TBMM’nin açılışının 100’üncü yıl dönümü etkinlikleri ertelendi

TBMM (AA) – Meclis Başkanı Mustafa Şentop, yaptığı yazılı açıklamada, dünyanın ve Türkiye’nin, insanlığı derinden etkileyen bir salgınla karşı karşıya olduğu bir dönemden geçtiğini, küresel düzeyde yaşanan bu salgınla Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Sağlık Bakanlığının öncülüğünde ve fedakar sağlık çalışanlarının gayretiyle büyük bir mücadele yürütüldüğünü belirtti.

Meclis Başkanı Şentop, işini ciddiyetle ve bilimsel titizlikle yürüten sağlık kadrolarının ve milletin, hayati sayılan tedbirlere riayeti sayesinde bu salgınla başa çıkılacağına inancının tam olduğunu ifade etti.

Bu yıl, istila ve işgal karşısında milletin yiğitçe direnişinin merkezi ve karargahı olan Gazi Meclisin 100’üncü açılış yıl dönümü olduğunu anımsatan Şentop, bu çerçevede olmak üzere, geçen yıldan itibaren TBMM’nin himayesinde, geniş istişarelerin ve değerlendirmelerin ardından çok sayıda etkinlik planlandığını, bu anlamlı dönemi dolu dolu yaşamak ve yaşatmak için çalışmalar yürütüldüğünü aktardı.

”Etkinlikler de bu mücadeleden başarıyla çıkılmasının ardından daha coşkulu bir biçimde gerçekleştirilecek”

Dünyanın ve Türkiye’nin yeni tip koronavirüs salgınıyla mücadele yürüttüğü şu aşamada, TBMM’nin açılışının 100’üncü yıldönümü etkinliklerinin takviminde yeniden bir düzenlemeye gitme mecburiyeti hasıl olduğunu bildiren Şentop, açıklamasında şunları kaydetti:

“Milli Mücadelenin karargahlığını yapmış TBMM’nin açılışının 100’üncü yıl dönümü münasebetiyle planladığımız uluslararası ve ulusal sempozyumlar, konserler, çocuk buluşmaları, konferanslar, tiyatro gösterileri ve canlandırmalar, fotoğraf ve resim sergileri gibi etkinlikler, uluslararası camiadan davetlilerin hazır bulunacağı toplantılar, salgının zorunlu kıldığı sağlık tedbirlerinin başında gelen sosyal mesafeye uymak esasına riayeti sağlayarak gerçekleştirilemeyeceği için, ileri bir tarihe ertelenmiştir. Salgının etkilemediği, belgesel gösterimleri, kitap yayınları ve medya paylaşımları, planlandığı şekilde yürütülecektir. İnanıyorum ki, Türkiye ve dünya bu mücadeleyi kazanacak ve hayatın olağan akışı devam edecektir. Millet olarak coşkuyla kutlayacağımız TBMM’nin 100’üncü yıl dönümü için planlanan etkinlikler de bu mücadeleden başarıyla çıkılmasının ardından daha coşkulu bir biçimde gerçekleştirilecektir.”

Evlerden dışarı çıkılmamasının, başta kronik rahatsızlığı olan ve 65 yaş üstü vatandaşlara yönelik olanlar olmak üzere bütün tedbirlere titizlikle riayet edilmesinin, salgının etkisizleştirilmesi amacıyla sosyal mesafeye uyulmasının hayati önemine dikkati çeken Şentop, “Bu tedbirlere hassasiyetle uyulmasının fedakar sağlık çalışanlarımızın ve her gün evimizde rahat edebileceğimiz üretimleri gerçekleştiren bütün emekçi kardeşlerimizin işini kolaylaştıracağını hatırda tutmalıyız.” değerlendirmesinde bulundu.

Şentop, “​Milletimizin asli hasletlerinden olan tehlike anında birlik içinde hareket etme kabiliyetine ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde, 100 yıl önce istila ve işgal tehdidi karşısında asil ve cesur bir duruş sergileyen aziz ecdadımızı, kahraman şehitlerimizi bir kez daha rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Her türlü tehdit ve tehlikeyi bertaraf etme kararlılığımızın daim olması temennisiyle, Cenabıhak’tan milletime ve bütün insanlığa sıhhat ve selamet diliyorum.” ifadelerini kullandı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

MADRİD (AA) – İspanya’ya 27 yıl sonra TBMM Başkanı düzeyinde ilk ziyareti gerçekleştiren Mustafa Şentop, başkent Madrid’de İspanyol ve Türk basınına açıklamalarda bulundu.

Şentop, “Türkiye ve İspanya arasında çok yakın olan ilişkileri parlamentolar arası ilişkiler kapsamında da geliştirmek istiyoruz. Karşılıklı ziyaretleri çok daha kısa sürelerde yapmayı hedefliyoruz.” dedi.

Salgın döneminde yaptığı ilk ziyaretlerden birinin İspanya’ya olduğunu vurgulayan TBMM Başkanı, “Salgının ilk dönemlerinde Türkiye olarak İspanya’ya maske ve sağlık malzemesi yardımı yaptık. İspanya da orman yangınları sırasında Türkiye’ye ilk uçak gönderen ülkelerden biri oldu. Türkiye ve İspanya arasında sadece sözde değil aynı zamanda fiilen, zor zamanlarda ortaya çıkan bir dostluk var.” şeklinde konuştu.

Şentop, gelecek haftalarda Ticaret Bakanı Mehmet Muş’un da İspanya’yı ziyaret edeceğini ve 17 Kasım’da da İspanya Başbakanı Pedro Sanchez başkanlığında bir heyetin hükümetler arası zirve için Türkiye’ye geleceğini söyledi.

Türkiye ile İspanya’nın göç gibi birçok ortak sorunu olduğunu ve sorunların aynı zamanda iş birliğini gerektirdiğini kaydeden Şentop, “Bizim bu iş birliğimizin diğer ülkelere de örnek olması gerekir. Türkiye ve İspanya, eş başkanlıklarında tohumları atılan Medeniyetler İttifakı girişiminde de önemli bir rol üstlenmiş bulunuyor. Göç sorunu, İslamofobi, çatışmaların olduğu bir dönemde Medeniyetler İttifakı’na daha çok ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.

Medeniyetler İttifakı

Şentop, Avrupa’daki islam düşmanlığına da dikkati çekerek, “Avrupa’da artan yabancı düşmanlığında İslamofobinin çok tehlikeli bir rol aldığını söyleyebilirim. Bu konuda Türkiye ve İspanya arasındaki iş birliği örnek alınmalı.” görüşünü dile getirdi.

Türkiye ve İspanya’nın eş başkanlıklarında tohumları atılan Medeniyetler İttifakı girişimine, göç sorunu, İslamofobi ve çatışmaların olduğu bu dönemde çok daha fazla ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Şentop, Medeniyetler İttifakı’nın çatışmaları ve katliamları ortadan kaldırabilecek çok büyük proje olduğunu kaydetti.

Şentop, “Bu projenin faaliyete geçmesi ve etkin hale gelmesi şüphesiz zaman alacaktır. Türkiye olarak biz desteğimizi ve bağlılığımızı aynen muhafaza ediyoruz. Aynı şeyi İspanyol mevkidaşlarımız da dile getirdiler. Mutabıkız. Dünyada bu konuda öncelik yapma sorumluluğu ve misyonu da Türkiye ve İspanya’nın üzerindedir. Bunu başarabiliriz.” diye konuştu.

Göç sorunu

Suriyeli sığınmacılarla ilgili olarak AB’nin 2016 Mart ayında Türkiye ile vardığı mutabakata tam uymadığının altını çizen Şentop, “AB’nin Türkiye’de yerine getirdikleri, vaatlerinin 10’da 1’ini bile teşkil etmiyor. Onların yerinde ben olsam, kamuoyuna bu konuda açıklama yaparken biraz sıkılarak, utanarak konuşurum.” dedi.

TBMM Başkanı, sözlerine şöyle devam etti:

“Bazı Avrupa ülkeleri, göçmen sorununu, görevleri ve sorumlulukları olan ülkeler ile hakları ve yetkileri olan ülkeler olarak ikiye ayırarak düşünüyor. Böyle bir dünya yok. Her ülkenin sorumluluğu da yetkisi de hakkı da var. Bu insani dramın yükünü Türkiye çekmek zorunda değil. Bu sorunu yaratanların da devreye girmesi ve yük alması lazım. Bu olmadığı taktirde dünyadaki bu karışıklıklar, ekonomik dengesizlikler, adaletsizlikler çok daha büyük uçurumlar ve yeni göç dalgaları yaratacak. Biz, vakit kaybetmeden sorumluluk almaları çağrısını yapıyoruz.”

Doğu Akdeniz’deki sorunlar

Şentop, Doğu Akdeniz’deki sorunlarla ilgili bir soruya ise “Doğu Akdeniz’i biraz Doğu Akdenizlilere bırakmakta fayda var. Yunanistan Doğu Akdeniz’de değil, Fransa’nın hiç alakası yok. Ama nedense Doğu Akdeniz deyince herkesin iştahı kabarıyor ve oraya geliyor. Batı Akdeniz’de benzer bir durum olsa, birçok ülke Fransa kıyılarında bir şeyler aramaya kalksa herhalde rahatsız olurlar. Herkesin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarına razı olması lazım. Hep bana hep bana olmaz. Türkiye, her zaman hukuk içerisinde kalarak haklarını koruyacak ve savunacak güce sahip.” cevabını verdi.

Herkesin Türkiye’nin hukuki haklılığını anladığını kaydeden Şentop, “Biz, uluslararası hukuktaki haklarımızı bildiğimiz için bu konuları her kim olursa olsun müzakerede özgüvene ve cesarete sahibiz. Bu bağlamda AB’nin Türkiye ile ilişkilerini sadece Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesiminin kaprislerine bağlaması çok vahim bir tablo. Bunu, Avrupa Birliği’nin bir ayıbı olarak görüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Afganistan

Şentop, Afganistan’daki gelişmeleri de yakından takip ettiklerini dile getirerek, şu ifadeleri kullandı:

“Afganistan’da, vatandaşlarının orayı terk etmeyeceği bir yönetim oluşmasını arzu ediyoruz. Diğer bir taraftan da bir göç dalgası olması halinde Afganistan’a komşu ülkelerle görüşüyoruz. Afganistan’ın herkes için yaşanabilir bir konuma getirilmesini, söz birliğinde hareket edilmesi gerektiğini ve ortadaki insani dramı en önde, en üstte tutulmasının önemli olduğunu düşünüyoruz.”

1915 Olayları

1915 Olayları ile ilgili Avrupa’daki bazı parlamentolarda alınan kararları da haksız, hukuksuz ve tarih bilgisinden uzak olarak ifade eden Şentop, “Biz Türkiye olarak tarihte yaşanmış olayların parlamentoların gündeminde yer almasını doğru bulmuyoruz. Bunu (sözde soykırım) kabul eden parlamenterlerden bazıları tarihi bile bilmiyor. Hangi kitabı okudun, hangi belgeyi gördün? Hiç. Peki nasıl karar verdin? Böyle bir şekilde alınan karar parlamentere ve parlamentoya yakışmaz. Eğer biz de Avrupa’nın geçmişte yaptıklarıyla ilgili kararlar almaya kalkarsak, her gün başka hiçbir şey yapmamamız lazım.” diye konuştu.

Şentop, soykırım ifadesinin hukuki ve tarihi olarak iki boyutu olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin bunun (1915 Olayları) soykırım olarak kabul edilemeyeceğine dair kararları var. Yani söz konusu iddialardaki soykırım ifadesi hukuki olarak geçersiz. Tarih boyutunda ise Türkiye hiçbir kimseye soykırım uygulamamıştır. Tarihimizde utanacağımız çekineceğimiz hiçbir şey yoktur. Konuyu bilmeyenlerle karar çıkarmaya çalışıyorlar. Biz ise kangren haline gelmiş konuların tartışılmasının geride bırakılarak, dostluk ve barış için çalışmanın yollarına bakıyoruz.”

FETÖ

Şentop, FETÖ’nün 15 Temmuz’da başarısızlıkla sonuçlanan darbe girişiminin ardından İspanya’dan da talep edilen Türk vatandaşları olduğunu hatırlatarak, “Umarım kararlar gözden geçirilir ve bu şahısların Türkiye’ye iadesi sağlanır.” ifadelerini kullandı.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop, 5. Dünya Parlamento Başkanları Konferansı’na katıldığı Viyana’da gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Yoğun katılımın olduğu konferansta, yalan haber ve dezenformasyonla mücadele konusunda önergenin ele alındığını hatırlatan Şentop, “Bizim önerimiz değil ama buradaki tartışmalardan gördük ki yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde tartışılan önemli bir konu. Bilhassa salgın döneminde daha fazla internetin ve sosyal medyanın kullanıldığını düşünürsek sorunlar daha net şekilde çıkmış gözüküyor.” diye konuştu.

Parlamento başkanlarının, dezenformasyonla mücadele konusunda hukuki düzenleme eksikliğinden, bu durumun ileride daha büyük sakıncalar ortaya çıkaracağından bahsettiğini dile getiren Şentop, “Çok ulusu şirketler kendilerine göre, bir politika içinde dünyadaki bütün ülkelerin vatandaşlarının açıklamalarını, fikirlerini o politika istikametinde yoğurup sunuyor. Bunu göz ardı etmemek lazım. Bu çok uluslu şirketler, ülkelerin ulusal hukuklarını tanımayıp, kendi koydukları kuralların ülkeler tarafından benimsenmesini istiyorlar. Dolayısıyla yalnızca ulusal düzenlemeler yani ülke genelinde yapılan hukuki düzenlemeler değil uluslararası düzenlemelerin de gerekli olduğunu burada ifade ettim.” dedi.

“Uluslararası düzeyde bazı çok taraflı anlaşmalarla bu konunun düzenlenmesi gerekiyor”

“Sosyal medyada dezenformasyonla mücadele konusunda nasıl bir düzenleme yapılmalı?” sorusu üzerine Şentop, şöyle konuştu:

“Sosyal medyada anonim hesaplar var. Özellikle kendi ismiyle, görüntüsüyle, kişisel kayıtlarıyla çıkmıyor; başka türlü yollar, yöntemler kullanılarak hakaret etmek gibi bazı suç addedilen eylemler yapılıyor. Bir kere bunun ortadan kaldırılması lazım. Madem sosyal medya bu kadar yoğun şekilde kullanılıyor, kullanılacak o zaman burada hukuki sonuçların ortaya çıkabilmesi ve takip edilebilmesi açısından herkesin ancak ve sadece gerçek kimlikleriyle yer alabileceği bir ortama dönüştürülmesi lazım. Aksi halde burada bu imkanın suistimal edildiğinden söz edeceğiz. Yani bir kişi size hakaret ediyor ama kim olduğunu bulamıyorsunuz. Bunun belirlenebilir olması lazım. Bundan yararlanan, bunu kötüye kullanan insanlar var. ‘Nasıl olsa beni bulabilmeleri mümkün değil. Bu bakımdan ben tamamen keyfi davranabilirim. Ona buna hakaret edebilirim, sövebilirim.’ diyorlar. Bu boyutu önemli. Gerçek hayattaki eylemlerin hukuki karşılığı neyse sosyal medyada da internet ortamında da o olmalı diyorsak hukuken gerçek kişilerin muhatap olması lazım. Kuruluşların diğerlerine müsaade etmemesi lazım.”

Türk Ceza Kanunu’nda hakaret ve sövme konusunda yeterli düzenlemelerin bulunduğunu ancak konunun soruşturulması ve sonuç alınmasıyla ilgili sıkıntıların yaşandığını belirten Şentop, “Mahkemenin, savcılığın talep etmiş olduğu şeyin ulaştırılması, bilginin verilmesi lazım. Yani hukukun işlemesi lazım. Çok uluslu bir şirket, Türkiye’de faaliyet gösteriyorsa Türkiye’deki hukuk kurallarına uyacak. ‘Hayır, ben bu ülkenin kurallarını tanımıyorum. Kuralları ben koyarım.’ diyorsa o zaman hem ulusal hem de uluslararası düzeyde başka türlü çalışma yapmak lazım. Konunun çok boyutlu konuşulması gerekiyor ama benim kanaatim, yalnızca ulusal düzeyde değil, uluslararası düzeyde de bazı çok taraflı anlaşmalarla bu konunun düzenlenmesi gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Mustafa Şentop, 1 Ekim’de başlayacak yeni yasama yılı öncesinde Meclisin elektronik altyapısını yenilediklerini söyledi. Şentop, “Çalışmayan birçok şey vardı. Yoklama, oylama cihazı vardı. Bir de yeni sistemler var. 1 Ekim’den itibaren milletvekillerimiz için çok önemli olan bir hizmet altyapısı sağlanmış oldu.” dedi.

​​​​​​​