Sal. Haz 18th, 2019

TBMM Genel Kurulu Haberleri

TBMM Genel Kurul çalışmalarını içeren tüm haber ve gelişmeleri buradan takip edebilirsiniz.

Alınan karar gereğince Kanun Teklifleri İle Komisyonlardan Gelen Diğer İşleri sırasıyla görüşmek için, 18 Haziran 2019 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere,
Birleşim saat 18.05’te kapandı.

Teklifin 1 ve 2. maddeleri kabul edildi.

(S. Sayısı: 69) Askeralma Kanunu Teklifinin (2/1940) 1. bölümünde yer alan maddeler ve varsa önergeler üzerinde görüşmelere başlandı.

Öneri kabul edilmemiştir.

CHP Grubunun İçtüzüğün 19’uncu maddesine göre verilen önerisi görüşülüyor.

Öneri kabul edilmemiştir.

HDP Grubunun İçtüzüğün 19’uncu maddesine göre verilen önerisi görüşülüyor.

Öneri kabul edilmedi.

İYİ Parti Grubunun İçtüzüğün 19’uncu maddesine göre verilen önerisi görüşülüyor.

Gündem dışı konuşmalar yapılıyor.

Birleşimi TBMM Başkanvekili Levent GÖK yönetiyor. Kâtip üyeler; Balıkesir Mv. İsmail OK, Mardin Mv. Şeyhmus DİNÇEL.

TBMM Genel Kurulunun 13 Haziran 2019 Perşembe günlü 89. Birleşimi saat 14.00'te müşahede ile açıldı.

Alınan karar gereğince Kanun Teklifleri İle Komisyonlardan Gelen Diğer İşleri sırasıyla görüşmek için, 13 Haziran 2019 Perşembe günü saat 14.00’te toplanmak üzere,
Birleşim saat 20.06’da kapandı.

Teklifin 1. Bölümü üzerindeki görüşmelere başlandı.

Teklifin tümü üzerinde soru cevap işlemi yapılıyor.

Load More...
FETÖ'nün iş dünyası yapılanması davası

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) iş dünyası yapılanmasına yönelik FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, kapatılan TUSKON'un başkanı Rızanur Meral ve genel sekreteri Mustafa Muhammet Günay ile Ömer Faruk Kavurmacı ve Faruk Güllü'nün de aralarında bulunduğu 86 sanığın yargılandığı davanın 15. duruşması başladı.


İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, 5'i tutuklu 11 sanık ile avukatları katıldı.


Cumhurbaşkanlığı avukatı ve bazı müştekilerin avukatları da duruşmada hazır bulundu.

Duruşma, tanıkların dinlenilmesiyle devam ediyor.

– Ceza istemleri



İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, firari sanıklar Fetullah Gülen, Rızanur Meral ve Mustafa Muhammet Günay hakkında, "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs", "TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs" ve "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet, "terör örgütü kurmak ve yönetmek" suçlarından ayrı ayrı 15 yıldan 22,5 yıla kadar, "örgüt suçu kapsamında özel belgede sahtecilik" suçundan da ayrı ayrı 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor.


Sanıklardan Ramazan Erdem, Serkan Ercan ve Süleyman Tari'ye "örgüt suçu kapsamında özel belgede sahtecilik" ve "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlarından 8,5 yıldan on sekizer yıla kadar hapis cezası öngörülen iddianamede, aralarında Ömer Faruk Kavurmacı ve Faruk Güllü'nün de bulunduğu 80 sanığın "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 7,5 yıldan on beşer yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.



İddianamede, sanıklarla ilgili sunulan deliller olarak da MASAK raporları, şüpheli ifadeleri, sorgu tutanakları ile "Boran", "Demir" ve "Berat" kod adlı gizli tanık anlatımları, TUSKON 5. Olağan Genel Kurulu sandık kayıt ve hazirun listeleri, iletişim dinleme tutanakları, tanık Yüksel Yılmaz'ın beyanları, ihbar tutanakları, kayyum olarak atanan TMSF raporları, "ByLock" raporları, Bank Asya hesap dökümleri, Digitürk cevap yazısı, İl Dernekler Müdürlüğünce gönderilen dernek üye kayıt listeleri ve sosyal paylaşım tespitleri yer alıyor.



– Tahliye edilip tekrar tutuklanmıştı



İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından başlatılan soruşturma sonucunda 8 Eylül 2016'da tutuklanan sanıklardan Ömer Faruk Kavurmacı'nın avukatları, 1 Mayıs 2017'de 5. Sulh Ceza Hakimliğine itiraz başvurusunda bulunarak, tahliye talep etmişti. Hakimlik, dilekçe ekinde sunulan özel bir hastanenin 18 Nisan 2017 tarihli sağlık raporundaki tespitleri değerlendirerek, Kavurmacı'nın tahliyesine karar vermişti.


Silivri Devlet Hastanesinin "mahkumun hayatı için kesin bir tehlike arz etmediği" şeklindeki sağlık raporu üzerine İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesince çıkarılan yakalama kararı çerçevesinde yeniden gözaltına alınan Kavurmacı, 17 Haziran 2017'de tutuklanmıştı.

“Bu FETÖ sanatıdır”

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanı , "(CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu) 18 günde başkan vekillerinin ofislerinin, odalarının kilitlerini sökmekle meşgul oldu. Veri kopyalama diye bir olayın içerisine girdi. Madem seçildin bu işlerle niye uğraşıyorsun? Bu FETÖ sanatıdır. Her şeyden önce 31 Mart seçimlerinde yaşananlar, CHP zihniyetinin İstanbul’u geri almak için neler yapabileceğini çok açık, net göstermiştir." dedi.

Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde 94 Ruhuyla Cihannüma ve Kadim Dostlar Buluşması programındaki konuşmasında, göreve geldiğinde İstanbul’da 50 bin aileye doğal gaz gittiğini, bıraktığında ise 1 milyon 250 bin aileye doğal gazı getirdiklerini söyledi.

Bunun İstanbul’un hava kirliliğini büyük oranda azalttığını aktaran Erdoğan, "Hatırlayın gazeteler maske dağıtıyordu, maske. O günlerden hamdolsun bu günlere geldik. Bunlar yapıldı ve İstanbul’un birçok ilçelerinde seçim kampanyalarında çizmelerle dolaştık. Kimden almıştık o ilçeleri, CHP’den almıştık. Onun için biz diyoruz ki CHP çöptür, çukurdur, çamurdur. Bunların yapısı bu ve yoğun bir şekilde şu anda millet bahçelerini çoğaltmanın hesabı içindeyiz, millet kıraathanelerini aynı şekilde ve bunları devam ettireceğiz." diye konuştu.

Erdoğan, 1994’ten önce yolsuzlukla, yoksullukla ve yasaklarla anılan bir İstanbul’un, bugün ise geleceğine güvenle bakan bir İstanbul’un olduğunu kaydetti.

İstanbul’un 1994 yılından önce çöple çamurla çukurla gündeme geldiğine işaret eden Erdoğan, bugün Marmaray’la Avrasya Tüneli'yle Yavuz Sultan Selim Köprüsü'yle dünyanın en büyüklerinden olan İstanbul Havalimanı ile gündeme gelen bir kentin olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah bu kalkınma hamlesini Binali Bey kardeşimin şehreminliğinde 23 Haziran seçimlerinden sonra devam ettireceğiz. Buradan hareketle 6 günümüz var. Bu 6 gün çok çalışmamız lazım, çok gayret etmemiz lazım ve böylece 6 günün sonunda pazar akşamı inşallah bu müjde ile pazartesiye girmemiz lazım.” ifadelerini kullandı.

Büyük ve güçlü Türkiye davasını hedeflerine ulaştırabilmek için önlerindeki imtihanları alınlarının akıyla vermek zorunda olduklarını dile getiren Erdoğan, son 6 yıldır, özellikle de 31 Mart tarihinden bu yana, şahit oldukları hadiseler, hoyratlıklar, pervasızlıkların Türkiye’yi ve İstanbul’u ne tür bir felaketin beklediğini ortaya koyduğunu söyledi.

– "Bu FETÖ sanatıdır"

Erdoğan, CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu’nun "18 günde neler yaptım" dediğini aktararak, şunları kaydetti:

"Ben söyleyeyim neler yaptığını, 18 günde başkan vekillerinin ofislerinin, odalarının kilitlerini sökmekle meşgul oldu. Veri kopyalama diye bir olayın içerisine girdi. Madem seçildin bu işlerle niye uğraşıyorsun? Bu FETÖ sanatıdır. Her şeyden önce 31 Mart seçimlerinde yaşananlar, CHP zihniyetinin İstanbul’u geri almak için neler yapabileceğini çok açık, net göstermiştir. İstanbul’daki rövanşın geçmişini hatırlayın, Gezi olaylarında hatırlayın, ne diyorlardı? 1453’e kadar götürdüklerini duvarlara yazmaktan, medyada açıkça ifade etmekten dahi çekinmediler, çekinmiyorlar. Ne diyordu? ‘Zulüm 1453te başladı’ CHP’nin adayı ve onu parlatan lobiler, 18 gün süre ile işgal ettiği koltuğu, İstanbul’un 25 yıllık kazanımlarının yanında tüm geçmişi ile hesaplaşmanın aracı haline dönüştürmenin gayreti içine düşmüşlerdir. Belediyenin verilerinin nereye aktarılacağı belli olmayan bir şekilde kopyalanmaya çalışılmasından gönüllü kuruluşlara yapılan yardımlara kadar, her konuda bir hesaplaşma, adeta bir öç alma siyaseti güdülmüştür.”

Belediyelerin, vakıflarla iş birliğine girebildiğini anlatan Erdoğan, "Nakdi para verme gibi bir durum tabii ki olmaz ama birçok hizmeti onlarla birlikte yapmak hem belediyelerin hem de devletin olmazsa olmazları içindedir. Devletin Vakıflar Genel Müdürlüğü vardır. Ne iş yapar bu Vakıflar Genel Müdürlüğü? İşte bu tür vakıflarla iş birliğine girer. Onlara parasal değil, ya ayni olarak arazi tahsisleri vs bu tür şeyleri yapar ve oralarda birçok hizmetleri de o STK’lar vasıtasıyla yürütür. Bu beylerin malum STK’ları vasıtasıyla yıllarca bu ülkede yaptıklarını biz bilmiyor muyuz? Hepsini biliyoruz ama baktık ki dün akşam bu tür şeylerden bahsediyor, bir de isim veriyor. Ben de mi isim vereyim yani? Ben o seviyeye düşmem. Ama biz yaptığımız işleri hukuk içerisinde nasıl yürütüldüğünü bilerek, dikkatli bir şekilde bu güne kadar yaptık, yapmaya da devam ederiz." ifadelerini kullandı.

– "Şu anda işçileri dışarı atıyorlar"

Bolu’da, Yalova’da, Antalya’da İzmir’de ve daha birçok yerde olduğu gibi İstanbul Büyükşehir'de de gözlerin evine helal rızık götürmeye çalışan emekçilere dikildiğini belirten Erdoğan, "Şu anda buralardaki işçileri dışarı atıyorlar mı? Atıyorlar. Hani sen diyordun ki 'şu partili, bu partili, ben kimseyi ben dışarı attırmam, atmam, şudur, budur.' Şimdi bak, Bolu’dan yola çıktılar işçiler yürüyor. Genel merkezinizin önüne kadar yürüyecekler. Daha önce söylediklerini haydi bir daha tekrar et. Bakalım ne diyeceksin? Çünkü bunların mumu yatsıya kadar bile yanmadı." diye konuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın CHP zihniyetine geçtiğinde asıl değişecek olanın İstanbul’a bakış ve dolayısıyla medeniyet, tarih, kültür anlayışındaki savrulma olacağını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"İşte Bilecik Belediyesi’nde Osmanlı motiflerini duvarlardan kazıdılar. Bunlar bu. İstanbul’a yapılacak en büyük kötülük, Gezi olaylarında ve daha birçok olayda tezahürlerini gördüğümüz CHP faşizminin bu şehrin üzerine tekrar bir karabasan gibi çökmesi olacaktır. Milletin inancıyla İstanbul’un tarihiyle kavgalı, azgın azınlığın bu şehrin dokusunu, bu şehrin kadim karakterini bozmasına izin veremeyiz.”

– "İstanbul’u 1994 öncesi karanlık günlerine, tekrar döndüremeyiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda zaten İstanbul Büyükşehir Belediyesinin meclisinin kahir ekseriyetinin, komisyonların tamamının AK Parti’den oluştuğunu, başkan vekilliklerinin de öyle olduğunu, bütün bunlara asla sonuna kadar müsaade etmeyeceklerini söyledi.

"Biz diyoruz ki bu noktada 25 tane ilçe belediyesi ile merkezi yönetimle Büyükşehirle üç olsun, inşallah güç ve güçlü olsun diyoruz.” ifadesini kullanan Erdoğan, “Tüm umutlarını bizlerin tökezlemesine bağlayan Türkiye düşmanlarına bekledikleri fırsatı veremeyiz. İstanbul’u 1994 öncesi karanlık günlerine, tekrar döndüremeyiz. Buradaki hiçbir kardeşimin böylesi ağır bir vebalin altına girmeyeceğine inanıyorum” dedi.

Tesadüflerin, çıkarların bir araya getirdikleri değil, ortak hayallerin, ortak hedeflerin, ortak ideallerin buluşturduğu insanlar olduklarını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bizler, birlik olmadan dirlik olmayacağına inanan, aynı davaya, aynı sevdaya gönül vermiş insanlarız. Bizler 'la galibe illalah' diyen, zaferin sahibinin sadece Allah olduğuna iman eden bir geleneğin temsilcileriyiz. Bizler toplu vuran yürekleri sindirecek hiçbir gücün olmadığını bilen, bu mücadeleye böyle yaklaşan bir hareketiz. Bizler, 'hesaba çekilmeden önce nefsinizi hesaba çekin' ilahi emrine ram olan bir kadroyuz. Elbette eleştirilerimizi yapacak, hatalarımızı, yanlışlarımızı birbirimizin yüzüne cesaretle söylemekten çekinmeyeceğiz ama mücadelemizi yürütürken de tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi de birbirimize kenetlenecek, yek vücut olarak çalışmalarımıza devam edeceğiz.”

– “Davaya kırgınlık asla olamaz”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şunları söyledi:

"Kardeşlerim şunu da üzülerek söylüyorum, kırgınlar var, kırgınlıklar var. Değerli kardeşlerim kişinin kişiye kırgınlığı olabilir ama davaya kırgınlık asla olamaz. Hepimiz bir hizmetin içindeyiz, öyleyse bu davada kırgınlık diye bir şey asla olamaz. İlk gençlik yıllarımızdan itibaren biz işte böyle bir hassasiyetle, böylesi teşkilat terbiyesi ile yetiştik. 40 yıldır aralıksız sürdürdüğümüz demokrasi mücadelesini de yine bu anlayışla verdik.

Şunu bir defa unutmayacağız. Kibri, tekebbürü hiçbir zaman kapımıza yaklaştırmayacağız. Zorluklar karşısında yılmadık, saldırılar karşısında sinmedik, 12 Eylül darbesinin ve 28 Şubat müdahalesinin üzerimize abandığı o meşum günlerde dahi bir an olsun yeise düşmedik. Sırtını vesayet odaklarına dayamış bir avuç millet ve memleket düşmanının mazlumların umudu olan bu ülkenin geleceğini çalmasına müsaade etmedik. Bugün de aynısını yapacağız.”

“İstanbul’un anahtarını, bu şehrin kıymetini bilecek bu şehre hizmet etmeyi en büyük şeref addedecek emin ve ehil bir el olan Binali kardeşimize teslim edeceğiz” diyen Erdoğan, 23 Haziran seçimlerinde sırt sırta vererek İstanbul’un ve Türkiye’nin önünde yeni bir yol açacaklarını söyledi.

– "23 Haziran’da takiye siyaseti kaybedecek"

Erdoğan, 1994 ruhu ile çalışıp koşturarak yalan siyasetinin, milletin kafasını karıştırmasına müsaade etmeyeceklerini belirterek, şunları kaydetti:

“Unutmayın, hakikat güneşinin eritemeyeceği hiçbir yalan yoktur. Karanlık ne kadar koyu olursa olsun bir mumun aydınlığı onu delmeye yeter. İnşallah 23 Haziran, CHP adayının büftan ve iftira siyasetinin milletimiz tarafından çöpe atıldığı gün olacaktır.

23 Haziran, siyaset mühendislerinin parlatmaya çalıştığı küfürbazların sandığa gömüldüğü gün olacaktır. İnşallah 24 Haziran İstanbul’un özünde, tevazu, samimiyet ve gayretin olduğu gönül belediyeciliği ile yoluna devam etme kararını verdiği gün olacaktır. 23 Haziran’da takiye siyaseti kaybedecek, bir kez daha samimiyet kazanacaktır.”

– “Gün safları sıklaştırma günüdür”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Dönem, İstanbul’un maslahatını, milletin menfaatini, ülkenin bekasını, her türlü küskünlüğün, kızgınlığın önüne koyma dönemidir. Gün fitneyi büyütme, kırgınlıkları derinleştirme günü değil, bir olma, beraber olma, kenetlenme, safları sıklaştırma günüdür. İstanbul’un istikbali, karşımdaki bu kadronun omuzlarındadır. Türkiye’nin aydınlık geleceği, her birinizin vereceği mücadeleye bağlıdır. Unutmayalım ki son pişmanlık fayda vermez, ‘keşke’ dememek, ‘eyvah’ dememek, ömür boyu yüreğimizi yakacak bir nedamet duygusu yaşamamak için önümüzde sadece bugünü saymazsak 5 günümüz var. Buradaki her bir dava arkadaşımızın, sorumluluğun bilinciyle hareket edeceğine inanıyorum, sizlerden 23 Haziran’da hem oyunuza, hem sandığınıza hem de sonrasındaki süreçlere sıkı sıkıya sahip çıkmanızı istiyorum.

Bu yolda rehberimiz, pirimiz, Yunus Emre’dir. Ne diyor Aşık Yunus? ‘Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil/ Yetmiş iki millet dahi, elin yüzün yumaz değil/ Bir gönül yaptın ise, er eteğin tuttun ise/Bir kez hayrettin ise, binde bir ise az değil.”

Bir gönül yapmayı az görmeyecek, bu 5 gün boyunca İstanbul’da mesajlarını ulaştırmadık tek bir kişiyi bırakmayacaklarını vurgulayan Erdoğan, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hakkın hatırını yere düşürmeyeceklerini, millete hizmet yolundan asla geri adım atmayacaklarını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cihannüma Derneği’ne çalışmalarında muvaffakiyetler dileyerek, "Başta merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız olmak üzere, davamızın bugünlere ulaşmasında emeği, katkısı, alın teri olan herkesi hürmetle yad ediyorum. 20 sene önce elim bir trafik kazasında Hakka uğurladığımız Milli Gençliğin önderlerinden Adnan Demirtürk kardeşimiz ile yine bir trafik kazasında kaybettiğimiz Ali Soylu kardeşime de bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Mevlam onlardan razı olsun, Rabbim onları fedakarlıklarının karşılığı olarak Peygamber Efendimize komşu eylesin. Rabbim bizi de şehitlerimizin yolundan, insanlığa hizmet davasından ayırmasın.” diye konuştu.

94 Ruhuyla Cihannüma ve Kadim Dostlar Buluşması’na Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, eski TBMM başkanları İsmail Kahraman ve Mehmet Ali Şahin, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Mahir Ünal ve Hayati Yazıcı, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, AK Parti İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak katıldı.

Program sonunda Cihannüma Derneği Genel Başkanı Mustafa Şen ve Cihannüma Kurucu Genel Başkanı Yusuf Tekin tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a tablo hediye edildi.

(Bitti)

“Sorun çözülürse eylemimizi durdururuz”

ANKARA (AA) – Hak-İş Genel Başkanı , "Sayın Kılıçdaroğlu'na buradan çağrı yapıyorum; bizi duyun, bizi anlayın, bizi fark edin, ne istediğimizi görün, taahhütlerinizin arkasında durun. Söz namustur diyorsunuz, sözünüzün arkasında durun. Yarın bu 'sorunu çözelim' desinler, sorun çözülürse eylemimizi durdururuz." dedi.

Arslan, Öz Çelik-İş Sendikasının Çukurambar semtindeki yeni hizmet binasının açılışında, Bolu Belediyesindeki işten çıkarmaları protesto etmek amacıyla düzenlenen "Emek ve Adalet Yürüyüşü"ne değindi.

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın seçimden önce Türkiye'de ibretlik bir olaya imza attığını ifade eden Arslan, şöyle konuştu:

"Bu kişi, seçim öncesinde işçileri ikna etmek için vaadlerini arkadaşlarımıza anlatıp, arkadaşlarımızın ikna olmadığını görünce noterden bir belge imzalıyor. Bu noter belgesini bütün işçilere dağıtmış. 'Ben seçilirsem hiçbir arkadaşımızı işten çıkartmayacağım, iş yerini değiştirmeyeceğim.' dediği bir noter belgesi var. Ne yazık ki 31 Mart'tan sonra 97 arkadaşımız işini kaybetti. Türkiye'nin değişik illerinde 700'e yakın Hak-İş mensubu işinden oldu. Maalesef CHP ve HDP'li bir kısım belediyelerde baskı ve tehdit politikalarıyla sendikalarımıza saldırdılar. Şu ana kadar 14 bin 500 kişi baskı ve tehditler sonucu sendikalarımızdan istifa ettirildi. Bunlara sessiz kalamazdık."

– "Amacımız üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil"

Kırmadan, dökmeden sendikal harekete örnek olacak bir hak arama mücadelesi yürüttüklerini dile getiren Arslan, "Mücadelemizi yürütüyoruz ama sosyal diyaloğu da ihmal etmiyoruz. Masada kalmaya çalışıyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu'na buradan çağrı yapıyorum; bizi duyun, bizi anlayın, bizi fark edin, ne istediğimizi görün, taahhütlerinizin arkasında durun. Söz namustur diyorsunuz, sözünüzün arkasında durun. Yarın 'bu sorunu çözelim' desinler, sorun çözülürse eylemimizi durdururuz. Amacımız üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil." ifadelerini kullandı.

– "Önemli olan verdiğiniz sözün arkasında durmak"

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve eski TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin de işçilerin haklarını aramada sendikaların önemli olduğunu söyledi.

"Emek ve Adalet Yürüyüşü"ne desteklerini ifade eden Şahin, şunları kaydetti:

"31 Mart öncesi bir siyasi partinin genel başkanı, 'Eğer biz adayımızın olduğu yerlerde seçimi kazanırsak namus sözü veriyoruz kimseyi mağdur etmeyeceğiz.' demişti. Bu sözün ne kadar geçerli olduğu seçimlerin ardından anlaşıldı. Bolu'da yeni seçilen başkanın kapının önüne konulan işçiler, haksızlığı protesto etmek için Bolu'dan Ankara'ya yürüyorlar. Vaatler önemli değil önemli olan vaatleri yerine getirebilmektir. Namus sözü veriyorsanız ve bunu hemen çiğniyorsanız o zaman bu halk sizin namus mevhumunuzu sorgular. Önemli olan verdiğiniz sözün arkasında durmaktır."

Programa, Hak-İş Onursal Başkanı Salim Uslu, Öz Çelik-İş Sendikası Genel Başkanı Yunus Değirmenci, sendika yöneticileri ve davetliler katıldı.

Mehmet Muş, TBMM Başkanlığına sundukları kanun teklifinin detaylarını gazetecilerle paylaştı

TBMM(AA) – AK Parti Grup Başkanvekili , TBMM Başkanlığına sundukları kanun teklifinin detaylarını gazetecilerle paylaştı.

Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 19 maddeden oluştuğunu söyleyen Muş, düzenlemeyle ilkokula başlama yaşının 66 aydan 69 aya çıkarılacağını bildirdi.

Hem ortaöğretim hem de yükseköğrenim yurtlarına ilişkin tüm izinlerin, Milli Eğitim Bakanlığınca verildiğini hatırlatan Muş, “Yükseköğrenimle ilgili yurtların izinlerini Gençlik ve Spor Bakanlığının vermesini teklif ediyoruz. Çünkü Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğünün Gençlik ve Spor Bakanlığının ilgili kurumu haline geldi.” diye konuştu.

Muş, organize sanayi bölgelerinde gerçek ve tüzel kişilerin, özel mesleki eğitim merkezleri açabilmesi için düzenleme yapılacağını dile getirdi.

“Sözleşmeli öğretmenlerin merakla bekledikleri düzenleme hayata geçiyor”

Sözleşmeli öğretmenlerin merakla beklediği düzenlemeyi de hayata geçireceklerini vurgulayan Muş, şöyle devam etti:

“Sözleşmeli öğretmenler görev aldıklarında 4 yıl sözleşmeli, artı 2 yıl da 4 yılın sonunda kadroya geçtikten sonra aynı yerde görev yapmak durumundalar. Bu sürenin 3+1 olarak revize edilmesini teklif ediyoruz dolayısıyla 3 yıl sözleşmeli artı 1 yıl da kadroya atandıktan sonra bulunduğu yerde görev yapıp daha sonra tayin isteme hakkına sahip olabilecekler. Bu düzenlemeye Diyanet İşleri Başkanlığındaki sözleşmeli personeli de ekliyoruz.”

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Muş, ilkokula başlama yaşının 66 aydan 69 aya çıkarılmasının ne tür avantajları olacağının sorulması üzerine “Yapılan teknik çalışmalar, Milli Eğitim Bakanlığıyla yaptığımız istişareler neticesinde bunun 69 aya çıkarılmasının daha uygun olacağına dönük bir kanaate vardık ve bunu düzenlememize dahil ettik.” dedi.

Yeni askerlik sistemi teklifi

Askeralma Kanunu Teklifi görüşmelerine ilişkin soru üzerine Muş, düzenlemenin görüşmelerine yarından itibaren TBMM Genel Kurulunda devam edileceğini belirtti.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın, muhalefete, teklifin teknik boyutuna ilişkin bilgilendirme amacıyla ziyarette bulunduğunu hatırlatan Muş, “Geldiğimiz noktada, diğer siyasi parti gruplarından gelen bazı öneri ve tavsiyeler vardı, onları da değerlendirdik. Yarından itibaren çalışmalarımızı yürütüp, TBMM Genel Kurulunun kabul etmesi halinde teklifin cumaya kadar geçmesini bekliyoruz ama takdir Genel Kurul’daki kıymetli milletvekillerinin.” diye konuştu.

“Terhislerle birlikte ortaya çıkacak açığın kapatılması için celp sayısının artırılması formülünden bahsediliyordu. Buna ilişkin gelişme var mı?” sorusuna Muş, “Bir yasal düzenleme vardır bir de idari tasarruflar vardır. Celplerle alakalı yetki Milli Savunma Bakanlığındadır. Onlar herhangi bir problem yaşanmaması adına celp sayısını artıracaklar. Onu 10 mu yaparlar, 12 mi yaparlar, kendi planlamalarına uygun şekilde hareket edeceklerdir. Biz yasal düzenlemeyi yapacağız. Milli Savunma Bakanlığının ve Genelkurmay Başkanlığı gerekli tedbirleri almaktadır.” cevabını verdi.

Yıldırım-İmamoğlu ortak yayını

Cumhur İttifakı Adayı Binali Yıldırım ile Millet İttifakı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun katıldığı ortak canlı yayına ilişkin değerlendirmesi sorulan Muş, dünkü programda Ekrem İmamoğlu’nun, kamuoyunun 3 konuya yanıt vermesini beklediğini ancak kendisinin cevap veremediğini savundu.

Kamuoyunun Ordu’da yaşanan hadiseyle ilgili tatmin edici bir cevap beklediğini ancak Ekrem İmamoğlu’nun bunu da inkar yoluna gittiğini ifade eden Muş, şunları söyledi:

“Çok yakın arkadaşı, aynı odada kaldığını söylediği okul arkadaşı Fatih Portakal bile orada hakaret olduğunu, kendilerinin bunu yayınlamaları halinde RTÜK tarafından ceza yiyebileceklerini ifade etmesine rağmen (İmamoğlu) kendisi milletin gözünün içine baka baka bunu inkar etmiştir, yalan söylemiştir. Ekrem Bey’in behemehal 82 milyon milletimizden özür dilemesi gerekir. İstanbullu, hiç kızarmadan, sıkılmadan bu kadar kolay yalan söyleyen birine İstanbul’u emanet etmeyecektir. Tartışma sırasında Ekrem Bey bazı vaatler dile getirdi ve Binali Yıldırım kendisine bir soru sordu. 2014’teki seçim kampanyasında Beylikdüzü’nde her mahalleye bir kreş açacağı sözü vermiştir Ekrem Bey, ‘Bu kreşleri açtın mı?’ sorusuna cevap verememiştir.”

“Bu kaynak nerede?”

Ekrem İmamoğlu’nun, Beylikdüzü Belediyesinin devraldığında belediyenin 104 milyon borcu olduğunu, belediyeyi 31 Mart’ta devrettiğinde bu borcun 457 milyona çıktığını ileri sürdü.

Önceki 5 yılda eski Beylikdüzü Belediye Başkanı Yusuf Uzun’un, 15 milyon lira satış geliri elde ettiğini hatırlatan Muş, “(İmamoğlu) Kendisi görevi bıraktığı zamana kadar 140 milyon lira satış geliri elde etmiştir. Bunlar merkezi hükümetin gönderdiği kaynakların, inşaat harçlarından, emlak vergilerinden elde ettiği gelirlerin dışındadır.” değerlendirmesinde bulundu.

Belediyenin satış gelirlerinin 9 kat, bütçesinin ise 4,5 kat arttığını ancak vadedilen projelerden yalnızca ikisinin hayata geçtiğini söyleyen Muş, şunları kaydetti:

“Onları da söyleyeyim, Özgecan Aslan Kültür Merkezi, Şenay Aybüke Yalçın Gündüz Çocuk Bakımevi projesini hayata geçirmiştir. Ben de İstanbul Milletvekili ve İstanbul’da yaşayan biri olarak şu soruyu sorma hakkına sahibim, hem bu kadar kaynak kullanıldı hem de bu projelerin hiçbiri hayata geçirilmedi. Peki bu kaynak nerede? Ekrem Bey’in çıkıp bu kaynağı nerede kullandığını sizlere göstersin.”

“Oyum Binali Yıldırım’a”

“İstanbul seçmeni olarak dünkü programdan sonra fikirleriniz değişti mi?” sorusu üzerine Muş, “Binali Bey ile yakın çalışmış biriyim, dolayısıyla kendisini yakından tanıyorum. Ekrem Bey de üçüncü bölgedeydi. Sizler belki Ekrem Bey’i yeni tanıyorsunuz ama ben üçüncü bölgede ortaya koyduğu, ‘yapacağım’ dediği projeleri yapmadığını, adaylığını açıkladıktan sonra belediyeyi hangi şartlarda alıp hangi şartlarda bıraktığını bilen biriydim. Binali Yıldırım’ın bu işi layıkıyla yapacağına adaylar açıklandıktan itibaren inanan biriyim. Benim oyum Binali Yıldırım’adır, tarafım Binali Yıldırım’ın tarafıdır.” şeklinde konuştu.

Kanun teklifinin detayları

AK Parti milletvekillerince hazırlanan teklif, Bazı Kanunlarda ve 652 Sayılı KHK’de değişiklik yapıyor.

Teklife göre, gerçek ve tüzel kişiler tarafından yemekli ve yemeksiz öğrenci yurtları ve buna benzer kurumlar açılması ve işletilmesi, ortaokul ve ortaöğretim düzeyinde Milli Eğitim Bakanlığının iznine bağlı olmaya devam edecek. Yükseköğrenim düzeyindeki yurtların açılması ve işletilmesi ise Gençlik ve Spor Bakanlığının iznine bağlı olacak. Mevcut düzenlemede, Milli Eğitim Bakanlığı bu gibi yurt ve kurumları tespit edeceği esaslara göre denetlerken, teklifle denetim görevi ilgili bakanlıklara veriliyor.

Teklifle 66 ay olan ilkokula başlama yaşı 69 ay olarak yeniden düzenleniyor. Mecburi ilköğretim çağı 6-13 yaş grubundaki çocuklar yerine 6-14 yaş grubundaki çocukları kapsayacak.

İlkokulların birinci sınıflarına, o yılın 31 Aralık tarihinde 72 ayını dolduran çocukların kaydı yapılacak ancak çocuğun gelişim durumuna bağlı olarak okula erken başlaması veya kaydın ertelenmesi ile ilgili hususlar yönetmelikle düzenlenecek.

Diyanet İşleri Başkanlığında din hizmetleri sınıfına ait kadrolarda çalışan sözleşmeli personelin 4 yıl süreyle başka bir yere atanamayacağına yönelik süre 3 yıla indiriliyor. Sözleşme gereği 3 yıllık çalışma süresini tamamlayanlar talepleri halinde bulundukları yerde din hizmetleri sınıfına ait kadrolara atanacak. Bu şekilde atananlar, aynı yerde en az 2 yıl yerine artık 1 yıl daha görev yapacak.

Düzenlemeyle sözleşmeli öğretmenlerin başka bir yere atanmaları için doldurmaları gereken süre 4 yıldan 3 yıla, bu sürenin ardından öğretmen kadrolarına atananların aynı yerdeki görev süresi ise 2 yıldan 1 yıla indiriliyor.