Yemen

BM Yemen raporu: Suudi Arabistan ve BAE Yemen'de muhtemelen savaş suçu işliyor – CENEVRE

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :

– BM Cenevre Ofisinden genel görüntüler
– Avustralyalı insan hakları uzmanı Melissa Parke'nin açıklaması
– Kanadalı hukuk profesörü Ardi Imseis'in açıklaması

CENEVRE (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde kurulan Uluslararası Yemen Heyeti, iç savaşın hüküm sürdüğü ülkede başta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere tüm tarafların uluslararası insan haklarını ihlal ettiğini ve tarafların savaş suçu işlediğine dair makul delilleri olduğunu bildirdi.

BM İnsan Hakları Konseyi tarafından 2017 sonunda Yemen'deki insan hakları ihlallerinin izlenmesi için kurulan 3 kişilik heyetin üçüncü raporu açıklandı.

Temmuz 2019-Haziran 2020 arasında Yemen'de yaşanan olayları içeren 55 sayfalık rapor, 29 Eylül'de BM İnsan Hakları Konseyinin 45'inci oturumuna sunulacak.

Raporda, özellikle Yemen iç savaşına katılan uluslararası koalisyonun ana gövdesini oluşturan Suudi Arabistan ve BAE içindeki bireylerin (subay-asker) pek çok savaş suçu işlemiş olabileceğinin altı çizildi.

– Çatışmalarda 2 bin 138 çocuk öldü

Raporda, Yemen iç savaşında şimdiye kadar 112 bin kişinin öldüğü, bunların yaklaşık 12 binini sivillerin oluşturduğu bilgisi paylaşıldı.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) Ofisinin ise Mart 2015-Haziran 2020 arasında 2 bin 138'i çocuk, 933'ü kadın toplam 7 bin 825 sivilin çatışmaların sonucu öldürülmesini ve 12 bin 416 sivilin de yaralanmasını belgelediği aktarıldı.

Raporda, BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths'in tüm çabalarına rağmen, ülkede siyasi çözüm için çok az ilerleme kaydedildiğinin, Stockholm Anlaşması'na da artık uyulmadığının altı çizildi.

– BAE'nin askeri eylemleri tek tek anlatıldı

BAE'nin Yemen'de askeri varlığının devam ettiği belirtilen raporda, bu ülkenin hava kuvvetlerinin saldırılarının da sürdüğü vurgulandı. Sudan'ın birkaç koalisyondan birkaç 1000 askerini çekmesine rağmen, Yemen'de BAE'nin kendi askeri varlığı dışında 90 bin Yemenli savaşçıyı da desteklediğine dikkati çekildi.

Raporda, BAE Kara Kuvvetleri, Başkanlık Muhafız Komutanlığı ve Özel Kuvvetlerinin, Yemen'deki çeşitli şehir ve valiliklerde 15 binden fazla askerle 15 görev gücüne katıldığı, Hava Kuvvetlerinin 130 binden fazla hava sortisi ve 500 binden fazla uçuş saati gerçekleştirdiği kaydedildi. Deniz Kuvvetlerinin ise 50'den fazla savaş gemisi, 3 binden fazla personel ve 1000'den fazla deniz misyonunu içeren 3 deniz görev gücüne katıldığı ifade edildi.

– Suudi Arabistan ve Yemen pek çok savaş suçu işledi

BM uzmanları raporda, Yemen hükümeti, Suudi Arabistan, BAE, Husiler ve BAE destekli Güney Geçiş Konseyinin (GGK) yaşamdan mahrum bırakma, keyfi tutuklama, cinsel şiddet ve işkence gibi suçlara bulaşarak başlıca insan hakları ihlallerinden sorumlu olduğunun altı çizildi.

Raporda, Yemen hükümeti, Suudi Arabistan ve GGK'deki bireylerin 15 yaş altındaki çocukları temel hak ve özgürlüklerinden mahrum ederek aktif savaşçı olarak kullandığı ve bunun savaş suçu teşkil edebileceği kaydedilerek özellikle Suudi Arabistan ve BAE olmak üzere koalisyon güçlerine ait bazı subayların hava saldırılarında “fark gözetme, orantılılık ve tedbir” prensiplerini ihlal ederek savaş suçu işlemiş olabileceği vurgulandı.

İç savaşın hüküm sürdüğü ülkede başta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere tüm tarafların uluslararası insan haklarını ihlal ettiği belirtilen raporda, tarafların savaş suçu işlediğine dair makul deliller olduğu bildirildi.

Raporda özellikle, Yemen hükümeti, Suudi Arabistan, BAE ve GGK'deki unsurların sivillerin öldürülmesi, işkence, zalimane veya insanlık dışı muamele, tecavüz ve diğer cinsel şiddet biçimleri, insanların haysiyetine hakaret ve adil yargılamanın engellenmesi gibi eylemleri gerçekleştirerek savaş suçuna imza atmış olabilecekleri belirtildi.

– “Hiç bir tarafın eli temiz değil”

Ülkede çatışan tüm tarafların uluslararası hukuku ihlal ettiği ve “hiçbir tarafın elinin temiz olmadığı” ifade edilen raporda, şunlar kaydedildi:

“Tespit edilen bilgiler ışığında ihlallerin (savaş suçları ve insan hakları ihlalleri) Yemen hükümeti, Husiler, GGK, Suudi Arabistan ve BAE liderliğindeki Koalisyon üyeleri tarafından işlendiği sonucuna varılmıştır. Koalisyon tarafından yürütülen hava saldırılarının bazılarının sivilleri ve sivil nesneleri korumak için ayrım, orantılılık ve önlem ilkelerine uygun şekilde dikkate alınmadan gerçekleştirildiği sonucuna varmıştır. Ayrıca hem Koalisyon hem de Husiler tarafından sivillere ve sivil nesnelere zarar veren gelişigüzel saldırıların gerçekleştirildiği sonucuna varıldı. Orantısız ve ayrım gözetmeyen saldırıların uluslararası teamül hukukuna göre savaş suçları teşkil ettiğine dikkat çekildi.”

Suudi Arabistan ve BAE, BM Yemen Heyeti'nin yayımladığı son iki rapora büyük tepki göstermişti. Heyet ise her iki ülkeden savaş suçu işleyen bireylerin Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılanması için BM Güvenlik Konseyine çağrılarda bulunuyor.

Uzun süredir siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü Yemen'de, İran destekli Husiler, Eylül 2014'ten bu yana Sana ve bazı bölgelerin kontrolünü elinde bulunduruyor.

Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten bu yana Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.

BM: Suudi Arabistan ve BAE'nin Yemen'de savaş suçu işlediğine dair makul deliller var

CENEVRE (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde kurulan Uluslararası Yemen Heyeti, iç savaşın hüküm sürdüğü ülkede başta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere tüm tarafların uluslararası insan haklarını ihlal ettiğini ve tarafların savaş suçu işlediğine dair makul delilleri olduğunu bildirdi.

BM İnsan Hakları Konseyi tarafından 2017 sonunda Yemen’deki insan hakları ihlallerinin izlenmesi için kurulan 3 kişilik heyetin üçüncü raporu açıklandı.

Temmuz 2019-Haziran 2020 arasında Yemen’de yaşanan olayları içeren 55 sayfalık rapor, 29 Eylül’de BM İnsan Hakları Konseyinin 45’inci oturumuna sunulacak.

Raporda, özellikle Yemen iç savaşına katılan uluslararası koalisyonun ana gövdesini oluşturan Suudi Arabistan ve BAE içindeki bireylerin (subay-asker) pek çok savaş suçu işlemiş olabileceğinin altı çizildi.

Çatışmalarda 2 bin 138 çocuk öldü

Raporda, Yemen iç savaşında şimdiye kadar 112 bin kişinin öldüğü, bunların yaklaşık 12 binini sivillerin oluşturduğu bilgisi paylaşıldı.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) Ofisinin ise Mart 2015-Haziran 2020 arasında 2 bin 138’i çocuk, 933’ü kadın toplam 7 bin 825 sivilin çatışmaların sonucu öldürülmesini ve 12 bin 416 sivilin de yaralanmasını belgelediği aktarıldı.

Raporda, BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths’in tüm çabalarına rağmen, ülkede siyasi çözüm için çok az ilerleme kaydedildiğinin, Stockholm Anlaşması’na da artık uyulmadığının altı çizildi.

BAE’nin askeri eylemleri tek tek anlatıldı

BAE’nin Yemen’de askeri varlığının devam ettiği belirtilen raporda, bu ülkenin hava kuvvetlerinin saldırılarının da sürdüğü vurgulandı. Sudan’ın birkaç koalisyondan birkaç 1000 askerini çekmesine rağmen, Yemen’de BAE’nin kendi askeri varlığı dışında 90 bin Yemenli savaşçıyı da desteklediğine dikkati çekildi.

Raporda, BAE Kara Kuvvetleri, Başkanlık Muhafız Komutanlığı ve Özel Kuvvetlerinin, Yemen’deki çeşitli şehir ve valiliklerde 15 binden fazla askerle 15 görev gücüne katıldığı, Hava Kuvvetlerinin 130 binden fazla hava sortisi ve 500 binden fazla uçuş saati gerçekleştirdiği kaydedildi. Deniz Kuvvetlerinin ise 50’den fazla savaş gemisi, 3 binden fazla personel ve 1000’den fazla deniz misyonunu içeren 3 deniz görev gücüne katıldığı ifade edildi.

Suudi Arabistan ve Yemen pek çok savaş suçu işledi

BM uzmanları raporda, Yemen hükümeti, Suudi Arabistan, BAE, Husiler ve BAE destekli Güney Geçiş Konseyinin (GGK) yaşamdan mahrum bırakma, keyfi tutuklama, cinsel şiddet ve işkence gibi suçlara bulaşarak başlıca insan hakları ihlallerinden sorumlu olduğunun altı çizildi.

Raporda, Yemen hükümeti, Suudi Arabistan ve GGK’deki bireylerin 15 yaş altındaki çocukları temel hak ve özgürlüklerinden mahrum ederek aktif savaşçı olarak kullandığı ve bunun savaş suçu teşkil edebileceği kaydedilerek özellikle Suudi Arabistan ve BAE olmak üzere koalisyon güçlerine ait bazı subayların hava saldırılarında “fark gözetme, orantılılık ve tedbir” prensiplerini ihlal ederek savaş suçu işlemiş olabileceği vurgulandı.

İç savaşın hüküm sürdüğü ülkede başta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere tüm tarafların uluslararası insan haklarını ihlal ettiği belirtilen raporda, tarafların savaş suçu işlediğine dair makul deliller olduğu bildirildi.

Raporda özellikle, Yemen hükümeti, Suudi Arabistan, BAE ve GGK’deki unsurların sivillerin öldürülmesi, işkence, zalimane veya insanlık dışı muamele, tecavüz ve diğer cinsel şiddet biçimleri, insanların haysiyetine hakaret ve adil yargılamanın engellenmesi gibi eylemleri gerçekleştirerek savaş suçuna imza atmış olabilecekleri belirtildi.

“Hiç bir tarafın eli temiz değil”

Ülkede çatışan tüm tarafların uluslararası hukuku ihlal ettiği ve “hiçbir tarafın elinin temiz olmadığı” ifade edilen raporda, şunlar kaydedildi:

“Tespit edilen bilgiler ışığında ihlallerin (savaş suçları ve insan hakları ihlalleri) Yemen hükümeti, Husiler, GGK, Suudi Arabistan ve BAE liderliğindeki Koalisyon üyeleri tarafından işlendiği sonucuna varılmıştır. Koalisyon tarafından yürütülen hava saldırılarının bazılarının sivilleri ve sivil nesneleri korumak için ayrım, orantılılık ve önlem ilkelerine uygun şekilde dikkate alınmadan gerçekleştirildiği sonucuna varmıştır. Ayrıca hem Koalisyon hem de Husiler tarafından sivillere ve sivil nesnelere zarar veren gelişigüzel saldırıların gerçekleştirildiği sonucuna varıldı. Orantısız ve ayrım gözetmeyen saldırıların uluslararası teamül hukukuna göre savaş suçları teşkil ettiğine dikkat çekildi.”

Suudi Arabistan ve BAE, BM Yemen Heyeti’nin yayımladığı son iki rapora büyük tepki göstermişti. Heyet ise her iki ülkeden savaş suçu işleyen bireylerin Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılanması için BM Güvenlik Konseyine çağrılarda bulunuyor.

Uzun süredir siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü Yemen’de, İran destekli Husiler, Eylül 2014’ten bu yana Sana ve bazı bölgelerin kontrolünü elinde bulunduruyor.

Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015’ten bu yana Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.

Muhabir: Bayram Altuğ

BAE Yemen'deki son Yahudileri tahliye etmeyi planlıyor

İSTANBUL (AA) – Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesinin ardından Yemen’de kalan son 100 Yahudiyi ülkesine getirmeyi planlıyor.

Londra merkezli “Arab Jadid” haber sitesine konuşan ancak isminin açıklanmasını istemeyen Yemenli bir haham, ülkedeki Yahudi varlığına son verilmesi ve kalan 100 kişinin Abu Dabi’ye tahliye edilmesine yönelik bir planın olduğunu söyledi.

Haberde, plan çerçevesinde 40 kişinin şu ana kadar BAE üzerinden ABD’ye gitmeye razı olduğu, gitmek istemeyenlerin de BAE’de kalabileceği bilgisi yer aldı.

Yemen’deki iç savaşın önemli aktörlerinden olan BAE’nin söz konusu tahliye operasyonunun başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesi için İran’dan yardım talebinde bulunduğu da iddia edildi.

Genel olarak Yahudilerin, Yemen’de devam eden iç çatışma ve İran destekli Husilerin kendilerine yönelik saldırılarına rağmen İsrail ve ABD’ye göç etme fikrine sıcak bakmadığı ifade edildi.

Yemenli Yahudilerin İsrail toplumuna entegre olmamak ve 2’nci sınıf muamelesi görme endişesiyle göç etmemek de ısrarcı oldukları biliniyor.

Açık kaynaklara göre, İsrail’in henüz kurulmadığı 1948’e kadar Yemen’de 50 bin Yahudi yaşıyordu.

2014’ten bu yana iç çatışma ve büyük zorluklarla mücadele eden ülkede kalan toplam Yahudi sayısı ise net şekilde bilinmiyor.

BAE ve Yemenli Yahudiler

Yemenli Yahudi bir ailenin fertleri, 10 Ağustos’ta 15 yıl sonra Londra’dan gelen diğer aile bireyleriyle BAE’de buluşmuştu. BAE, Yemen’den gelenlere vatandaşlık vermişti.

Abu Dabi ve Dubai’de, farklı gerekçelerle ABD, Avrupa ve Güney Afrika’dan gelen ve köken olarak bu ülkeyle hiçbir bağı bulunmayan 2 bin ila 3 bin arasında kişi, toplamda 150 Yahudi aile ikamet ediyor.

Abu Dabi yönetiminin, İsrail ile son yıllarda geliştirdiği iyi ilişkiler dolayısıyla BAE’de resmi olarak Yahudi Topluluğu da kurulmuştu.

BAE ile İsrail arasındaki normalleşme anlaşması

ABD Başkanı Donald Trump, 13 Ağustos’ta İsrail ile BAE’nin “ilişkilerini tamamen normalleştirmek” için anlaşmaya vardıklarını duyurmuştu.

ABD, İsrail ve BAE adına yapılan ortak açıklamada, İsrailli ve BAE’li yetkililerin gelecek haftalarda bir araya gelerek yatırım, turizm, kültür, doğrudan uçuşlar, güvenlik, telekomünikasyon, teknoloji, enerji, sağlık, kültür, çevre, karşılıklı elçiliklerin açılması konularında ikili anlaşmalar imzalayacağı ifade edilmişti.

BAE, 1979’da Mısır’ın, 1994’te de Ürdün’ün ardından İsrail ile normalleşme anlaşması imzalayan üçüncü Arap ülkesi oldu.

Munabir: İdiris Okuduci

Yemen'de 10 milyon insan açlıkla burun buruna

Dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alan Yemen’deki insani kriz, hükümet güçleri ile İran destekli Husiler arasında 5 yıldan uzun süredir devam eden savaş ve diğer iç çatışmalar nedeniyle korkunç boyutlara ulaşmış durumda.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Yemen Temsilcisi Nestor Owomuhangi,, Yemen’deki insani durumu ve savaşın etkilerini AA muhabirine değerlendirdi.

Owomuhangi, yıllardır süren iç savaşla birlikte Yemenlilerin dünya genelinde en düşük seviyede bağışıklık sistemine sahip olduğunu ve 24 milyonluk nüfusun yüzde 80’inin hayatta kalmak için insani yardıma muhtaç olduğunu ifade etti.

Ülkede 10 milyon insanın kıtlıkla burun buruna olduğunu aktaran Owomuhangi, “Yemen’de nüfusun dörtte biri yetersiz beslenme sorunuyla karşı karşıya ve bunların da büyük bir kısmı ‘şiddetli yetersiz beslenme’ sorununa maruz kalıyor.” ifadelerini kullandı.

Koronavirüsün tehlikeleri

Yemen’de sağlık sektörü de savaş nedeniyle çökmenin eşiğinde. Bu durum dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının ülkede yayılmasını daha da tehlikeli bir boyuta getirdi.

Hükümete bağlı Yemen Koronavirüsle Mücadele Ulusal Komitesi bugüne kadar Kovid-19 nedeniyle 523 kişinin hayatını kaybettiğini ve 1831 vaka tespit edildiğini açıkladı. Husilerin kontrolündeki bölgelerde ise ne kadar vaka ve can kaybı olduğu bilinmiyor.

BM yetkilisi Owomuhangi, Kovid-19’la mücadelenin temeli “ellerin sıklıkla yıkanması” tedbirinin bile Yemenliler için bir seçenek olmadığına dikkati çekti.

Owomuhangi, 17 milyondan fazla Yemenlinin temel insani ihtiyaçlardan temiz suya erişim ve kanalizasyon hizmeti alma konularında sorun yaşadığını söyledi.

Ülkedeki sağlık merkezlerinin sadece yarısının ya da çok az bir kısmının çalışır durumda olduğunu kaydeden Owomuhangi, “Bu veriler ışığında Yemen’de enfekte vaka sayısı muhtemeldir ki dünyanın herhangi bir yerindeki vaka sayılarının daha yükseğine ulaşacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Yemen’de virüsle mücadelenin zor olacağını söyleyen Owomuhangi, bu konuya en yüksek seviyede öncelik verilmesi gerektiğini vurguladı.

Anneler ve hamilelerin karşılaştığı sorunlar

UNFPA Yemen Temsilcisi, hamilelerin Kovid-19’a daha hızlı yakalanma riskleri olduğuna dair bilimsel kanıt olmasa da gebelik döneminde enfeksiyonlara daha duyarlı hale gelindiğinin herkes tarafından bilindiğini dile getirdi.

Yemen gibi ülkelerde hamile kadınların yetersiz beslenme, sara ve kolera üçlüsüne maruz kaldığını aktaran Owomuhangi, şimdi bunlara bir de Kovid-19’un eklendiğini belirtti.

Ülkedeki durumun gebeleri hastalıklara yakalanma konusunda açık hedef haline getirdiğini kaydeden Owomuhangi, şunları söyledi:

“Yemen’deki sağlık siteminin yalnızca yüzde 20’si kadınlar ve çocuklar için hizmet sunabililiyor. Bir milyondan fazla hamile ve emzirme dönemindeki anne yetersiz beslenme sorunuyla karşı karşıya. 9,1 milyon kadın ise temiz suya erişim ve kanalizasyon hizmeti gibi temel ihtiyaçlardan yoksun.”

Finansman eksikliği

Owomuhangi, finansman açığı ve bunun UNFPA faaliyetleri üzerindeki etkilerine de değinerek, “Yemen’de Kovid-19 görüldüğünde, üreme sağlığı hizmetlerine finansman kurudu. Fon, yıl başından bu yana desteklenen 180 sağlık kuruluşundan 140’ında üreme sağlığı hizmetlerini askıya almak zorunda kaldı.” dedi.

BM yetkilisi, bu yılın başında Yemen’de 4,1 milyon kadın ve kız çocuğuna ulaşmak için kapsamlı bir plan uygulamaya koyduklarını ancak şimdiye kadar bu plan için talep edilen yaklaşık 100 milyon doların ancak yüzde 52’sine ulaştıklarını belirtti.

Owomuhangi, “Yıl sonuna kadar en savunmasız kadınlara ve genç kızlara ulaşmaya devam etmek için UNFPA’nın 43 milyon dolara ihtiyaç var. Ayrıca sağlık sistemini allak bullak eden Kovid-19’la mücadele konusunda da 20 milyon dolar gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Vahim sonuçlar kapıda

Yemen’deki çatışmada kadınların ve genç kızların en savunmasız gruplar olduğuna işaret eden Owomuhangi, “Bu finansman eksikliğinin bir sonucu olarak, çocuk doğurma çağındaki 2 milyon kadının hayatı tehlikede olacak. Çünkü hayat kurtaran üreme sağlığı hizmetlerine ulaşamayacaklar.” dedi.

Ülkede 48 bin kadının hamilelik ve doğum komplikasyonlarından ölmesinin muhtemel olduğunu kaydeden Owomuhangi, finansman eksikliğinin aynı zamanda üreme sağlığı birimlerindeki ve doğum servislerinde çalışanların Kovid-19 gibi bulaşıcı hastalıklara karşı kişisel koruyucu ekipmanlara sahip olmayacağı anlamına geldiğini söyledi.

BM Temsilcisi Owomuhangi, UNFPA’nın 2019’da 235 sağlık kuruluşunu ve üreme sağlığı bölümlerinde çalışan 3 bin 800 çalışanı desteklediğini, böylelikle üreme sağlığı hizmetlerinin 1,5 milyondan fazla kadına ulaştığını aktardı.

“Yemen’deki Kovid-19 krizine ilk müdahale eden UNFPA oldu.” diyen Owomuhangi, ülkede sağlık sistemi çöküşün eşiğindeyken, anneleri ve bebekleri kurtarmak için çabalayan sağlık çalışanlarına acilen tıbbi ve koruyucu ekipman sağladıklarını ifade etti.