UMED

“Terör, Medya ve Sanat” programı

İSTANBUL (AA) – Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) ve Polis Akademisi Başkanlığı iş birliğiyle "Terör, Medya ve Sanat" konulu program düzenlendi.

Adile Sadullah Mermerci Polis Meslek Yüksek Okulu'nda gerçekleştirilen programda, dernek tarafından resim, şiir ve kaligrafi alanında eserler ortaya koyan 1. Sınıf Emniyet Müdürü Ahmet Sula'ya "yılın sanatçısı" ödülü takdim edildi.

Programda konuşan Sula, hem mesleki hem sanatçı kimliğiyle hangi ideolojide olursa olsun terörizme karşı savaş verdiğini söyledi.

Sula, sergi, konferans, söyleşi ve eğitim faaliyetlerinde, 100 ayrı noktada 70 bin gençle buluştuğunu,8'i yurt dışında olmak üzere 34 farklı noktada kişisel resim sergisi açtığını kaydetti.

15 Temmuz darbe girişiminde, yerli ve milli medyanın önem ve gücünün milletçe bir kez daha görüldüğünü anlatan Sula, bu süreçte emniyet müdürü ve sanatçı olarak ortaya koyduğu çabanın geniş kitlelere ulaşmasında önemli faktör olan medyadan destek gördüğünü belirtti.

Sula, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Ülkelerin ve toplumların gücü kültür, sanatla ölçülür" sözüne işaret ederek, "Ben de naçizane kendilerinin bu sözlerinden aldığım güç ile Türkiye'nin haklı mücadelesini bütün dünyaya duyurmayı hedefliyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın sanat ve sanatçıya verdiği değer, her noktada bizim önümüzü açmakta ve çabamıza eşsiz bir anlam katmaktadır." şeklinde konuştu.

Terörün sadece silahlı ve vahşi bir tablodan ibaret olmadığını, her alanda bir terör olabileceğine dikkati çeken Sula, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugün subliminal filmlerde verilen mesajlar… Medya öyle büyük bir güç ki… terör ve istihbarat kökenli biri olarak, bunun propagandasını yapmak, eylemini yapmaktan binlerce kat daha güçlü. O yüzden, bu mesajlarla her şeyin üzerinden bir şeyi terörize edip, toplumda korku kültürü oluşturduğun zaman zaten bu eylem amacından fazlasına ulaşmış demektir. Bu sebeple medya çok önemli."

– "15 Temmuz medyanın özgürlüğüyle"

UMED Genel Başkan Yardımcısı gazeteci-yazar Kemal Gümüş, medyanın doğru mecralarda ve doğru kişilerin elinde olmasının hayati önem taşıdığını belirterek, "Yıllarca Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) bizi medyayla manipüle etti, uyuttu, dejenere etti. 37 ülke gezdim ve bu ülkelerin tamamı kriz ortamları. Uluslararası medya gücünü kontrol ederek yön verebildikleri zaman sizin burada yapacağınız destansı çalışmalar bile bir önem arz etmiyor olabilir. Çünkü dünya kanunu bu şekilde, çok rahat bir şekilde kandırabiliyorlar. O yüzden medya çok önemli." diye konuştu.

Gazeteci Kenan Kıran ise sanatın önemli olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Özgür medya olsaydı 27 Mayıs askeri darbesi olmazdı. Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan idam edilmezdi. Çünkü medya karşı çıkardı. 1971 Muhtırası olmazdı. 12 Eylül darbesi gerçekleşmezdi, siyasi partiler kapatılmazdı. Özgür medya olduğu için bence 15 Temmuz darbe girişimi darbeciler tarafından başarılı olamadı. Medya önemli, medyanın bağımsızlığı şu an Türkiye'de sonuna kadar en özgür şekilde ifade edildiğini düşünüyorum. 15 Temmuz nasıl başarılı oldu? Medyanın özgürlüğüyle. Hürriyet'i, Sabah'ı, Milliyet'i ve ulusal merkez televizyonları darbeye destek olsaydı belki biz şu an cezaevindeydik."

Panele, Polis Başmüfettişi ve Adile Sadullah Mermerci Polis Meslek Yüksek Okulu (PMYO) Müdürü Haydar Karsavuranoğlu,
Avukat Şükran İnce ve polis akademisi öğrencileri katıldı.

UMED Medya Akademisinin 8'inci dönemi başladı

ANKARA (AA) – Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) ile Kahramankazan Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen 8. UMED Medya Akademisi'nde dersler başladı.

UMED'den yapılan yazılı açıklamaya göre, Akademinin 8'inci dönemi UMED ile Kahramankazan Belediyesince gerçekleştirildi.

Akademinin 8'inci döneminin ilk dersi Anadolu Ajansı Muhabiri Özcan Yıldırım tarafından verildi. Haber ajanslarının çalışma biçimiyle ilgili bilgiler paylaşan Yıldırım, televizyon muhabirliği ile gazete muhabirliği arasındaki farkları anlattı.

İkinci dersi veren Yönetmen ve Yaşam Koçu Sima Güleser Polat, interaktif bir yöntemle işlediği derste etkin dinlemenin basamaklarından bahsederek, soru-cevap ile öğrencilerin derse aktif katılımını sağladı.

Ankara Büyükşehir Belediyesi Haber Merkezi Müdürü Petek Us Gülbitti tarafından da öğrencilere basın müşavirliği ve televizyon haberciliğiyle ilgili konular anlatıldı. Akademinin hafta sonu bölümü TRT Spor Yayın Şefi Sertan Türkyılmaz'ın "Haber Kurgusu" eğitimiyle devam etti.

– 58 öğrenci mezun olacak

UMED Başkanı Aslan Değirmenci, akademiye destek veren Kahraman Kazan Belediye Başkanı Lokman Ertürk'e teşekkür etti.

UMED Medya Akademisinin önemli bir misyona sahip olduğunu belirten Değirmenci, "Ücretsiz düzenlediğimiz eğitim programımız alanında marka olmaya doğru gidiyor. Her yıl daha fazla gencimizin bu programa katılması bizi mutlu ediyor. Eğitimlerde başarı gösteren genç iletişimcilere istihdam imkanı sağlıyoruz." ifadelerini kullandı.

Akademinin Koordinatörü Derya Budak da eğitim programlarının amacının yeni nesil iletişimciler yetiştirmek olduğunu aktararak, akademiden 58 öğrencinin mezun olacağını, derslere katılım sağlayan öğrencilerin sertifika almaya hak kazanacağını vurguladı.

Diyarbakır'da Medya Okulu mezunları sertifikalarını aldı 

DİYARBAKIR (AA) – Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) iş birliğiyle yeni nesil iletişimciler yetiştirilmesi amacıyla açılan Medya Okulu'nda, eğitimlerini tamamlayan gençlere sertifikaları törenle verildi.

Merkez Yenişehir ilçesindeki Sümerpark Resepsiyon Salonu'nda düzenlenen törende konuşan Vali Vekili Ahmet Naci Helvacı, Diyarbakır ile ilgili algının giderilmesinde medyanın çok önemli rolü bulunduğunu belirtti.

Diyarbakır'ın çok güzel bir kent olduğunu ancak bu yönüyle yeterince bilinmediğini ifade eden Helvacı, "Medyada tanıtmak lazım. Burada teröre karşı devletin çok net bir duruşu var. Hamdolsun bu duruş sonuç alıyor. Medya ne kadar özgür olursa ülkemiz ve yöremiz için faydalıdır." dedi.

Anadolu Ajansı (AA) Genel Müdür Yardımcısı ve Genel Yayın Yönetmeni Metin Mutanoğlu, gazetecilik mesleğini, doktorluk, öğretmenlik gibi kutsal bir meslek olarak gördüğünü söyledi.

Doktorların insanların hayatlarını kurtardığına, öğretmenlerin çocukları bilgiyle donatıp, insanlığa kazandırdığına işaret eden Mutanoğlu, "Gazeteci, gerçeğin peşinde koşan, insanlara gerçeği ulaştıran, özellikle son dönemde sosyal medyanın yoğunluklu olarak ortaya çıkmasından sonra gerçeği bütün bu bilgi çöplüğü içerisinde bulup, ayıklayıp insanlara sunan kişidir." diye konuştu.

Bilgi, teknoloji ve iletişim çağı denilen bu dönemde bilginin çok önemli olduğunu, uluslararası ya da yerel politikaların bilgi üzerine şekillendirildiğini dile getiren Mutanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Devletler politikalarını bu bilgiler üzerine sunuyor. Bugün geldiğimiz noktada, devletler, bilgi üzerine kendi politikalarını uyguluyor. Biz bunu Anadolu Ajansı'nda çok net olarak görüyoruz. Anadolu Ajansı, Türkiye'de güvenilir haberin merkezi. Daha doğrusu Türkiye'de haberin ana kaynağı. Anadolu Ajansı, bundan yaklaşık 7-8 yıl öncesine kadar uluslararası haberlerini tercüme vasıtasıyla alıyordu. Bugün ise dünyanın 90'ı aşkın ülkesinde Türkiye'den gönderdiğimiz arkadaşlarımız haber takibi yapıyor. Şu an yurt dışında 41 ülkede Anadolu Ajansı'nın bürosu bulunuyor. Örneğin Amerikan Savunma Bakanlığı'nda çok az ülkenin, çok az medya kuruluşunun yeri vardır. Bunlardan biri de Anadolu Ajansı. Pentagon'da özel kendi yerimiz ve kendi muhabirlerimiz var. Neden bunu söylüyorum; çünkü Türk ABD ilişkilerinde çok kritik bir dönem yaşıyoruz. ABD tarafının ne dediğini, hangi olay hakkında ne konuştuğunu, medyanın ne yazdığını bizim oradaki muhabirlerimiz Türkçeye ve Türkiye'ye kazandırıyor."

– "Medya üzerinden algı operasyonları"

Mutanoğlu, haberciliğin aynı zamanda toplumların yönlendirilmesinde, ülke politikalarının belirlenmesinde de çok etkili olduğunu ifade ederek, "Maalesef son dönemlerde özellikle Ortadoğu bölgesinde ve bizim yakınında olduğumuz bu bölgelerde, rejim ve sistem değişiklikleri ve toplumsal değişimlerle medyanın kullanımı da çok farklı bir noktaya geldi. Mesela batı medyasında bunu biraz daha az görüyoruz. Ama bölgemizde haberi bir silah olarak kullanmak, haberi bir mevzi bir manevra için kullanmak artık çok yaygınlaşmış durumda. Bu hakikaten bu mesleğe gönül vermiş, hayatını bu meslek üzerine kurgulamış bizleri üzüyor. Özellikle medya üzerinden algı operasyonlarının yürütüldüğü bir süreç yaşıyoruz maalesef." şeklinde konuştu.

Algı operasyonlarının geleneksel medya denilen bu medya üzerine yürütüldüğüne dikkati çeken Mutanoğlu, şöyle konuştu:

"Malumunuz şu an Suriye'de İdlib meselesi çok önemli. İdlib'in etrafı, Suriye rejimi Ruslar ve İranlılar tarafından kuşatılmış durumda. Son bir aydır Rus ve İran medyasında, İran yetkililerinin ağzında, Suriye rejiminin ağzında, Suriye'de beyaz baretliler denilen bir grup var. Enkaz altındaki insanların kurtarılmasında sivil bir inisiyatif olarak ortaya çıktılar. Bu beyaz baretliler iki sene önce Nobel Barış Ödülü aldılar, yapmış oldukları çalışmalardan dolayı. Haklarında üniversitelerde kürsüler açıldı, tezler yazıldı, belgeseller çekildi. Beyaz baretliler hakkında bir tezvirat başlatıldı. Ruslar ve Suriye rejimi, beyaz baretlilerin kimyasal kullanacağını söylüyor. Normalde hiç böyle bir şey olmuş değil. Ama bir takım karalamalar üzerinden bunu geleneksel medya üzerinden veriyorlar. Algı operasyonlarının temel bir faydası vardır. Çıkarları kazanmak ve korumak. Bu çıkarlar politik, ekonomik yada ideolojik olabilir. Bunlar için bir takım şeyleri alet ediyorsunuz. Burada en çok kullanılan şey toplumları etkilediği için medya."

– "Yapmamız gereken hakkaniyet ve doğruluktan ayrılmamak"

Medyadaki algı operasyonuna yönelik bazı örnekler veren Mutanoğlu, "Zeytin Dalı, Afrin ve çukur olaylarında bir fotoğrafı alıp, 'Türk askerleri çocukları öldürdü' gibi şeyler yazıldı. Zeytin Dalı Harekatı başladığı ilk gün, yalan fotoğraflar sosyal medyadan servis edilmeye başlandı. Bunların yüzde 90'ı Suriye rejiminin oradaki sivil halka karşı uygulamış olduğu işkencelerin ve katliamların fotoğraflarıydı." ifadelerini kullandı.

Göz önünde cereyan eden gerçeklere rağmen bir tezvirat yürütüldüğünü aktaran Mutanoğlu, bunların sosyal medya üzerinden birtakım sahte videolarla yapıldığını vurguladı.

Mutanoğlu, "Peki ne yapmak lazım? Yapmamız gereken şey, hakkaniyet ve doğruluktan ayrılmamak. Bunun üçüncü bir yöntemi yok. Gayri meşru yollarla, meşru hedeflere ulaşılamaz. Kullandığınız yolla tezvirat ve algı operasyonları yapıyorsanız bir yere kadar gidersiniz. Bize gerçekleri haykıracak, gerçeklerin yanında yer alacak, doğru soruları soracak, dünyaya açık, aydın görüşlü yeni bir gazeteci nesli gerekiyor. Bunun da bu tür eğitimlerle yetiştiğini görüyoruz. Bundan dolayı çok mutluyuz. Emeği geçenlere çok teşekkür ediyorum." diye konuştu.

– "Gençler bizim umudumuz ve geleceğimiz"

AK Parti Siyasi ve Hukuk İşleri Başkan Yardımcısı Zeynep Alkış, sertifika alacak katılımcılara başarı diledi.

Gençlerin hak ve hakkaniyetle mesleklerini en iyi şekilde yapacaklarına canı gönülden inandığını ifade eden Alkış, şunları kaydetti:

"Gençler bizim umudumuz ve geleceğimiz. Gençler umudun, sevginin, aydınlığın temsilcileri. Gençlerin gözündeki ışığa ve umuda şahit olmak, bizleri yüreklendiriyor. Bizleri yüreklendiren gençliğe selam olsun. İnşallah şimdi sıra gençliğin ruhunu ve dinamizmini medyamıza katmak ve medya anlamında onları güçlü kılmakta. Çünkü emperyalizmin bir istila gücü olarak kullandığı medyada, yeni nesil iletişimci arkadaşlarımızın, onların kirli oyunlarını bozup temiz sayfalar açacaklarına inanıyorum."

– "Terör hedefine ulaşamadı"

UMED Başkanı Aslan Değirmenci ise terör örgütü PKK'nın, bölgenin gelişmemesi için yapılan hizmetlere engel olduğunu dile getirerek, bugüne kadar 100'ü aşkın öğretmenin teröristlerce katledildiğini belirtti.

Terör örgütünün, okul boykotlarıyla bölgedeki il ve ilçelerde eğitimi sekteye uğratmayı denediğini, 6-8 Ekim olaylarında okulların yakıldığını aktaran Değirmenci, 123 bin 98 öğrencinin eğitim hakkının gasp edildiğini, telafi eğitimleri ve çocukların başka okullara nakledilmesiyle mağduriyetin büyümeden engellendiğini kaydetti.

"Terör hedefine ulaşamadı. Bölge halkımız direndi, devlet üzerine düşeni yaptı, örgüt yalnızlaştı." diyen Değirmenci, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Terör neden eğitimi hedef aldı? Çünkü terör, sorgulayan nesil istemiyor. O zaman sorgulatacağız, sorgulayacağız.
Terör, düşünen ve üreten gençlik istemiyor, o zaman düşüneceğiz ve üreteceğiz. Eğitimli, ilim ve bilimle barışık, onurlu ve duyarlı gençlik bizi yarınlara taşıyacak. Bunu başarabilirsek yarınlarımız karanlık değil, aydınlık olacak."

Düzenledikleri medya okuluna sağlanan katılımın kendilerini memnun ettiğini, medyanın görevlerini, işlevlerini, ilkelerini, etkilerini genç iletişimcilere anlattıklarına işaret eden Değirmenci, donanımlı yeni nesil iletişimciler yetiştirilmesine katkı sunmak için yaptıkları çalışmaya destek sunanlara teşekkür etti.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ercan Bircan, belediye olarak kentin fiziki, sosyal, ekonomik ve kültürel yönden gelişmesi için çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Diyarbakır'ın çağdaş, yaşanabilir, temiz bir şehir olması için çalıştıklarını dile getiren Bircan, "Temel hizmetlerin yanı sıra sosyal belediyecilik anlayışıyla vatandaşlara eğitim, kültür, sanat ve sportif alanda da hizmetler sunmaktayız. Bu kapsamda yeni nesil iletişimciler yetiştirmek için destek sunduğumuz eğitimleri başarıyla tamamlayan katılımcılara sertifika vermenin mutluluğunu yaşıyoruz." şeklinde konuştu.

TRT Diyarbakır Bölge Müdürü Hamit Yaz da, kursun düzenlemesine destek sunan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve UMED'e teşekkür ederek, katılımcılara başarı diledi.

Konuşmaların ardından eğitimi başarıyla tamamlayan 60 katılımcıya sertifikaları verildi.

Törene, AK Parti İl Başkanı Süleyman Serdar Budak, AA Diyarbakır Bölge Müdürü Erdem Gültekin, kamu kurumlarının temsilcileri katıldı.

Tören, gençlerle hatıra fotoğraf çektirilmesinin ardından sona erdi.

“Sahada olduğu gibi sanalda da verdikleri kirli mücadeleyi kaybettiler”

SİİRT (AA) – Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) Başkanı Aslan Değirmenci, terör örgütü mensupları ile yandaşlarının Zeytin Dalı Harekatı'na karşı kara propaganda ürünü fotoğraflar üzerinden yürüttükleri dezenformasyon faaliyetlerine ilişkin, "Dezenformasyon amaçlı tüm fotoğrafların bugün yürütülen Zeytin Dalı Harekatı'nda değil, Türkiye dışında farklı ülkelerde ve farklı zaman dilimlerinde terör saldırıları ya da diğer bazı olaylar sonrası çekilmiş, bazılarına eklemeler yapılmış kareler olduğu Anadolu Ajansı ile Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından gözler önüne serilince sahada olduğu gibi sanalda da verdikleri kirli mücadeleyi kaybettiler." dedi.

Değirmenci, Genç Memur-Sen ve Siirt Üniversitesi (SİÜ) Akademik Düşünce Eğitim ve Medeniyet (ADEM) Topluluğunca, SİÜ Kezer Yerleşkesi'ndeki konferans salonunda düzenlenen "Medya ve Algı Yönetimi Paneli"nde, kaos ortamına zemin hazırlamak için kullanılan medyanın silahının "yalan haber yapmak" ve "bilgi kirliliği üretmek" olduğuna dikkati çekti.

Bu tür medya organlarından dürüst ve doğru iletişim beklemenin mümkün olmadığını vurgulayan Değirmenci, "Ancak hepimize düşen görev, bir haberin doğruluğunu araştırmadan, kaynağına bakmadan, amacını düşünmeden inanmamak, sosyal medyada paylaşarak yayılmasına destek vermemektir." dedi.

Örneklerle medyanın gerçekleştirdiği manipülasyonlara işaret eden Değirmenci, şöyle konuştu:

"Sosyal medyada yayılan yalan haber bir anda infiale sebep olabiliyor. Anında milyonlarca kişiye ulaşarak gerçek perdeleniyor, ülkeyi yönetilemez hale getirmek isteyenlerin amacına hizmet ediyor. Yalan haber milyonlarca kişiye ulaştıktan sonra doğrusunu anlatmak bazen çok uzun bir zaman alabiliyor."

MİT tırlarına yönelik haberleri anımsatan Değirmenci, bunların birer haber değil, psikolojik harp faaliyeti olduğunu anlattı.

Değirmenci, bu haberlerin devleti ve hükümeti ortadan kaldırmak ve Türkiye'yi dünyaya yargılatmak için yaptırıldığına dikkati çekerek, "Kaldı ki gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklamak, gizli kalması gereken bilgileri temin etmek, basın özgürlüğü değil, bizzat basın özgürlüğü maskesi altında ihanettir. Bu ihanet ile karşı karşıya kaldık. Şimdi bu ihanete yargı önünde hesap soruluyor." diye konuştu.

12 Eylül ve 28 Şubat'a ilişkin darbe davalarında darbenin medya ayağına mercek tutulmadığını savunan Değirmenci, kendisini imtiyazlı sayan sözde gazetecilerin Gezi olayları, 7 Şubat MİT krizi, 17/25 Aralık küresel operasyonunda yeniden algı operasyonlarıyla karşılarına çıktıklarını belirtti.

"12 Eylül ve 28 Şubat sürecinde cuntaya psikolojik harekat desteği veren medya, FETÖ ile omuz omuza vererek ulusal ve uluslararası arenada psikolojik harp merkezlerinde üretilen haberlerle milli iradenin tecellisini engellemeye yeltendiler, ulusal güvenliği tehdit ettiler. " diyen Değirmenci, manipülasyon, fitne ve fesat ile önce yürekleri, sonra da yeryüzünü kirletmeye çalıştıklarını söyledi.

– "Şiddet, kaos ve kargaşadan yana olanlar dezenformasyon için düğmeye bastı"

Değirmenci, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Afrin'de yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatı'nı sosyal medyadan karalamak için farklı yer ve zamanlarda çekilen fotoğraflara işaret etti.

Sosyal medya üzerinden algı operasyonu ile PYD'nin meşrulaştırılmaya çalışıldığını vurgulayan Değirmenci, şunları kaydetti:

"Türkiye, barış ve huzur için Zeytin Dalı Harekatı'nı devam ettirirken şiddet, kaos ve kargaşadan yana olanlar, dezenformasyon için düğmeye bastı. Toplumu etki altına almak, Türkiye'nin iradesini sorgulamak için en sinsi propaganda türü olan gri propagandayı devreye soktular."

– "Sahada olduğu gibi sanalda da verdikleri kirli mücadeleyi kaybettiler"

Değirmenci, Türkiye'nin iradesini sorgulama amacıyla özellikle sosyal medyada "yalan, ajite etme, acı yarıştırma, yok sayma" üzerine inşa edilen materyallere dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dezenformasyon amaçlı tüm fotoğrafların bugün yürütülen Zeytin Dalı Harekatı'nda değil, Türkiye dışında farklı ülkelerde ve farklı zaman dilimlerinde terör saldırıları ya da diğer bazı olaylar sonrası çekilmiş, bazılarına eklemeler yapılmış kareler olduğu Anadolu Ajansı ile Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü tarafından gözler önüne serilince sahada olduğu gibi sanalda da verdikleri kirli mücadeleyi kaybettiler."

– "Örgüt, Afrin'i militan devşirmek adına önemli bir kaynak olarak görüyor"

Değirmenci, Zeytin Dalı Harekatı'nda da önceliğin güvenlik olduğu kadar bölgede kalıcı barışı temin etmek ve huzuru sağlamak olduğunu hatırlattı.

PYD/PKK'nın Afrin bölgesini Akdeniz'e sıçrama tahtası olarak gördüğünü anlatan Değirmenci, bu amaçla Afrin'den Türkiye'ye Amanos Dağları üzerinden ikmal hattı kurarak militan ve silah sevkiyatı yapmaya çalıştıklarını belirtti.

Değirmenci, TSK ve emniyet güçlerinin şu ana kadar Afrin'den bölgeye geçiş yapan 50'den fazla teröristi etkisiz hale getirdiğini kaydederek, şu bilgileri verdi:

"Örgüt, Afrin'i militan devşirmek adına önemli bir kaynak olarak da görmekte. 'Öz Savunma Gücü' adı altında 16 ve 18 yaş arasındaki çocukları zorla silah altına almaktadır. Bölgede yine örgütün kurduğu çok sayıda askeri eğitim kampı bulunmakta, zorla silah altına alınan çocuk ve gençler buralarda eğitime tabi tutulmaktadır."

Değirmenci, konuşmasını şöyle tamamladı:

"PYD ve ABD'nin oyununu bozmakla beraber Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve terör unsurlarının tam olarak etkisiz hale getirilmesini amaçlıyor. Türkiye, tüm kurumlarıyla din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin sivilleri terörün zulmünden kurtarmak için çaba sarf ediyor."