünüyoruz. Biz rakamlarla uğraşmadan ürettiğimiz maldan dolayı zarar etmeyeceğimizi görmek istiyoruz. Üreticiler bu mesajı almak istiyor."

Özcan, kırsaldaki insanın kazanamaması durumunda üretime devam edemeyeceğini aktararak, devlet ve sanayici tarafından üreticiye sahip çıkılması gerektiğini sözlerine ekledi.

'Et açığının çözümü ıslahta'

BURDUR (AA) – Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil Özcan, kırmızı et arzındaki sıkıntının ancak hayvan ıslahıyla çözülebileceğini belirterek, “Çözüm, uzun, orta ve kısa vadeli projeler yaparak hayvan ıslahından geçiyor. İthalat, Türkiye için kurtuluş değil. Et açığının çözümü ıslah, ıslah, ıslah.” dedi.

Özcan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yerli büyükbaş hayvanların ıslah edilerek karkas ağırlıklarının 270 kilogram seviyesinden 300 kilogram seviyesine çıkarılması sayesinde kırmızı et açığının ortadan kaldırılabileceğini söyledi.

İthalatın çözüm olmadığını dile getiren Özcan, şöyle devam etti:

“Çözüm, uzun, orta ve kısa vadeli projeler yaparak hayvan ıslahından geçiyor. İthalat, Türkiye için kurtuluş değil. Et açığının çözümü ıslah, ıslah, ıslah. Bunu da damızlık birlikleri sütte nasıl başardıysa, şu anda süt fazlalığı var deniliyorsa, bunu ıslahla çözdük. Kendi üreticimize ve kendi ürünümüze sahip çıkarak, destekleyerek bu krizden çıkarız diye düşünüyorum.”

Teke Yöresi Tarım ve Hayvancılık Fuarı

Özcan, Burdur’da dördüncüsü düzenlenen Teke Yöresi Tarım ve Hayvancılık Fuarı’na değinerek, yerli üretime ve yerli üreticiye sahip çıkıldığında hayvan yetiştiricisinin neler yapabileceğini bu fuarda gösterme fırsatı yakaladıklarını söyledi.

“Fuarımız başka illerde yapılan tarım fuarlarından farklı özellikleri barındırıyor.” ifadesini kullanan Kamil Özcan, etkinlikte üreticilere başka üreticilerle kendilerini kıyaslayabilme imkanı sağlayan uluslararası kuralların geçerli olduğu yarışmalar düzenlediklerini anlattı. Özcan, “Koyun, keçi, teke, koç yarışmaları yapıyoruz. Damızlık birliği olarak kendimizi profesyonel kabul ettiğimiz ve 12’ncisini düzenleyeceğimiz inek güzellik yarışmasını yapacağız. Bu anlamda da şehrimiz yarışma kültürünü benimsedi.” dedi.

“Bize fırsat verilsin”

Ülkedeki hayvan yetiştiricilerinin Avrupa’daki yetiştiricilerin gerisinde olmadıklarını vurgulayan Özcan, şunları kaydetti:

“Üretim maliyetlerinin yüksek olması bizim üreticimizin belini büküyor. Yemdeki giderler… yem fiyatlarının kontrol altına alınması gerekiyor. Bugün Kars, Ardahan, Erzurum, Bingöl, Bitlis bölgelerine baktığımızda buralarda süt konuşulmuyor. O bölgenin yaylaları, ovaları besi materyaliyle doldurulabilir. Ülkemizin batı bölgesi süt kaynağı olarak nasıl oluştuysa o bölgelerimizi biz damızlık birlikleri olarak et kaynağı yapabiliriz. Oradaki hayvan potansiyelini ıslah ederek, ülkemizdeki et açığını kapatabiliriz. Bu meziyet, coğrafya, insan gücü bizde var. Sadece bize fırsat verilsin, bize güvenilsin. Biz bunu başarırız.”

Buzağı ölümleri azaltılıp ithal etin önüne geçilecek

ARDAHAN

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkan Yardımcısı Yunus Baydar, buzağı ölümlerinin azaltılmasıyla et ithalinin önüne geçileceğini belirterek, 2018‘in kendileri için “buzağı yılı” olacağını söyledi.

Yunus Baydar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba‘nın Türkiye’nin et ithal eden konumdan ihraç eden konuma geleceğine yönelik açıklamalarda bulunduğunu anımsatarak, Fakıbaba’nın bu açıklamalarının üreticileri heyecanlandırdığı dile getirdi.

Ülkenin potansiyelinin farkında olduklarını vurgulayan Baydar, Bakan Fakıbaba’nın yanı sıra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım‘ın da Türkiye’deki üreticilerin sorunlarını bildiğinin farkında olduklarını ifade ederek, şunları kaydetti:

“İthal et konusunda ülke olarak iyi bir noktaya geleceğimize inanıyoruz. Ülke olarak et ve canlı hayvan ithal eden ülke konumundan ihraç eden konuma geleceğimize inanıyoruz çünkü donanım, kabiliyet ve gerekli potansiyele sahip ülkeyiz ve buna mecburuz. Ülkemizin, Anadolu’nun her yeri ayrı bir değer.”

Türkiye’nin birkaç yıl gibi kısa bir sürede et ithal eden değil, ihraç eden ülke konumuna geleceğini vurgulayan Baydar, buna üreticinin de katkı sunacağını dile getirdi.

Baydar, Doğu Anadolu’nun kuzeyindeki Ardahan, Artvin, Kars, Erzurum, Ağrı ve Iğdır gibi illerin bile ülkenin önemli et ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahip olduklarını belirterek, bunun ilerleyen zamanlarda gerçekleşeceğini ifade etti.

“İthal ettiğimiz hayvandan daha fazla buzağı ölüyor”

Bu yıl üreticiye yönelik uygulanacak desteklerle üreticinin daha verimli çalışma dönemi yaşayacağına işaret eden Baydar, “2018 yılı bizim için buzağı yılı olacak.” dedi.

Baydar, buzağı ölümlerinin azaltılmasıyla ithal etin önüne geçileceğine işaret ederek, “Birlik olarak daha az buzağı kaybı için çeşitli çalışma ve bilgilendirme toplantıları yapıyoruz. Ülkemizde ithal ettiğimiz hayvandan daha fazla buzağı ölüyor. Bunları engelleyip elde ettiğimiz et oranını da artırmayı planlıyoruz. İşte o zaman et ithalatını önleme konusundaki amacımıza ulaşmış olacağız. Buna bütün kalbimizle inanıyoruz. 2018 yılının daha verimli ve üretici için daha mutlu yıl olacağına inanıyoruz.” dedi.

Baydar, Bakan Fakıbaba’nın sahaya inip üreticinin yanında olmasının sektörde olumlu geri dönüşleri olduğunu, bundan dolayı 2017’de yaşanan birçok sıkıntının 2018’de yaşanmayacağına inandıklarını sözlerine ekledi.

Muhabir: Günay Nuh