Urartu

Arpaçay Barajı'nda su seviyesinin düşmesiyle Urartu mezarlığı ortaya çıktı – KARS

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Mezarlıklardan görüntüler
– Mezarlıktan çıkan kemiklerin görüntüleri
– Kültürel Miras Uzmanı ve Tarihçi Faruk Torunoğlu ile röportaj
Arpaçay Barajı'nda su seviyesinin düşmesiyle Urartu mezarlığı ortaya çıktı
KARS (AA) – Kars'ın Türkiye-Ermenistan sınırında bulunan Arpaçay Barajı'nda su seviyesinin düşmesiyle Urartular dönemine ait olduğu belirtilen tarihi mezarlık ile insan kemikleri ortaya çıktı.

Taşkın koruma ve sulama amacıyla bölgeye hizmet veren Akkaya ilçesi sınırlarındaki barajın 1983 yılında su tutmasıyla daha önce söz konusu mezarlık alan üzerinde bulunan Aslanhane köyü risk nedeniyle yüksek yere taşınmıştı.

Kars Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünce, Aslanhane köyünün farklı bir noktaya konumlandırılmasının ardından yapılan çalışmalar sonucunda 2015 yılında tescillenen alanda, su seviyesinin düşmesiyle mezarlık ile insan kemikleri toprak üstüne çıktı.

Kültürel Miras Uzmanı ve Tarihçi Faruk Torunoğlu, Akyaka ve Arpaçay bölgesinin geniş bir tarihe sahip olduğunu belirtti.

Torunoğlu, şöyle konuştu:

“Köylülerin de bölgede genel olarak Urartular'ın yaşadığını söylediğini düşünürsek, Urartulardan kalması muhtemel ama yine de bununla ilgili çalışmalar devam ediyor. Mezar taşları ve insan kemikleri incelendiğinde kesin bir sonuç çıkacaktır. Geçmişte baraj sularının çekilmesiyle Kara Köprü'nün gün yüzüne çıktığını biliyoruz. Bölge, geniş bir tarihe sahip olduğu için, baraj sularının çekilmesiyle bazı tarihi yerler de gün yüzüne çıkıyor. Bölge genel olarak koruma altındadır ve gerekli önlemler alınıyor.”

Aslanhane köyü eski muhtarı Celal Kılıç ise mezarlığın bulunduğu alanın eskiden köy yerleşimi olduğunu ifade ederek, “Arpaçay Barajı'nın yapılmasıyla evlerimiz daha yukarıya taşındı. Ardından bu alanda bir mezarlık olduğunu öğrendik. Yaptığımız müracaat sonucunda buranın Urartu medeniyetine ait bir mezarlık olduğu söylendi. Bölgede daha önce Urartuların yaşadığı biliniyor. Su debisinin düşmesiyle insan kemikleri toprağın üstüne çıktı.” ifadesini kullandı.

Harput Kalesi'nde 2019 kazı sezonu bitti

ELAZIĞ (AA) – Elazığ'da, Urartu Krallığı tarafından yapılan, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi farklı medeniyetlerden izleri barındıran Harput Kalesi'nde 2019 yılı kazı sezonu tamamlandı.

Harput Kalesi'ndeki kazı bu yıl Sarayönü olarak adlandırılan bölüm ile 5 bin metrekarelik alanda yürütülen çalışma ile sona erdi. Tarihi yerleşim alanlarının ortaya çıkarıldığı, 4 bin 800 civarında objenin bulunduğu arkeolojik çalışmalar, atölye çalışmaları ile devam edecek.

Kazı Başkanı Prof. Dr. İsmail Aytaç, yaptığı açıklamada, bu yıl kazı çalışmalarında daha çok ortaya çıkarılan tarihi yerleşim alanlarındaki mevcut duvarların ve mimari yapıların korunmasına yönelik konservasyon çalışması yürüttüklerini belirtti. Taş düşmelerinin yaşandığı bölümlerde gerekli korumaları sağladıklarını ifade eden Aytaç, şöyle konuştu:

"Bu sezon 4 bin 800 civarında insan elinden çıkmış, çoğunluğu amorf olmak üzere buluntu elde edildi. Bunların içerisinde etütlük, müzelik ve envanterlik örneklerimiz de bulunmakta. En çok da seramik, çanak, çömlek ve mutfak eşyaları bulundu. Bunların dışında metal ok uçları, bazı kemik objeler, düğmeler, askeri üniformaların apoletleri, cam bilezik örnekleri ve bakır sikkeler ortaya çıkarıldı."

Aytaç, saray bölümünün iki katlı olduğunun geçen yıl tespit edildiğini dile getirerek "Diğer mekanlara da inildi. Zemine kadar indiğimizde doğal kütleden batı yönünde surların oturduğu alan da tespit edilmiş oldu. Elde ettiğimiz bilgileri bilim dünyasına aktarmak, sonra bunları belgesellere dönüştürmek ve kazı çalışması tamamlanan bölümleri restore ederek turizme kazandırmayı hedefliyoruz." dedi.

– "Harput'un dünyadaki bilinirliğini arttıracağız"

"Harput 2018 yılında UNESCO yedek listesine alınmıştı, yeni sezonda asıl listeye alınması için çalışmalarımıza yeniden hız vereceğiz." ifadesini kullanan Aytaç, bu kapsamda 25 kişilik uzman ekiple çalışmaları aralıksız sürdüklerini dile getirdi.

Yeni sezona kadar atölye çalışmalarının devam edeceğine işaret eden Aytaç, "Bu konuda bir alan yönetimi kurmaya gayret göstereceğiz. Böylece Harput'un dünyadaki bilinirliğini artırmaya çalışacağız. Elazığ'ın markası olan Harput bir kültür havzasını ifade ediyor ve bunun merkezini de kalemiz oluşturmakta. Kaleyle ilgili restorasyon projeleri ve bunların önümüzdeki yıl uygulanmasına gayret edeceğiz." şeklinde konuştu.

Aytaç, restorasyon çalışmalarının tamamlanmasıyla Harput Kalesi'nin gelecek yıllarda ziyaretçilerden daha fazla ilgi göreceğine inandıklarını kaydetti.

'Urartu aristokratları'nın yaşadığı yapılar ayağa kaldırıldı

VAN (aa) – Van’da, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle yürütülen çalışmalarda, başta Urartu dönemine ait olmak üzere önemli bulgular gün yüzüne çıkarıldı.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erkan Konyar başkanlığında, antropolog, arkeolog, sanat tarihçisi ve restoratörlerden oluşan 50 kişilik ekiple yürütülen kazı çalışmalarında bu yıl sona gelindi.

Kalenin kuzeyinde yer alan 1,5 kilometre uzunluğunda ve 500 metre genişliğindeki höyük alanında yürütülen kazılar sırasında ortaya çıkarılan, Urartu aristokrat kesiminin yaşadığı değerlendirilen yapılar, yeniden inşa edildi.

Orijinaline uygun olarak kerpiçlerle yeniden ayağa kaldırılan Urartuların en büyük yerleşim yeri, yürütülecek bazı çalışmaların ardından turizme kazandırılacak.

“Van bölgenin metropollerinden biriydi”

Doç. Dr. Konyar, AA muhabirine, altyapı sistemleri, oda boyutları, genel plan anlayışı ve metrekarelerindeki standartların, buradaki yapıların devlet eliyle yapıldığını gösterdiğini söyledi.

Yapıların düzgün ve standart inşa edildiğini anlatan Konyar, şu bilgileri verdi:

“Bu yapılar o dönemin vatandaşları tarafından yapılmış olsaydı, çok daha karmaşık bir yapılanma görecektik. Ancak burada standart planlı, 450-500 metrekare alana yayılan, 12 oda, orta salonlar ve bu salonlarla ilişkili tandır evleri, atölyeler ve kilerler var. Burası çok büyük bir alan. Van, bundan 2 bin 700 yıl önce de sivil yerleşme noktasında bölgenin metropollerinden biriydi. Bazı bilim adamları o tarihte Van’da 50 bin kişinin yaşadığını söylüyor.”

“Burada aristokratların yaşadığına dair birçok şey var”

Höyükte devlet tarafından bir sivil yerleşme modelinin uygulandığını ifade eden Konyar, Urartuların tek kompleks şeklinde büyük yapılar inşa ettiklerini belirtti.

Bu alanın kamusal bir bölge olarak kullanıldığını değerlendirdiklerini kaydeden Konyar, “Burada Urartu aristokratlarının yaşadığına dair birçok şey var. Çivi sayılı tabletler, birçok mühür, kemer parçaları, tunçtan bilezikler, boya bezemeli alanlar bulundu. 100 metrekareyi bulan tek sütunlu salonlar ortaya çıkarıldı. Bütün bunlar, burada yaşayanların katip ya da aristokrat olduğunu gösteriyor.” diye konuştu.

“Orijinal dokuya zarar vermeden yaptık”

Konyar, orijinaline uygun inşa edilen yapıların turizme hizmet edeceğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“İlk aşamada pasif koruma uygulamaları ürettik. Pasif uygulamayı orijinal dokuya zarar vermeden yaptık. Orijinal doku ile yeni arasında net bir fark bıraktık. İki türlü kerpiç kullandık. Urartuların kullandığı 50 santimetre genişliğinde, 50 santimetre uzunluğunda kerpiçler kullandık. Eski ile yeni arasındaki farkın anlaşılması için de 25 santimetre boyunda kerpiçler kullandık.”

3 bin yıllık kanal turizme kazandırılacak

VAN (AA) – Urartu Krallığı döneminde yapılan ve dünya su mühendisliği harikası olarak kabul edilen 51 kilometre uzunluğundaki 3 bin yıllık Şamran Sulama Kanalının, turizme kazandırılması amacıyla çalışma başlatıldı.

Urartu Kralı Menua tarafından Van'ın Gürpınar ilçesinden kent merkezine su getirmek için 3 bin yıl önce yaptırılan Şamran kanalı, günümüzde de varlığını koruyan ve halen kullanılan en önemli Urartu mimarileri arasında bulunuyor.

Edremit Belediyesi tarafından hazırlanan "Urartu Gelişim Koridoru" projesiyle tarihin en eski sulama kanalı olarak bilinen Şamran kanalı boyunca devam eden toprak yolun, bisiklet turları ve çeşitli etkinliklerde kullanılarak turizme kazandırılması amaçlanıyor.

Edremit Belediye Başkanı İsmail Say, gazetecilere yaptığı yazılı açıklamada, tarihi kanalın geçtiği yol güzergahının turizme kazandırılması için "Urartu Gelişim Koridoru" projesi hazırladıklarını söyledi.

Say, Anadolu ve dünya su mühendisliği harikası olduğu belirtilen 51 kilometre uzunluğundaki Menua (Şamran) Sulama Kanalı'nın, Edremit ilçesinden geçen 18 kilometrelik hattı için yürüyüş yolları planladıklarını belirterek, "Burada park, kamp ve dinlenme yerleri olmak üzere parkurlar planladık. Bisikletle gidebileceğiniz ve yürüyebileceğiniz alanlar oluşturduk. Bu anlamda insanlarımız hem o 3 bin yıllık tarihi yaşayacak hem de spor yapacaklar. Bu projemiz iç ve dış turizme katkı sunacak." dedi.

Türkiye'deki ilk yürüyüş rotasının Likya Yolu olduğunu ifade eden Say, hazırladıkları projenin hayata geçmesiyle Türkiye'de ikincisini Van'a ve bölgeye kazandırmış olacaklarını kaydetti.

Say, Urartu medeniyetinin, tüm dünyada bilinen bir medeniyet olduğuna işaret ederek, şunları söyledi:

"Van da bu medeniyetin başkentliğini yapmış bir şehir. Edremit ise Urartuların çok yoğun kullandığı ve önemli eserlerini inşa ettikleri merkezlerden biri. En önemli eseri de Şamran Sulama Kanalı. Biz de bu önemli eserin geçtiği yolun turizme kazandırılması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu projemiz sadece ulusal değil, uluslararası alanda büyük bir ses getirerek, turizme katkı sunacaktır."