Yabancı Yatırım

Yabancı yatırımcının konuta ilgisi pandemi öncesine geri döndü

İSTANBUL (AA) – Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgının yurt içinde ilk görüldüğü mart ayında gerilemeye başlayan yabancıya konut satışları 5 ay üst üste düşse de ağustos ayıyla birlikte tekrar yükselişe geçti.

Salgının en yüksek noktasına ulaştığı nisan ayında son 7 yılın en düşük aylık satışlarının görüldüğü yabancıya satışlarda, geçen ay satılan 3 bin 893 adet konut, tarihin en yüksek ağustos rakamları olarak kayıtlara geçti. Ağustos ayındaki yabancıya konut satışı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8 artışa işaret etti. Böylece yabancıya konut satışı pandemi öncesine dönmüş oldu.

Bu yılın Ocak-Ağustos döneminde toplam 20 bin 896 adet konut yabancıların olurken, geçen yılın aynı döneminde bu sayı 27 bin 748 seviyesinde gerçekleşmişti. Bu veriler geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25’lük düşüşe işaret etse de sektör temsilcileri, yılın kalan dört ayında yükseliş ivmesinin devam etmesi durumunda 2019 satış rakamlarının yakalanabileceğini tahmin ediyor.

Yabancıların ilk tercihi İstanbul

İstanbul, yabancıların konut alırken tercih ettiği iller arasında ilk sırayı koruyor. Geçen ay İstanbul’dan 1648 konut satın alan yabancılar, Ağustos 2019’da 1549 konutun sahibi oldu. Yabacıların İstanbul’dan konut alımı, ağustosta geçen yılın aynı aynında göre yüzde 6,4 artış kaydetti.

Antalya, satılan 784 konutla yabancıların en çok tercih ettiği ikinci il oldu. Antalya’yı 288 konutla Ankara, 148 konutla Mersin ve 133 konutla Yalova takip etti.

Yabancılar 8 aylık dönemde İstanbul’dan 9 bin 596, Antalya’dan 4 bin 107, Ankara’dan 1482, Yalova’dan 653 ve Bursa’dan 643 konut satın aldı.

En çok konutu İranlılar aldı

Türkiye’den ağustosta en fazla konutu 640 adet ile İranlılar aldı. İranlıları 592 konutla Iraklılar, 366 konutla Ruslar, 156 konutla Afganlar ve 154 konutla Azeriler izledi.

Yılın ocak-ağustos döneminde liderliği 3 bin 808 konutla İranlılar sürdürdü. Söz konusu dönemde Iraklılar 3 bin 339, Ruslar 1447, Afganlar 1111 ve Azeriler 700 konutun sahibi oldu.

“Güçlü toparlanma eylülde de sürecek”

Gayrimenkul Yurt Dışı Tanıtım Derneği (GİGDER) Başkanı Ömer Faruk Akbal, AA muhabirine konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, ağustosta yabancıya konut satışının temmuzda göre yüzde 42 arttığını söyledi.

Ağustosta uluslararası yatırımcıya 3 bin 893 adet konut satışı gerçekleştirildiğini anımsatan Akbal, geçen yılın ağustos rakamlarının üzerine çıkılmasıyla ve güçlü toparlanmayla sektörün moral bulduğunu vurguladı.

Akbal, uluslararası yatırımcının Türkiye’ye ilişkin konut talebinin pandemi öncesine geri döndüğünü kaydederek, “Özellikle uluslararası uçuşların tekrar başlaması, uluslararası yatırımcının ertelenen alım talebinin satışa dönüşmesiyle sonuçlandı. Uçuş trafiğindeki gevşeme ve bugüne kadarki alım dinamiklerini göz önünde bulundurduğumuzda, ağustosa benzer bir istatistiğin eylülde de gerçekleşmesini bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Uygun fiziki şartlar oluşur oluşmaz yabancı yatırımcı geldi”

Özyurtlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Özyurt ise ağustos itibarıyla sektörde yatırımcı profiline yabancıların da katıldığını belirterek, “Yabancı yatırımcı satın alma için uygun fiziki şartları yakalar yakalamaz harekete geçti.” dedi.

Özyurt, “Kurdaki artış, uçuşların başlaması ve turizm sektöründeki hareketlilik, yabancı yatırımcı taleplerini satışa dönüştürdü. Konut geliştiriciler açısından son 3 aylık dönem, zorlu geçen 2 aylık dönemin yaralarının sarıldığı ve projelerin satışlarının tamamlanmaya başlandığı bir süreç oldu.” diye konuştu.

Yabancıya konut satış adedinin tekrar 4 binlere yaklaşmasının sektörde olumlu hava oluşturduğunu dile getiren Özyurt, uygun fiziki şartların devamı halinde artışın yılın kalan döneminde de süreceğini anlattı.

Özyurt, konutta artık yeni planların yapıldığını, lansmanların ve yeni yatırımların konuşulacağını kaydederek, yabancıların yeni projelere de ilgi göstermesini beklediklerini aktardı.

Sektörde genel satışlar açısından son 3 ayda yaraların sarıldığını kaydeden Özyurt, sıkça tartışılan arz- talep dengesinde ibrenin tersine döndüğünü bildirdi.

Özyurt, stokların erime hızındaki artışın yıl sonuna kadar devam edeceğini, yeni konut ihtiyacının kaçınılmaz bir hal alacağını sözlerine ekledi.

“Yabancı yatırımcıda henüz yolun başındayız”

İnsay Yapı Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Çulhalık da yabancı yatırımcının son 3 aydır artan konut satış trendine ağustosta dahil olduğunu belirterek, döviz kurlarındaki hareketliliğin bir fırsat olarak görüldüğünü söyledi.

Ağustosta yabancı yatırımcının yüzde 8 ile artıya geçtiğini dile getiren Çulhalık, “Yabancı yatırımcı açısından henüz daha yolun başındayız. Önümüzdeki aylardaki artışın daha da yükseleceğini söyleyebiliriz.” dedi.

Çulhalık, artık konut arzının yeterli düzeyde olmadığını ve sektörde faaliyet gösteren firmaların yeni yatırımlara odaklanmaya başlandığını kaydederek, yabancılara yönelik tanıtımlarla uluslararası yatırımların bu projelere çekilebileceğini anlattı.

Bu sayede yabancıya satış adedinde önemli rakamların yakalanabileceğini vurgulayan Çulhalık, özellikle 2021 yılında yabancıya konut satış adedinde tarihi zirvelerin görülmesini beklediklerini vurguladı.

Çulhalık, Türkiye’nin sahip olduğu potansiyel düşünüldüğünde yabancıya satış rakamlarının istenilen düzeylerde olmadığını belirterek, pandeminin bitmesi sonrası iyi bir tanıtım çalışmasıyla ülkeye çok önemli bir döviz girdisinin sağlanabileceğini sözlerine ekledi.

Euroclear ve TEB’den yabancı yatırımcıya büyük kolaylık

İSTANBUL (AA) – Euroclear ve TEB, yaptıkları iş ortaklığı ile yabancı yatırımcılara Türk menkul kıymetlerinde takas kolaylığı sağlayacak.

TEB açıklamasına göre, Avrupa’nın ve dünyanın önde gelen uluslararası takas ve saklama kuruluşlarından Euroclear, TEB’i Türkiye’deki tek iş ortağı olarak seçti.

Buna göre TEB, 20 Temmuz’dan itibaren Euroclear üzerinden hizmet alan yurt dışı yerleşik kurumsal yatırımcıların Türk sermaye piyasalarında gerçekleştireceği Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ve Hazine Müsteşarlığı Varlık Kiralama Anonim Şirketi tarafından ihraç edilen kira sertifikaları işlemlerinin takas ve saklama işleyişinden sorumlu oldu.

Euroclear böylelikle Türkiye’de ihraç edilmiş menkul kıymetleri sistemine dahil etmiş oldu ve Türk kıymetleri “Euroclearable” hale geldi. Hazine ve Maliye Bakanlığı da daha önce yaptığı açıklamada İstanbul Finans Merkezi hedefleri kapsamında sermaye piyasalarının uluslararası standartlara uyumuna yönelik adımların sürdüğüne dikkat çekerek, Euroclear ile yapılan iş birliği sayesinde yabancı yatırımcıların Türk lirası, döviz ve altın cinsinden tahvillere daha kolay erişebileceğini duyurmuştu.

Birçok yabancı kurumsal yatırımcının güvenlik ve işlem kolaylığı açısından tüm global kıymetlerinin takas ve saklaması için Euroclear ve benzeri kuruluşlarla çalışmayı seçtiği biliniyor. Sermaye Piyasası Kurulu’nun Haziran 2019’da yaptığı düzenleme sonrası bu kuruluşların MKK’ya üye olarak işlem yapmaları bir “hesap işleticisi” atamak şartıyla mümkün hale gelmişti.

Euroclear, MKK’ya üye olan ilk yabancı menkul kıymet saklama kuruluşu, TEB ise “hesap işleticisi” hizmetini veren ilk ve tek banka oldu. Artık dünyanın her yerinden kurumsal yatırımcılar ve fonlar Euroclear’daki mevcut hesaplarını Türk bonolarının takas ve saklaması için kullanabilecekler. Türk bonosu alım satımlarında takas ve saklama işlemlerini Euroclear ve TEB iş birliği ile kolaylıkla halledebilecekler.

Alım satım işlemleri ise tüm Türk banka ve aracı kurumları üzerinden yapılabileceğinden, kurulan bu yapı ülkemizin tüm sermaye piyasası sisteminin gelişimine fayda sağlayacak.

Kurumsal yatırımcıların gelişmekte olan ülkelere yapacakları yatırım kararlarında önemli rol oynayan takas riski konusu, Euroclear, MKK ve TEB üzerinden kurulan güvenli ve sade yapı ile Türkiye için bertaraf edilmiş olacak. Bu yeni hesap yapısı, yabancı yatırımcıların Türk bonolarına yönelik yatırım kararı alma ve uygulama sürecinde daha hızlı hareket etmelerini sağlayacak. Sistemin diğer bir artısı, saklaması bu şekilde yapılan Türk bonolarının tıpkı gelişmiş ülke bonoları ve Eurobond’lar gibi teminat olarak kullanılabilmesi olacak. Bu imkanın Türk bonolarının cazibesini artırması bekleniyor.

Antalya'ya yabancı yatırımcı ilgisi salgın döneminde de arttı

ANTALYA (AA) – Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, yabancı yatırımcıların kente ilgisinin salgın döneminde de devam ettiğini bildirdi.

Çetin, yaptığı yazılı açıklamada, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgının ülkede görülmeye başladığı 11 Mart'tan 31 Mayıs'a kadar, ATSO'ya neredeyse her gün yeni bir yabancı ortaklı firmanın kaydını gerçekleştirdiklerini aktardı.

"Antalya, sadece yabancı turistlerin değil yabancı yatırımcıların da çekim noktası oldu. Pandemi süreci yabancı yatırımcıyı durduramadığını görüyoruz. Salgın sürecinde 55 yeni yabancı ortaklı firma odamıza kayıt oldu." ifadesini kullanan Çetin, yatırımcılar için kentin cazibe merkezi haline geldiğini belirtti.

Antalya'nın, Türkiye'nin dünyaya açılan penceresi olduğuna değinen Çetin, yeni kayıtlarla birlikte odalarının üyesi yabancı ortaklı işletme sayısının 4 bin 2'ye ulaştığını bildirdi.

– "En çok ilgiyi İran, Rusya ve Alman ortaklı firmalar gösterdi"

Çetin, Antalya'nın tarımın ve turizmin başkenti olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Yat üretiminde dünya markası olmuş bir serbest bölgemiz var. İnşaat sektörü, çevreci duyarlılığa sahip sanayi sektörü müthiş cazibe barındırıyor. Dolayısıyla bu kentin yatırımcıların ilgi odağı olmasını doğal karşılıyoruz. Bu dönemde Antalya'ya en çok ilgiyi İran, Rusya ve Alman ortaklı firmalar gösterdi. Verilerimize göre, pandemi sürecinde İran ve Rusya'dan 9'ar yeni şirket kuruluş kaydı yaptırırken, Almanya'dan 7 firma Antalya'da faaliyete başladı. Bu ülkeleri 4 firma ile Ukrayna, 3'er firma ile Kazakistan ve Hollanda, 2'şer firmayla da Ürdün ve Fransa takip etti. Ayrıca, Kolombiya, Nijerya, Katar, Filistin, ABD, Azerbaycan, Suriye, Pakistan, İsveç, Çin, Irak, İsviçre, Birleşik Arap Emirlikleri, Kırgızistan, Türkmenistan ve İtalya'dan da yeni yatırımcılar kentimizde ticari faaliyetlerini yürütmeye başladı."

Antalya'nın bu yılın 5 aylık dönemine ilişkin yabancı yatırımcı verilerini de paylaşan Çetin, "Antalya, yılbaşından mayıs sonuna kadar uzanan dönemde 43 farklı ülkeden 183 yeni yabancı yatırımcıya ev sahipliği yapmaya başladı. Üyelerimizin dağılımına baktığımızda Gambiya'dan Peru'ya Nijerya'dan ABD'ye dünyanın dört bir yanından yatırımcıların Antalya'yı tercih ettiklerini görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Krize meydan okuyan çip endüstrisinden milyarlarca dolarlık yatırım

BERLİN (AA) – Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının dünya üzerindeki etkisi devam ederken, çip endüstrisi, krize meydan okuyarak milyarlarca dolarlık yatırımlarla salgın sonrası döneme hazırlanıyor.

Sağlık için giyilebilir elektronikten araç içi elektronik sistemlere kadar teknolojinin her alanında büyük öneme sahip olan çipler, ülkeler arasındaki rekabet unsurlarından biri haline dönüşüyor.

Pazarda hakimiyet oluşturmak isteyen şirketler ve ülkeler, devasa yatırımlarla çip endüstrisini şekillendirmeye çalışıyor.

Asya ülkelerinin çip yatırımları

Güney Kore’nin dünyaca ünlü elektronik şirketi Samsung’un, 2030 yılında en büyük çip üreticisi olma hedefiyle 116 milyar dolar bütçe ayırması dikkati çekiyor.

Söz konusu hedef kapsamında, Samsung’un Güney Kore’nin kuzeybatı bölgesinde yapımı devam eden dev fabrikasının gelecek yıl üretime başlaması öngörülüyor. Fabrikada, yeni cep telefonlarının standartlarına uygun çip üretimi yapılması da planlanıyor.

Dünyanın en büyük fason üreticisi Taiwan Semiconductor Manufacturing de (TSMC) Arizona’da 12 milyar dolar değerinde bir fabrika kuruyor. Fabrikanın 2024’te üretime başlaması hedeflenirken, TSMC’nin Tayvan’da 17 milyar dolar harcadığı yeni fabrikasının da bu yıl açılması planlanıyor.

Çip teknolojisinde dışa bağımlılığı azaltmak isteyen Çin’de ise iki ulusal varlık fonu, ülkenin lider çip üreticisi SMIC’a, Şanghay’daki fabrikasında üretimi artırmak amacıyla toplam 2,25 milyar dolar finansman sağladı. Fabrikanın gelecekte üretimini 3’e katlaması bekleniyor.

ABD’li politikacılar, dünya çapında çip üreticilerinin Çinli teknoloji devi Huawei ve bağlı ortaklıklarına çip tedarik etmesini zorlaştırırken, Çin de yabancı ülkelere, özellikle ABD’ye bağımlı kalmamak için kendi çip endüstrisini güçlendiriyor.

Yatırımların arkasındaki ekonomik ve politik hesaplar

Şirketlerin yatırımlarının arkasında ekonomik ve politik hesaplamaların da olması dikkati çekiyor. Bu doğrultuda, Çin’in küresel tedarik zincirindeki önemini azaltmak isteyen ABD Başkanı Donald Trump, yarı iletken ürünlerin üretimini yıllardır Amerika’ya geri getirmeye çalışıyor. TSMC’nın Arizona’da kuracağı 12 milyar dolar değerindeki fabrika, bu çalışmanın bir meyvesi olarak görülüyor.

Yarı iletken sektöründeki şirketlerin milyarlarca dolarlık fabrika yatırımlarının arkasındaki bir başka nedenin de otomotiv endüstrisinin ihtiyacı olduğu belirtiliyor. Çip üreticileri, gelecek birkaç yıl içinde otomotiv sektöründe araç içi elektronik sistemlerle işlerin büyümesini bekliyor.

Analistler, çip endüstrisinin küresel ekonominin yeniden açılmasıyla yeni siparişlere kendini hazırladığını ve koronavirüs sonrası yeni dünya düzenini sağlamada yarı iletken çip tasarımcılarına büyük iş düştüğünü ifade ediyor.

Pastada büyük pay ABD’li şirketlerin

Dünyanın önde gelen araştırma ve danışmanlık şirketi Gartner’ın verilerine göre, geçen yıl dünya çapında satış gelirlerinde ilk 10’da yer alan çip üreticilerinin 6’sının ABD merkezli olması dikkati çekiyor.

2019 satış gelirlerinde 67,8 milyar dolar ile Intel ilk sırada yer aldı. Intel’i, 52,2 milyar dolar ile Samsung Electronics takip ederken, yine Güney Kore merkezli SK Hynix, 22,3 milyar dolar ile üçüncü oldu.

Geçen yıl ABD merkezli Micron Technology, Broadcom ve Qualcomm, sırasıyla 20,3 milyar dolar, 15,2 milyar dolar ve 13,6 milyar dolar gelir sağladı.

ABD’li Texas Instruments’ın satış geliri 13,4 milyar dolar ve Fransız ve İtalyan ortaklı ST Microelectronics’in geliri 9,5 milyar dolar olurken, NXP Semiconductor 8,8 milyar dolar ve Apple 8,6 milyar dolar gelir elde etti.

Muhabir: Bahattin Gönültaş