TBMM Başkanı Şentop: Hükümet sistemine uygun bir iç tüzük yapılması lazım

TBMM (AA) – TBMM Başkanı Mustafa Şentop, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Parlamento Muhabirleri Derneğini (PMD) ziyaret ederek, parlamento muhabirleri ile bir araya geldi.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nün hafta sonuna gelmesi nedeniyle ziyareti bugün gerçekleştirdiğini belirten Şentop, gazetecilerin gününü kutlayarak, çalışmalarında başarılar diledi.

Basın mensuplarının yeni yılda Meclis çalışmalarının neler olacağına yönelik sorusunu yanıtlayan Şentop, yeni bir hükümet sistemine geçişin olduğunu ve TBMM İçtüzüğü’nün oldukça eski olduğunu söyledi. Şentop, TBMM İçtüzüğü’nün 1973’te hazırlandığını ve o dönemde iki bölümlü bir parlamentonun bulunduğunu anlattı.

Yeni sisteme göre Meclisi biraz daha yasama alanında etkin hale getirecek enstrümanların iç tüzükte olması gerektiğini ifade eden Şentop, eskiden kanun önerilerinin iki şekilde yapılabildiğini, milletvekillerinin önerilerinin kanun teklifi, hükümetin önerilerinin ise kanun tasarısı olduğunu ancak artık tasarının sistemden çıktığını, sadece milletvekillerinin kanun teklifi verebildiğini anımsattı.

Şentop, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eski sistemde hükümet sadece tasarı yoluyla kanun önerisinde bulunmuyordu ayrıca yasalaşan kanun tekliflerinin önemli bir kısmının da altyapı çalışmaları hükümet tarafından yapılıyordu. Buna uygun da hükümet kısmında çalışmaları yürütecek yapılar vardı. Fakat şimdi sistem değişince bu sefer tekliflerle ilgili altyapı çalışmalarının bir nevi mutfak çalışmalarının Meclis’te yapılması lazım ve bu bakımdan özellikle Meclis komisyonlarına biraz daha fazla çalışma imkanı tanımak ve elindeki enstrümanları arttırmak gerekiyor diye düşünüyorum. Bu bakımdan, yeni sistemin paradigmasına uygun, hükümet sistemine uygun bir iç tüzük yapılması lazım. Yeni bir iç tüzük yapılması daha doğru olur; yeni sisteme göre ve bu çerçevede mevcut olan ve iyi işleyen sorunsuz gördüğümüz düzenlemeler mevcut iç tüzükte muhafaza edilebilir.”

Bu konuda farklı ülkelerdeki uygulamalar üzerine çalışmalar yapıldığını ifade eden Şentop, “Siyasi partilerin iç tüzükte, Meclis’te en azından grubu bulunan partilerin, bütün milletvekillerinin bu yönde bir iradelerinin olması halinde bu konuda bir adım atılabilir diye düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

2021 yılının İstiklal Marşı’nın kabulünün 100. yıl dönümü olduğunu dile getiren Şentop, 2021’in “İstiklal Marşı Yılı” olmasına ilişkin bir teklif hazırladığını ve siyasi partilerin hepsinin destek vermesiyle bunun kabul edildiğini söyledi. Şentop, İstiklal Marşı’nın o tarihte kabulünün aynı zamanda TBMM’nin İstiklal Harbi’nin artık kazanıldığına dair bir kanaate sahip olması anlamına geldiğini söyledi. Şentop, konuya ilişkin birçok çalışmanın ve serginin de olacağını kaydetti.

TBMM Başkanı Şentop, 1921 Anayasası’nın kabulünün de 100. yıl dönümü olduğunu anımsatarak, 20, 21 ve 22 Ocak tarihlerinde konuya ilişkin bir sempozyum düzenleneceğini bildirdi. Şentop, TBMM’nin açılışının 100. yıl dönümüne ilişkin aksayan, ertelenen çalışmaları da tamamlayacaklarını söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Sözde cumhurbaşkanı” ifadesine ilişkin soru üzerine Şentop, “Günlük aktüel siyasetin tartışmaları içine Meclis Başkanı olarak girmek istemiyorum. Benim bir tek kaygım; anayasal kurumların, anayasal işleyişin, mevzuatın ve özellikle demokrasinin, siyasetin belli bir çerçeve, düzey, belli hassasiyetler içerisinde yürümesine yönelik bir kaygı.” diye konuştu.

Şentop, Kılıçdaroğlu’nun “Sözde cumhurbaşkanı” ifadesine ilişkin açıklama yapmayı gerekli gördüğünü dile getirerek “Bu tartışma artık Türkiye’de her şeyin ve hiçbir ölçü, kriter olmaksızın tartışılabileceği bir noktaya bizi götürür. Bunun sonu yok.” ifadelerini kullandı.

“Sözde” tabirinin gerçekte olmadığı halde öyle görünen şeyler için kullanılan bir ifade olduğunu hatırlatan Şentop, “Bir şey için ‘sözde’ dediğiniz zaman, onun aslında gerçekte, gerçeklikte olmadığını veya gerçekliğe uygun olmadığını söylemiş olursunuz.” dedi.

Şentop, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın durumuyla ilgili Anayasa’da bir çerçeve olduğunu vurgulayarak Anayasa’da, nasıl cumhurbaşkanı olacağının düzenlendiğini hatırlattı.

Seçimlerin yapıldığını ve bu seçimlerde sadece cumhurbaşkanının değil, bütün milletvekillerinin de seçildiğine işaret eden Şentop, “Bu bir realite, bir gerçeklik. Dolayısıyla bu gerçekliği, ‘gerçek değil de aslında öyleymiş gibi görünen şey’ gibi yorumlamak, o zaman Türkiye’de anayasal bütün kurumları bu şekilde değerlendirilmesi, hiçbir ölçüsü olmayan tartışmaya bizi götürür.” değerlendirmesinde bulundu.

Meclis Başkanı Şentop, devlet denilen yapının elle tutulur, gözle görülür bir şey olmadığını, Anayasa’da düzenlenen kurumların bir bileşkesi olduğunu vurgulayarak “Biz, tek tek bu kurumların her birini hedef alarak itibarsızlaştırmaya, yıpratmaya çalışırsak, ortada devlet diye bir şey kalmaz.” dedi.

Eleştirilerin, fikirler ve uygulamalar üzerinden olması gerektiğini vurgulayan Şentop, “Kişilikleri eleştiren, kurumları itibarsızlaştıran bir noktaya giderse, bu zararı hepimize, bütün milletimize, kendimize yapmış oluruz. Bu noktalara varmamasını arzu ederim.” diye konuştu.

Şentop, bunun siyaseti zayıflattığını belirterek şöyle devam etti:

“Siyaset yapmaktan değil de karşılıklı hakaretleşmeden ve bunlar karşılığında hukuki ve cezai süreçlere işi taşımaktan kaçınamayız. Eleştiri şüphesiz olabilir. Bütün parlamentolarda ve genel olarak siyasette, dünyada, bizde nükte denilen bir yaklaşım vardır. Eleştiri yaparken bunu çok ince, çok zekice çok zarif bir şekilde yapmak, bir taraftan eleştirinizi yapmak ama bir taraftan da ortaya, eleştirdiğiniz kişilerin bile hoş karşılayabileceği bir tablo, sonuç ortaya koyabilmek… Bizim siyasetimizde de bunun çok örnekleri vardır geriye dönüp baktığımızda. Böyle bir durum içinde siyaseti yürütmemiz gerekir.”

“HDP’nin kapatılmasına” ilişkin tartışmalar

Şentop, “HDP’nin kapatılmasına” ilişkin tartışmalara yönelik değerlendirmesinin sorulması üzerine de “Şahsi görüşümüz ayrı ama Anayasa’da ve bizim mevzuatımızda siyasi partilerin kapatılmasına dair hükümler var.” dedi.

Yakın süreçte siyasi parti kapatma davasının açılmadığına işaret eden Şentop, AK Parti ile ilgili kapatma davası sürecini hatırlattı.

Mustafa Şentop, bunun nasıl olacağının mevzuatta belli olduğunu ifade ederek “Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bir dava açıyor, bir hazırlık yapıyor gerekli görürse dava açıyor. Bunu resen yapabiliyor veya Siyasi Partiler Kanunu’na göre belli şartları sağlayan siyasi partilerin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvurusu üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı davayı açabiliyor. Nihayetinde karar Anayasa Mahkemesinde değerlendiriliyor. Bu konuda benim hukuki sürecin ne olduğunu izah etme dışında bir açıklama yapmam doğru olmaz bu aşamada.” değerlendirmesini yaptı.

“ABD Kongresi’nin basılması üzücüdür”

ABD Kongre binasının 6 Ocak’ta basılması ve sonrasında yaşananlara ilişkin ise Şentop, “ABD’de uzun zamandır, Sayın (Donald) Trump’ın başkan oluşundan itibaren bugüne kadar alışılmadık, beklenmedik bazı siyasi, hukuki gelişmeler oluyor. Bunu yakından takip ediyoruz.” dedi.

Şentop siyaset, kamu hukuku alanında kurallar ve kurumların işin bir tarafı olduğunun altını çizerek “Sadece siyaset ve kamu hukuk alanındaki işleyiş, sadece kurallar ve kurumlarla yürümüyor. Aynı zamanda konjonktür, bunun içinde siyasi aktörler de var, bunlar da var. Bu kurallar ve kurumlardaki düzenlemeleri, kanlı canlı hale getiren şey, konjonktürdür, siyasi aktörlerdir. Dolayısıyla nasıl düzenleme yaparsanız yapın, nasıl gelenekler oluşturursanız oluşturun, siyasi aktörlerdeki, konjonktürdeki değişiklik birtakım olumsuz sonuçlar ortaya çıkartabiliyor.” diye konuştu.

ABD Kongre binasının basılmasının üzücü olduğunu dile getiren Şentop, “ABD Kongresi’nin basılması, kongreye girilmesi, yapılan tahribat üzücüdür. Hangi ülkede olursa olsun üzücüdür. Demokrasi içinde ve hukuk sisteminin işleyişi, kuralları içinde, yapılan seçimden itibaren başkanın belirlenmesine yönelik süreçler var anayasa ve teamüller gereği. Bunlar işliyor ve işlemesi suretiyle ortaya bir netice çıkacak. Herkesin bunu kabul etmesi gerekir.” dedi.

Şentop, ABD’deki siyasetçilerin, basındaki yorumcuların kendi ülkeleri dışındaki olaylarla ilgili yorum yapmaya alıştıkları için kendi ülkelerindeki gelişmeler başka ülkeler tarafından değerlendirildiğinde bundan rahatsızlık duyduklarını aktararak ABD basınından bir muhabirin kendi attığı “tweet” üzerinden yaptığı değerlendirmeyi hatırlattı.

ABD Kongre Binası’nda yaşananların vahim bir olay olduğunu dile getiren Şentop, “Gözüne girmiş olan merteği görmeden, Türkiye’ye veya başka ülkelere laf sokuşturmaya çalışıyorlar. Bu, bir psikolojik arızadır. Sadece son yaşananlar değil, ondan önceki süreçler de dahil herkesin önce kendine bakması, ondan sonra sağa sola etrafa değerlendirme yapması, eleştiride bulunması gerekir diye düşünüyorum.

Şentop, dünyanın yeni bir döneme girdiğine işaret ederek buna hazır olunması gerektiğini söyledi.

İnsanlığın hayatını olumlu etkileyecek şekilde bu süreçlerin yönetilmesi gerektiğinin altını çizen Şentop, “Hala burnundan kıl aldırmama tavrı, ‘biz her tarafa laf söyleriz ama bize kimse laf söyleyemez’ tavrı çarşamba akşamı olan görüntülerle, bütün dünyada da Amerika’da da çökmüştür. Herkesin kendini oturup gözden geçirmesi, öz eleştiriler yapması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“Önümüzdeki dönemin darbeleri, sosyal medya platformlarının darbeleri olacak”

WhatsApp kullanıcılarına getirilen veri paylaşma zorunluluğuna ilişkin soru üzerine de Şentop, “Uganda’daki seçimler öncesinde Facebook Uganda’daki hesapları sınırladı. Bunun bir sinyalini de Trump’ın hesaplarının askıya alınmasıyla ilgili gördük.” dedi.

Şentop, bunların özel şirketlere ait faaliyet gösteren kurumlar olduğunu belirterek bir ülkede kurulmuş şirketin farklı bir ülkede faaliyet gösterebileceğini ama bunu yaparken faaliyet gösterilen ülkenin hukuk kurallarına uyulması gerektiğini kaydetti.

Dijital ortamların uluslararası alanda sıkı kurallara bağlanmamış olmasından kaynaklanan bir rahatlıkla bunun yapılmaya çalışıldığını belirten Şentop, Facebook’un Almanya’daki Rekabet Kurulu otoritesinin verdiği bir kararla getirilen bazı sınırlamalara uyduğunu hatırlattı.

Şentop, Facebook’un, ABD seçimlerinde bir sabıkası olduğuna dikkati çekerek bu alanın henüz hukuk tarafından çok düzenlemediğini ancak düzenlenmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye’de kişisel verilerin korunmasına dair düzenlemeler olduğuna işaret eden Şentop, bu tür sözleşmelere onay verildiğinde kişisel verilerin kullanılmasına rıza verildiğini belirtti.

Şentop, böyle bir rıza verilirken vatandaşların dikkatli olması gerektiğini ifade ederek “Hem rekabet boyutu bakımından hem kişisel verilerin kullanılması bakımından hukuken birtakım sıkıntılar olduğu ortada.” diye konuştu.

Bu alanda da uluslararası sözleşmelerle bilgilerin kullanımının ve bu uluslararası şirketlerin faaliyetlerinin hukuk tarafından birtakım kayıtlar altına alınması gerektiğini belirten Şentop, aksi halde farklı ülkelerde manipülasyonlara sebep olacağını söyledi.

İngiltere Parlamentosundaki bir komisyonun, Facebook’un, Brexit kararına etkisi üzerine bir rapor hazırladığını anlatan Şentop, “Darbelerden endişe ediyoruz memlekette. Herhalde önümüzdeki dönemin darbeleri dijital darbeler, sosyal medya platformlarının darbeleri olacak. Birçok ülkede bunları yapabilecekler. Seçim kampanyalarını etkilemek gibi yollarla. Bu alanın mutlaka düzenlenmesi lazım, bu bizim için bir işaret fişeği oldu, WhatsApp’la ilgili durum. Rekabet Kurulu’nun bu konuya resen girmesi de bence önemli bir adımdır, kıymetli bir adımdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

TBMM (AA) – Mustafa Şentop, parlamento muhabirleriyle TBMM Tören Salonu’nda bir araya gelerek, 27. Dönem 4. Yasama Yılı’nı değerlendirdi.

Meclis’in 3. Yasama Yılı’nda çalışmalarını yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını etkisi altında gerçekleştirdiğini hatırlatan Şentop, 4. Yasama Yılı’nda da salgının olumsuz etkilerinin devam ettiğini, ancak Meclis’in, 2021’de de çok yoğun bir yasama yılını geride bıraktığını söyledi.

Geride kalan yasama yılına ilişkin yasama, denetim ve temsil faaliyetleriyle ilgili bazı istatistiki verileri paylaşan Şentop, TBMM Genel Kurulu’nda 4. Yasama Yılı’nda 105 birleşim ve 488 oturum gerçekleştirildiğini, 801 saat 33 dakika çalışma yapıldığını ve 33 bin 953 sayfa tutanak tutulduğunu bildirdi.

Mustafa Şentop, 27. Dönem 4. Yasama Yılı’nda 33’ü uluslararası anlaşmaların onaylanmasının uygun bulunmasına ilişkin olmak üzere TBMM Başkanlığına sunulan 771 kanun teklifinden 682’sinin komisyonlara gönderildiğini, 3 kanun teklifinin ise iade edildiğini belirtti. Şentop, kanun tekliflerinden 86’sının işlemlerinin, TBMM’nin tatilde olduğu süre içinde komisyonlara havale işlemi gerçekleştirilemediği için halen devam ettiğini bildirdi.

4. Yasama Yılı’nda, 55’i uluslararası anlaşmaların onaylanmasının uygun bulunmasına ilişkin olmak üzere, önceki yasama yıllarında sunulanlarla birlikte 81 teklifin kanunlaştığını aktaran Şentop, “Bugün itibarıyla 3 bin 484 kanun teklifi ihtisas komisyonlarının, 67 kanun teklifi ise Genel Kurulun gündeminde bulunuyor. Yine bu yasama yılında çeşitli konularda 45 TBMM kararı alındı.” diye konuştu.

Şentop, geride kalan yasama yılında, kanunlaşan teklifler arasında, kamuoyunun yakından takip ettiği, hayvanların korunması konusunda önemli tedbirler içeren, bu kapsamda hayvanlara yönelik bazı eylemleri suç olarak düzenleyen Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun, çevre kirliliğini önlemek ve yeşil alanların korunmasına, iyileştirilmesine ve geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla Türkiye Çevre Ajansı’nın Kurulmasına İlişkin Kanun ile kendisinin de ilk imza sahibi olduğu, ayrıca yasalaşmasına öncülük ettiği 2021 yılının İstiklal Marşı Yılı olarak kabul edilmesini sağlayan kanunun da yer aldığını hatırlattı.

Meclis’in, zaman zaman ulusal ve uluslararası önemli konular hakkında duruşunu ve iradesini yansıtabilmek için TBMM’de grubu bulunan partilerin, ortak bildiri ve deklarasyonlar ilan ettiğini veya Meclis kararları alındığını anlatan Şentop, TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin, uluslararası alanda Türkiye’nin menfaatleri söz konusu olduğunda, iç siyasetteki anlaşmazlık noktalarını bir kenara bırakarak bu ortak deklarasyonların yayımında ve kararların kabulünde bir araya gelebilmelerini çok kıymetli bulduğunu vurguladı.

“Dokunulmazlık tezkeresi sayısı 1359’a ulaştı”

Yasama dokunulmazlığı tezkerelerine değinen Şentop, 27. Dönem 4.Yasama Yılı’nda TBMM Başkanlığına 349 yasama dokunulmazlığı tezkeresi geldiğini bildirdi.

Şentop, 5 tezkerenin, kesin hüküm giyme sebebiyle milletvekilliğinin sona ermesi, 1 tezkerenin, yasama dokunulmazlığının kaldırılması, 3 tezkerenin, istem üzerine Cumhurbaşkanlığına iade edildiğini, 1 tezkerenin işlemlerinin ise TBMM’nin tatilde olduğu süre içerisinde İçtüzük gereği Karma Komisyon’a havale işlemi yapılamadığı için halen devam ettiğini aktardı.

Bir milletvekilinin suç işlediği iddiasıyla dokunulmazlığının kaldırılması istendiğinde ne yapılması gerektiğinin, TBMM İçtüzüğü ile sıkı kurallara bağlandığına işaret eden Şentop, dokunulmazlığın kaldırılıp kaldırılmamasında yetki sahibinin öncelikle Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon, ardından da TBMM Genel Kurulu olduğunu anımsattı.

Şentop, bu konuda TBMM Başkanlığının görevinin, İçtüzüğün 131. maddesine göre, “dokunulmazlığın kaldırılması istemini Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon’a havale etmekten” ibaret olduğunu belirterek, “Bu kapsamda 27. Yasama Dönemi’nin başlangıcından bugüne kadar TBMM Başkanlığına gelip Karma Komisyona havale edilen, dolayısıyla 4. Yasama Yılı sonu itibarıyla Karma Komisyon’da bulunan toplam tezkere sayısı 1359’a ulaşmıştır.” ifadesini kullandı.

“Soru önergelerinin cevaplandırılma oranı yüzde 63,5”

Mustafa Şentop, Meclis’in yasama dışında çok önemli bir diğer fonksiyonunun denetim olduğuna işaret ederek, 27. Dönem 4. Yasama Yılı’nda denetim faaliyetleri kapsamında, milletvekillerince 18 bin 75 yazılı soru önergesi verildiğini hatırlattı.

Zaman zaman milletvekillerinden ve siyasi parti gruplarından, Cumhurbaşkanı Yardımcılığına ve bakanlıklara gönderilen soru önergelerine süresi içinde ve yeterli cevap verilmediğine ilişkin eleştirilere ise Şentop, şöyle yanıt verdi:

“Soru önergelerinin toplam cevaplandırılma oranına yasama dönemleri itibarıyla bakacak olursak, çok kısa süren 25. Yasama Dönemi’ni hariç tuttuğumuzda, parlamenter sistemde geçirilen son iki dönemden 24. Yasama Dönemi’nde yazılı soru önergelerinin toplam cevaplandırılma oranı yüzde 60,3, 26. Dönem’de de yüzde 45,4 olarak gerçekleşmişken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin geçerli olduğu 27. Dönem’de bu oranın yüzde 63,5 olduğunu görmekteyiz. Bu verilere dayanarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde milletvekillerinin yazılı soru önergelerinin cevaplandırılmadığı ve yeni sistemde TBMM’nin denetim fonksiyonunun gerilediğine yönelik eleştirilere katılmadığımı ifade etmek isterim. Bununla birlikte her ne kadar önceki yasama dönemlerine göre daha iyi durumda olsak da elbette ideal olan, milletvekillerimizin yönelttiği soru önergelerinin istisnasız tamamının, süresi içerisinde cevaplandırılmasıdır.”

Şentop, 4. Yasama Yılı’nda TBMM Başkanlığına, 1574 Meclis araştırması önergesi verildiğini, kabul edilen Meclis araştırması önergesi sayısının 101’e ulaştığını anımsattı.

“6 ülkeye resmi ziyaret gerçekleştirdik”

TBMM Başkanı Şentop, son yasama yılında 26 genel görüşme önergesi verildiğini, bunlardan 1’inin mükerrer olması nedeniyle işleme konulmadığını, işleme alınan 25 genel görüşme önergesinden 23’ünün Genel Kurul gündeminde, 2’sinin işlemde olduğunu aktardı.

TBMM Başkanlığına yazılı soru önergelerine ilişkin eleştiriler yöneltildiğini belirten Şentop, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İçtüzük hükümlerini katı bir şekilde uygulasak, bu konuda ben bir müsamaha göstermesem; Başkanlığa verilen soru önergelerinin maalesef büyük çoğunluğunun milletvekillerine iade edilmesi gerekir. Oysa iade oranlarına baktığımızda 4. Yasama Yılı’nda, işleme alınan 52 bin 797 yazılı soru önergesinin yüzde 1,89’unun (1000’inin), 4 bin 984 Meclis araştırması ve genel görüşme önergesinin yüzde 2,54’ünün (127’sinin), mevzuat hükümlerine uygunluk incelemesi neticesinde sahiplerine iade edildiğini görmekteyiz. 27. Yasama Dönemi’nin tamamında geçerli olan yazılı soru önergelerinin iade oranı yüzde 1,89 olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu oran önceki yasama dönemlerine kıyaslandığında son derece düşüktür.”

Şentop, Meclis’in üyesi olduğu 12 parlamenter asamble ve Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu ile yürütülen parlamenter diplomasi faaliyetlerine ek olarak, bu yasama yılında Mısır ve Libya dostluk gruplarının kurulmasıyla dostluk grubu kurulan ülke sayısının 146’ya ulaştığını ve Türkiye’nin etkinlik coğrafyasının daha da genişletildiğini dile getirdi.

TBMM Başkanı olarak parlamenter diplomasi faaliyetleri kapsamında bu dönemde bir dizi dış ilişkiler faaliyetinde bulunduğunu anlatan Şentop, “6 ülkeye resmi ziyaret gerçekleştirdik. Öncelikle yasama yılının başında ekimde, işgal altındaki topraklarını kurtarmak için yürüttüğü mücadele devam ederken milletvekillerimizden oluşan bir heyetle Azerbaycan’ı ziyaret ettik. 4. Yasama Yılı’nda, Kuzey Makedonya’ya, Arnavutluk’a, Kuveyt’e, İspanya ve Kazakistan’a resmi ziyaretler gerçekleştirdik.” diye konuştu.

“Uluslararası krizlerle ile ilgili yoğun telefon diplomasisi”

Şentop, söz konusu dönemde TBMM’nin, uluslararası meselelerle çözüm önerilerinin ele alındığı uluslararası 5 toplantıya ev sahipliği yaptığını, diğer parlamentolar ve uluslararası parlamenter asambleler tarafından düzenlenen 14 etkinliğe de katılım sağlandığını kaydetti.

TBMM Başkanı sıfatıyla 62 farklı ülke, 10 uluslararası teşkilattan cumhurbaşkanı, meclis başkanı, hükümet başkanı, uluslararası örgüt veya parlamento başkanı ve diğer yetkililerle 196 ikili görüşme gerçekleştirdiklerini anlatan Şentop, söz konusu dönemde ortaya çıkan uluslararası krizlerle ile ilgili yoğun bir telefon diplomasisi yürüttüğüne dikkati çekti.

TBMM İdari Teşkilatı tarafından bu yasama yılında yasama faaliyetlerine teknik destek hizmetleri kapsamında 33’ü uluslararası anlaşmanın uygun bulunmasına dair kanun teklifi için inceleme raporu olmak üzere, milletvekillerinin talepleri doğrultusunda 295 kanun teklifi taslağı hazırlandığını ifade eden Şentop, TBMM Başkanlığına sunulan 714 kanun teklifi için 19 inceleme raporu ve 695 bilgi formu hazırlanarak, kanun yapım tekniğine uygunluk açısından inceleme yapıldığını vurguladı.

Meclis Başkanı Şentop, TBMM Kütüphanesinde yaklaşık 27 bin kullanıcıya hizmet verildiğini ve Açık Erişim Sistemi’nden 125 binin üzerinde kişinin yararlandığını ifade etti. Şentop, Meclis arşivinde yer alan darbe dönemi kurumlarından Yüksek Adalet Divanı ve Yüksek Soruşturma Kuruluna ait 253 bin 944 evrakın dijitalleştirme çalışmalarını tamamlayarak, dijital kopyalarını 27 Mayıs 1960 Askeri Darbe Mağdurlarının Zararlarının Tazmini Amacıyla Kurulan Komisyon Başkanlığına gönderdiklerini belirtti.

Şentop, “Kütüphanemizde bulunan Demokrat Parti Meclis Grubu müzakere zabıtlarına ait 260 ciltten oluşan belgenin de dijitalleştirilme çalışmaları tamamlanmış; özet ve gündem bilgileri bilgisayar ortamında tanınır hale getirilmiştir. Bu çalışmayı, yakın zaman içerisinde araştırmacıların hizmetine sunmayı planlıyoruz.” dedi.

“100. yıl dönümleri açısından zengin bir dönem”

TBMM Başkanı Şentop, 27. Dönem 4. Yasama Yılı’nda Genel Kurul toplantılarının, 591 saati TRT-3 kanalından, 155 saati ise Meclis’in resmi internet sitesi üzerinden olmak üzere 746 saat; siyasi parti grup toplantılarının da TBMM’nin resmi internet sitesi üzerinden 101 saat canlı olarak yayımlandığını bildirdi.

Meclis’in 27. Yasama Dönemi’nin 100. yıl dönümleri açısından zengin bir dönem olduğunu dile getiren Şentop, bu kapsamda gazi Meclis’in açılışının, 1921 Anayasası’nın kabul edilişinin, İstiklal Marşı’nın kabulünün, Moskova Antlaşması’nın imzalanmasının ve Antep’e Gazi unvanı verilişinin 100. yıl dönümlerinin kutlandığını anlattı. Şentop, TBMM’nin, 2021’i, kabulünün 100. yılı olması sebebiyle İstiklal Marşı Yılı ilan ettiğini hatırlattı.

Şentop, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’n katılımıyla TBMM’de 15 Temmuz 2021’de çeşitli etkinlikler ve anma programları düzenlendiğini anımsatarak, “2021’de, aynen önceki senelerde olduğu gibi, vatandaşlarımızın da katıldığı ve 15 Temmuz 2021 sabahından 16 Temmuz 2021 sabahına kadar devam etkinliklerle bu anlamlı günü, milletimizin kahramanca direnişini, şehitlerimizi ve gazilerimizi anmış olmakla birlikte 15 Temmuz vesilesiyle Genel Kurul’da özel bir oturum icra etmedik. Çünkü tarihi önemi haiz günler vesilesiyle TBMM Genel Kurulu’nda özel oturum, eskiden beri prensip olarak sadece 23 Nisan’ın yani TBMM’nin açılışının, ulusal egemenlik ve çocuk bayramının yıl dönümünde yapılmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

Genel Kurul Salonu’nda 1996’dan bu yana kullanılan ve ekonomik ömrünü tamamlayan oylama, yoklama ve ses sistemlerinin, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı ile imzalanan protokol çerçevesinde yapılan çalışmalarla yenilendiğini belirten Şentop, bu yasama yılında Meclis TV’nin teknik altyapısının ve ekipmanlarının yenilenmesine ilişkin çalışmaların tamamlandığını anlattı.

Mustafa Şentop, “Yürütülen bütün bu çalışmalarla Meclisimiz, teknik altyapı açısından 1 Ekim’e hazır hale gelmiştir.” ifadesini kullandı.

Muhabir: Sinan Uslu, Seval Ocak Adıyaman

MADRİD (AA) – İspanya’ya 27 yıl sonra TBMM Başkanı düzeyinde ilk ziyareti gerçekleştiren Mustafa Şentop, başkent Madrid’de İspanyol ve Türk basınına açıklamalarda bulundu.

Şentop, “Türkiye ve İspanya arasında çok yakın olan ilişkileri parlamentolar arası ilişkiler kapsamında da geliştirmek istiyoruz. Karşılıklı ziyaretleri çok daha kısa sürelerde yapmayı hedefliyoruz.” dedi.

Salgın döneminde yaptığı ilk ziyaretlerden birinin İspanya’ya olduğunu vurgulayan TBMM Başkanı, “Salgının ilk dönemlerinde Türkiye olarak İspanya’ya maske ve sağlık malzemesi yardımı yaptık. İspanya da orman yangınları sırasında Türkiye’ye ilk uçak gönderen ülkelerden biri oldu. Türkiye ve İspanya arasında sadece sözde değil aynı zamanda fiilen, zor zamanlarda ortaya çıkan bir dostluk var.” şeklinde konuştu.

Şentop, gelecek haftalarda Ticaret Bakanı Mehmet Muş’un da İspanya’yı ziyaret edeceğini ve 17 Kasım’da da İspanya Başbakanı Pedro Sanchez başkanlığında bir heyetin hükümetler arası zirve için Türkiye’ye geleceğini söyledi.

Türkiye ile İspanya’nın göç gibi birçok ortak sorunu olduğunu ve sorunların aynı zamanda iş birliğini gerektirdiğini kaydeden Şentop, “Bizim bu iş birliğimizin diğer ülkelere de örnek olması gerekir. Türkiye ve İspanya, eş başkanlıklarında tohumları atılan Medeniyetler İttifakı girişiminde de önemli bir rol üstlenmiş bulunuyor. Göç sorunu, İslamofobi, çatışmaların olduğu bir dönemde Medeniyetler İttifakı’na daha çok ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.

Medeniyetler İttifakı

Şentop, Avrupa’daki islam düşmanlığına da dikkati çekerek, “Avrupa’da artan yabancı düşmanlığında İslamofobinin çok tehlikeli bir rol aldığını söyleyebilirim. Bu konuda Türkiye ve İspanya arasındaki iş birliği örnek alınmalı.” görüşünü dile getirdi.

Türkiye ve İspanya’nın eş başkanlıklarında tohumları atılan Medeniyetler İttifakı girişimine, göç sorunu, İslamofobi ve çatışmaların olduğu bu dönemde çok daha fazla ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Şentop, Medeniyetler İttifakı’nın çatışmaları ve katliamları ortadan kaldırabilecek çok büyük proje olduğunu kaydetti.

Şentop, “Bu projenin faaliyete geçmesi ve etkin hale gelmesi şüphesiz zaman alacaktır. Türkiye olarak biz desteğimizi ve bağlılığımızı aynen muhafaza ediyoruz. Aynı şeyi İspanyol mevkidaşlarımız da dile getirdiler. Mutabıkız. Dünyada bu konuda öncelik yapma sorumluluğu ve misyonu da Türkiye ve İspanya’nın üzerindedir. Bunu başarabiliriz.” diye konuştu.

Göç sorunu

Suriyeli sığınmacılarla ilgili olarak AB’nin 2016 Mart ayında Türkiye ile vardığı mutabakata tam uymadığının altını çizen Şentop, “AB’nin Türkiye’de yerine getirdikleri, vaatlerinin 10’da 1’ini bile teşkil etmiyor. Onların yerinde ben olsam, kamuoyuna bu konuda açıklama yaparken biraz sıkılarak, utanarak konuşurum.” dedi.

TBMM Başkanı, sözlerine şöyle devam etti:

“Bazı Avrupa ülkeleri, göçmen sorununu, görevleri ve sorumlulukları olan ülkeler ile hakları ve yetkileri olan ülkeler olarak ikiye ayırarak düşünüyor. Böyle bir dünya yok. Her ülkenin sorumluluğu da yetkisi de hakkı da var. Bu insani dramın yükünü Türkiye çekmek zorunda değil. Bu sorunu yaratanların da devreye girmesi ve yük alması lazım. Bu olmadığı taktirde dünyadaki bu karışıklıklar, ekonomik dengesizlikler, adaletsizlikler çok daha büyük uçurumlar ve yeni göç dalgaları yaratacak. Biz, vakit kaybetmeden sorumluluk almaları çağrısını yapıyoruz.”

Doğu Akdeniz’deki sorunlar

Şentop, Doğu Akdeniz’deki sorunlarla ilgili bir soruya ise “Doğu Akdeniz’i biraz Doğu Akdenizlilere bırakmakta fayda var. Yunanistan Doğu Akdeniz’de değil, Fransa’nın hiç alakası yok. Ama nedense Doğu Akdeniz deyince herkesin iştahı kabarıyor ve oraya geliyor. Batı Akdeniz’de benzer bir durum olsa, birçok ülke Fransa kıyılarında bir şeyler aramaya kalksa herhalde rahatsız olurlar. Herkesin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarına razı olması lazım. Hep bana hep bana olmaz. Türkiye, her zaman hukuk içerisinde kalarak haklarını koruyacak ve savunacak güce sahip.” cevabını verdi.

Herkesin Türkiye’nin hukuki haklılığını anladığını kaydeden Şentop, “Biz, uluslararası hukuktaki haklarımızı bildiğimiz için bu konuları her kim olursa olsun müzakerede özgüvene ve cesarete sahibiz. Bu bağlamda AB’nin Türkiye ile ilişkilerini sadece Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesiminin kaprislerine bağlaması çok vahim bir tablo. Bunu, Avrupa Birliği’nin bir ayıbı olarak görüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Afganistan

Şentop, Afganistan’daki gelişmeleri de yakından takip ettiklerini dile getirerek, şu ifadeleri kullandı:

“Afganistan’da, vatandaşlarının orayı terk etmeyeceği bir yönetim oluşmasını arzu ediyoruz. Diğer bir taraftan da bir göç dalgası olması halinde Afganistan’a komşu ülkelerle görüşüyoruz. Afganistan’ın herkes için yaşanabilir bir konuma getirilmesini, söz birliğinde hareket edilmesi gerektiğini ve ortadaki insani dramı en önde, en üstte tutulmasının önemli olduğunu düşünüyoruz.”

1915 Olayları

1915 Olayları ile ilgili Avrupa’daki bazı parlamentolarda alınan kararları da haksız, hukuksuz ve tarih bilgisinden uzak olarak ifade eden Şentop, “Biz Türkiye olarak tarihte yaşanmış olayların parlamentoların gündeminde yer almasını doğru bulmuyoruz. Bunu (sözde soykırım) kabul eden parlamenterlerden bazıları tarihi bile bilmiyor. Hangi kitabı okudun, hangi belgeyi gördün? Hiç. Peki nasıl karar verdin? Böyle bir şekilde alınan karar parlamentere ve parlamentoya yakışmaz. Eğer biz de Avrupa’nın geçmişte yaptıklarıyla ilgili kararlar almaya kalkarsak, her gün başka hiçbir şey yapmamamız lazım.” diye konuştu.

Şentop, soykırım ifadesinin hukuki ve tarihi olarak iki boyutu olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bunun (1915 Olayları) soykırım olarak kabul edilemeyeceğine dair kararları var. Yani söz konusu iddialardaki soykırım ifadesi hukuki olarak geçersiz. Tarih boyutunda ise Türkiye hiçbir kimseye soykırım uygulamamıştır. Tarihimizde utanacağımız çekineceğimiz hiçbir şey yoktur. Konuyu bilmeyenlerle karar çıkarmaya çalışıyorlar. Biz ise kangren haline gelmiş konuların tartışılmasının geride bırakılarak, dostluk ve barış için çalışmanın yollarına bakıyoruz.”

FETÖ

Şentop, FETÖ’nün 15 Temmuz’da başarısızlıkla sonuçlanan darbe girişiminin ardından İspanya’dan da talep edilen Türk vatandaşları olduğunu hatırlatarak, “Umarım kararlar gözden geçirilir ve bu şahısların Türkiye’ye iadesi sağlanır.” ifadelerini kullandı.