Per. Haz 20th, 2019

TBMM Genel Kurulu Haberleri

TBMM Genel Kurul çalışmalarını içeren tüm haber ve gelişmeleri buradan takip edebilirsiniz.

Gündem dışı konuşmalar yapılıyor.

Birleşimi TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi BİLGİÇ yönetiyor. Kâtip üyeler; Bursa Mv. Nurhayat ALTACA KAYIŞOĞLU, Nevşehir Mv. Mustafa AÇIKGÖZ.

TBMM Genel Kurulunun 20 Haziran 2019 Perşembe günlü 92. Birleşimi saat 14.00'te müşahede ile açıldı.

Alınan karar gereğince Kanun Teklifleri İle Komisyonlardan Gelen Diğer İşleri sırasıyla görüşmek için, 20 Haziran 2019 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere,
Birleşim saat 20.23’te kapandı.

51 ila 60'ıncı maddeler kabul edildi.

48, 49 ve 50'nci maddeler kabul edildi.

43, 44, 45, 46 ve 47'nci maddeler kabul edildi.

40, 41 ve 42'nci maddeler kabul edildi.

37, 38 ve 39'uncu maddeler kabul edildi.

34, 35 ve 36'ncı maddeler kabul edildi.

31, 32, 33'üncü maddeler kabul edildi.

Teklif metni ile Komisyon Raporuna https://t.co/019RknTKyF … adresinden ulaşılabilinir.

(S. Sayısı: 69) Askeralma Kanunu Teklifinin (2/1940) görüşmelerine ikinci bölümünün görüşmelerinden devam ediliyor.

CHP Grubunun İçtüzüğün 19’uncu maddesine göre verilen önerisi görüşülüyor.

Öneri kabul edilmemiştir.

Load More...
TBMM Genel Kurulu toplandı

TBMM (AA) – , Meclis Başkanvekili başkanlığında toplandı.

Bilgiç, gündeme geçmeden önce üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.

AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş, Uşak'ın bir sanayi kenti olduğunu, bu özelliği ile Türkiye ekonomisine katkıda bulunduğunu kaydetti.

Güneş, "Uşak demek tarlasız pamuk, koyunsuz yün demektir. Çevre illerin nüfusuna kayıtlı çok sayıda vatandaşımız Uşak'ta yaşamaktadır. Uşak iline yakın olan ilçelerde yaşayan vatandaşlar da tüm ihtiyaçlarını Uşak'tan karşılamaktadır. Bu bakımdan çevre illere bağlı birçok ilçe Uşak'a bağlanmak istemektedir. Bunun takdirini sizlere bırakıyorum." ifadelerini kullandı.

CHP Hatay Milletvekili Serkan Topal da eğitim sistemi ve öğretmenlerin sorunları hakkında konuştu.

17 yıllık AK Parti iktidarında, eğitim sisteminin göreve gelen her bakan tarafından değiştirilmeye çalışıldığını ileri süren Topal, "Her gelen bakan sorunların çözümü noktasında kendi formülünü hayata geçirmeye çalıştı ama sorun hala olduğu yerde durmaktadır. Okullarda ikili eğitim kalmayacak deniyor ama 21. yüzyıl Türkiyesinde biz hala birleştirilmiş sınıf sorunu ile karşı karşıyayız. Tüm siyasi partilerin seçim vaatlerinde yer alan 3600 ek göstergenin getirilmesini diliyoruz. Sözleşmeli öğretmen sorununu çözmemiz gerekiyor. Gelin hep birlikte eğitimin sorunlarını birlikte çözelim." dedi.

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer de seçim bölgesinde yaşanan sel felaketi ve çiftçilerin durumu hakkında söz aldı.

Yurdun dört bir yanında yaşanan kuvvetli yağışlardan Eskişehir'in de etkilendiğini, ani yağışlar nedeniyle binlerce çiftçinin büyük zarara uğradığını vurgulayan Çakırözer, "7 ilçenin 36 köyünde bin 500 çiftçi ani yağışlar nedeniyle büyük zarar görmüştür. Bölgedeki zarar 100 milyon lirayı bulmaktadır. Çiftçinin yaralarının sarılması gerekiyor. Selden etkilenen alanlar acilen afet bölgesi ilan edilmelidir. Yaraların kısa sürede sarılmasını temenni ediyorum." diye konuştu.

Meclis Araştırma Komisyonu, down sendromlu Dilara'yı dinledi

TBMM (AA) – Down sendromlu 26 yaşındaki Dilara Nur Şahin, Mecliste kurulan araştırma komisyonunda yaşadığı sorunları ve bunlara yönelik önerilerini anlattı.

Down sendromlu, otistik ve diğer gelişim bozukluğuna sahip bireyler ile ailelerin sorunlarının tespiti, çözümü için kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti Antalya Milletvekili Kemal Çelik başkanlığında toplandı.

Komisyonun bugünkü toplantısına, down sendromlu 26 yaşındaki Dilara Nur Şahin katıldı.

Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gün Bilgin ve Dernek Genel Koordinatörü Fulya Ekmen ile toplantıya gelen Şahin, dernek tarafından verilen öz savunuculuk eğitiminin çok yararını gördüğünü anlattı.

Konuşmasında heyecanlanan Şahin'e, komisyon üyeleri alkışlarıyla, Komisyon Başkanı Çelik de "Rahat ol, seni çok seviyoruz. Milletvekilleri, yemin metnini okurken zorlanabiliyor, bu hepimizde var." sözleriyle destek verdi.

Konuşmasına devam eden Şahin, daha önce down sendromlu olduğu için duyduğu üzüntüyü paylaştı. Ailesinin desteğiyle artık üzülmediğini belirten Şahin, 5 yıldır çalıştığını, çay, kahve hazırladığını, garsonluk yaptığını, işe kendisinin gidip, geldiğini, işini çok sevdiğini, çok mutlu olduğunu, arkadaşlarının bulunduğunu anlattı. Şahin, işe ancak 3 vasıtayla gidip, 3 vasıtayla eve dönebildiğini ifade etti.

Şahin, bir ablasının, küçük bir yeğeninin bulunduğunu, anne ve babasının emekli olduğunu, evde sadece kendisinin çalıştığını ifade etti. Şahin, daha önce iş yerinde sorunlarının olduğunu, kendisinin çözüm bulmaya çalıştığını anlattı.

Önceden evde canı çok sıkılırken artık sıkılmadığını, şiir, roman okuduğunu ifade eden Şahin, üniversitenin iki yıllık sosyal hizmetler bölümünde olduğunu söyledi. Şahin, ancak kendisinin ve babasının sağlık durumundan dolayı sınavlara giremediğini, evde kendi başına ders çalıştığını vurguladı.

Şahin'in, yüzmeyi çok sevdiğini ancak evine yakın gidebileceği bir havuzun olmadığını söylemesi üzerine Çelik, bu konuda belediyelerle temas kurulabileceğini kaydetti.

Kendi kararını kendisinin verdiğini, ailesinin de kendisiyle övündüğünü anlatan Şahin'e, Çelik, "Biz de seninle övünüyoruz." diye karşılık verdi

Down Sendromu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gün Bilgin, Dilara ile kendilerinin de gurur duyduklarını belirterek, "Dilara istisna değil, pek çok gencimiz, çocuğumuz var. İmkan tanındığında, eğitim aldığında Dilara gibi kendi hayatlarını kurabilme, çalışma, eğitime devam etme kapasiteleri var. " dedi.

Down Sendromu Derneği Genel Koordinatörü Fulya Ekmen, her bireye aynı çeşitlilikte, sayıda, aynı yerde eğitimin uygun olmadığını, özellikle ileriki yaşlarda bağımsız yaşam, işe yerleştirme eğitimlerinin rehabilitasyon sistemleri içine eklenmesi gerektiğini vurguladı.

Okul, hastane, cami, iş yeri gibi toplum olarak bulundukları yerlerde engelli kişilere yönelik, bunun hak temelli bir durum olduğuna yönelik bilgilendirmeler yapılabileceğini ifade eden Ekmen, kreşlerden itibaren tüm eğitim sisteminin kapsayıcı eğitime geçmesiyle, bunun uzun vadeli bir çözüm olabileceğini söyledi.

Ekmen, engelli birey destek fonu oluşturabileceğini, alınan vergilerin bir kısmının buraya aktarılabileceğini, aileler öldükten sonra çocuklara bu fondan destek verilebileceğini aktardı.

Ekmen, hava yollarının uçağa binmek isteyen down sendromlu gençleri bazen uçağa alıp, bazen almadığını, bu düzenlemenin gözden geçirilmesini istedi.

Anne karnında ikili, üçlü ve dörtlü testler yerine erken dönemde yapılabilen ve kesinliği çok yüksek olan NIPT'nin devlet tarafından karşılanmasını öneren Ekmen, "Bu çocukların bağışıklık sistemi zayıftır, kışın pencereyi açık bırakın." söylemlerinin olduğunu, bu vizyonun, yaklaşımın değişmesi gerektiğini belirtti.

Down sendromlu kişilerin özel sigorta kapsamına alınmadığına işaret eden Ekmen, down sendromluların özel sigorta kapsamına alınmasının ya da özel hastanelerde hiç fark ödemeden hizmet almasının sağlanmasını istedi.

-"Yol haritası"

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Sebiha Başaran, dünyada 1 milyar engelli olduğunu, yüzde 80'inin gelişmekte olan ülkelerde yaşadığını söyledi.

Başaran, Türkiye'de 5 milyon 155 bin 974 engelli yaşadığını, bunun da toplam nüfusun yüzde 6,9'unu oluşturduğunu kaydetti.

Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme'ye yönelik bilgi veren Başaran, sözleşmenin 28 Eylül 2009'da, ek ihtiyari protokolün 26 Mart 2015'te onaylandığını anımsattı.

Başaran, sözleşmenin engellilerin tüm insan hak, temel özgürlüklerinden tam ve eşit şekilde yararlanmasını teşvik etmek, korumak, sağlamak ve onurlarına saygıyı güçlendirmek amacını taşıdığını söyledi. Başaran, sözleşmenin topyekun bir toplumsal dönüşüm hedefleyen, bütüncül bir yol haritası olduğunu ifade ederek, "Bu dönüşümün sağlanması için kamu, sivil toplum kurumları başta olmak üzere tüm tarafların güçlü bir iş birliği kurması, olmazsa olmazdır." dedi.

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümden Prof. Dr. Ayşegül Neşe Çıtak Kurt, serebral palsi (SP) görülme sıklığının Türkiye'de bin canlıdan 4,4 olduğuna dikkati çekti.

Risk faktörlerinden yüzde 80'inin doğum öncesi, yüzde 10 doğum sırasında ve yüzde 10 doğum sonrasında görüldüğünü ifade eden Kurt, erken doğum ve düşük doğum ağırlığının en önemli risk faktörü olduğunu kaydetti.

Kuadriparaziğin SP'nin en ağır tipi olduğunu dile getiren Kurt, spastik dipleji, unilateral spastik, diskinetik SP hakkında da bilgi verdi.

Kurt, SP'nin dört önemli konusu bulunduğunu, üzerinde öngörülebilir risklerin önlenmesi, korunma, riskli durumların saptanması, izlenmesi, erken tanı ve tedavi olduğunu anlattı.

Türkiye'de 1996'dan itibaren neonatal resüsitasyon programı uygulandığına değinen Kurt, bu eğitimin uygulanmasından sonra doğum sırasında oluşan risk faktörlerin oldukça azaldığına işaret etti.

Gelişim basamaklarında alarm işaretlerinin neler olduğunu sıralayan Kurt, çocuğun 2 ayda yüzüstü pozisyonda başını kaldırması, nesneleri gözle izlemesi, 6. ayda sırtüstü pozisyonda başını kaldırması gerektiğini kaydetti. Kurt, çocuğun 9. ayda oturamaması, 18. ayda yürümemesi ve 3. yaşında basit cümleler kuramamasının birer işaret olduğunu belirterek, "Baş çevresi küçük kalan bebekler, yüksek tonda amaçsız ağlama, 1 yaşından önce aynı el tercihi, başın geriye atılması, ellerin yumruk şeklinde tutulması, oraklama, makaslama, parmak ucunda yürüme, nörolojik muayene bulgularındaki anormallik SP tanısında kıymetli ipuçları." diye konuştu.

Kurt, tedavide fizyoterapi, ilaç tedavileri, cerrahi tedaviler uygulandığını, bunun yanı sıra sosyal ve psikolojik desteğin de önemine dikkati çekerek, SP tedavisinin doğumdan başlayıp, yaşam boyu devam ettiğini, içinde ailenin mutlaka yer alması gerektiğini ifade etti.

Aileler SP'li çocuklarının yürüyüp yürüyemeyeceğini merak ettiğini belirten Kurt, motor işlev kaybının derecesinin, SP'nin tipi ve gelişim basamaklarına ulaşmanın bunda belirleyici olduğunu anlattı. Kurt, 2 yaşına kadar desteksiz oturduysa, 9 aya kadar baş kontrolünü sağladığıysa, 30 aya kadar emeklediyse bu bebeklerin yürüme şansının yüksek olduğunu söyledi.

SP'li çocukların erişkin yaşa kadar yaşayabildiklerine işaret eden Kurt, ancak sık akciğer enfeksiyonu, beslenme bozukluğu, boyun kontrolü olmayan hastaların erken kaybedilme ihtimalinin bulunduğunu belirtti.

“O otelin yöneticilerinin derhal istifa etmesi lazım”

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkanı , İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayları 'nun gazeteci İsmail Küçükkaya ile bir otelde ortak yayın öncesi görüşmesine ilişkin, "O otele giden herkesin görüntülerinin yarın servis edilmeyeceğini kim garanti edebilir? İnsanlar odalarında otururken, toplantılar yaparken veya eşiyle beraber otururken, yatarken, uyurken, kalkarken, banyo yaparken onların görüntülerinin yarın servis edilmeyeceğini kim garanti edebilir? O otelin genel müdürü ve yöneticilerinin derhal istifa etmesi lazım." dedi.

Kılıçdaroğlu, Fox Tv'de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

"Seçim çalışmalarının" sorulduğu Kılıçdaroğlu, çalışmaların iyi şekilde devam ettiğini, demokrasiyi savunan, vatanını, bayrağını seven herkesi kucakladıklarını, kapsayıcı bir dil kullandıklarını söyledi.

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın, CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu'na destek çağrısının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, "HDP ile bizim bir ittifakımız yok ama HDP'ye oy veren kitlelerin tamamı değil ama büyük bir kısmı Ekrem Bey'e oy verecekler. İnşallah verirler. Tabii sadece HDP tabanından değil, AK Parti tabanından da Ekrem Bey'e ciddi bir oy gelecek biz bunu gözlemliyoruz. 23 Haziran'da Ekrem Bey'in alacağı oylar, bir önceki seçime göre daha çok artacak, mesafe açılacak. Çünkü 23 Haziran seçimleri, haksızlığa uğramış bir kişinin hakkını teslim etme seçimi olacak." yanıtını verdi.

"Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) İstanbul seçimini iptal kararının" sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, "YSK, siyasi baskıya direnemedi. 7 üyesi siyasi otoriteden aldığı talimatın gereğini yaptı. Onlara hakim denmez. Bulundukları konum itibarıyla emin olun bir süre sonra çocuklarının yüzüne dahi bakamayacaklardır." ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, İstanbul seçiminin iptaliyle ilgili iktidarın "çaldılar" söylemini kullandığını hatırlatarak, "Kim çaldı? Erdoğan çıktı 'Elimizde görüntüler var' açıklaması yaptı. Hiç görüntü gördünüz mü? Ben görmedim. Başkaları da görmedi. Aradan uzun süre geçti görüntüyü bir görelim, kim çaldı? En son geldi şu noktaya, 'Efendim çaldı lafı siyasidir…'" diye konuştu.

"Vatandaş neden bir daha seçime gidiyor?" sorusunun yöneltilmesi üzerine de Kemal Kılıçdaroğlu, şu görüşlerini paylaştı:

"Bizim hukuk, yargı, adalet sistemimize vurulan en büyük darbedir bu. Hiçbir gerekçe göstermeden, uzun uzun yazarak, hikaye anlatarak, 'Biz, bunu iptal etmek zorundayız, baskı geldi ve biz bu baskıya boyun eğdik.' süreci hepimizin önünde duruyor. Dolayısıyla biz yeniden seçime gideceğiz. Kimin oyu burada iptal edildi? Vatandaşın. Şunu bekliyorlardı, bu iptal edildikten sonra CHP'liler sokağa çıkacak, cam, çerçeve kıracak, polis biber gazı atacak, büyük olaylar olacak, insanlar ölecek, Erdoğan çıkacak televizyona 'bakın gördünüz mü işte CHP budur' diyecek. Bunu yapmadık. Herkesin sakin olmasını istedik."

– "Bir kumpas kurulamayacak boyutta fark bekliyoruz"

Vatandaşlardan, ellerini vicdanlarına koyarak sandığa gitmelerini isteyen Kılıçdaroğlu, vatandaşın oyunun yargı kumpasıyla yok sayıldığını belirtti.

Kılıçdaroğlu, 23 Haziran'daki seçimin, artık bir belediye başkanlığı seçimi olmaktan çıkıp, haksızlığa uğrayan bir kişiye hakkını teslim etme seçimi olduğunu vurgulayarak, "Milli irade, vatandaşın iradesi demokrasilerde son sözü söyleyen iradedir. O zaman bu iradeyi yeniden ortaya koyacağız. Fark açılacak. Artık kapalı kapılar ardından bir kumpasın kurulamayacağı boyutta bir fark bekliyoruz." diye konuştu.

"Yenilenen seçimler sonrası Ekrem İmamoğlu'nun yeniden mazbatasını alması ne anlama gelecek?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Birinci anlamı şu, İstanbullu diyecek ki 'kardeşim, siz benim irademe kumpas kurdunuz, kapalı kapılar ardında benim irademi yok saydınız. Şimdi ben sandığa yeniden gidiyorum ve irademi sağlıyorum.' Bu irade, haksızlığa uğramış bir kişinin hakkını teslim etme iradesidir. Bu bir normal siyasi partiler arasındaki bir seçim değildir. İki, bütün dünyaya 'bütün baskılara rağmen, kapalı kapılar ardındaki bir yargı darbesine rağmen, siyasal baskıların yoğunlaşmasına, tek adam rejimine rağmen İstanbul'da halk sandığa gitti ve demokrasiden yana oy kullandı' mesajı verilecek. Ve bütün dünya diyecek ki 'Evet, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde demokrasi kültürü bizim düşündüğümüzden çok daha güçlü. Halk, demokrasiye sahip çıktı.' Bu açıdan çok önemli. Türkiye Cumhuriyeti'nde İstanbullular, dünya siyaset tarihine önemli bir armağan bırakıyorlar. Gidip Ekrem Bey lehine oy kullanan herkes, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir vatandaşı olarak, dünya siyaset tarihine önemli bir mesaj vermiş olacaktır."

– "Sen, millet iradesinin üstende misin"

"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İmamoğlu'nun Ordu Valisi'ne yönelik sözlerine ilişkin, 'İşi Ordu Valimiz yargıya götürmesi halinde -ki götürecek- polislerimiz hakeza… Bu konuda yargının vereceği kararı ben şu anda bilemem ama yargının vereceği karar bu işte önünü kesebilir.' dedi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Yani 'ben, yargıya talimat vereceğim, YSK'ye talimat verdiğim gibi. İmamoğlu'nu alıp hapse atacaklar, mahkum edecekler. Dolayısıyla koltuğa oturmayacak.' mesajı vermek istiyor. Düşünün, bir ülkenin Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan kişisi… Bundan daha ağır bir ifadesi var, 'Ordu Valisi'nden özür dilemezsen o koltuğa oturamazsın.' diyor. Kimsin sen? Sen, milletin iradesinin üstünde misin?"

"Küçükkaya ile Ekrem İmamoğlu'nun ortak yayın öncesi The Marmara Oteli'nde görüştüğüne ilişkin görüntülerin" sorulduğu Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"FETÖ'cülerin taktikleri var. Aynı taktikler. Zaten 'Aynı menzile yürüyoruz.' demişti Erdoğan. Aynı menzile yürüyorlarsa, aynı yoldan yürüyorlar demektir. Oteldeki görüntüleri kim servis ediyor? O otel yöneticileri niye bugüne kadar konuşmadılar? O otele giden herkesin görüntülerinin yarın servis edilmeyeceğini kim garanti edebilir? İnsanlar odalarında otururken, toplantılar yaparken veya eşiyle beraber otururken, yatarken, uyurken, kalkarken, banyo yaparken onların görüntülerinin yarın servis edilmeyeceğini kim garanti edebilir? O otelin genel müdürü ve yöneticilerinin derhal istifa etmesi lazım."

"Açık oturumu nasıl buldunuz?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, "Dengeli bir performans vardı. Zaten sorular üç aşağı beş yukarı belli. 'Son üç soruyu sizler birbirinize sorun.' dediniz, çok güzel oldu." dedi.

– "Ülkücüler endişe duyuyorlar"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, programda Binali Yıldırım'ın geçmişi, İmamoğlu'nun ise geleceği anlattığını vurguladı.

"İmamoğlu'nun, eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Alaattin Aldemir ve beraberindeki ülkücülerle buluşmasının" sorulduğu Kılıçdaroğlu, "Bir araya geldi bu arkadaşlar, çünkü Türkiye'nin gidişinden endişe duyuyorlar. Bütün ülkücüler Türkiye'nin gidişinden endişe duyuyorlar. Mesela bir silah fabrikasının Katar ordusuna satılmasını hiçbir ülkücü içine sindiremez ve buna itiraz etmesi lazım." yanıtını verdi.

"Cezaevlerindeki kader mahkumlarının ailelerine kavuşmak istediğinin" ifade edilmesi üzerine Kılıçdaroğlu, "Eğer bir şey yapacaksanız, kader mahkumlarıyla ilgili bir af çıkaracaksanız süratle getirin parlamentodan geçsin ama onların duygularıyla oynanıp, onlardan, yakınlarından oy almak için seçim öncesi 'af', seçim sonrası bunu unutacaksanız, bu siyaseten de ahlaken de doğru değildir." karşılığını verdi.

"Sayıştay'ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi için hazırladığı denetim raporunun" sorulması üzerine de Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Sayıştay'ın internet sitesine yer almış bir rapor. Binali Bey 'Ben, bu raporu okumadım' diyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına adaysınız, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilgili bir rapor hazırlanıyor ve siz o raporu 'ben okumadım' diyorsunuz. Siz, o zaman niye aday oldunuz? TBMM adına denetim yapan bir kuruluş bir rapor yazıyorsa ve siz o raporun konusu olan kente belediye başkan adayıysanız sizin önce o raporu okumanız lazım. Eksik nedir, artı nedir bütün bunları görmeniz lazım. Okumuyorsanız siz aday değilsiniz zaten. İstanbul'u bilmiyorsunuz demektir. Bu rapor gündeme geldikten sonra Sayıştay bir açıklama yaptı. Sayıştay böyle bir açıklamayı yapamaz, yapmamalı. Kendi tarihsel sürecine de bugünkü konumuna da gölge düşürüyor."

– "Sisi'ye Hüseyin'i niye teslim ettin"

Kılıçdaroğlu, "Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Pazar günü Sisi mi diyeceğiz, Binali Yıldırım mı diyeceğiz?' dedi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine, iktidarın, Mısır'da hakkında idam kararı olması nedeniyle Türkiye'ye kaçan Muhammed Abdulhafız Hüseyin'i, Sisi'ye teslim ettiğini kaydetti.

"Şimdi kalkmış Sisi'yi kötülüyor. Sisi'ye, Hüseyin'i niye, hangi gerekçeyle teslim ettin? Hüseyin'i, Sisi'ye teslim edeceksin, idamla yargılanacak, sen geleceksin Türkiye'de 'Mursi şöyleydi, böyleydi' diye onu öveceksin. Biz, idama karşıyız." diyen Kılıçdaroğlu, Hüseyin'in, Sisi'ye teslim edilmesinin hesabının verilmesi gerektiğini bildirdi.

Program sonunda vatandaşlardan sandığa gitmelerini isteyen Kemal Kılıçdaroğlu, sandıklara sahip çıkacaklarını sözlerine ekledi.


FETÖ'nün iş dünyası yapılanması davası

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) iş dünyası yapılanmasına yönelik FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, kapatılan TUSKON'un başkanı Rızanur Meral ve genel sekreteri Mustafa Muhammet Günay ile Ömer Faruk Kavurmacı ve Faruk Güllü'nün de aralarında bulunduğu 86 sanığın yargılandığı davanın 17. duruşması başladı.


İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, 7'si tutuklu 11 sanık ile avukatları katıldı.


Cumhurbaşkanlığı avukatı ve bazı müştekilerin avukatları da duruşmada hazır bulundu.

Duruşma, tanıkların dinlenilmesiyle devam ediyor.


– Ceza istemleri




İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, firari sanıklar Fetullah Gülen, Rızanur Meral ve Mustafa Muhammet Günay hakkında, "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs", "TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs" ve "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet, "terör örgütü kurmak ve yönetmek" suçlarından ayrı ayrı 15 yıldan 22,5 yıla kadar, "örgüt suçu kapsamında özel belgede sahtecilik" suçundan da ayrı ayrı 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor.



Sanıklardan Ramazan Erdem, Serkan Ercan ve Süleyman Tari'ye "örgüt suçu kapsamında özel belgede sahtecilik" ve "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlarından 8,5 yıldan 18'er yıla kadar hapis cezası öngörülen iddianamede, aralarında Ömer Faruk Kavurmacı ve Faruk Güllü'nün de bulunduğu 80 sanığın "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 7,5 yıldan on beşer yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.




İddianamede, sanıklarla ilgili sunulan deliller olarak da MASAK raporları, şüpheli ifadeleri, sorgu tutanakları ile "Boran", "Demir" ve "Berat" kod adlı gizli tanık anlatımları, TUSKON 5. Olağan Genel Kurulu sandık kayıt ve hazirun listeleri, iletişim dinleme tutanakları, tanık Yüksel Yılmaz'ın beyanları, ihbar tutanakları, kayyum olarak atanan TMSF raporları, "ByLock" raporları, Bank Asya hesap dökümleri, Digitürk cevap yazısı, İl Dernekler Müdürlüğünce gönderilen dernek üye kayıt listeleri ve sosyal paylaşım tespitleri yer alıyor.




– Tahliye edilip tekrar tutuklanmıştı




İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından başlatılan soruşturma sonucunda 8 Eylül 2016'da tutuklanan sanıklardan Ömer Faruk Kavurmacı'nın avukatları, 1 Mayıs 2017'de 5. Sulh Ceza Hakimliğine itiraz başvurusunda bulunarak, tahliye talep etmişti. Hakimlik, dilekçe ekinde sunulan özel bir hastanenin 18 Nisan 2017 tarihli sağlık raporundaki tespitleri değerlendirerek, Kavurmacı'nın tahliyesine karar vermişti.



Silivri Devlet Hastanesinin "mahkumun hayatı için kesin bir tehlike arz etmediği" şeklindeki sağlık raporu üzerine İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesince çıkarılan yakalama kararı çerçevesinde yeniden gözaltına alınan Kavurmacı, 17 Haziran 2017'de tutuklanmıştı.