Tahvil faizi 2,5 yılın en düşük seviyesine geriledi

İSTANBUL (AA) – Tahvil-bono piyasasında gösterge tahvilin bileşik faizi, azalan jeopolitik riskler, Türk lirası varlıklara ilginin artması ve Merkez Bankası’nın faiz indirimine devam edeceği beklentisi ile düşüşünü sürdürüyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 2019’da politika faizini toplamda 1200 baz puan indirmesi ve enflasyondaki düşüş, gösterge tahvili bileşik faizinin yüzde 26’lardan yüzde 12’nin altına inmesini sağladı.

Tahvil-bono piyasasında haftanın son işlem gününde yüzde 11,29’a kadar gerileyen iki yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi, 19 Temmuz 2017’den bu yana en düşük seviyesini gördü.

Geçen yılın mayıs ayında 523 seviyesine kadar yükselen ülke risk primi (CDS), ekonomiye ilişkin iyimser beklentilerle düşüşe geçerek 300 baz puanın altına geriledi.

ABD ve İran arasındaki tedirginliğin etkisiyle 309 baz puana kadar yükselen CDS, bugün itibarıyla 273 seviyesinde bulunuyor. CDS’lerdeki geri çekilme Türk lirası varlıklara ilginin artmasını sağladı.

Analistler, piyasada Merkez Bankası’nın faizi indirimlerine 2020’de de devam edeceği beklentisiyle kısa vadeli tahvillerde de düşüş eğiliminin sürdüğünü belirtti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Ekonomistler, ECB’nin, tahvil faizlerindeki artıştan dolayı yakın zamanda aksiyon alabileceğini ifade ediyor.

ING Group Başekonomisti Peter Vanden Houte, AA muhabirine yaptığı açıklamada, petrol fiyatlarına ilişkin yeni tahminler ve yüksek tahvil faizleriyle birlikte ECB’nin 2021 büyüme tahminini aşağı yönlü, 2021 ve 2022 enflasyon tahminini ise yukarı yönlü revize edebileceğini söyledi.

Enflasyonun bu yıl yüzde 2’yi aşabileceğini ancak ECB’nin bu durumu geçici olarak tanımlayabileceğini ifade eden Houte, büyümenin çok zayıf olduğunu, zayıf kalan aşılama ile birlikte büyümenin bu yılın ilk çeyreğinde hala negatif seviyelerde olabileceğini, bu sebepten dolayı Banka’nın elverişli finansman koşullarını sürdürme konusundaki istekliliğini vurgulayabileceğini kaydetti.

Son zamanlarda tahvil faizlerinde görülen artışların istenmeyen bir durum olduğunu aktaran Houte, ECB Yönetim Konseyi’ndeki “şahin” grubun, “bunun küçük bir hareket olduğunu” kastederek tahvil faizlerindeki artışı önemsiz gibi gösterebileceğini söyledi.

Houte, Pandemi Acil Varlık Alım Programı’nda (PEPP) yapılabilecek bir artışın şu anki durumda geniş destek bulmayabileceğini, ECB’nin ileriki haftalarda ABD kaynaklı baskıları sınırlamak için PEPP’leri önden yüklemeli bir şekilde uygulayabileceğini kaydetti.

“ECB’nin, gerekli olması durumunda PEPP’te artışa gidilebileceğini vurgulayacağı” öngörüsünde bulunan Houte, Banka’nın, şu an için bu konuda yapabileceği fazla bir şey bulunmadığını ve PEPP’in artırılması konusunda istekli olmadığını söyledi. Houte, PEPP’te artışa gidilmesinin ek teşvikten ziyade bir hasar kontrolü olacağını aktardı.

“ECB’den geniş kapsamlı bir değişiklik beklenmiyor”

Commerzbank Kıdemli Ekonomisti Michael Schubert de ECB’nin, toplantıda tahvil faizlerindeki artıştan dolayı endişesini dile getirebileceğini ifade etti.

Schubert, Banka’dan geniş kapsamlı bir değişiklik beklemediğini de söyledi.

“ECB, sözlü yönlendirmeye devam edebilir”

Rabobank ECB ve Avro Bölgesi Makro Strateji Başkanı Elwin de Groot ise ECB’nin faiz oranları, varlık alım programı ve PEPP’te değişikliğe gitmeyeceği öngörüsünde bulundu.

Banka’nın sözlü yönlendirmeye devam edebileceğini aktaran Groot, “ECB, tahvil faizlerindeki yükseliş eğiliminin durmaması durumunda ‘getiri eğrisi kontrolü’ gibi kesin çözümleri tekrar düşünmek zorunda kalabilir.” dedi.

ECB, ocak ayı toplantısında, piyasa beklentileri doğrultusunda faiz oranları ve PEPP’in toplam büyüklüğünde değişikliğe gitmemişti.

İSTANBUL (AA) – Tahvil-bono piyasasında 2 yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) hafta sonu yaptığı yeni kredi düzenlemesi ve Merkez Bankası’nın faiz indirimini sürdüreceği beklentisiyle Kasım 2016’dan bu yana en düşük seviye olan yüzde 9,95’e geriledi.

BDDK’nın yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının ekonomik etkilerini hafifletmek ve bankaların kaynaklarını daha verimli kullanılmasını sağlamak için yaptığı yeni kredi düzenlemesi ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB), 22 Nisan’da yapacağı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında indirime gideceği beklentisi, 2 yıllık gösterge tahvilin bileşik faizini yaklaşık son 4 yılın en düşük seviyesine çekti.

Ocak ayında düşüş eğiliminde hareket eden 2 yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi şubatta uzun bir aradan sonra tek haneye inmiş ancak, Kovid-19 salgınının ortaya çıkardığı belirsizliklere paralel hızla yüzde 12 seviyelerine yükselmişti.

Nisan’da yüzde 12,71 ile Kasım 2019’dan bu yana en yüksek seviyeye ulaşan 2 yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi, BDDK kararları ve Merkez Bankası’nın faiz indireceğine yönelik beklentilerle birlikte yüzde 9,95’e geriledi.

“Kredilerin tabana yayılması ve KOBİ’lere ulaşması çok önemli”

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefer Şener, AA muhabirine konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, BDDK’nın aktif rasyo ile ilgili kararının ardından bankaların 1 Mayıs’a kadar bu oranı tutturmak için tahvil alımına yöneldiğini, böylece tahvil faizlerinde 200 baz puanı aşan bir gerilemenin meydana geldiğini söyledi.

BDDK’nın kararıyla birlikte politika faizi ve piyasa faizleri arasındaki makasın da minimize edildiğini belirten Şener, tahvil faizlerindeki bu gerilemede TCMB’nin çarşamba günü yapacağı politika faizi toplantısında faiz indirimine gitmesinin beklenmesinin de etkili olduğunu ifade etti.

Şener, bankaların bu oranı her ay tutturmak zorunda olduklarına, aksi takdirde ceza ödemek zorunda kalacaklarına dikkati çekerek,” Bu cezalarda özel bankalarda sermayedarlar tarafından karşılanacağı için bankalar cezalı duruma düşmemek adına gayret göstermektedir.” şeklinde konuştu.

BDDK’nın döviz mevduat katsayısını da yüzde 1,25’e yükselttiğini kaydeden Şener, böylece özel mevduat bankalarının yurt dışındaki döviz varlıklarının en azından bir kısmının Türkiye’ye getirilip swap sistemine veya tahvil alımına katkı sağlanmasının hedeflendiğini belirtti.

Şener, şunları kaydetti:

“Bundan sonraki süreçte kredilerin tabana yayılması ve KOBİ’lere ulaşması çok önemli. Yeni kredilerde ticari, KOBİ kredisi ve kurumsal kredi dağılım oranı büyük önem arz ediyor. Bu krediler KOBİ’lere ulaştığı takdirde toplumun beklentilerini karşılayacaktır. BDDK’nın bu kararıyla birlikte özel sektör mevduat bankalarının daha çok KGF kredisi ve ivme kredisi vermesi sağlanacaktır.”

“Verim eğrisi tüm vadelerde aşağıya kaydı”

Ata Yatırım Direktörü Cem Tözge de BBDK’ın açıklamış olduğu aktif rasyosu kararı sonrası bugün tahvillere yoğun ilgi olduğunu gözlemlediklerini söyledi.

Aktif rasyosunu 1 Mayıs’a kadar tutturması gereken bankaların tahvil piyasasındaki harekette önemli rol oynadığına dikkati çeken Tözge, “Bankalar açıklanan formülasyonda 0,75 ile değerlenen Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) portföyünü genişletmek için piyasada yoğun şekilde alım yaparlarken, verim eğrisi tüm vadelerde aşağıya kaydı.” dedi.

Tözge, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Özellikle, 1-2 yıllık vadedeki tahvil faizlerinde geri çekilme çok daha net görülmekte (200-250 baz puan). BDDK’ın kararı sonrası yaşanan bu sürpriz hareket sonrası bankalar menkul kıymet cüzdanı kaleminden ciddi kar yazacaklarından, alınan kararın banka hisse senetleri üzerinde kuşku uyandıran olası negatif etkisi dengelenmiş oldu.”