TCMB Başkanı Ağbal: Enflasyonun 2021 sonunda yüzde 9,4 olarak gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Naci Ağbal, “Enflasyon Raporu 2021-1” çevrim içi bilgilendirme toplantısında yaptığı konuşmada, orta vadeli tahminler üretilirken makro finansal koşular ile enflasyon görünümünü esas aldıklarını söyledi.

<br class=”k-br” />

Buna ilaveten ithalat fiyatları, gıda fiyatları ve maliye politikası gibi dışsal unsurlar için varsayımlarını gözden geçirdiklerini ifade eden Ağbal, son dönemde petrol fiyatlarındaki yükseliş ve küresel toparlanma beklentilerinin güçlenmesiyle ham petrol fiyatlarına dair beklentilerin yukarı yönlü güncellendiğini kaydetti.

Ağbal, “Vadeli fiyat eğrileri ortalama ham petrol fiyatının 2021 yılı için 54,4 dolar, 2022 yılı için ise 52,1 dolar olacağına işaret ediyor. Öte yandan, petrolün yanı sıra endüstriyel metal ve tarımsal ürünler gibi emtia fiyatlarında da öngörülerin üzerinde bir seyir görüyoruz. Bu doğrultuda 2021 yılına ilişkin ABD doları cinsinden ithalat fiyatı varsayımlarımızı da yukarı yönlü güncelledik.” diye konuştu.

Gıda enflasyonu tahminine ilişkin Ağbal, “İşlenmemiş gıda fiyatları, döviz kuru gelişmeleri ve uluslararası fiyatların son dönem eğilimlerini dikkate alarak 2021 yılı için gıda enflasyonu varsayımımızı 1 puan artışla yüzde 11,5’e revize ettik.” dedi.

Ağbal, bu revizede uluslararası fiyatların seyrinin ve yıl içerisinde turizm görünümündeki olası iyileşmeye bağlı talep artışının etkisinin olduğunu söyledi.

2021 enflasyon tahmini yüzde 9,4

Naci Ağbal, maliye politikası ve finansal politikada ise para politikası ile eş güdüm içerisinde enflasyonda öngörülen düşüş patikasıyla uyumlu bir çerçevede uygulanacağı orta vadeli görünümü esas aldıklarını belirterek, “Bu bakımdan yakın dönemde milli gelire oranla yüzde 3,5 olarak aşağı yönlü revize edilen 2021 yılı merkezi yönetim bütçe açığı hedefinin para politikası hedeflerini destekleyeceğini değerlendirmekteyiz.” dedi.

Temel varsayımlar ve kısa vadeli öngörüler çerçevesinde enflasyonun kademeli olarak hedeflere yakın olacağını değerlendirdiklerini aktaran Ağbal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Enflasyonda kalıcı düşüşe ve fiyat istikrarına işaret eden güçlü göstergeler oluşana kadar sıkı para politikası duruşunun kararlılıkla, uzun bir müddet sürdürüleceği bir görünüm altında enflasyonun 2021 sonunda yüzde 9,4 olarak gerçekleşeceğini, 2022 sonunda yüzde 7’ye, 2023 sonunda ise orta vadeli hedef olan yüzde 5 seviyesine gerileyerek istikrar kazanacağını tahmin ediyoruz. Böylece ekim Enflasyon Raporu’nda öngörülen 2021 ve 2022 yıl sonu enflasyon hedefi tahminlerini korumuş olduk. Ancak bu tahminler üzerinde yukarı yönlü risklerin belirgin bir şekilde önemini koruduğunun farkındayız. Bu nedenle güçlü, sıkı para politikası duruşumuzu da devam ettirmek zorundayız.”

“Gıda fiyatları enflasyonu yükseltirken sıkı parasal duruş düşürecek”

TCMB Başkanı Ağbal, 2021 yılı için bir önceki rapor dönemine göre TL cinsinden ithalat fiyatlarına bağlı güncellemenin enflasyon tahminini 0,4 puan düşürürken, birim iş gücü maliyetinin 2021 için belirlenen asgari ücret artışına bağlı olarak 1 puan yükseltici yönde etki yaptığını söyledi.

Ağbal, gıda fiyatlarında öngörülen yüksek seyrin enflasyon tahminini 0,2 puan yükselttiğini, yönetilen-yönlendirilen fiyatların büyük ölçüde tütün ürünlerindeki ayarlamanın etkisiyle 0,3 puan aşağı çektiğini bildirdi. Ağbal, “Ayrıca, sıkı parasal duruşun devamıyla enflasyon beklentilerinde öngörülen iyileşmenin yıl sonu tahminine 0,5 puan düşürücü yönde katkıda bulunacağını değerlendiriyoruz.” dedi.

Tahminlerin, enflasyonun 2021 ve 2022 tahmin hedefleriyle uyumunu sağlayabilecek bir parasal sıkılık düzeyi varsayımı altında üretildiğini aktaran Ağbal, şunları kaydetti:

“Ayrıca, küresel büyüme ve dış talep görünümünde salgın kaynaklı olumsuz bir şokun tekraren yaşanmayacağı, küresel risk iştahında yaşanan olumlu gelişmelerle birlikte Türkiye’ye özgü risk algılarında iyileşmenin devam edeceği bir görünümü esas aldık. 2021 yılı için oluşturduğumuz tahmin patikasında, ücretler, gıda fiyatları ve uluslararası emtia fiyatları enflasyonu yukarı yönlü, yönetilen-yönlendirilen fiyatlar ile enflasyon beklentileri ise enflasyonu aşağı yönlü etkilemektedir.”

Sıkı para politikasının önemine işaret eden Ağbal, bu etkileşim içerisinde sıkı parasal duruşun oluşturacağı etkinin yıl sonu enflasyonun yüzde 9,4 düzeyine gerilemesini sağlayacağını öngördüklerini vurguladı.

“İktisadi faaliyet yurt içi talep kaynaklı belirgin bir toparlanma gösteriyor”

Ağbal, toplantıda yaptığı konuşmada, uygulanmaya konulan salgın tedbirlerinin küresel büyümedeki toparlanma eğilimini yavaşlattığını ancak aşı ve olumlu gelişmelerin 2021’in ikinci yarısında daha hızlı toparlanma beklentisini güçlendirdiğini söyledi.

Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde enflasyonun düşük seyrettiğine işaret eden Ağbal, şunları kaydetti:

“Ancak 2021 yılında küresel enflasyon üzerindeki risklerin ağırlıklı olarak yukarı yönlü olduğu değerlendirilmekte. Artan emtia fiyatları ve talep koşullarındaki olası iyileşmenin yanı sıra salgına karşı uygulanan yüksek hacimli mali ve parasal genişleme, önümüzdeki dönem için enflasyonist baskı oluşturma potansiyelini taşımakta. Bu görünüm altında gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde para politikasındaki genişletici duruşun sürmesi beklenmekte. Gelişmiş ülkelerin para politikası görünümü ve küresel toparlanmaya dair olumlu beklentiler, gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelik risk iştahını artırmakta. Nitekim son dönemde gelişmekte olan ülkelere portföy girişlerinin hızlandığını görmekteyiz. Ülkemizde ise iktisadi faaliyet, güçlü kredi ivmesinin desteği ile 2020 yılının üçüncü çeyreğinde yurt içi talep kaynaklı belirgin bir toparlanma göstermekte. İktisadi faaliyetin dördüncü çeyrekte de güçlü bir seyir izlediğini görüyoruz. Sanayi üretimi, perakende satış ve ciro endekslerinde üçüncü çeyreğe göre dördüncü çeyrekte de güçlü bir artış görülmüştür.”

Ekonomik aktivitede görülen güçlü toparlanmanın aynı zamanda sektörler genelinde yaygınlaştığını belirten Ağbal, bu dönemde ihracat ve turizm bağlantılı bazı sektörler haricinde, imalat sanayinin genelinde salgın öncesi üretim düzeylerinin de aşıldığını söyledi.

Ağbal, özellikle taşıt, mobilya ve beyaz eşyanın dahil olduğu dayanıklı tüketim malları sektöründe, üretim, sipariş ve kapasite kullanım oranlarının oldukça güçlü bir toparlanma sergilediğini kaydetti.

İnşaat bağlantılı ara malı sektörlerinde de aynı göstergelerin daha kuvvetli bir seyre işaret ettiğini vurgulayan Ağbal, diğer yandan başta giyim olmak üzere turizm bağlantılı imalat sektörlerindeki iyileşmenin sınırlı kaldığını aktardı.

“Hizmetler sektöründe, birçok alt sektörde cirolar salgın öncesi düzeyleri aştı”

Naci Ağbal, hizmetler sektöründe, birçok alt sektörde ciroların salgın öncesi düzeyleri aştığını belirterek, “Salgının olumsuz etkilediği konaklama, yiyecek, hava yolu ve seyahat acentesi sektörlerinde ise hala salgın öncesi düzeylerin altında bir seyir görüyoruz. İktisadi faaliyetteki güçlü toparlanma, sanayi sektöründe belirgin olmak üzere istihdam piyasasında da iyileşme sağladı. İstihdam imkanları genişlerken, iş gücüne katılım oranında da toparlanma görülmekte.” diye konuştu.

Son dönemde salgına bağlı kısıtlamaların hizmetler sektörü istihdamı üzerinde etkilerinin görülmeye başladığını ifade eden Ağbal, iktisadi faaliyet düzeyine ilişkin yakın dönem göstergelerin, salgına bağlı kısıtlamalar ve finansal koşullardaki sıkılaşmanın etkisiyle bir miktar yavaşlamaya işaret ettiğini söyledi.

2020 yılı üçüncü çeyrekte başlayan güçlü toparlanmanın en önemli belirleyicisinin güçlü kredi büyümesi olduğunu vurgulayan Ağbal, şöyle devam etti:

“Yıllık kredi büyümesi, ikinci çeyrekten itibaren ivmelenmiş ve 2017 yılındaki Kredi Garanti Fonu kaynaklı hızlı kredi genişlemesinin çok ötesinde bir genişlemeye neden olmuştur. Bu güçlü kredi genişlemesi, firma kredilerinde olduğu kadar konut ve ihtiyaç kredileri başta olmak üzere bireysel kredilerde de belirgin. İkinci çeyrekten itibaren bankalarca TL cinsinden açılan net kredi hacmi 518 milyar TL oldu. Üçüncü çeyrekte uygulanmaya başlanan parasal sıkılaştırma ve diğer politikalara bağlı olarak kredi faizleri yükselmeye başlamış, kredilerin ivmelenmesinde de önemli bir yavaşlama sağlanmıştır. Kredi genişlemesinin etkisiyle salgın döneminde belirgin bir parasal genişleme de gerçekleşti.

Altın dahil döviz tevdiat hesaplarını da içeren geniş tanımlı M2 para arzı, 2020’nin şubat ayına kıyasla yüzde 33 artışla 833 milyar TL yükseldi. Başta bireysel krediler olmak üzere net kredi kullanımının tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde artması, altın ithalatının hızla yükseldiği ve turizm gelirlerinin keskin şekilde gerilediği 2020 yılında cari işlemler açığının önemli oranda yükselmesine neden oldu. Kasım ayı itibarıyla 12 aylık birikimli cari işlemler açığı 38 milyar dolar civarına yükseldi.”

Ağbal, artan cari işlemler açığı ile birlikte küresel gelişmelerle uyumlu şekilde gerçekleşen sermaye çıkışlarının önemli miktarda rezerv kaybına yol açtığını vurguladı.

Dış dengedeki bozulmaya bağlı olarak artan makrofinansal riskler neticesinde, ülke risk priminin artarken döviz kurlarında oynaklık ve değer kaybının gözlendiğini ifade eden Ağbal, borçlanma maliyetlerinin arttığını, bu görünüm altında yurt içi yerleşiklerin mevduat dolarizasyonunun artış gösterdiğini kaydetti.

“Para Politikası Kurulu elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecek”

Ağbal, enflasyonun mevcut seviyesi ve yukarı yönlü riskler değerlendirildiğinde yüzde 5 hedefinden oldukça uzakta bir noktada olunduğundu söyledi.

Paylaştıkları tahmin patikası içinde yüzde 5 hedefine 2023 yılı sonunda ulaşılabileceğini belirten Ağbal, “Bu hedefe ulaşmak amacıyla 2021 yılında enflasyon hedeflemesi rejimini tüm unsurlarıyla kararlı bir şekilde uygulayacağız. Para politikasındaki sıkı ihtiyatlı duruşumuz yüzde 5 hedefine ulaşacağımız 2023 yılında kadar uzun bir süre kararlılıkla sürdürülecektir. 2021 para ve kur politikasında, bu yıl içinde enflasyonda kalıcı düşüşe ve fiyat istikrarına işaret eden güçlü göstergeler eşliğinde kararlılıkla sıkı bir parasal duruşu sergileyeceğimizi paylaşmıştık.” diye konuştu.

Ağbal, bu kapsamda para politikası operasyonel çerçevesini sadeleştirerek ellerindeki bütün araçları etkin bir şekilde kullandıklarını hatırlattı.

Bunun neticesinde para politikasında güçlü bir sıkılaştırma yaptıklarını aktaran Ağbal, şöyle devam etti:

“Yüzde 10,25 olan politika faiz oranını önce yüzde 15’e daha sonra yüzde 17’ye çıkardık. Enflasyon üzerinde oluşan riskleri dikkate alarak gerekirse ilave sıkılaşma yapacağımızı da en son Para Politikası Kurulu kararında ifade ettik. Yüzde 5 hedefine varmak amacıyla para politikası kurulu elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir. Enflasyonun öngördüğümüz tahmin patikası çerçevesindeki gelişimini de yakından izleyeceğiz. Mevcut verilerin yanı sıra elde edilecek her türlü yeni verinin, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarında orta vadeli hedef patikasından sapma riskine işaret etmesi durumunda önden ilave sıkılaştırma kararlılıkla yapılacaktır.”

“Reform adımları dezenflasyonist sürece önemli bir destek”

Naci Ağbal, enflasyonun ana eğilimi ve fiyatlama davranışlarına ilişkin göstergelerin yayılım endeksleri, talep ve maliyet unsurları ile enflasyon beklentilerinin tahmin ufku içerisindeki hedefleriyle uyumunu da yakından izleyeceklerini belirtti.

Enflasyonda yüzde 5 hedefine ulaşma yolunda parasal duruşun sıkılık düzeyini ise Ağbal, şu şekilde tarif etmenin mümkün olacağını söyledi:

“Yüzde 5 hedefine varıncaya kadar gerçekleşen beklenen enflasyon patikası ile para politikası faiz oranı patikası arasındaki düzey güçlü bir dezenflasyonist denge gözetilerek oluşturulacak ve bu denge sürekli korunacaktır. Para politikasındaki bu sıkı duruş, hedef ufku içerisinde yani 2023’e kadar ülke risk priminin düşmesine, TL tasarruflarının özendirilmesine, ters para ikamesinin başlamasına, döviz rezervlerinin artış eğilimine girmesine ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesine katkı yapacaktır. Böylelikle bir yandan makro ekonomi ve finansal istikrar olumlu etkilenirken diğer yandan para politikasının sıkılık düzeyinin bu koşullar altında uyarlanmasına da imkan sağlayacaktır. Orta vadede yüzde 5 hedefine ulaşmada güçlü politika koordinasyonu dahilinde para ve maliye politikasındaki eş güdümün güçlendirilmesiyle sağlanacak mali konsolidasyon enflasyon hedeflerine varmamızda çok önemli bir girdi sağlayacaktır.”

Ağbal, hukuk ve ekonomi alanında hükümet tarafından atılacak reform adımlarının beklenti kanalıyla dezenflasyonist sürece önemli bir destek sağlayacağını vurguladı.

Fiyat istikrarının önemine dikkati çeken Ağbal, “Fiyat istikrarı, sürdürülebilir büyüme, istihdam, toplumsal refah ve adaletli gelir dağılımının ön koşuludur. Fiyat istikrarı ekonomiye olan güveni artırır böylelikle yatırımlar ve üretimler artarak işsizlik azalır. Fiyat istikrarını kalıcı olarak sağlarsak paramızın değerini korumuş oluruz ve paramızın bir değişim ve tasarruf aracı olma özelliğini de güçlendiririz.” ifadelerini kullandı.

“Fiyat istikrarı için sabırlı ve kararlı çabamıza devam edeceğiz”

TCMB Başkanı Ağbal, fiyat istikrarının kalıcı olarak tesis edilmesi durumunda ülke risk priminin düşeceğini belirterek, “Böylece dolarizasyon eğilimini tersine çeviririz, kamunun ve özel sektörün borçlanma maliyetlerini yeniletiriz ve düşürürüz. Kamu ve özel sektörün borçlanma vadelerini uzatırız böylelikle birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülke gibi ekonomimizi ve finansal sistemimizi güçlendirmiş oluruz. Fiyat istikrarının önemini aklımızdan hiç çıkarmadan bu hedef için sabırlı ve kararlı bir çaba göstermeye devam edeceğiz. Bu hedefe vardığımızda ise bundan hepimiz millet olarak istifade edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Bu çerçevede kalıcı fiyat istikrarının tesisi ve sürdürülebilir kılınması açısından tüm paydaşlarca ortak akla dayalı kararlı ve azimli bir mücadele gerekliliğinin önemini koruduğunu bildiren Ağbal, fiyat istikrarının sağlanması hedefi doğrultusunda TCMB olarak ellerindeki tüm araçları tam zamanlı, etkili, güçlü ve kararlı bir şekilde uygulamaya devam edeceklerini vurguladı.

Ağbal, bu süreci tüm tarafların da sahiplendiği bir sürece dönüştürmek üzere açık, samimi ve etkili bir iş birliği ve iletişim politikası yürüteceklerini söyledi.

Bu kapsamda TOBB, TESK, TÜSİAD ve MÜSİAD tarafından ortaklaşa yapılan fiyat istikrarına yönelik destek ve iş birliği çağrısının çok önemli olduğunu ifade eden Ağbal, “Kendilerine teşekkür ediyorum. Bu kapsamda fiyat istikrarının önemini ve bu doğrultuda uygulamaya koyduğumuz enflasyonla mücadele politikalarımızı tüm paydaşlarla paylaşmak ve enflasyonla mücadele konusunda toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla ziyaretler toplantılar ve medya programlarını başlatıyoruz.” şeklinde konuştu.

Ağbal, yapacakları toplantılar ve organizasyonların fiyat istikrarı konusunda toplumun geneline yayılan bir sahiplenmeyi de beraberinde getireceğini belirterek, “Nitekim enflasyon hedeflemesi rejiminde esas olan da zaten toplumun bütün katmanlarının fiyat istikrarı hedefine odaklanması, buna inanması, karar alıcıların ve politika üretenlerin bu yönde adımlarını kararlı bir şekilde atmaları ve bu adımların sonuçlarının görülmesi, arkasından da bütün fiyatlama davranışlarının ve enflasyon beklentilerinin ortaya konulan hedefe yakınsamasıyla mümkündür. Buna son derece önem veriyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Dünya genelinde tedarik zinciri ve enerji arzındaki problemler risk algısını güçlendirmeye devam ediyor. Söz konusu sıkıntıların enflasyon baskılarını artırması ise küresel bazda tahvil piyasalarında satışları tetikledi.

Çinli emlak devi Evergrande’nin tahvil ödemelerine ilişkin belirsizlik sürerken, uluslararası derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings şirketin kredi notunu CC’den C’ye indirdi.

ABD’de ise borç tavanının artırılmasına ilişkin kriz devam ediyor. Dün Senato’da yaptıkları açıklamalarda hem ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, hem de ABD Hazine Bakanı Janet Yellen, borç tavanının yükseltilmemesinin felaket olacağını dile getirdi.

Öte yandan, Powell, varlık alımlarının azaltılmasında dikkate aldıkları maksimum istihdam ve enflasyon hedeflerine değinerek, maksimum istihdam hedefinden çok uzakta olduklarını kaydetti.

Artan enflasyon endişeleriyle yükseliş eğilimini üst üste dördüncü güne taşıyan ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi de 25 Haziran’dan bu yana en yüksek seviye olan yüzde 1,56’ya kadar çıkmasının ardından yüzde 1,53’te dengelendi.

Analistler, ABD, Avrupa, Japonya ve İngiltere merkez bankası başkanlarının bugün Avrupa Merkez Bankası Merkez Bankacılığı Forumu’nda yapacakları konuşmaların piyasaların yönü üzerinde etkili olabileceğini ifade etti.

Bu gelişmelerle dün New York borsasında satışiarın etkisini artırdığı görüldü. S&P 500 endeksi yüzde 2,04, Nasdaq endeksi yüzde 2,83 ve Dow Jones endeksi yüzde 1,63 değer kaybetti. New York borsasında endeks vadeli işlem kontratları yeni güne ise tepki alımlarıyla başladı.

Avrupa’da ise doğal gaz fiyatları rekor kırmaya devam ederken, söz konusu durum enflasyon endişelerini beslemeyi sürdürüyor. Dün akşam yapılan açıklamaya göre İtalya’da elektrik üretiminde maliyet artışları nedeniyle hane halkının kullandığı elektriğe yüzde 29,8, doğal gaza yüzde 14,4 zam yapıldı.

Artan enflasyon endişeleri sonrası dün Avrupa borsaları, ABD borsalarına paralel satış ağırlıklı bir seyir izlerken, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,50, Almanya’da DAX endeksi yüzde 2,09, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 2,17 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 2,14 değer kaybetti. Vadeli işlemlerde endeks kontratları şu dakikalarda karışık bir seyir izliyor.

Avro/dolar paritesi dün 1,1668’le 20 Ağustos’tan bu yana en düşük seviyesini görmesinin ardından bugün yatay seyirle 1,1686’dan işlem görüyor.

Asya’da tedarik zincirine ilişkin sıkıntılar devam ederken, elektriğin önemli bir kısmını kömürden elde eden Çin’de elektrik arzı konusunda yaşanan sıkıntının ardından kömür fiyatları rekor seviyelere yükseldi.

Japonya’da ise gündemin odağında iktidar partisinin iç seçimi bulunuyor. İktidardaki Liberal Demokrat Parti’nin (LDP) liderlik seçiminde yarışan 4 adaydan hiçbiri ilk turda oyların çoğunluğunu elde edemedi.

Bu gelişmelerle kapanışa yakın Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,52, Japonya’da Nikei 225 endeksi yüzde 2,60 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 1,55 değer kaybetti.

Dün küresel pay piyasalarına paralel satıcılı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü önceki kapanışın yüzde 0,57 altında 1.383,77 puandan tamamladı.

Dolar/TL ise dün yüzde 0,60 artışla 8,8760’tan kapanış yapmasının ardından, bugün bankalararası piyasanın açılışında 8,8710 seviyesinde işlem görüyor.

Analistler, bugün küresel bazda önemli merkez bankalarının başkanlarının konuşmalarının yanı sıra, yurt içinde ekonomik güven endeksi, yurt dışında ise Avro Bölgesi tüketici güven endeksi ve ABD’de bekleyen konut satışları verilerinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 1,370 ve 1.340 seviyelerinin destek, 1.420 puanın direnç konumuna geldiğini söyledi.

ANKARA (AA) – AA muhabirinin “Hazine ve Maliye Bakanlığı Kamu Maliyesi Raporu”ndan yaptığı derlemeye göre, 2021 yılının ilk yarısında enflasyonist baskılar arttı. Bu gelişmede, gıda ve temel mal fiyatlarındaki artışların yanı sıra başta petrol olmak üzere, küresel emtia fiyatlarındaki yüksek seyir ve enflasyon beklentilerindeki artış etkili oldu.

Bununla birlikte mayıs ayının ikinci yarısından itibaren kademeli olarak ekonominin yeniden açılması da özellikle hizmetler kaynaklı olarak enflasyon üzerinde baskı yarattı. Böylece yıllık tüketici enflasyonu ağustos ayında yüzde 19,25 seviyesine yükseldi.

Türk lirasındaki değer kaybının birikimli etkileri, uluslararası koşullara bağlı girdi maliyetlerindeki artışlar ve arz kısıtları üretici fiyatlarının yüksek seyretmesinde belirleyici olurken, üretici enflasyonu ağustos ayında yüzde 45,52 seviyesinde gerçekleşti.

Diğer yandan, üretici enflasyonu ile tüketici enflasyonu arasındaki makasın açılması tüketici enflasyonu üzerinde risk oluşturmayı sürdürüyor.

Yönetilen veya yönlendirilen fiyat ayarlamalarının yanı sıra yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını kaynaklı etkileri azaltmak amacıyla belirli hizmet sektörlerine yönelik uygulanan KDV indirimleri enflasyonu azaltıcı rol oynadı. Yapılan indirim ve fiyat ayarlamaları sonucunda 102,6 milyar liralık kamu gelirinden vazgeçildi.

Tüm bu gelişmeler çerçevesinde 2021 yıl sonunda enflasyonun, Orta Vadeli Program’da öngörüldüğü üzere, yüzde 16,2 olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Eşel mobil sisteminin enflasyona etkisi eksi 2,48 düzeyinde gerçekleşti

Rapora göre, para ve maliye politikası eşgüdümünün sürekli ve sistematik bir yapıya dönüşmesi ve kalıcı fiyat istikrarının sağlanması amacıyla gelir politikaları da enflasyonla mücadeleye destek olacak şekilde uygulanıyor.

Bu kapsamda, eşel-mobil sistemi uygulaması sonucunda sadece 2021 yılı için toplam 46 milyar liralık KDV ve ÖTV gelirinden feragat edileceği hesaplanıyor.

Eşel-mobil sisteminin Ocak-Ağustos 2021 döneminde enflasyona etkisi eksi 1,42 puan doğrudan, eksi 1,06 puan ise dolaylı olmak üzere toplamda eksi 2,48 puan olarak hesaplandı.

Salgınla mücadele kapsamında belirli sektörlerde geçici vergi indirimleri yapılması fiyat düzeyini de aşağı yönlü etkilerken, bu düzenlemelerle 2021 yılının 9 ayı için toplam 25,2 milyar lira vergi gelirinden vazgeçilecek.

Ayrıca iş yeri kiraları üzerindeki gelir vergisi stopaj oranının yüzde 20’den yüzde 10’a indirilmesi 3,6 milyar lira gelir kaybı oluşturdu.

Tütün mamullerinde uygulanan ÖTV nispi vergi oranı yüzde 67’den yüzde 63’e indirildi ve tütün mamullerinde yılın birinci ve ikinci yarısı için alkollü içkilerde ise yılın ikinci yarısı için maktu vergi tutarları artırılmadı. Bu uygulamalar ile 2021 yılı için sigarada 8,8 milyar lira, alkollü içeceklerde 2 milyar lira KDV ve ÖTV nedeniyle gelir kaybı hesaplandı.

Motorlu araçlarda ÖTV matrah eşiklerinin güncellenmesi ile otomotiv sektöründe fiyatların aşağı yönlü etkilenmesi bekleniyor. Bu düzenlemeyle yılın kalanında yaklaşık 340 milyon lira gelir kaybı oluşacağı tahmin ediliyor.

Türk lirası cinsinden yatırımların teşvik edilmesi amacıyla Türk lirası cinsi ürünlere yönelik gelir vergisi tevkifat oranlarında indirim yapılarak enflasyonla mücadeleye dolaylı yoldan destek veriliyor. Bu düzenleme ile 2021 yılının 9 ayı için 17 milyar lira gelirden vazgeçilmiş olacak.

Ekonomi Reform Programı kapsamında fiyat istikrarının kalıcı olarak tesis edilmesine ve sürdürülmesine katkı sağlaması amacıyla Fiyat İstikrarı Komitesi kurulmasına yönelik çalışmalar tamamlandı.

Komite, enflasyon ile mücadelede arz kaynaklı fiyat artışlarına yönelik yapısal tedbirlerin oluşturulması kapsamında politika koordinasyonu sağlamaya odaklanmayı sürdürecek.