Tarım ve Orman Bakanlığı keçiboynuzu üretimi için yatırım çağrısı yaptı

ANKARA (AA) – Tarım ve Orman Bakanlığı, tarımla uğraşmak isteyenleri yönlendirmesi ve onlara yol gösterici olması amacıyla keçiboynuzu bahçesi kurulmasına ilişkin fizibilite raporu ve yatırımcı rehberi hazırladı.

Rehberde, doğal ürünlere yönelik taleple birlikte keçiboynuzunun da dikkati çektiği ifade edilerek, bu ürünün meyvesinin besin olarak kullanımının dışında, tohumunun da endüstride çok geniş kullanım olanağına sahip olduğu bilgisi verildi. Gıda, kozmetik, boya, tekstil ve ilaç sanayisinde kullanılmasının, ürünün ekonomik değerini artırdığına işaret edilen rehberde, farklı sektörlerde kullanılan keçiboynuzunun güçlü bir ticari ürün olduğu vurgulandı. Rehberde, bu yönüyle keçiboynuzu ve ürünlerinin üreticilere yüksek gelir sağladığının altı çizildi.

Türkiye’de keçiboynuzu üretmenin, ürünün anavatanı içinde olması nedeniyle avantaj sağladığı belirtilen rehberde, “Akdeniz Bölgesi’nde keçiboynuzu yetiştiriciliği yapılabilecek geniş alanlar bulunmakta ve keçiboynuzu yetiştiriciliği ülkemizde giderek önem kazanmaktadır. Ülkemizde toprak özelliklerinin uygun olduğu bölgelerde keçiboynuzu bahçeleri tesisi kurulmasıyla dış ticaretten daha çok pay alınabilecektir.” değerlendirmesinde bulunuldu.

Fabrikaların talebi arttı

Rehberde, dünyada da keçiboynuzuna ilginin arttığı bildirilerek, “Keçiboynuzu meyvesi, içeriğinde bulunan ve insan vücudunda antioksidan tesir gösteren polifenoller açısından oldukça zengindir. Yüksek mineral ve diyet lif açısından da oldukça zengin olup, ülkemizde herhangi bir kimyasal ilaç uygulaması yapılmadan yetişmektedir. Dünyadaki bu ilgiye paralel olarak ülkemizde bu konuda yapılacak çalışmalarla yeni iş sahaları oluşturulması, buna bağlı olarak istihdamın artması ve ülke ekonomisine önemli bir katma değer sağlanması beklenmektedir.” ifadelerine yer verildi.

Türkiye’de keçiboynuzunu işleyen fabrikaların bu ürüne yönelik talebinin de arttığı belirtilen rehberde, daha çok doğal yollarla yetişen keçiboynuzunun bahçe kurularak üretilmesi gerektiği kaydedildi.

İlaç yapımında kullanılıyor

Rehberde keçiboynuzunun kullanım alanlarına ilişkin şu bilgiler paylaşıldı:

“Keçiboynuzunun ağacı, meyvesi ve tohumları ekonomik açıdan büyük önem taşıyor. Meyveleri sofralık tüketim yanında, gıda endüstrisinde pekmez yapımında kullanılıyor. Kağıt, boya, tekstil, plastik, petrol, mobilyacılık, kibrit, eczacılık ve kozmetik sanayisinde yararlanıldığı gibi, hayvanların yem ihtiyacını karşılamada da kullanılıyor. Diğer ve önemli bir kullanım alanı ise bitkisel kökenli doğal ilaç yapımıdır.”

Rehberde, keçiboynuzu bahçesi kurulumuna yönelik örnek bir fizibilite raporu da yer aldı. Bahçe kurulumunun 1 yıl süreceği, proje ömrünün ise 45 yıl olacağı belirtilen rehberde, 100 dekarlık bir alanda 2 bin 750 fidan gelecek şekilde yapılan planlama karşılığı, yatırımın 7’nci yılından itibaren artı gelir elde edilmesinin öngörüldüğü ifade edildi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Gıda Takviyesi ve Beslenme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Samet Serttaş, AA muhabirine, takviye edici gıdaların ilaç olmadığını ve dünya mevzuatında “gıda” olarak tanımlandığını söyledi.

Tarım ve Orman Bakanlığının onay koduna sahip ürünlerin, gerekirse telefonla hemen sorgulatılabileceğini, böylece gıda satışı gerçekleşen her ortamdan söz konusu ürünlerin güvenle satın alınabileceğini belirten Serttaş, onay kodu sorgulamasında şüpheli bir durumla karşılaşılırsa Bakanlığın ALO 174 hattının aranarak, ihbarda bulunulabileceğinin altını çizdi.

Serttaş, gıda takviyelerinin ilaçlar gibi özel saklama koşulları gerektirmediğini belirterek, “Eczanelerin de bu ürünlerin satışına devam etmesini destekliyoruz.” diye konuştu.

Tarım ve Orman Bakanlığının da gıda takviyesi ürünleri üzerinde çok sıkı denetimleri olduğuna dikkati çeken Serttaş, Türkiye’de bu anlamda başka ülkelerde olmayan bir onay mekanizması bulunduğunu anlattı.

Ürünlerin hem piyasaya arz edilmeden önce hem gümrük kapılarında hem de satış noktalarında Bakanlık yetkililerince denetlendiğini, ürünün içerisinde hangi bileşenden ne kadar bulunması gerektiğini belirleyen bir bilim komitesi olduğunu aktaran Serttaş, “Bu bilim komitesi, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı yetkilileri ve alanında uzman akademisyenlerden oluşuyor. Türkiye Akdeniz diyetiyle beslenen bir ülke olduğu için Avrupa ve Amerika ile kıyasladığımızda gıda takviyelerine konulan bileşenlerin maksimum olabilecek limitleri hususunda oldukça muhafazakar. Bu nedenle ülkemizdeki makul tüketicinin bir doz aşımı problemi bulunmuyor.” ifadelerini kullandı.

“Müşteri gibi internetten sipariş verip kontrol ediyoruz”

Serttaş, özellikle Kovid-19 salgını sebebiyle internet satışlarının yoğunlaşmasına dikkati çekerek, “Kim, bizim ürünümüzü nerede satıyor, bunu takip ediyoruz. Sipariş verip ürünün kontrolünü sağlıyoruz.” dedi.

​​​​​​​Türkiye’deki pazar büyüklüğüne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Serttaş, 2020 rakamlarıyla gıda takviyesi pazarının 1,5 milyar lira seviyesinde gerçekleştiği bilgisini paylaştı. ABD’de bu pazarın 34,5 milyar dolar seviyesinde bulunduğuna dikkati çeken Serttaş, sözlerini şöyle tamamladı:

Almanya pazarı 2 milyar avro, Fransa ise 1,6 milyar avro seviyesinde bulunuyor. Türkiye’de öyle sanıldığı gibi vitamin çılgınlığı gibi bir durum yok. Pazar, henüz emekleme seviyesinde bulunuyor. Türkiye’de gıda takviyesi sektörünün, katma değeri yüksek ürün üretme potansiyeli mevcut. Bu yüzden gelecek için umut vadediyor.”

TUNCELİ(AA) – Kent merkezine 5 kilometre uzaklıktaki Pülümür Vadisi’nde yer alan Tunceli Orman Fidanlığı, 1948 yılında bu yana Türkiye’nin dört bir köşesinin yeşillendirilmesinde rol oynuyor.

Yaklaşık 40 hektar alandan oluşan fidanlıkta karaçam, sarıçam, ceviz, badem, ardıç, alıç ve mahlep başta olmak üzere 40’ın üzerinde tür yetiştirildi ve bu yıl 2 milyon fidan ve 1000 kilogram tohum üretildi.

Sel, çığ, heyelan, kaya yuvarlanması ve erozyon gibi afetlerin önüne geçmek amacıyla kullanılan buradaki fidanlar, şimdilerde orman yangınlarında zarar gören arazilerin yeniden yeşillendirilmesi için hazırlanıyor.

Elazığ Orman Fidanlık Müdürü Serkan Yılmaz, AA muhabirine, Tunceli Orman Fidanlığı’nın 1948 yılında geçici kavak üretimi istasyonu olarak kurulduğunu söyledi.

Bu yıl 2 milyon fidan üretildi

Burada ağaçlandırma, erozyon ve sel kontrol çalışmalarında kullanılacak fidanların üretildiğini ifade eden Yılmaz, şöyle konuştu:

“Elazığ Orman Fidanlık Müdürlüğümüzde 2021 yılında 13 milyon adet fidan üretmiş bulunmaktayız. Üretilen 13 milyon fidanın 2 milyon adedini Tunceli fidanlığımızda ürettik. Aynı zamanda yine 2021 yılında üretmiş olduğumuz 11 bin kilogram fidan tohumunun 1000 kilogramını Tunceli Orman Fidanlığımızda üretmiş bulunmaktayız.

Yılmaz, kentteki fidanlıkta sarıçam, karaçam, ardıç, meşe ve ceviz gibi türlerin yetiştirildiği belirterek, “Geçtiğimiz günlerde yaşadığımız ve afet boyutunda olan orman yangınları hepimizi derinden etkilemiştir. Ancak halkımız müsterih olsunlar. 1839 yılında kurulmuş olan ve 182 yıllık köklü tarihiyle Orman Genel Müdürlüğümüz bu tür beklenmedik olaylara ve afetlere her zaman hazırlıklıdır.” ifadelerini kullandı.

Tohum stok merkezlerinin ve soğuk hava depolarının fidan tohumlarıyla dolu olduğunu anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:

“Orman fidanlıklarımız da yine afet görmüş yerlerde kullanmak üzere ve ayrıca diğer ağaçlandırma, erozyon kontrolü ve sel kontrolünün yapılacağı yerlere dikilmek üzere üretilmektedir. Her türlü stokumuz mevcuttur, hazırlığımız tamdır. Burada üretmiş olduğumuz fidanlar ihtiyaç duyulması halinde Akdeniz’de yangın görmüş alanlarda kullanılmak üzere nakledilerek toprakla buluşturulacaktır.”