Yeryüzü Doktorları psikososyal destekle de sağlığa katkı sağlıyor – KİLİS

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Kilis toplum merkezi
– Yeryüzü Doktorları Proje Koordinatörü Yunus Emre Yapıcı'nın konuşması
– Psikolog Ahmet Duran'ın konuşması Yeryüzü Doktorları psikososyal destekle de sağlığa katkı sağlıyor
– Dünyanın çeşitli ülkelerindeki ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşan Yeryüzü Doktorları Derneği üyeleri, afetlerden, savaşlardan ve terör saldırılarından etkilenenlere psikososyal destek de veriyor
– Yeryüzü Doktorları Proje Koordinatörü Yunus Emre Yapıcı:
– “Destek çalışmaları kapsamında 2011'den bu yana toplam 61 bin 325 kişiye ulaştık”
KİLİS (AA) – CEBRAİL CAYMAZ – Yeryüzü Doktorları Derneği, çeşitli ülkelerde yaralı ve hastaların yardımına koşarken, afetlerden, savaşlardan ve terör saldırılarından etkilenenlere de psikososyal destek veriyor.

Yeryüzü Doktorları Proje Koordinatörü Yunus Emre Yapıcı, AA muhabirine, yurt içi ve dışında sağlık hizmeti götürmek için faaliyet yürüttüklerini söyledi.

Dernek olarak bugüne kadar çok sayıda kişiye terapi hizmeti verdiklerini anlatan Yapıcı, “Psikososyal destek çalışmaları kapsamında 2011'den bu yana toplam 61 bin 325 kişiye ulaştık. Kilis Toplum Merkezi olarak ise bugüne kadar 2 bin kişiye ulaşılıp, bu danışanlarla toplamda 7 bin 866 aktivite yapıldı.” dedi.

Suriye krizi başladığı günden bu yana bölgeye sağlık hizmetleri götürdüklerini belirten Yapıcı, uluslararası kuruluşlarla ortak projeler yürüttüklerini ifade etti.

Yapıcı, düzensiz göçmenler için de psikososyal destek projeleri hazırladıklarına değinerek, şöyle devam etti:

“Krizin etkisinin Türkiye sınırına yansımasıyla Gaziantep, Kilis, Hatay ve Şanlıurfa gibi illerde çeşitli projeler yapmaya başladık. Bu kapsamda Suriye krizinin etkisini hisseden mültecilere psikososyal destek projeleri gerçekleştirdik. Avrupa Birliği Sivil Koruma ve İnsani Yardım Operasyon Birimi'yle kurulan bu projemizde Alman Uluslararası İşbirliği Kurumu ile partnerlik yürütüyoruz.”

Kilis Toplum Merkezi'nin şubat ayından bu yana hizmet verdiğini aktaran Yapıcı, “Bu merkezimizde sığınmacı ve mültecilere psikososyal hizmetleri ve sağlığa erişim noktasında destekler sunuyoruz.” diye konuştu.

Yapıcı, çalışmalar kapsamında yeni tip koronavirüs (Kovid-19) bilgilendirmeleri, öfke kontrolü, aile içi iletişim, hijyen eğitimleri, arkadaşlarla iletişimin güçlendirilmesi gibi seanslar verildiğini kaydetti.

– Ruh sağlığına daha fazla erişim için çalışılıyor

Kilis Toplum Merkezi'nde görevli psikolog Ahmet Duran da yaşanan üzücü olayların ardından insanlarda oluşan travmaların tedavisinin çok önemli olduğuna dikkati çekti.

Duran, 10 Ekim'in, Dünya Ruh Sağlığı Federasyonu tarafından “Dünya Ruh Sağlığı Günü” olarak ilan edildiğini hatırlatarak, federasyonun bu yılki temayı ruh sağlığına daha fazla erişim olarak belirlediğini dile getirdi.

Yeryüzü Doktorları Derneği olarak da Türkiye'de ve dünyanın dört bir yanında zor durumda olan ve ihtiyaç sahiplerine destek verdiklerini ifade eden Duran, şunları kaydetti:

“Psikososyal destek projeleri kapsamında, zorla yerinden edilip Türkiye'ye gelenlerin psikolojik dayanıklılıklarını artırma ve çektikleri zorlukları hafifletmeye yönelik gerek bireysel gerekse grup destek görüşmeleri yürütmekteyiz. Bu kapsamda mülteci ve sığınmacıların yaşamış oldukları travmaların ardından yoğun bir şekilde eşlik eden kaygı, depresyon gibi birtakım ruhsal sıkıntılar, kişilerde aile içi iletişim, sosyal durumlarda adaptasyon süreçlerinin olumsuz etkilenmesi gibi birtakım ruhsal sıkıntılar oluşturuyor. Bunları aşmalarına katkı sağlamaya çalışıyoruz.”

– “Bizleri arayarak teşekkür ediyorlar”

“Geride hiç kimseyi bırakmama” sloganıyla yola çıktıklarının altını çizen Duran, “Kilis Toplum Merkezi olarak 3 psikolog arkadaşımızla bireysel ve grup destekleri yürütmekteyiz. Yaptığımız çalışmalarda tespit ettiğimiz sağlık, hukuki, sosyal haklarla ilgili olarak gerekli mercilere de yönlendirme yapıyoruz.” dedi.

Duran, Kovid-19 salgını süreci sonrası telefon ve online platformlar üzerinden destek vermeye devam ettiklerini aktararak, “Kişilere psikolojik ilk yardım desteğinde de bulunduk. Geri dönüşler de çok oluyor. Bizleri arayarak teşekkür ediyorlar.” ifadesini kullandı.

Destek verdikleri kişiler arasında hüzünlü hayat hikayeleri bulunanların da olduğunu anlatan Duran, şunları kaydetti:

“Suriye'de eşi ve 4 çocuğuyla birlikte yaşayan bir kadının eşi kaçırılmış. Uzun bir süreden sonra ölüm haberini alınca kadın çocuklarıyla Türkiye'ye sığındı. Burada çocuklarıyla ilgili yaşamış olduğu eğitim, sağlık, sosyal konular gibi sorunlar kendisini birtakım ruhsal sıkıntılara itti. Bununla ilgili, derneğimizi duyup bizden destek aldı. Gerek bireysel destek gerek grup destek görüşmelerine katılarak ruh sağlığı hizmeti aldı.”

Yeryüzü Doktorları dünyaya insani yardım ve şifa dağıtıyor – İSTANBUL

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
– Derneğin hazırladığı videolar
– Yeryüzü Doktorları Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Yahyahan Güney ile röportaj – Yeryüzü Doktorları Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Yahyahan Güney:
– “Bu dernek, gönüllülerin, buraya bağış veren insanların bağışlarını, hayırlarını ve iyiliklerini muhtaçlara ulaştırmaya çalışan bir dernek. Başka hiçbir gayesi yok”
– “Derneğin 20 yıllık bir tecrübesi var. İnsani yardımın bütün alanlarında oluşmuş uzun süreli karşılıklı ilişkiler, benzer faaliyetler var. Biz de oyunu kurallarına göre oynamayı öğrendik. Bugün birçok çatışma bölgesinde varız. Çünkü bizim gibi insani yardım kuruluşlarının durduğu yer daha apolitik bir alan”
İSTANBUL (AA) – KAAN BOZDOĞAN – Yeryüzü Doktorları, dünyada sağlık hizmetine erişemeyen ihtiyaç sahiplerine ulaşarak hayata tutunmalarını sağlıyor.

Yeryüzü Doktorları Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Yahyahan Güney, AA muhabirine derneğin, bir grup gönüllü sağlıkçı tarafından her ne sebeple olursa olsun sağlık hizmetine erişemeyen ihtiyaç sahiplerine ulaşarak hayata tutunmalarını sağlamak amacıyla 2000 yılında kurulduğunu söyledi.

Yurt içi ve dışına sağlık hizmeti götürmek için faaliyet yürüttüklerini anlatan Güney, “Sağlıkçıların gücünü, hem ülke insanına hem de diğer coğrafyalara iyilik olarak götürmek” anlayışıyla hareket ettiklerini dile getirdi.

İnsanların sağlığını düzeltmeye, sağlıkla ilgili bileşenleri ise güzelleştirmeye çalışan bir cemiyet olduklarına değinen Güney, hareketin büyümesi ve faaliyetlerin verimliliğinin artması vesilesiyle sağlık alanı dışında da bağışçı ve gönüllü destekçilerin derneğe katkı sunduğunu belirtti.

Güney, Yeryüzü Doktorları'nın kamuoyuna mal olmuş bir dernek olduğuna ve birçok yerde tanındığına vurgu yaptı.

Tıp, hemşirelik, diş hekimliği ve eczacılık fakültesi öğrencilerinin insani yardım alanında kendilerini geliştirmeleri için üniversitelerde grup çalışmaları yaptıklarını anlatan Güney, ülkedeki yeni sağlık gücünü iyilik hareketine çekmekle ilgili çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.

Güney, Türkiye içinde insani yardımın geliştirilmesi ve güçlendirilmesiyle ilgili halka yönelik çalışmalar da yaptıklarına dikkati çekti.

Ülkedeki sığınmacılar ve göçmenlere sağlık yardımlarının dışında ayni ve nakdi yardımda bulunduklarını aktaran Güney, uluslararası kuruluşlarla bu gibi konularda ortak projeler yürüttüklerinin altını çizdi.

Türkiye'de sağlık sisteminde kalitenin yükselmesiyle ülke içinde sağlık yardımlarının anlamını yitirdiğini belirten Güney, şöyle konuştu:

“Devletimiz sosyal yönüyle çok güçlendiği için bu sağlık yardımlarının anlamı kalmadı. O yüzden biz bu sağlık yardımlarını daha çok yurt dışına kaydırdık. Yurt dışını da acil kriz ortamları, beşeri afetler, sosyal afetler ve gelişmekte olan, geri kalmış ülkelerdeki faaliyetler olarak ayırıyoruz. Afrika'da, Orta Doğu'da, Uzak Doğu'da çalışmalarımız devam ediyor. Mesela, Arakan, Bangladeş, Afganistan, Pakistan, Filistin, Suriye, Sudan, Somali, Etiyopya, Uganda'ya kadar; Batı, Doğu ve Orta Afrika ülkeleri gibi birçok yerde faaliyetimiz devam ediyor.”

Güney, temel yaklaşımın “elde olan toplam değerlerin en etkin ve verimli kullanılması” olduğunu, bölgeye ve zamana göre faaliyetlerin değişebildiğini kaydetti.

– “Bugün birçok çatışma bölgesinde varız”

Çoğu kişinin gitmekten imtina ettiği ya da kaçarak uzaklaştığı kriz bölgelerinde faaliyet yürütmeyi, “rahmet ve bereket” olarak tanımlayan Güney, şöyle devam etti:

“Bir yerde ihtiyaç varsa orada temel olarak bir güven, bir sosyal problem oluyor. Ya çatışan taraflar oluyor ya dağılmış bir devlet, çökmüş bir devlet oluyor ya da bir şekilde sosyal bir yarık, bir çatlak oluşmuş oluyor. O yüzden oraların hepsi güvensiz bölgeler. Tabii derneğin 20 yıllık bir tecrübesi var. İnsani yardımın bütün alanlarında oluşmuş uzun süreli karşılıklı ilişkiler, benzer faaliyetler var. Biz de oyunu kurallarına göre oynamayı öğrendik. Bugün birçok çatışma bölgesinde varız. Çünkü bizim gibi insani yardım kuruluşlarının durduğu yer daha apolitik bir alan. Biraz daha rahatız. Bunun bir sosyal çatışmayı arttırıcı yanı da yok. Mesela Suriye'nin birçok yerinde halen bizim faaliyetlerimiz devam ediyor. Aynı şekilde Gazze'de bile varız. Gazze'de ofisimiz var, Batı Şeria'da ofisimiz var. Halbuki orada bombalar patlıyor, insanlar birbirini öldürüyor. Taraflar bizim insani olarak orada olduğumuzu biliyor, görüyor.”

Yahyahan Güney, Türkiye'den kriz coğrafyalarına giden STK'ların çoğunlukla avantaj elde ettiğine ve genel olarak gidilen yerlerin Osmanlı bakiyesi olduğuna işaret ederek, “Biz medeniyetin bir parçasıyız. Bu toprakların, Anadolu'daki bu devletin, bu toplumun bir parçasıyız. Tabii ki oraya gittiğimiz zaman kendi cemiyetimizin ismi ve logosuyla gidiyoruz ama öbür taraftan baktığınızda siz ifade etmeseniz de 'nereden geldiniz?' sorusunun cevabı belli.” diye konuştu.

– “Devletimizin gücünü dünyanın her yerine götürme düşüncemiz var”

Derneğin, gönüllülerin ve hayırseverlerin bağışlarını, hayırlarını ve iyiliklerini, muhtaç insanlara ulaştırmaya çalıştığını anlatan Güney, “Başka hiçbir gayesi yok. Tabii ki bizim dini olarak da dinimizi yaymak düşüncemiz var, devletimizin gücünü dünyanın her yerine götürme düşüncemiz var. Benim de var. Ben de devletimi ve milletimi seviyorum. Elhamdülillah Müslümanım. Ama burada yaptığımız şeyi bu argümanlarla taşımıyoruz. Biz bu normal insani ve hayır amaçlarımızı götürdüğümüzde dinimizin, devletimizin, bayrağımızın kazanımlarının olması da hoşumuza gidiyor.” ifadesini kullandı.

Kriz bölgelerine hekim göndermeleri ve sağlık kuruluşları kurmanın yanı sıra zaman zaman Türkiye'ye tedavi için hasta getirdiklerini hatırlatan Güney, kimi zaman da mevcut sağlık kuruluşlarının kapasitesini arttırdıklarını ve bölgedeki hekimlere eğitim verdiklerini söyledi.

Yurt dışında kapasite oluşturan ve sürdürülebilir sağlık sistemlerinin tesisi için çabaladıklarını belirten Güney, şunları kaydetti:

“Yoksa buradan gidiyoruz 30 ameliyat yapıyoruz ve geliyoruz. Eee? 30 kişi faydalandı ama orada bitti. Biz bunu da çok yaptık, acil durumda bunu yapıyoruz da ama temel yaklaşımımız bu değil. Biz olmadan da orada olabilsin. İkinci yaklaşımımız da elde imkan neyse en etkin ve verimli olarak nasıl kullanırız? Yani 80 yaşındaki bir adama mı harcayacağız, 20 yaşındaki bir çocuğa mı harcayacağız, bir bebeğe mi harcayacağız? En etkin sağlık yardımı hangisi, maliyet hesabı yapmak. 80 yaşındaki bir kalp hastasına mı baypas ameliyatı yapacağız, 5 yaşındaki çocuğun ishalini mi tedavi edeceğiz. O yüzden anneler, bebekler ve gebelere yoğunlaştık. Çünkü onlara yapılan yardımların çok etkin olduğunu gördük. Bir gebeyi kurtarırsanız iki insan kurtuluyor gibi, biz burada maliyet, emek ve değer ağırlıklı alanlara göre imkanları götürdük.”

“Biz kendi dedelerimizin ulaştığı coğrafyalara ulaşalı 10-15 yıl oldu.”diyen Güney, daha uzak yerlere gidilmesi ve daha farklı toplumlara ulaşılması gerektiğini dile getirdi.

Ata topraklarında faaliyet yürütmenin mutluluğunu anlatan Güney, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bu güzel bir şey. Bir ülkeye gidiyorsunuz, gittiğiniz yerde 'burada Osmanlılardan kalma bir su kemeri var', 'şöyle bir cami var' diyorlar. Bu güzel. Nijer'de olmuştu, Osmanlılardan kalma sancak var. Yani diyorsunuz ki 'Ben ne kadar kötü bir evladım, dedelerimin geldiği yere yeni gelebiliyorum.' Eskiyi yad etmek açısından övünülecek şey gibi ama utanılacak bir durum var. Neden yeni geliyorsun, niye yoksun oralarda, niye o dostluğu, muhabbeti, o sizin kuvvet, kudret, adaletinizi, iyiliğinizi oradan çekmişsiniz? Yanlış bir şey yani. Hatta oradan daha ileri gitmeniz lazım. Bu bizi motive ediyor, güzel bir şey ama daha farklı coğrafyalara da ulaşmak lazım. Oralara da gitmeli. Dünya çok küçülmüş. Her yere çok rahatlıkla gidiliyor artık.”

– Yeryüzü Doktorları 8 yılda 1 milyonun üzerinde kişiyi tedavi etti

2012-2020 verilerine göre toplam 1 milyon 181 bin 797 kişi muayene, 26 bin 67 kişi ameliyat edildi. Bu tarihlerde ekipler, 3 bin 748 doğum gerçekleştirdi.

Yeryüzü Doktorlarınca 45 bin 862 kişiye beslenme tedavisi uygulandı, 5 milyon 163 bin 467 kişinin gıda, 196 bin 615 kişi ise açılan 337 kuyu ile temiz suya erişimi sağlandı. Ayrıca, 103 bin 174 kişiye psikolojik destek verildi.

Göz, beslenme ve anne-çocuk sağlığı projelerini de başarıyla yürüten dernek, Gazze, Yemen, Suriye ve Arakan gibi iç savaş ya da krizlerin yaşandığı ülkelerde ihtiyaç sahiplerine gönüllüler aracılığıyla aktif sağlık hizmeti sunuyor.

Yüryüzü Doktorları, çoğunlukla yerinde tedavi uygulamasını benimserken zaman zaman durumu kritik bazı hastaları Türkiye'ye getirerek tedavi ettiriyor.

Dernek söz konusu bölgelerde birçok ülkede kalıcı esere imza atıyor. Eserlerden bazıları süreç içerisinde varlığını yitirirken, bazısı mevcudiyetini koruyor.

Derneğin hazihazırda Afganistan'da 15 beslenme sağlığı merkezi, 11 beslenme sağlığı mobil sağlık ekibi, Bangladeş'te bir mülteci sağlığı merkezi, Çad'da bir beslenme sağlığı merkezi ve bir mülteci sağlığı merkezi, Gazze'de bir fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi, 4 mobil sağlık ekibi, Somali'de anne-çocuk sağlığı merkezi ile birinci basamak sağlık hizmetleri merkezi, Suriye'de mülteci sağlığı merkezi, doğum ve anne-çocuk sağlığı merkezi, bir sağlık merkezi, Yemen'de 4 beslenme sağlığı merkezi bulunuyor.