Zeytinyağı

Türk bilim insanları zeytinyağındaki skualenin böbreklere iyi geldiğini kanıtladı

İZMİR (AA) – Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Sülen Sarıoğlu ile tez danışmanlığını yürüttüğü öğrencisi Dr. Resmiye Irmak Yüzügüldü, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Yılmaz’ın katkılarıyla skualen adlı bileşik ile ilgili araştırma yaptı.

Bilim insanları, en zengin kaynakları köpekbalığı karaciğeri ve zeytinyağı olan, insan vücudu, buğday tohumu ve pirinç kabuğunda da bulunan skualen üzerinde çalıştı.

Araştırmacılar, “A, E ve K vitamini, Koenzim Q ile benzer yapıda hidrokarbon yapıda bir ara bileşik” olarak tanımlanan skualenin böbrek hastalıklarına etkisini inceledi.

Deney hayvanları üzerinde yapılan çalışmada, zeytinyağı kökenli skualenin verildiği gruplarda böbrek işlevlerindeki kaybın ve doku hasarının çok azaldığı saptandı.

Araştırma sonucunda, böbreklerde işlev bozukluğuna işaret eden serum kreatinin ile idrar protein değerlerinde de azalma görüldü.

Ayrıca, zeytinyağı kökenli skualenin olumlu etkisinin köpekbalığı kaynaklı skualene göre daha belirgin olduğu vurgulandı.

Prof. Dr. Sülen Sarıoğlu, AA muhabirine, daha önce birçok deneysel nitelikte çalışmaya konu olan skualenin, hücre hasarı ve kanseri önleyici olduğu yönünde yayınlar bulunduğunu belirtti.

Söz konusu bileşiğin kemik iliği hücreleri hasarlanmasını azalttığını kaydeden Sarıoğlu, kalın bağırsak, akciğer ve deri kanseri riskinin de düştüğüne yönelik bilimsel araştırma sonuçları olduğunu da aktardı.

Çalışmanın detayları

Çalışmada böbreklere hasar verici bir ajan olan adriyamisin kullandıklarını aktaran Sarıoğlu, deney grubuna 14 gün boyunca ağız yolu ile skualen desteği verildiğini bildirdi.

Sarıoğlu, sonuçta idrar ve kan analizlerinin yanı sıra böbrek dokularının da farklı yöntemlerle mikroskobik olarak incelendiğini ifade ederek, şu bilgileri verdi:

“Sayılarındaki azalma ve hasarlanmanın birçok böbrek hastalığının temelinde yer aldığı düşünülen, böbrek süzme işlevinin sürdürülmesinde çok önemli görevleri olan podosit isimli glomerüler hücrelerin sayılarının skualen ile korunduğu izlendi. Podosit miktarları, bu hücrelerin özgül belirteci kabul edilen WT-1 isimli immünhistokimyasal antikor yöntemini kullanarak değerlendirildi. Hücrelerin skualen alanlarda doğala çok yakın sayıda olup korundukları saptandı. Ayrıca böbrek hasarında izlenen tübüler hasar, tübüler atrofi ve interstisyel enflamasyon ve fibrozis bulgularının da, skualen uygulaması ile yaygınlık ve şiddetleri azaldı.”

Sülen Sarıoğlu, araştırmanın zeytinyağının böbrek hasarı üzerine olası iyileştirici etkilerini ortaya koyduğunu, moleküler patolojik verilerle de destekleyecekleri ek çalışmalar yapacaklarını sözlerine ekledi.

Efsun Erbalaban Yılmaz

'Kilis sabunu'na yoğun talep

Kilis’te geleneksel yöntemlerle zeytinyağından üretilen “Kilis sabunu”, son günlerle yoğun talep görüyor.

İnce kabuğu, küçük çekirdeği ve kendine has aromasıyla tercih edilen Kilis zeytininden elde edilen zeytinyağından yıllardır geleneksel yöntemlerle üretilen sabuna, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı alınan tedbirler dolayısıyla ilgi arttı.

Kentteki birçok tesis talepleri yetiştirmek için fazla mesai yaparken, üretilen sabunlar Türkiye’nin yanı sıra bazı Avrupa ve Uzak Doğu ülkelerine gönderiliyor.

Kilis zeytinyağını üç kuşaktır sabuna dönüştüren Tekün Sabunculuk firması ise talepleri karşılamak için yoğun mesai yapıyor.

Firmanın Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Teksabuncu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 100 yıl önce dedesinin başlattığı sabunculuk mesleğini bugün ciddi noktalara ulaştırdıklarını belirtti.

Teksabuncu, dedesinin 1920 yılında başlattığı sabunculuk mesleğinin önce babasına, 1984 yılında ise kendisine miras kaldığını ifade ederek, almış olduğu emanete her zaman sadık kaldığını söyledi.

Mesleği ilk devraldığında üç çeşit olan sabunun artan talep doğrultusunda 20’ye ulaştığını anlatan Teksabuncu, bunun yanında defne sabunu da ürettiklerini ifade etti.

“İrlanda’dan talep aldık”

Teksabuncu, ürettikleri sabunlara yoğun talep aldıklarını vurgulayarak, “Geçtiğimiz yıla kadar sabunlarımızı yurt içinde genelde doğu bölgesinde bayilerimiz aracılığıyla İstanbul ve Ankara başta olmak üzere yurdun bütün bölgelerine satıyorduk. Bunun yanında yurt dışında Azerbaycan, Almanya, Hollanda, Avusturya gibi birçok ülkeye direkt, bazılarına da fason olarak üretim yaptık. Talep olan her yere gönderiyoruz. Son zamanlarda dünyada oluşan koronavirüsten dolayı talepler daha da fazlalaştı. İrlanda’dan talep aldık. Bunun yanında birkaç ülkeyle görüşmelerimiz var. Talepleri değerlendirmeye çalışıyoruz.” diye konuştu.

Mehmet Teksabuncu, ürünlerinin tercih edilmesindeki en önemli faktörün doğal ve antibakteriyel olmasından kaynaklandığını belirtti.

Ürettikleri sabuna talebin ciddi anlamda arttığına işaret eden Teksabuncu, “Sabun, vücuttaki mikropları önce sıyırıyor daha sonra köpüğe geçiyor. Bizim sabunlarımız doğasından ve antibakteriyel olmasından dolayı ilk etapta köpürmez.” dedi.

Muğla'da zeytinyağı kalite ödülleri sahiplerini buldu

MUĞLA (AA) -Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığınca desteklenen "Zeytinin Zeytinyağına Kayıpsız ve Kaliteli Yolculuğu" projesi kapsamında düzenlenen yarışmada, en iyi zeytinyağı üreticileri ödüllendirildi.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen törende konuşan Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürü Fuat Fikret Aktaş, Anadolu topraklarının kadim dostu olan asırlık zeytin ağacının bu topraklarda tarihe tanıklık ettiğini söyledi.

Aktaş, tarihi yolculuğu içinde zeytin ve zeytinyağının sadece insanın beslenmesinde değil ilaç yapımı, kozmetik ürünler ve hijyen maddesi yapımlarında da kullanıldığını kaydetti.

İnsanoğlunun günlük yaşamının her alanında var olan zeytinyağının önemli bir ürün olduğunu vurgulayan Fuat Fikret Aktaş, "Ülkemiz sofralık zeytinde 460 bin ton üretimiyle İspanya ve Mısır'ın ardından dünyada 3'üncü sırada. Zeytinyağında ise yaklaşık 270 bin ton üretimiyle İspanya, İtalya, Yunanistan, Tunus'un ardından dünyada 5'inci sırada yer alıyor." dedi.

Muğla Tarım ve Orman Müdürü Barış Saylak ise bu yıl ilki düzenlenen yarışmaya 86 başvuru yapıldığını söyledi.

Proje kapsamında başvurusu alınan zeytinyağlarının analizlerinin laboratuvar ortamında yapıldığını vurgulayan Saylak, "Amacımız bir farkındalık oluşturmak. Üreticilerimizin iyi tarım uygulamaları ile kaliteli zeytinyağı üretmelerine önderlik etmek ve rol model oluşturmak. Hedefimiz bu yarışmayı önümüzdeki yıllarda ulusal düzeyde geliştirmek." diye konuştu.

Programda, Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanı Şükrü Kamber, Muğla Vali Yardımcısı Ayhan Yazgan da birer konuşma yaptı.

Daha sonra moderatörlüğünü televizyon programcısı Cem Seymen'in yaptığı panelde Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı ve Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu ile Prof. Dr. Fügen Durlu Özkaya, Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın, Prof. Dr. Gazi Aydın, Doç. Dr. Mücahit Taha Özkaya ve Doç. Dr. Mehmet Ateş, zeytin ve zeytinyağı ile ilgili sunum yaptı.

Program sonunda kalite ödüllerini almaya hak kazanan çiftçi ve üreticilere ödülleri takdim edildi.

Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi Başkanı Tibet'ten “riviera” zeytinyağı açıklaması:

İZMİR (AA) – Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) Yönetim Kurulu Başkanı Ümmühan Tibet, riviera tipi zeytinyağının sağlıksız olduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, "Riviera tüketmeyin, toksik madde içerir' gibi hatalı söylemler kesinlikle doğru değildir. Bunları söyleyen kişilere itibar edilmemesi gerektiğini düşünüyorum" dedi.

Tibet, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son günlerde bazı basın yayın organlarında riviera zeytinyağının sağlıksız olduğuna dair söylemlerin yer aldığını söyledi.

Zeytin ağacından elde edilen ve doğrudan tüketime uygun olan iki kalite zeytinyağı olduğuna işaret eden Tibet, bunlardan birinin "natürel sızma", diğerinin de "natürel birinci" zeytinyağı olduğunu belirtti.

Natürel sızmanın en kaliteli, natürel birincinin de ikinci kalite zeytinyağı olduğunu dile getiren Tibet, ikisinin de işlem görmeden, yüzde 100 doğal olarak paketlendiğini anlattı.

Bunların yanından riviera zeytinyağlarının da raflarda yer aldığına değinen Tibet, şunları kaydetti:

"Üretimin bir kısmı doğrudan tüketilme özelliklerini kaybeder ve bu ürünün gıda olarak tüketilebilmesi için rafine edilmesi gerekir. Biz bu yağa 'ham zeytinyağı' diyoruz. Ham zeytinyağı, rafine tesislerinde sadece iki kademede hiç kimyasal kullanılmadan işlemden geçirilir. Diğer bitkisel rafine yağlardan farklı olarak piyasaya 'rafine zeytinyağı' olarak arz edilmez. İçine değişen oranlarda natürel sızma veya natürel birinci zeytinyağı ilave edilir, harmanlanır ve riviera zeytinyağı elde edilmiş olur."

Son günlerde riviera zeytinyağına karşı olumsuz bir algı yaratılma çabası bulunduğunu dile getiren Tibet, "Riviera tüketmeyin, toksik madde içerir' gibi hatalı söylemler kesinlikle doğru değildir. Bunlar zeytinyağı üreticisine zarar verir. Bunları söyleyen kişilere itibar edilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Biz bunları söyleyenlerden konsey olarak konuyla ilgili bilimsel çalışma varsa bize iletmelerini istedik ama iletmediler." diye konuştu.

Dünyanın en büyük zeytinyağı üreticisi İspanya'da tüketilen zeytinyağının yüzde 60'ının riviera olduğunu savunan Tibet, amaçlarının Türkiye'nin her evine zeytinyağını sokabilmek olduğunu, bu nedenle riviera tüketiminin önemli olduğunu ifade etti.