TBMM Genel Kurulunda İYİ Parti, HDP ve CHP'nin grup önerileri kabul edilmedi

Partisinin grup önerisi üzerinde konuşan İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, salgının çalışanlar üzerindeki olumsuz etkilerine karşı getirilen tedbirlerden birinin fesih kısıtı olduğunu söyledi.

Ancak kod 29’a göre ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallerin fesih kısıtı istisnası olduğunu belirten Öztürk, “İyi niyet kuralına uymayan mazeretsiz işe gelmeme hali, hırsızlık ve cinsel tacizle birlikte aynı torbanın içine konulmuş ve bu hallerin tamamında işten ayrılış işlemlerinin SGK’ye bildirimleri 29 no.lu kod üzerinden yapılmıştır.” dedi.

Kod 29 kapsamında iş sözleşmesi sona erdirilen işçinin, ihbar ve kıdem tazminatı alamadığını, İşsizlik Sigortası Fonu kapsamında ödenen işsizlik ödeneğinden de yararlanamadığını dile getiren Öztürk, “Asıl önemlisi ise kod 29 işverene ispat, işçiye savunma hakkı tanımayan bir uygulamadır. Kod 29, işçi için bir itibarsızlaştırma mekanizması halini almış, bu kodla işten çıkarılan bir işçinin daha sonra başka bir işte çalışabilme hakkı kodlanarak elinden alınmıştır.” diye konuştu.

Öztürk, işçiyi keyfi fesihlere karşı güçlü bir şekilde koruyacak denetim mekanizmasının hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, taciz, tecavüz veya ahlaksız durumlarda uygulanabilecek istisnai sürecin, salgın döneminde genel hale getirildiğini öne sürerek AK Parti’nin de buna hiçbir şekilde ses çıkarmadığını iddia etti.

İşçilerin çoğunun iş haklarının, ya sendikalı olduğu için ya da işveren tarafından tazminatsız çıkarılmak istendiği için feshedildiğini savunan Koçyiğit, haksız yere kod 29’dan işçiyi işten çıkaran işverene hiçbir tahkikat yapılmadığını öne sürdü.

Binlerce çalışanın, onları damgalayan bir maddeyle işten çıkarıldığını belirten Koçyiğit, “Damgalanıyorlar, arşivleniyorlar ve bütün hayatlarını, bütün çalışma yaşamlarını karartacak bir haksız muameleye maruz kalıyorlar. Gelin, bundan dönün, işçilerin hakkını yemeyin, işverenlerin sırtını sıvazlamaktan vazgeçin.” dedi.

“En ağır faturayı işçiler ödedi”

CHP Zonguldak Milletvekili Ünal Demirtaş, Türkiye’nin Kovid-19 salgını sürecinde kötü yönetildiğini savunarak kötü yönetimin en ağır faturasını işçilerin ödediğini söyledi.

İşverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymadığını iddia ettiği işçiyi kod 29’a göre işten çıkartabildiğini anlatan Demirtaş, “Kod 29’a göre işten çıkarmalar Kovid-19 salgını döneminde işçilerin kabusu haline gelmiştir. Çünkü kod 29 ile işten çıkarma işverenler tarafından maalesef kötüye kullanılmıştır.” diye konuştu.

Demirtaş, kod 29’un salgın döneminde işten çıkarma yasağını delmenin yöntemi haline geldiğini ifade ederek SGK verilerine göre 2018’de 233 bin 430, 2019’da 194 bin 254, 2020’de işten çıkarmalar yasak olmasına rağmen 176 bin 662 işçinin bu kodla işten çıkartıldığını söyledi. Yüz binlerce işçinin kötü niyetli işverenlere karşı savunmasız ve korumasız bırakıldığını ileri süren Demirtaş, SGK’nin 1 Nisan’da yayımladığı genelgeyle kod 29’un kaldırıldığını aktardı.

Ancak kod 42’den 50’ye kadar devam eden kodlamalarla detaylandırma yapıldığını söyleyen Demirtaş, “Yani SGK bu zor günlerde işçileri koruyacağına işten çıkarmada işverene yol gösterecek bir genelge yayımlamıştır.” ifadesini kullandı.

Demirtaş, kod 42 ve devamına göre işten çıkarmaların, salgın bitinceye kadar tamamen yasaklanması gerektiğini söyledi.

“Kötü niyetli uygulamaların önüne geçmek için ayrı ayrı kodlanacak hale getirildi”

AK Parti Kütahya Milletvekili İshak Gazel, yaklaşık 1,5 yıldır mücadele edilen koronavirüs salgınına karşı getirilen önlemlerin en önemlilerinden birinin hem sosyal hayatı hem de çalışma hayatını düzenleyici bir tedbir anlamında “işten çıkarma” diye bilinen fesih hakkının kısıtlanmasıyla ilgili olduğunu kaydetti.

Gazel, 16 Nisan 2020’den itibaren fesih hakkı kısıtlaması getirildiğini ancak yüzde yüz kısıtlama yapılamayacağını, bir istisna da olması gerektiğini belirtti.

Haklı nedenle fesih hakkı ile alakalı bir istisna söz konusu olduğunu anlatan Gazel, eskiden beri kod 29 adı altında iş akitlerinin feshedildiğini, salgın döneminde de bu uygulamaya devam edildiğini bildirdi.

Gazel, Sosyal Güvenlik Kurumunun bazı kötü niyetli uygulamaların önüne geçmek için kod 29’u daha detaylı şekilde, ayrı ayrı kodlanacak bir statüye getirdiğini aktardı.

Buna göre 42’den 50’ye kadar bir kodlama yapıldığını ifade eden Gazel, “Asıl hedef işçinin bazı kötü niyetli ve keyfi uygulamalarla işten çıkartılma neticesinde işçinin uğramış olduğu zararın da önüne geçmek.” diye konuştu.

Gazel, işçiye, ciddi imkanlar verildiğini de vurgulayarak bunlardan birinin en kısa sürede karar verilecek şekilde düzenleme yapılan işe iade davaları olduğunu bildirdi.

İYİ Partinin grup önerisinin yanı sıra HDP’nin salgın döneminde eğitim çalışanlarının sorunları ve CHP’nin salgınla etkin mücadele konularındaki grup önerileri kabul edilmedi.

Genel Kurulda ayrıca kadına yönelik şiddetin sebeplerinin tüm yönleriyle araştırılarak alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırması Komisyonuna üye seçimi yapıldı.

TBMM Başkanvekili Celal Adan, siyasi parti gruplarınca gösterilen adayların listesinin kabul edilmesinin ardından, Meclis Araştırma Komisyonuna seçilen üyelerin, 21 Nisan 2021 Çarşamba günü toplanarak başkan, başkanvekili, sözcü ve katip üye seçimini yapacağını açıkladı.

Genel Kurulda daha sonra Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine geçildi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

TBMM (AA) – Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.

Kanuna göre, Cumhuriyet başsavcısı, Cumhuriyet savcılarının soruşturmayı sonlandıran kararları arasında oluşabilecek farklılıkların giderilmesinde, bu kararların kanuna uygunluğunun denetlenmesinde görevli ve yetkili olacak.

Yabancı hükümlüler hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezalarının infazına karar verildiği takdirde, sınır dışı edilme işlemleriyle ilgili olarak, bu hükümlülerin durumları İçişleri Bakanlığınca değerlendirilecek. Böylece, yabancı hükümlünün koşullu salıverilmesi veya cezasının infazının tamamlanması halleri bakımından uygulanan bu tedbir, denetimli serbestlik tedbiriyle cezanın infazına karar verilmesi hali bakımından da uygulanacak.

Bulundukları ceza infaz kurumundan, başka bir kuruma nakil talebinde bulunan hükümlülerden, maddi durumlarının yetersizliğini belgelendirmeleri durumunda nakil giderleri alınmayacak.

Hükümlüler, gerekli teknik altyapının bulunduğu kurumlarda Adalet Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde elektronik yöntemlerle de mektup alıp, gönderebilecek.

Hükümlü tarafından resmi makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar, alıcısı dışındaki kişilerin erişimini engelleyici tüm önlemler alınarak, hükümlünün talebine göre posta yoluyla veya elektronik ortamda alıcısına ulaştırılabilecek.

Kamu düzeninin korunması, kişi, toplum ve kurum güvenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla; terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek, örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan mahkum olan veya tehlikeli halde bulunan, dışarıyla iletişiminin kurum güvenliği açısından tehlikeli olabileceği değerlendirilen hükümlülere gelen veya bu hükümlülerce gönderilen mektup, faks ve telgraflar, dijital olarak kaydedilebilecek veya fiziki olarak saklanabilecek.

Önceden bilgilendirilmek suretiyle, kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan bu hükümlülerin yapacakları görüşmeler, kamu düzeninin korunması, kişi, toplum ve kurum güvenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla kurum yönetimi tarafından dinlenebilecek ve elektronik cihazlar da dahil olmak üzere kaydedilebilecek.

Bu iletilere ilişkin kayıt veya belgeler, amacı dışında kullanılamayacak, kanunda açıkça belirtilen haller dışında hiçbir kişi veya kurumla paylaşılamayacak, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmaya konu edilmemiş ise en geç 1 yıl sonunda silinecek. Silme veya imha işlemleri, Cumhuriyet savcısı tarafından denetlenecek.

Hükümlülerin ziyaret süresi 1 saatten 1,5 saate çıkarılacak. Tutuklu ve hükümlüler bakımından hasta ziyareti amacıyla verilen mazeret izinleri arasında beklenmesi gereken asgari bir aylık süre şartı kaldırılacak.

TBMM (AA) – AK Parti, CHP, HDP, MHP ve İYİ Parti gruplarının, birleştirilerek görüşülen Meclis araştırma önergeleri üzerinde İYİ Parti Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, müsilajın, denizin insan eliyle kirletilmesiyle oluşan bir çevre felaketi olduğunu söyledi.

Marmara Denizi’ne deşarj olan sanayi tesisleri ve evsel atıkların tespit edilerek Coğrafi Bilgi Sistemi’nde kapsamlı envanterinin çıkarılması gerektiğini belirten Nuhoğlu, “Deniz araçlarından kaynaklanan her türlü kirlenme kontrol altına alınmalı. Temizleme çalışmalarının hangi metotla yapılması gerektiğine bilim insanlarının görüşleri alınmadan karar verilmemeli. Marmara Denizi ölmeden seferberlik ilan edilmeli.” dedi.

Nuhoğlu, Kanal İstanbul için harcanacak paranın yüzde 2,5’iyle Marmara Denizi’nin temizlenebileceğini savundu.

“Bakanlığın açıkladığı eylem planı titizlikle uygulanmalı”

MHP İzmir Milletvekili Hasan Kalyoncu, evsel ve endüstriyel atıklarla denizin ve denize ulaşan akarsuların kirletilmesi, kıyıların doldurulması ve betonla çevrilmesinin, Marmara Denizi’nin ekosisteminde dönüşüme ve müsilaj oluşumuna yol açtığını ifade etti.

Denizlerdeki kirlenmenin kontrol altına alınmaması durumunda, özellikle körfez alanlarında benzeri sorunlarla karşılaşılmasının kaçınılmaz olduğunu belirten Kalyoncu, atıkların kaynağında ayrıştırılmasının, Türkiye genelinde uygulamaya geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Kalyoncu, müsilaj oluşumu ve çevresel felaketlere karşı alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:

“İklim değişikliği ve küresel ısınma sonucu Marmara Denizi’ndeki su sıcaklıklarındaki artış nasıl değişim gösterecek, Karadeniz ve Ege Denizi’nde bu artış düzeyleri nasıl olacak? Bunların araştırılması gerekiyor. Fitoplanktonik flora çeşitliliği ortaya konulmalı, geçmiş verilerle karşılaştırılmalı ve yabancı tür varlığı tespit edilerek, hangi türlerin müsilaja sebebiyet verdiği belirlenmeli. Tuna Nehri’nden gelen kirliliğin boğazlarımız ve Marmara Denizi üzerindeki etkileri netleştirilmeli. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının açıkladığı eylem planı titizlikle uygulanmalı.”

“İleri arıtma sistemi bulunmayan işletmelerin ruhsatları iptal edilsin”

HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, müsilajın, denizlerdeki biyolojik yaşamın başlangıcı olan fitoplanktonların aşırı çoğalması sonucu ortaya çıktığını ifade etti.

Marmara Denizi’ne dökülen tüm atıkların önünün kesilmesi gerektiğine işaret eden Çepni, Marmara Denizi çevresinde, ileri arıtma sistemi bulunmayan işletmelerin ruhsatlarının iptalini istedi.

Çepni, müsilajın, yalnızca yüzeyde olmadığı için yüzey temizliği sırasında daha fazlasının dibe çökebileceği uyarısında bulunarak, bu konuda bilim insanlarıyla ortak çalışma yürütülmesi gerektiğini dile getirdi.

Murat Çepni, “Yeni planlamada, Marmara Bölgesi’nde sanayileşme durdurulmalı yeni kentleşme ve nüfus akışı engellenmeli. Kanal İstanbul projesi derhal durdurulmalı. Çünkü Kanal İstanbul, hem Karadeniz’den gelecek kirliliği hem de bölgede kentleşmeyi artıracak.” dedi.

“Marmara Denizi foseptik çukuru haline getirilmiş”

CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, son aylarda yaşanan en büyük sorunun müsilaj olduğunu belirterek, “Bu sorun uzun yıllardır var ve konuşuluyor. 2007-2014 yılları arasında Marmara Çevre İzleme Projesi kapsamında 9 ayrı rapor hazırlanmış. 9 ayrı raporda müsilaj sorununa dikkat çekilmiş, ‘Marmara Denizi ölüyor’ denmiş. Herkes kulağının üstüne yatmış.” diye konuştu.

Marmara Denizi’nin, milletin ortak malı olduğunu, bu nedenle konuya siyasi bakmamak, siyasi davranmamak gerektiğini vurgulayan Öztunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sebep nedir? Sebep şüphesiz küresel ısınmanın etkisi var. Yaklaşık 2-2,5 derece deniz suyu sıcaklığı var. Şüphesiz bunun etkisi var. Evsel, kimyasal atıkların, Ergene Nehri’nin etkisi var çünkü Ergene Nehri kirli akıyor. Marmara Denizi’nin bir iç deniz olmasından kaynaklı bir sıkıntı var, bir iç deniz ama böyle giderse maalesef iç çöl olacak. Çünkü Marmara Denizi, bir anlamda foseptik çukuru haline getirilmiş durumda ve bunda herkesin günahı var.”

“Marmara Denizi’ndeki müsilaj meselesi muhakkak çözülecek”

AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı, partilerin, Marmara Denizi’nde ortaya çıkan müsilaj sorununun nedenlerinin araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verdiği araştırma önergelerine işaret ederek, “Meclis’te Marmara Denizi’ndeki müsilaja ilişkin ortak perspektif geliştirerek, bu meselenin çözümüne ciddi katkı vereceğimize inanıyorum.” dedi.

Bostancı, “Marmara Denizi’ndeki müsilaj meselesi muhakkak çözülecek ama sadece Marmara meselesi mi, Marmara’yı aşan boyutu nedir? Böyle baktığımızda aslında uzunca bir süreden beri bu çevre meselesinin yükseldiğini, çok tartışıldığını, niçin birtakım problemler yaşadığımıza ilişkin hem akademik literatürde hem de siyasette çok çeşitli ve zengin değerlendirmelerin yapıldığını biliyoruz.” ifadesini kullandı.

Küresel ısınmanın arttığına işaret eden Bostancı, “Her bir derecede, her yerin ikliminin nasıl değiştiği ve bu çerçevede habitatın, oradaki canlıların, biyolojik yapının, tarımın bu değişmeyi takip ederek ne tür insani dramlar yaratacağını bir öngörüyle insanlar görüyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Bostancı, konuya ilişkin ortak aklın geliştirilmesinin önemine dikkati çekerek, “Suların kirlenmesi meselesi son derece önemli. Denizlerdeki kirlilik meselesi yalnızca Marmara’da değil, unutmayalım Atlas Okyanusu’nda bile kirlilik var. Orada çok geniş naylon dağları, lastik poşetlerden oluşan büyük adalar teşekkül ediyor.” diye konuştu.

Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorunun dramatik şekilde ortaya çıktığını vurgulayan Bostancı, konunun tarihsel ve küresel perspektifine işaret etti.

Bostancı, “Modernleşmenin bir yüzü ilerleme, gelişme ise diğer yüzü de insanoğlunun bugün karşı karşıya olduğu ekolojik, küresel problemler. Henüz ipuçları ortaya çıktı. Böyle kolektif bir akılsızlıkla gidersek felaketlerin karşımıza çıktığını göreceğiz.” yorumunu yaptı.

“Çevresel yatırımlar AK Parti döneminde hız kazandı”

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Demir ise genel olarak karşılarına çıkan üç faktörün, bazı fitoplankton türlerinin daha hızlı çoğalıp sorunun büyümesine neden olduğunu belirterek, bunların deniz suyunun sıcaklığının aniden artması, Marmara Denizi’nin durgun yapısı ve kirliliğin artışı olduğunu söyledi. Demir, “Bunlar üst üste geldiği zaman alg patlamaları ile birlikte günümüzde giderek görünürlüğü artan müsilajla karşı karşıyayız.” dedi.

Demir, şöyle devam etti:

“Çevresel yatırımlar, AK Parti döneminde hız kazandı. Ülkemiz genelindeki atık su arıtma tesisi sayısı 2002 yılında 145’ken, 2020 yılında yaklaşık yüzde 700 artarak 1170’e yükselmiştir. İstanbul’da 2002 yılında sadece 12 atık su arıtma tesisi varken, 2020 yılında bu arıtma tesisi sayısı 87’ye yükselmiştir. Atık su arıtma hizmeti veren belediye nüfusu oranı 2002’de yüze 35’ken 2020’de yüzde 89’a çıkmıştır. Burada yapılan çalışmalar ve katedilen mesafe son derece önemlidir. Geleceğimize ve çevreye büyük bir hizmettir bütün bunlar.”

Demir, müsilaj temizleme çalışmalarının başlatıldığını sözlerine ekledi.

“Biz geldiğimiz zaman İstanbul entübe olmuştu”

AK Parti Bursa Milletvekili Muhammet Müfit Aydın ise “Biz geldiğimiz zaman 1994’te, İstanbul entübe olmuştu. Su yok, çöp yığınları korkunç bir şey.” dedi.

Aydın, CHP sıralarını işaret ederek, “Şimdi siz çevreciliği başlattığınız zaman biraz da kendinize bir bakın, kendinizi bir görün. Bunları unutarak söylediğiniz zaman üzülüyoruz. Bugün çok iyi niyetle toplanılmış ve çok da güzel bir konuyla alakalı bir karar verilecek.” ifadesini kullandı.

Genel Kurulda konuşmaların ardından yapılan oylamayla, Marmara Denizi’nde ortaya çıkan müsilaj sorununun nedenlerinin araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması Komisyonu kuruldu.

TBMM Başkanvekili Haydar Akar, komisyonun kurulmasına destek veren siyasi parti gruplarına teşekkür etti.

Görüşmelerin tamamlanmasının ardından Akar, birleşimi 15 Haziran Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere kapattı.