TBB Başkanı Feyzioğlu: “Yargı hepimizin, yıkılırsa altında kalırız”

İSTANBUL (AA) – Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, geleceğe umutla bakılması gerektiğini belirterek, "Umutsuzluk yapmanın, yıkmanın kimseye bir faydası yok, bu millete bir faydası yok. On milyonlarca insan bizden umut istiyor, bizden çözüm istiyor. Biz de bunun için çalışmaya devam etmek zorundayız. Yargı hepimizin, yıkılırsa altında kalırız. Çünkü yargı devletin taşıyıcı sütunudur." dedi.

Feyzioğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yargının on yıllardır birikmiş çok sorunun olduğunu ve bunun bu günün ve dünün meselesi olmadığını belirterek, birikmiş bu sorunlar yumağını çözebilmek için çözüm odaklı yaklaşımlara ihtiyaç olduğunu söyledi.

İdeolojik yaklaşımlarla hiçbir sorunu çözemediklerini ve bundan sonra da çözemeyeceklerini anlatan Feyzioğlu, "Biz de eleştiriyoruz ama eleştirirken çözüm de üretiyoruz. Çünkü yıkması çok kolay ama yapmak dersek onun için daha büyük bir mücadele vermemiz, birbirimizi anlamamız ve birlikte çalışmamız gerekiyor." diye konuştu.

Feyzioğlu, Türkiye Barolar Birliği ve Adalet Bakanlığının son yıllarda çok ciddi bir işbirliği içerisinde olduğunu vurgulayarak, bu yapıcı işbirliğinin sonuçlarından vatandaşlar, hakimler, savcılar ve avukatların yararlandığını kaydetti.

– "Yargı hepimizin"

"Yargı hepimizin" diyen Feyzioğlu, "Yargı, birimizin, onun, bunun değil, O yüzden üzerine de titremek zorundayız. Yanlış yaptığı zaman tabii ki dile getireceğiz, sorun varsa çözeceğiz ama yıkmadan, koruyarak ve üzerine titreyerek." değerlendirmesinde bulundu.

Feyzioğlu, Türkiye Barolar Birliği ve Adalet Bakanlığının yapıcı işbirliğinin sonucunda AİHM ve Anayasa Mahkemesinin ilke düzeyindeki kararlarına uygun karar veren hakimlerin ve savcıların terfisinin geldiğini anlatarak, bu ilke kararlarına uygunluğun terfide önemli bir ölçüt haline geldiğini vurguladı.

Yapılan kanunların uygulamada eksik kaldığı yönünde eleştirilerin olduğunu hatırlatan Feyzioğlu, şunları kaydetti:

"İşte bu, uygulamaya yönelik. Sonucunu hemen yarın almak mümkün değil. El birliğiyle ve iyi niyetli bir şekilde uğraşmamız lazım. Türkiye Adalet Akademisi yeniden kuruldu. Son derece güçlü bir eğitim öğretim kadrosuyla birlikte kuruldu. Hakimlerin, savcıların iletişim becerilerini artırmaktan, öfke kontrollerine kadar o kadar geniş perspektiften dersler veriliyor ki… Çok farklı disiplinlerden eğitmenler, konferans vermeye geliyorlar. Bunlar genç hakim, savcı adaylarının dünya görüşlerini ilerletmek için."

Türkiye Adalet Akademisinde sadece hukuk değil, sanat, dünya politikası, uluslararası ilişkilerle ilgili bilgiler verildiğini anlatan Feyzioğlu, aydın insan olmayı öğretmeyi hedefleyen bir akademi anlayışının olduğunu söyledi.

Feyzioğlu, TBB'nin de burada aktif şekilde katıldığını anlatarak, "Türkiye Adalet Akademisi ile bir protokol yaptık. Biz onların eğitimine katılıyor, onlar da bizim eğitimimize katılıyor. Zaten istediğimiz bu değil miydi. Hakimlerin, savcıların, ve avukatların aslında aynı mesleğin mensubu olup milletin hayrına, milletin menfaatine birlikte görevlerini yapmaları. " diye konuştu.

– "Artık en iyinin iyisi öğrenciler hukuk fakültelerine girebilecek"

Bir anda mucize çözümlerin olamayacağına dikkati çeken Feyzioğlu, şunları kaydetti:

"Bunların sonuçlarını kısa ve orta vadede almaya başlayacağız. Sonra Yargı Reformu Stratejisi kapsamında YÖK tarafından hukuk fakültelerine girişte eşik neredeyse iki katına yükseltildi. Çünkü artık en iyinin iyisi öğrenciler hukuk fakültelerine girebilecek. Hukuk alanındaki mesleklere girişte sınav getirildi. Bu ikisini yan yana koyduğumuzda 4-5 sene sonra bugünküne kıyasla çok daha ileri seviyede, çok daha iyi yetişmiş hukuk mezunlarımız olacak. Bunlar kürsülere çıkıp o giysileri giydiklerinde bilgiyle donanmış öz güvenle kararlar verecekler, vatandaşları savunacaklar, soruturmalar, yargılamalar yapacaklar."

– "Nesilden nesle aktarılan davalar dönemi bitecek"

Feyzioğlu, bunca yıldır birikmiş sorunları çözmek için yürütülen bu çabaların desteklenip ileriye götürülmesi gerektiğini dile getirerek, "Çözüm önerisi içermeyen eleştiriler yapmaya yaramıyor. iyi niyetli insanları ve on binlerce yargı mensubunun da şevkini kırıyor. " dedi.

İlk yargı paketinde seri muhakeme ve basit yargılama usullerinin getirildiğini aktaran Feyzioğlu, şöyle konuştu:

"Yılda 180 bin dosyada, 180 bin vatandaşımızın soruşturma ve dava için adliye koridorlarında maddi ve manevi tükenmesini, sürünmesini önleyecek bir yaklaşımla geliştirdik bunu. Aynı zamanda yılda 180 bin soruşturma, 180 bin kovuşturmada mecburi müdahilikle adil yargılama hakkını güvence altına aldık ve meslektaşlarımıza da iş, istihdam fırsatı bulduk. Bugün 50 binin üzerinde gencecik meslektaşlarımızın gerçekten 'sigorta primini nasıl öderim ya da ay sonunu nasıl getiririm' derdinde. İşte Bizim hep birlikte çözüm bulmamız gerektiren sorunlar bunlar."

Yargıda hedef sürelerin getirildiğini belirten Feyzioğlu, "On yıllarca süren ve nesilden nesle aktarılan davalar dönemi bitecek inşallah. Bu hedef sürelere uyulması gerekiyor. Daha ilk yıldan uyulma oranı çok yüksek daha da iyi sonuçlar alacağız." diye konuştu.

Metin Feyzioğlu, milyonlarca ticaret erbabı, avukat ve şirkete e-tebligat ile ulaşılmaya çalışıldığını anlatarak, tebligattan kaynaklanan anlamsız süre uzamaları ve hak kayıplarının sona erdiğini vurguladı.

Avrupa Konseyi, AB ve BM ile ortak projelerin yürütüldüğünü belirten Feyzioğlu, "Bunlar iyi niyetle yapılıyor. Sorunlar var mı? Çok. Hepsini çözebiliyor muyuz? Hayır. Ama amacımız bu yüzyılın bu günü sorunlarını önümüzdeki döneme yeni nesle devretmek. Çünkü bunların hepsi bizim üstümüzde kaldı. Geçmiş nesillerin çözemedikleri bizim üstümüzde kaldı." dedi.

Feyzioğlu, stajyer avukatların ücretli ve sigortalı çalışma imkanına kavuşacaklarının aylar öncesinden Adalet Bakanlığı ve Türkiye Barolar Birliğinin ortak çalışmasında müjdelendiğini dile getirerek, şunları kaydetti:

"Devamı geliyor. Önümüzdeki günlerde kanunlaşacak. 'Vatandaşımızın kanını emen bir sülük' gibi düşündüğümüz yasa dışı bir simsarlık müessesesi var. Mesela gidip sigorta şirketinden 100 bin lira alıp vatandaşa hiç haberi olmadan 10 bin lira verip aradan çıkarmak gibi bir yaygın uygulama ile vatandaşımız büyük mağduriyet yaşıyor bunun önünü kesmek için çok ciddi bir kanun çalışması yapıyoruz ve bakanlıkla birlikte çalışıyoruz. Sahadan uygulamacıya ve sahadan kanun koyucuya, bakanlığa çok ciddi bilgiler aktarıyoruz ve bunları birlikte değerlendirerek çözümlere ulaşıyoruz."

TBB Başkanı Feyzioğlu, konuşmasını şöyle tamamladı:

"İşin özü şu, meseleye siyasi partiler üstü bakarsak ve meseleye bir milli mesele, bir devlet meselesi olarak bakar ideolojik gözlüklerimizi çıkartır ve 'nasıl çözebiliriz?' diye yaklaşırsak sorunlarımızı çözeceğiz. Bu anlayışla günü gelir anayasayı en güzel şekilde değiştiririz, günü gelir yasalarda değişiklik yaparız. Ama ne yaparsak yapalım bilelim ki uygulamaları iyi uygulama kalitesine getirmek durumundayız ve bunun için de eğitim ve ölçme değerlendirme şartı. Bunu da şimdiden yapıyoruz.

Geleceğe de umutla bakmamız gerekiyor. Umutsuzluk yapmanın, yıkmanın kimseye bir faydası yok. Bu millete bir faydası yok. On milyonlarca insan bizden umut istiyor bizden çözüm istiyor. biz de bunun için çalışmaya devam etme zorundayız. Yargı hepimizin, yıkılırsa altında kalırız. Çünkü yargı devletin taşıyıcı sütunudur."

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu, yaptığı yazılı açıklamada, yaklaşık bir hafta önce 126 emekli büyükelçinin Montrö Sözleşmesi’ne ilişkin toplu bir açıklama yaptığını hatırlattı. Bunun bir tepki yaratmadığını ifade eden Feyzioğlu, çünkü geçmişte büyükelçilerin yaptığı bir darbenin bulunmadığını belirtti.

Metin Feyzioğlu, şunları kaydetti:

“Emekli am irallerin bildirisinin tepki çekmesinin nedeni, demokrasi tarihimizde yaşadığımız acı tecrübelerdir. Söz konusu bildiri hem olumsuz çağrışımlara sebebiyet verdiği hem Türkiye için son derece önemli olan Montrö Antlaşması’nın içeride sorgulandığı algısını yarattığı için yanlış olmuştur. Meselenin suhuletle sonuçlandırılmasının, ülkemizin yararına olduğunu düşünüyorum.”

İSTANBUL (AA) – Türkiye Barolar Birliği Başkanı (TBB) Metin Feyzioğlu, “Türkiye Barolar Birliği kurulurken, Türkiye’nin birliği olması için hiçbir baronun kendisini figüran kabul etmesine izin verilmemiştir. Bugün İstanbul Barosu’nun, Ankara Barosu’nun, İzmir Barosu’nun sayısal üstünlüğü sebebiyle Ardahan Barosu, Kayseri Barosu, Kırşehir Barosu figüran rolündedir.” dedi.

Feyzioğlu, Bahçeşehir Üniversitesinde katıldığı bir programda, çoklu baro düzenlemesine ilişkin değerlendirmede bulundu.

“Çoklu baro teklifini Metin Feyzioğlu yazdı.” iddialarına değinen Feyzioğlu, “Milli iradeye ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çok saygılı bir ifade olduğunu düşünmüyorum. Üzücü, Meclis açısından rencide edici bir ifade. TBMM’nin çıkardığı bir kanunu ben yazamam, böyle bir yetkim yok.” diye konuştu.

Siyaset mekanizması ile oturup konuşmanın, ikna etmeye çalışmanın kanun yazmak olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğunu belirten Feyzioğlu, İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu’nun hiçbir zaman “siyaset mekanizmasını ikna edeyim” diye bir sorunu olmadığını söyledi.

Türkiye Barolar Birliğinin sırtında 50 bin genç avukatın iş, istihdam ve aş sorununun bulunduğunu aktaran Feyzioğlu, “Ben o sorunlara çözüm bulmak zorundayım, o sorunları yüreğimde taşımak zorundayım. Yüreğinde bunun ızdırabını taşıyan bir yöneticinin Cumhurbaşkanı ile konuşması zorunludur.” ifadesini kullandı.

İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile konuşmayı zül kabul edip, konuşmamayı marifet olarak takdim etmesini anlamasının mümkün olmadığını dile getiren Feyzioğlu, şöyle devam etti:

“Çözüm üretmek zorunda olan bir makamda kendisi. Millet Meclisi ile görüşmeyi reddetmesini ben anlayamam. Çözüm üretmek zorundayız. Biz, baro yönetim kurulunda kanun çıkarma yetkisini sahip miyiz? Değiliz. O zaman yasama organıyla görüşeceğiz. Sayın başkanım, bir sene önce Cumhurbaşkanı davet etti, gelmedi. Biz tüm hukukçu milletvekilleriyle yasama yılının başında görüşmeye davet ettik, gelmedi. Meclis komisyonuna davet ettik, gelmedi. Ondan öncesinde ‘Tüm siyasi parti meclis gruplarına derdimizi anlatalım.’ dedik, gelmedi. Cumhurbaşkanına gidelim, ‘Sayın Cumhurbaşkanına derdimizi anlatalım, alternatif bir teklif getirelim.’ dedim, cevap bile vermedi. Dolayısıyla siyaset mekanizması ile görüşmeyi zül kabul eden bir düşünce yapısının üretebileceği bir düşüncedir bence. Üzücü. İstanbul Barosu’nun sayın avukatları sorunlanın çözümü için ne gerekiyor, kendileri takdir etsinler ona göre karar versinler.”

“Türkiye Barolar Birliği dimdik ayaktadır”

Feyzioğlu, TBB’de bazı komisyonlarda yaşanan istifalara ilişkin, “Bunlar bizim ihtiyari komisyonlarımızdır. İstifa edebilirler, yerlerine yenisi gelir. Hiç problem değil, kendi takdirleridir, saygı duyarım ama Türkiye Barolar Birliği dimdik ayaktadır. Türkiye Barolar Birliğini bölmek gibi bir teşebbüs yasama organı tarafından yoktur, idare tarafından yoktur. İstanbul Barosu Sayın Başkanının da Türkiye Barolar Birliğini bölme ya da yıkma teşebbüsünü doğru bulmadığını ifade edeyim.” değerlendirmesini yaptı.

Kendisine yönelik istifa çağrılarına da değinen Feyzioğlu, şöyle konuştu:

“Şimdi bir fotoğraf yayınlıyorlar ve kanunun müzakeresini genel kurulda, izleyicilere ayrılmış bölümde seyrediyorum. Yanımdaki bütün koltuklar boş. Bunu birileri televizyonlarında utanç fotoğrafı olarak yayınlıyor O fotoğraf gurur fotoğrafıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisine saygı fotoğrafıdır. Ve o koltukların tamamında baro başkanları oturabilirdi. Kimse kimseye mahalle baskısı kurmasın. Meclisle görüşmeyi reddedenlerin, ‘Meclis bu kanunu niye çıkardı’ diye şikayet etme hakkı yoktur. Benim şikayet etme hakkım vardır, görüşenlerin şikayet etme hakkı vardır ama Meclisle görüşmeyi ve derdini anlatmayı rededenlerin hiç böyle bir hakkı yoktur.

‘Zaten sonuç belli.’ deyip duruşmaya girmekten vazgeçiyor muyuz? Dilekçe vermekten vazgeçiyor muyuz? İstinafa götürmekten vazgeçiyor muyuz? Temyize götürmekten vazgeçiyor muyuz? Üzerimize aldığımız bir vekaletin gereğini yapmak için sonuna kadar hukuki sorumluluğumuzu yerine getireceğiz değil mi? Instagram’dan mı anlatıyoruz hakime derdimizi, tweet mi atıyoruz hakime derdimizi? Gidiyoruz yüz yüze anlatmaya gayret ediyoruz. Bazen başarıyoruz, bazen başarmıyoruz ama Instagramdan, Twitter’den, Facebook’tan değil yüz yüze anlatarak bir sonuca ulaşmaya çalışıyoruz. Ayrıca Instagram’da paylaş bunu ne yapıyorsan ama git anlat, anlatmamanın mazereti olamaz.”

“Yine bana kızın ama gerçeği de öğrenin”

Feyzioğlu, TBB’nin de çoklu baro sistemine karşı olduğunu dile getirerek, şunları anlattı:

“Asıl mesele şudur, çoklu baroya hepimiz karşıyız. Sonuna kadar karşıyız çoklu baroya. Ancak bu kanunun gözden kaçırılan ve Türkiye’de temsilde adaleti amaçlayan öbür yönünü konuşmuyoruz. Öbür yönü şudur, bugün maalesef 65 ilin delegesini yan yana koyduğunuzda bir İstanbul Barosu delegesi yapıyor. 1969 tarihinde çıkan kanunumuzun genel kurulun oluşumuna ilişkin maddesine ilişkin gerekçesine lütfen bakınız, diyor ki, Türkiye Barolar Birliği avukatların birliği değildir, baroların birliğidir. Bu sebeple baroların avukat sayıları ne olursa olsun eşite yakın oranda temsil edilmeleri gerekir, sayısı fazla olan, avukat mevcudu fazla olan baroların çok sınırlı oranda ilave delegeyle temsiline izin verilmiştir ama ‘Bunun Türkiye’nin birliğini sağlamak anlamında muhakkak suretle çok sınırlı tutulması zorunludur’ diye yazıyor gerekçede. Ve bu gerekçe oy birliğiyle kabul edilmiş maddenin gerekçesidir.

Adalet Partisi zamanında, 1969’da Cumhuriyet Halk Partisi oy vermiştir. O tarihte İstanbul’un delege sayısı 10’dur, Anadolu illerinin delege sayısı 2’dir. İstanbul’da avukat sayısı Türkiye’nin avukatlarının yüzde 40’ıdır, bugünden hiçbir farkı yoktur. Türkiye Barolar Birliği kurulurken Türkiye’nin birliği olması için hiçbir baronun kendisini figüran kabul etmesine izin verilmemiştir. Bugün İstanbul Barosu’nun, Ankara Barosu’nun, İzmir Barosu’nun sayısal üstülüğü sebebiyle Ardahan Barosu, Kayseri Barosu, Kırşehir Barosu figüran rolündedir. Genel kurulda konuşturulmamaktadır delegesi. Böyle bir şeyi kabul etmek mümkün olabilir mi? Genel kurulda delegenin konuşturulmasına dahi oy verilip, ‘Yeter artık biz konuştuk.’ denilmektedir. Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulunda kendine büyük diyen bir baromuzun delegesi, ‘Anadolu’ya niçin bizim paramızla eğitim veriyorsun?’ demiştir. Tutanaklardan buyrun okuyun. Yine bana kızın ama gerçeği de öğrenin.”

Muhabir: Kaan Bozdoğan