Tekirdağ'da 2600 yıllık Perinthos Antik Kenti'ndeki tiyatro alanı gün yüzüne çıkarılacak

TEKİRDAĞ (AA) – Mimar Sinan Üniversitesi adına Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Koçel Erdem tarafından başlatılacak kazı çalışmalarında, arkeologların yanı sıra alanında uzman kişiler de görev yapacak.

Kazı çalışmalarının 12 ay boyunca sürdürülmesi planlanıyor.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu, AA muhabirine, antik kentte daha önce yapılan kazılarda Perinthos Bazilikası’nın ortaya çıkarıldığını hatırlattı.

Bu yıl da bölgede önemli çalışmaların yapılacağını ifade eden Hacıoğlu, “Bu kazılarda en büyük amacımız antik kentte bulunan Trakya’nın en büyük tiyatro alanının ortaya çıkarılması. Bununla beraber akropolde yapılacak kazılarla da bir tarih canlanacak.” dedi.

“Trakya’nın en büyük antik tiyatro merkezi olacak”

Hacıoğlu, kazılarla birlikte Marmaraereğlisi ilçesinin Tekirdağ’ın en önemli tarih ve kültür destinasyonu olacağını belirtti.

Kazıların adeta iğneyle kuyu kazmaya benzediğini anlatan Hacıoğlu, şöyle konuştu:

“Çok sabır gerektiren bir olay. İnanıyorum ki bu tiyatro, kazılar sonunda Trakya’nın en büyük tiyatro merkezi olarak karşımıza çıkacak. Tekirdağ’ın turizm açısından her türlü rotası var ama tarih ile kültür turizmi açısından rotası yok. Perinthos Antik Kenti’nde yapılacak kazılarla ortaya çıkacak yerler, akabinde Heraion-Teikhos Antik Kenti kazılarıyla Tekirdağ çok önemli tarih ve kültür destinasyonu olacak.”

“Akropol bölümüne hiç dokunulmamış”

Kazı Başkanı Prof. Dr. Erdem ise bilimsel literatürde Perinthos’un, MÖ 600 yıllarında Samos’tan gelen kolonistler tarafından kurulduğunun kabul edildiğini ifade etti.

Antik kentteki kazıların çok yakın bir zamanda başlayacağını dile getiren Erdem, “Bu sene salgın koşullarını göz önüne alarak kısıtlı sayıda bir ekiple çalışmalara başlayacağız. İlerleyen senelerde antik kentin farklı alanlarında daha fazla ekiple çalışmayı planlıyoruz.” diye konuştu.

Erdem, kazı çalışmalarının sonuçlarının merakla beklendiğini aktararak, şunları kaydetti:

“Antik kentin üzerinde büyük ölçüde modern yerleşim var. Şansımız, akropol bölümüne şimdiye kadar hiç dokunulmamış. Tapınak ve tiyatro gibi büyük kamu yapılarının olduğu yerlere dokunulmamış. Kazılarımıza bu alanlardan başlayacağız. Kazıların ardından kent halkına ve gelen ziyaretçilere burası gezdirildiği zaman bir şeyler sunulmalı. Bunlar, çeşitli levhalar ve canlandırma resimlerle yapılacak. Burada bir gezi güzergahı oluşturulacak.”

Erdem, kazı alanında sürekli çalışılacağını, böylece bölgenin korunarak kontrol altında tutulacağını sözlerine ekledi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

AYDIN(AA) – Kazı heyeti başkanlığını yapan Hamburg Üniversitesi Arkeoloji Bölümünden Prof. Dr. Christof Berns, gazetecilere yaptığı açıklamada, Antik Yunan medeniyetinde felsefe, bilim ve sanat bakımından öne çıkan kentlerin başında, ünlü filozof ve matematikçi Thales’in de yaşadığı Miletos’un geldiğini ve kentin “filozoflar şehri” olarak anıldığını söyledi.

Kentte “ızgara sistemi” olarak anılan iyi bir şehirleşme yapısı olduğunu aktaran Berns, bugüne kadar yürütülen çalışmalarda tiyatro, pazar yeri, tapınak gibi kamusal yapıları ortaya çıkardıklarını ifade etti.

“Kazı çalışmalarımızda şu an iki ağırlık noktası var, evler ve sokaklar…”

Berns, bu yılki kazılarda günlük yaşama ait evleri gün ışığına çıkarmayı istediklerini belirterek şöyle konuştu:

“Kazı çalışmalarımızda şu an iki ağırlık noktası var, evler ve sokaklar… Bu şimdiye kadar pek araştırılmayan bir konu. Yani çoğunlukla geçmişte kamusal yapılar kazıldı. Tapınaklar ve pazar alanları gibi ama Miletos’un günlük hayatından bir iz pek yok. O yüzden dedik ki, günlük yaşam ve normal insanların hayatından izleri araştıralım. 2 bin 400 yıl önceki normal insanların yaşadığı 2 konuta ulaştık. Evlerin boyutları küçük ama daha genişlerinin olduğunu da biliyoruz. Bu konuda çalışmalarımız devam ediyor. Evlerin oda sayısı ya da içindeki detaylara ilişkin çalışmalarımız sürüyor.”

Evlerin toplumda “sıradan” sayılan insanlara ait olduğunu anlatan Berns, bu yaşama ilişkin en geniş kapsamlı çalışmayı yaptıkları için heyecanlı olduklarını sözlerine ekledi.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Umut Tuncer de Miletos’taki kazıların bu yıl çok verimli geçtiğine işaret ederek, böylesi yapıların gün yüzüne çıkmasıyla özellikle yabancı turistlerin antik kente ilgisinin artacağını dile getirdi.

DENİZLİ (AA) – Büyük Menderes Nehri kıyısındaki Yenicekent Mahallesi’nde yamaç üzerine kurulmuş antik kentte, 2012’de başlatılan kazı ve restorasyon çalışmaları, Pamukkale Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahadır Duman başkanlığında sürdürülüyor.

Geçen 9 yıllık sürede birçok eser gün ışığıyla buluşturulurken, Antik Dönem’de meydana gelen depremlerin izleri de araştırılıyor.

Birçok medeniyete ev sahipliği yapan antik kentte yıkıntılar arasında yapılan incelemelerde o yıllarda deprem nedeniyle hayatını kaybettiği düşünülen kemik iskelet parçalarına rastlandı.

Tripolis Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Bahadır Duman, AA muhabirine, kentte farklı bölgede yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Bu çalışmalar esnasında en dikkat çekici unsurlardan birinin, geçmişi milattan önce 5 bin 500’e dayanan kentteki yapıların defalarca depremlerle yıkılıp tekrar onarılması olduğunu ifade eden Duman, şöyle dedi:

“Depremlere rağmen tekrar burada yaşamın devam ettiğini gördük. Bir nevi Tripolisliler depremle yaşamayı öğrenmişler ve depremi tecrübe etmişler diyebilirim. Antik dönemde meydana gelen depremlerle ilgili tahribatı hem kamu yapılarında hem de halkın yaşadığı sivil mimariye ait konutlarda tespit ettik. Kazılar sırasında bazı evlerin odalarında hayvanlarla insanların beraberce depremde duvar altında kaldığını belirledik.”

Tripolis’te 4 büyük deprem tespit edildi

Tripolislilerin 1. derecedeki deprem bölgesinde yaşamayı öğrendiklerini, kazı yaptıkları her yapıda tespit ettiklerini vurgulayan Duman, şöyle devam etti:

“Depreme dayanıklı taşların tercih edildiğini görüyoruz. Birden fazla kata sahip kamu binalarında güçlendirici çeşitli materyallerin kullandığını belirledik. Tripolis konumu itibarıyla ılıman iklimi ve tarımsal olarak önemli bölgede yer aldığı için terk edilmemiş. Terk etmek yerine depremle mücadele etmeyi tercih etmişler. Yazıtlar ve kalıntılardan, kentin 4 defa büyük depreme maruz kalmış olduğunu düşünüyoruz. Milattan sonra 4. yüzyıla ait bir yazıtta, kentte meydana gelen depremde büyük kamu binalarının zarar gördüğü belirtiliyor.”

Duman, kentteki Ana Cadde’nin bitişiğinde yer alan ve “Kemerli Yapı” olarak isimlendirilen binadaki kazı çalışmaları esnasında da depremin izlerine rastladıklarını belirtti.

Depremde en az 11 kişi hayatını kaybetmiş

Depremlerin bölgede dramatik sonuçları olduğunu da aktaran Duman, “Deprem nedeniyle binanın yıkıntıları arasında 7-8 yaşlarında bir çocuk, biri 15-17, diğeri 18-19 yaşlarında iki genç, yetişkin bir kadın gibi çeşitli detaylara da sahip olabildiğimiz toplamda yedi kişinin hayatını kaybettiğini tespit etmiş bulunuyoruz. Farklı depremden etkilenen ve kentin konut alanı içerisinde yer alan bir evde gerçekleştirilen kazılarda yıkıntıların altında birisi kadın, ikisi erkek toplam dört bireyin yaşamını kaybettiği tespit edildi. Tripolis’te meydana gelen depremlerde, arkeolojik kazılar sayesinde öğrendiğimiz kadarıyla bilinen ya da tespit edilen kayıp sayısı en az 11.” değerlendirmesinde bulundu.