TÜRSAK

Oyuncu Taner Ölmez, Senaryo Sohbetleri'nin konuğu oldu:

İSTANBUL (AA) – Oyuncu Taner Ölmez, Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı'nca (TÜRSAK) "İlk Senaryo İlk Film Yarışması" kapsamında düzenlenen Senaryo Sohbetleri'ne konuk oldu.

Moderatörlüğünü yönetmen Bora Talat Oyacı'nın yaptığı "Oyuncu Gözüyle Senaryo" başlıklı söyleşi TÜRSAK YouTube kanalında gerçekleştirildi.

Ölmez, söyleşide, oyuncu olmaya ortaokul yıllarında izlediği bir tiyatro oyunundan sonra karar verdiğini belirterek, oyuncular açısından tiyatro oyunlarını, kendilerini geliştirmek için antreman sahası olarak gördüğünü söyledi.

Oyunculuğu bir yetenek olarak değerlendirdiğini ifade eden Ölmez, "Oyunculukta okulun ve eğitimin tabii ki bir etkisi vardır ancak okulun tek başına çok önemli olduğunu düşünmüyorum. Yetenek çok önemli bence. Beni tiyatro okumak ya da sahnede oynamaktan ziyade tiyatronun kokusunu solumak, orada bulunmak mutlu ediyor. Benim oynamak istediğim rolleri kendi seçebilmek gibi bir şansım oldu. Bu yüzden mutsuz olma durumu yaşamadım." dedi.

Ölmez, kariyeri boyunca hep kendini geliştirebileceği farklı rolleri seçmeye özen gösterdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Oyuncular, başarılı olduğu rolün devamı niteliğinde teklifler alıyor maalesef. Ancak ben buna direniyorum. Bu yönde çok teklif aldım ama 'ben geçen sene bunu oynadım yani' diye cevap veriyorum. Oyuncunun kolaya kaçmaması gerekir. Aynı işlerin içinde olmamak, farklı projeler yapmak için elimden geldiğince direniyorum. Kendimi çok net biliyorum bu konuda, kariyerime ufak ufak, sağlam adımlarla devam etmek istiyorum. Bugünkü işim bittikten sonra da hemen bir başka işin içinde göremeyebilirsiniz beni. Bana gerçekçi gelmiyor. Ben bütün kış otizmli bir genci oynadıktan sonra yazın da aynı teklifleri alıyorum. Neden sinema filmi olarak bunu yapalım ki, başka bir şey istesenize benden. Beni biraz tanıyamamışlar."

– "Oyunculuk mahcup insanın intikamıdır"

Rol model olarak geçen eylül ayında hayatını kaybeden usta oyuncu Süleyman Turan'ı aldığını aktaran Ölmez, Süleyman Turan'ın kültürlü ve entelektüel bir oyuncu olduğunu dile getirdi. Turan'ın "Oyunculuk mahcup insanın intikamıdır." sözünü çok beğendiğini de vurgulayan Taner Ölmez, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Ben onun jenerasyonundan kime sorarsam Süleyman Turan'ı, 'ah Süleyman ah' derlerdi. İnanılmaz yetenekli bir adam ama bir şekilde kendini hep geri çekmiş, çok gizemli birisi. Araştırdıkça şaşırıyorsun. Süleyman Turan'a Allah rahmet eylesin. Ben otizmli doktor rolü için çok fazla insanla çalıştım. Önce otizmi bilen kimler varsa onları araştırdım. Sonra otizmli çocuklarla buluşmaya başladım. Bazılarının evlerine gittim. Aynı zamanda bir oyuncu koçuna ihtiyacım oldu. Yapmak istediğim şeyleri birilerine göstermem gerekiyordu. Tek başıma çünkü çok fazla karıştırırdım. Hem oyuncu koçu hem otizmli çocuklar ve bireylerle görüşme sürecimin sonucunda karakter ortaya çıktı. Zor bir süreçti tabii ki anlatmak biraz zor açıkçası."

Ölmez, izleyicilerden gelen soruları da yanıtladığı programda, bir izleyicinin "Sinemaya uyarlansa hangi roman kahramanını canlandırmak isterdiniz?" sorusuna, "Rus yazar Fyodor Dostoyevski'nin Suç ve Ceza romanındaki Raskolnikov karakterini kendime çok yakın hissediyorum. Onu canlandırmayı çok isterim." şeklinde cevap verdi.

Dizi oyunculuğu ile sinema oyunculuğu arasında çok fark olmadığına vurgu yapan genç oyuncu, kaliteli yapımların ortaya çıkmasında senaryo ve oyuncu kadrosunun çok önemli olduğunu kaydetti.

TÜRSAK ve DenizBank iş birliğinde düzenlenen “Senaryo Sohbetleri” başladı

İSTANBUL (AA) – Türkiye Sinema Audiovisuel Kültür Vakfı (TÜRSAK) ve DenizBank iş birliğinde hayata geçirilen "4. DenizBank İlk Senaryo İlk Film Yarışması" kapsamında gerçekleştirilen "Senaryo Sohbetleri" başladı.

Vakfın YouTube kanalında yayına başlayan programının ilkinde, TÜRSAK Vakfı Başkanı Yapımcı Elif Dağdeviren, yapımcı-senarist ilişkisine dair önerilerde bulundu.

TÜRSAK'tan yapılan açıklamaya göre, "Yapımcı Gözüyle Senaryo" konulu etkinliğin moderatörlüğünü yönetmen Bora Talat Oyacı üstlendi.

Yapımcının senaryoya bakış açısına dair konuşan Dağdeviren, senaryo yazan her senaristin yapımcıya ulaşmasının sosyal medyanın da gücü ve etkisi sayesinde daha kolay bir hal aldığını söyledi.

Dağdeviren, senaristlerin en sık düştüğü hatalara ve bu hatalardan kurtulma yöntemlerine değinerek, "Yapımcı önce fikri duymak ister. Gün içinde yapımcıya onlarca senaryo geldiği için bir müddet sonra bu senaryolar okunması imkansız bir sayıya ulaşıyor. Bu noktada ise senaristi öne çıkaran unsur, fikrinin ne olduğu ve karşısındakine nasıl anlattığı oluyor. Senarist, yapımcıya senaryosunu sunarken Oscar’lık gibi çok iddialı cümleler kurmamalı. Senarist açısından fikir her ne kadar önemliyse sunulma şekli de o denli önemli olmalıdır.” diye konuştu.

– Yarın senarist Zafer Külünk konuk olacak

Yapımcının senaryoya ilgi göstermesi ve filme dönüştürmesi için filmin olası seyirci sayısı, hasılatı, uluslararası şansı ve gösterilebilecek mecraları gibi pek çok faktörü düşündüğünü aktaran Dağdeviren, şöyle devam etti:

"Senaryonuzu yazmayı bitirdikten sonra empati kurarak yazdıklarınızı başkalarının gözüyle objektif bir şekilde okuyun. Bunun yanı sıra seyirci gözüyle bakmak da senarist için oldukça önemlidir ve senaryosunu oluşturmada kritik bir rol oynar. Üçüncü olarak da yapımcı gözüyle bakmaları gerekir. Senaryo yazanlar açısından günümüz dünyası kendilerini tanıtma ve öne çıkarma anlamında daha çok fırsat sunuyor. Dijital platformlar sayesinde filmler de hızlı bir şekilde tüketilmeye başlandı ve bu anlamda senaristlerin işi de biraz daha kolaylaştı diyebiliriz."

Elif Dağdeviren, konuşmasının ardından izleyicilerin sosyal medya ve YouTube üzerinden sorduğu soruları da cevapladı.

Her salı ve cumartesi günleri 21.00'de düzenlenmesi planlanan "Senaryo Sohbetleri"nin yarın yayınlanacak ikinci bölüm konuğu senarist Zafer Külünk olacak.

Türk sinemasının güncel problemleri konferansta ele alındı

İSTANBUL (AA) – Türkiye Sinema ve Audiovisuel Kültür Vakfı (TÜRSAK) ve Bahçeşehir Üniversitesi iş birliğinde, Türk sinemasının güncel sorunları ve ihtiyaçlarının tespitine yönelik bir arama konferansı gerçekleştirildi.

Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü'nde gerçekleştirilen çalıştayda, katılımcılar Türk sinemasının sorunlarını tartıştı.

TÜRSAK Vakfı Genel Başkanı ve yapımcı Elif Dağdeviren, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu programa sektörün her alanında çalışan insanların dahil edildiğini vurgulayarak, "Biz bir vakıf olarak bu çağrıyı yapalım, daha küçük gruplardansa geniş bir kitleye yönelik bir çalıştay gerçekleştirelim, şimdiye kadar bu çalıştaylarda yer almamış sinema sektörü çalışanlarının fikirlerini alarak neleri nereye taşımamız gerektiğini anlayalım derdiyle harekete geçtik." dedi.

Dağdeviren, ihtiyaç olan alanların tespiti için bir araya geldiklerini belirterek, "Bahçeşehir Üniversitesi bunun bir raporunu hazırlayacak ve bu doğrultuda yeni çalıştaylar yapacağız. En yoğun olduğu gözüken sorun gruplarını çağırıp, bunlara nasıl çare bulabiliriz diye bakacağız. Bugün çözüm için değil, bir sonraki adımı atmak üzere genel bir çalışma yapacağız." ifadelerini kullandı.

– "Türk dizileri dünyayı kasıp kavuruyor"

TÜRSAK'ın daha hareketli bir şekilde ve daha geniş bir vizyonla çalışması için uğraşacaklarının altını çizen Dağdeviren, şöyle devam etti:

"TÜRSAK, bütün derneklere eşit mesafede duran ve herkese nasıl katkıda bulunabilirim diye bakan bir vakıf haline dönecek. Uluslararası alanda Türkiye sinemasının güçlü bir marka haline gelmesi için çalışmalar olabilir, sürekli kaynak sağlanmasıyla ilgili çalışmalar olabilir, markalaşmayla ilgili olabilir. Bu yeni enerjiyle, TÜRSAK'ı daha ileriye götürmeyi hedefliyoruz. Daha aktif, daha sinemanın içinde yoğun çalışan, sinemaya sinema olarak bakan, sinemayı daha ileriye taşıyan görevler de edinmeliyiz. Yeni bakış açımız bu olacak."

Elif Dağdeviren, Türk sinemasının son 15 yılda hem Türkiye’de hem dünyada birçok atılım yaptığına dikkati çekerek, "Dünyada birçok başarıya imza atıp ödüller alan filmlerle bir farkındalık oluştu Türk sinemasıyla ilgili. Bunun en önemli nedenlerinden biri tabii ki Nuri Bilge Ceylan gibi önemli isimlerin dünyada bizi temsil eden olağanüstü işler yapıyor olmaları ama bir diğer önemli sebep de Türk dizilerinin dünyayı bu kadar kasıp kavuruyor olması. Çünkü dizilerde gördükleri Türkiye yapımları, oyuncuları, hikayeleri, onları Türkiye sinemasına da yönlendiriyor." şeklinde konuştu.

Bahçeşehir Üniversitesi Sinema ve Televizyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Nilay Ulusoy da sinema ve dizi sektörünün Türkiye'nin en önemli ihracat kanallarından biri olduğunu söyledi.

Sağlıklı bir sektör için çalıştıklarını ve bunu akademi-sektör iş birliğiyle gerçekleştirebileceklerini aktaran Ulusoy, "Biz sektör için, sektörün ihtiyacı olan ve sektörde gerçekten verimli çalışabilecek, çalışırken de mutlu huzurlu ve üretici olacak profesyoneller yetiştirmeyi amaçlıyoruz. Bu yüzden de sektörün dertlerini ve sıkıntılarını öğrenmek bizim için çok önemli." diye konuştu.

– "Her şeyi biliyoruz ama bilmediğimizi bilmiyoruz"

Programın sonuçlarıyla oluşturulacak rapor doğrultusunda her sektörden ilgili profesyonellerin çağrıldığı daha küçük toplantılar düzenleyeceklerini belirten Ulusoy, sinema ve televizyon sektörü için yeni bir gelecek düşündüklerini vurguladı.

Film-San Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı ve oyuncu Engin Çağlar da programı desteklediklerine işaret ederek, "Ben sinema için her şeye varım. Ne faydam olursa Türk sineması için, içinde kalben varım. Bundan sonra da sinemanın içinde ve bu sorunların, bu problemlerin içinde gücüm ne kadar yeterli olursa bulunacağım. Bu sektöre gönül veren çok çocuk var. Okulda iş bitmiyor. Pratiğe de ihtiyaçları var." değerlendirmesinde bulundu.

TÜRSAK Vakfı Başkan Yardımcısı ve yapımcı Cemal Okan ise programda yaptığı konuşmada, "Bireysel işlerden ziyade, birleşerek, birlikte daha iyi işler yapmamız gerektiğine inanıyorum. Burada hepimize işler düşüyor. Biraz da egolarımızı törpülememiz gerekiyor. Her şeyi biliyoruz ama bilmediğimizi bilmiyoruz. Bu tarz çalıştayları daha fazla yapmamız lazım." ifadelerini kullandı.

Yaklaşık 4 saat süren programa Türkiye'den ve dünyadan sinema sektöründe çalışanlar katıldı.

Katılımcılar söz hakkı alarak, Türkçe kaynak eksikliği, eğitim ve kurslar, deneyim, tecrübe, uluslararası alana açılma, kalifiye dersler, sürdürülebilir kaynak, uzmanlaşma ve telif hakları gibi konulardaki sorunları dile getirdi.