Uyku Apnesi

'Evde kal' sürecinde alınan kilolar uyku apnesini de tetikliyor

İSTANBUL (AA) – Doç. Dr. Yavuz Selim Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, koronavirüs salgını nedeniyle zorunlu olarak evde kalan ve evden çalışan birçok kişide bu sürede belirgin kilo artışı görüldüğünü anlattı.

Fazla kiloların beraberinde bazı hastalıkları da getirdiğini ifade eden Yıldırım, şöyle konuştu:

“Evde hareketsiz kalmak, virüs kaygısı nedeniyle sürekli yemek yeme isteği, evde stok yapılan gıdaların sürekli el altında olması ve tüketilmesi gerektiği psikolojisiyle bu dönmede kilolar arttı. Kilo birçok hastalığı da beraberinde getiriyor. Hipertansiyon, kan şekerinin bozulması, kolesterol ve yağların artışı, damar hastalıkları, kalp hastalıkları, uyku apnesi, strok ve karaciğer yağlanması belli başlı olanlardandır.”

“Uyku apnesi olanlar çabuk kızar”

Kilonun beraberinde getirdiği hastalıklar arasında uyku apnesinin öne çıktığına değinen Yıldırım, bu hastalıkta uyku sırasında solunumun durduğunu anlattı. Uyku sırasında hastaların boğulma tarzında belirtiler yaşayarak uyanabileceklerine işaret eden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu sürede hastaların oksijen seviyeleri düşer, vücut fonksiyonları yavaşlar ve uyku bozularak kişi uyanır. Uyandıktan bir süre sonra tekrar uykuya dalar ancak tekrar tıkanır bu döngü gece boyu sürekli devam eder. Bu şekilde sabah kalkmakta zorlanırlar, konsantrasyon güçlüğü yaşarlar, baş ağrısı, ağız kuruluğu çekerler, gün içerisinde uykuya meyilli olurlar ve uyku apnesi olanlar etraflarına çabucak kızarlar.”

Yıldırım, uyku apnesinin kilolu kişilerde ve kulak burun boğaz problemi olanlarda daha fazla görüldüğüne dikkati çekti. Nefes kesilmesi sonucunda kalp krizi ve felç riskinin önemli oranda arttığını vurgulayan Yıldırım, “Burun ve boğaz problemlerinin ameliyat ile giderilmesiyle uyku apnesi düzeltilebilmektedir. Ameliyattan fayda görmeyecek hastalar ise gece uykularında ağza buruna takılan CPAP ile bu sorundan kurtulabilmektedir.” diye konuştu.

Uyuyabilmek için laboratuvara geliyorlar

ADANA (AA) – Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı'ndaki uyku laboratuvarı, "uykusuz geceler"in çaresini arıyor.

Geceleri sık sık uyanan, nefesleri duran, oksijensiz kalarak kaliteli uyku uyuyamayan, uyku apnesi yaşayan kişiler, rahatsızlıklarının teşhisi için uyku laboratuvarının yolunu tutuyor. İki yataklı uyku laboratuvarı, uyku apnesinin tedavisi için hastaları, ses izolasyonlu özel odalarda uyutarak izlemeye alıyor. Tedavi için gelen hastalar, geceyi, kamerayla izlenen laboratuvarda, vücutlarına takılan kablolarla uyuyarak geçiriyor.

ÇÜ Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sedat Kuleci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uyku apnesinin toplumda farkındalığı artan, oldukça sık görülmeye başlanan bir solunum sistemi rahatsızlığı olduğunu söyledi.

Bu hastalığın en önemli özelliğinin, kişilerin uyku sırasında nefeslerinin durması ve buna bağlı olarak uykularının bölünmesi olduğunu dile getiren Kuleci, vücudun oksijensiz kalmasıyla bütün organ sistemlerinin kötü etkilendiğini kaydetti.

Hastanedeki Göğüs Hastalıkları ve Nöroloji Anabilim Dalları'nda ikişer yataklı olmak üzere iki dört uyku laboratuvarının bulunduğunu vurgulayan Kuleci, "Hastaneye başvuran hastalarımıza, çeşitli tetkiklerin ardından uyku laboratuvarı için gün veriliyor. Laboratuvarda hastaya çeşitli sensörler içeren kablolar bağlanıyor ve gece boyunca teknisyen kontrolünde uyutuluyor. Kamerayla da kayıt yapılan odada, uyku sırasında elde edilen kayıtlar incelenerek kişide gerçekten uyku apnesi sendromu var mı, varsa şiddeti ve yoğunluğu nedir, hesaplanarak hastalığın tanısı konuluyor. Daha sonra da hastaya uygun bir solunum cihazı verilerek uyku sırasında solunumun rahat bir şekilde sürdürülmesi amaçlanıyor." diye konuştu.

– "Bazı apneler 60 saniyeyi aşıyor"

Kuleci, yaptıkları kayıtlarda, her biri en az 10 saniye süren, saat başına onlarca solunum durması gözlendiğini ve bazı apnelerin de 60 saniyeyi aştığını kaydetti.

Solunumun uyku sırasında sürekli durmasının, büyük sıkıntı yarattığını ifade eden Kuleci, şöyle devam etti:

"Sık sık solunumun durmasıyla, kişinin uykusu bölünüyor ve uyku kalitesi bozuluyor. Bunun sonucu gündüzleri sık sık uyuklayan, iş konsantrasyonu bozuk, huzursuz biri haline geliyorlar. İkinci önemli nokta; geceleri bu apneler sırasında vücudun oksijensiz kalmasıdır. Bu da sadece akciğerleri değil, kalbi, beyni, böbrekleri, mideyi vücudun her yerini, hatta ayak parmak ucunu dahi etkiliyor. Bunu her gece dakikalarca, defalarca yaşadığınızı düşünün; bunun vücudumuza bindirdiği yük çok fazla oluyor. Uyku apnesi toplumun yüzde 3 ile 7'si arasında görülmektedir. Bu çok ciddi bir rakam."

Uyku laboratuvarına gelen KOAH hastası Göksel Aslanpençe (54), 4,5 yıldır çektiği rahatsızlık nedeniyle geceleri uykusunun sık sık bölündüğünü, yaşamının alt üst olduğunu söyledi.

Geceleri uyuyamadığı için mesleği olan şoförlüğü yapamadığını ve 2,5 yıldan bu yana çalışmadığını dile getiren Aslanpençe, tek dileğinin deliksiz bir uyku uyumak olduğunu belirtti.

“Türkiye'de her yirmi kişiden birinde uyku apnesi var”

İSTANBUL (AA) – İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Derya Karadeniz, uyku apnesinin Türkiye'de toplumun yaklaşık yüzde 5'inde görüldüğünü belirterek, "Hastaların bu durumu bir hastalık olarak değerlendirmemesi nedeniyle tanı konma süresi 8-10 yılı bulmaktadır.'' dedi.

TEVA tarafından 16 Mart Dünya Uyku Günü dolayısıyla Taksim'de bir otelde düzenlenen toplantıda konuşan Prof. Dr. Karadeniz, uykuda nefes kesilme sayısının saatte 5'in üstünde olması durumunda tıkayıcı tipte uyku apnesi sendromunun söz konusu olduğunu söyledi.

Uyku apnesinin 3 temel bulgusunun horlama, hastanın eşi tarafından teyit edilen apne ve gündüz aşırı uyku hali olduğunu aktaran Karadeniz, "Uyku apnesi, Türkiye'de toplumun yaklaşık yüzde 5'inde görülmektedir ve 1 milyondan fazla insanın etkilendiği bilinmektedir. Hastaların bu durumu bir hastalık olarak değerlendirmemesi nedeniyle tanı konma süresi 8-10 yılı bulmaktadır. Uyku apnesi, en sık 40 ile 65 yaşları arasında ve daha sıklıkla kilolu erkeklerde görülmektedir. Erkeklerde kadınlara göre 2-3 kat daha sık saptanmasına karşın menopoz sonrasında menopoz öncesi döneme göre 4 kat fazla izlenmektedir. Çocuklarda ise uyku apnesi yüzde 1-4 oranında görülür.'' diye konuştu.

– "En sık şikayet gündüz aşırı uyku hali"

Karadeniz, Uyku apnesi hastalarının en sık şikayetinin gündüz aşırı uyku hali olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

''Bu nedenle gündüz uykululuk çeken hastalar, uyku apnesi açısından uzman bir hekim gözüyle değerlendirilmelidir. Uyku sırasında tekrarlayan uyku bölünmeleri nedeniyle hastalar derin uyku evresine geçemediği için yataktan yorgun kalkarlar, gün boyu aşırı uyku ihtiyacı hissederler. Oluşan aşırı uykululuk kişilerin günlük aktivitelerini de olumsuz yönde etkiler. Hastaların öğrenme becerileri azalır, hafızaları ve refleksleri zayıflar, dikkatleri azalır. Hastalar, başlangıçta televizyon seyretmek, gazete okumak gibi pasif bir iş esnasında uyuklarken ilerleyen dönemlerde araba kullanırken bile uyuyakalıyorlar. Özellikle ticari araç ve otobüs sürücüleri uyku apnesi açısından sorgulanmalı ve tanı konulursa tedavi edilene kadar araç kullanmamaları önerilmelidir. Gündüz aşırı uykululuğu ülkemizde işten çıkarmalara yasal zemin oluşturabilmektedir.''

– ''Uyku apnesi hastalarında horlama yakınması var''

Gece belirtilerinin başında horlama geldiğini belirten Karadeniz, horlamanın, nefes yollarında daralmanın bir göstergesi olduğunu kaydetti.

Karadeniz, hastaların başlangıçta zaman zaman horlarken giderek daha şiddetli ve sürekli horlamaya başladığını vurgulayarak, ''Uyku apnesi hastalarının hemen tümünde horlama yakınması vardır. Uykuda az sayıda hava yolu obstrüksiyonunun meydana geldiği horlama durumları basit horlama olarak tanımlanmaktadır. Hemen her gece olan horlamaya ise horlama alışkanlığı denmektedir.'' ifadelerini kullandı.

Göğüs Hastalıkları ve Uyku Bozuklukları Uzmanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu ise Türkiye'de uyku apnesi tanısının polisomnografi tetkikinin yapılmasını gerektirdiğini belirterek, ''Bu tetkik yalnızca uyku laboratuvarlarında yapılıyor. Nöroloji, göğüs hastalıkları ve psikiyatri, uyku bozuklukları için başvurulması gereken temel branşlardır.'' dedi.