Tekirdağ'da “mor tarlalar” misafirlerini ağırlıyor

TEKİRDAĞ (AA) – Tekirdağ'da fotoğrafseverlerin ilgi odağı olan lavanta tarlaları, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri altında misafirlerini ağırlamaya devam ediyor.

Fotoğraf tutkunları, lavanta tarlalarındaki güzellikleri karelerine yansıtırken, Kovid-19 tedbirlerine de uyarak maske takıyor.

Bazı vatandaşlar da mor tarlalarda fotoğraf çektirmek için bölgeye geliyor.

Lavanta tarlasında arkadaşlarının fotoğrafını çeken Mehmet Emre Bingül, AA muhabirine, Tekirdağ'ın fotoğrafseverler için eşsiz güzelliklere sahip olduğunu söyledi.

Lavanta tarlalarının fotoğrafçılar için "doğal stüdyo" haline geldiğini ifade eden Bingül, şöyle konuştu:

"Lavanta tarlası şehir merkezine yakın, istediğimiz zaman gelebiliyoruz. Daha önce lavanta çekmek için Isparta'ya gidiyorduk. Burada temiz havada doğayla iç içe zaman geçiriyoruz. Bu güzellikler arasında arkadaşlarımın güzel fotoğraflarını çekiyorum. Fotoğrafçılar için burası muhteşem bir ortam."

Arkadaşlarıyla lavanta tarlasında fotoğraf çektiren Seren Arslan da bölgenin bir tablo gibi olduğunu dile getirdi.

Arslan, lavanta tarlasının sunduğu bu güzelliği herkesin gelip görmesi gerektiğini vurgulayarak, "Burası gerçekten çok güzel. Önceden Edirne'ye gidiyorduk. Bundan sonra Tekirdağ'da da lavanta tarlası var ve bu bizim için çok iyi oldu. Herkese burayı tavsiye ediyorum. Fotoğrafçılar için de fotoğraf çektirmeyi sevenler için de çok güzel bir ortam." diye konuştu.

Tarla sahibi Hakan Turgut ise tarlaya Tekirdağ'dan ve diğer illerden çok sayıda ziyaretçi geldiğini, günde yüzlerce kişiyi ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

TEKİRDAĞ(AA) – Osmanlı mimarisinde görülen ters “T” planlı, zaviyeli camilerden olan ve kesme taştan yapılan Mirliva Hüseyin Paşa Cami’nin önünde üzeri kasnaklı kubbelerle örtülü beş bölümlü bir son cemaat yeri bulunuyor.

Döneminin mimari özelliklerini taşıyan, iç mekanındaki mihrabı yuvarlak niş şeklinde olan cami, taş kaideli, yuvarlak gövdeli ve tek şerefeli minareye sahip.

İnecik Mahallesi’nde bulunan tarihi cami restorasyon çalışmaları kapsamında 2 yılda aslına uygun olarak yenilendi.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu, AA muhabirine, caminin temellerinin 1498 yılında atıldığını söyledi.

İnecik’in tarih boyunca önemli ticaret yolları üzerinde bulunan bir yer olduğunu dile getiren Hacıoğlu, şu bilgileri verdi:

“O yüzden buranın hem korunması hem de güvenliğinin sağlanması açısından Osmanlı zamanında burada mirliva düzeyinde komutan görevlendirildi. Bunlardan birisi de Mirliva Hüseyin Paşa’dır. Bu cami 523 yıl önce yapılmış ve uzun yıllar halkımıza hizmet etmiş. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restorasyonuna karar verilmiş ve restorasyonun yüzde 98’i bitmiş. Sadece cami bahçesinde bazı yerler peyzaj çalışması yapılacak. Kısa bir süre sonra cami ibadete açılacak.”

Hacıoğlu, tarihi ve kültürel eserlerin korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasının önemli olduğunu belirtti.

Caminin açılmasıyla İnecik’in tarihi yapılarıyla daha fazla ilgi çekeceğini düşündüğünü aktaran Hacıoğlu, şöyle devam etti:

“Tarihi yapıların yanı sıra İnecik’in sucuğu ve eti de meşhur. Burası Çanakkale, Selanik yolu üzerinde olduğu için önemli bir geçiş güzergahında. O yüzden İnecik’in gastronomisi, tarihi, kültürel yapısıyla yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekeceğini düşünüyorum.

Mirliva Hüseyin Paşa Cami mimari özellikleri bakımından da önemli bir cami. 1498 Osmanlı’nın ilk dönemi sayılabilir. Bu cami T planlı mimari özelliklerini taşıyan bir cami. Gelen misafirin barınma ve yemek yiyebileceği özelliklerini barındıran bir camidir. Bu eserin restore edilip gelecek kuşaklara aktarılacak olmasında emeği olan Vakıflar Genel Müdürlüğümüze ve Bakanlığımıza teşekkür ediyoruz.”

TEKİRDAĞ(AA) – Tekirdağ’da genellikle üzüm, kiraz ve zeytin yetiştiriciliğinden geçimlerini sağlayan üreticiler, son yıllarda alternatif ürün olarak Tarım ve Orman İl Müdürlüğünün destekleriyle ada çayı üretimi yapıyor.

Gaziköy Mahallesi’ndeki çiftçiler, hasat vakti gelen ada çayını toplamak için sabahın ilk saatlerinden itibaren dağın yamaçlarında ve tarlalarda yoğun mesai yapıyor.

Mahalle sakinlerince toplanan ada çayı çuvallara doldurulduktan sonra İzmir’deki bir fabrikaya gönderiliyor.

Fabrikada çeşitli işlemlerden geçirilen çay, İngiltere, Fransa, Almanya, Avusturya, Belçika, Norveç ve ABD’ye ihraç ediliyor.

“Dağın eteklerinden toplanan ada çayı yoğun talep görüyor”

Tarım ve Orman İl Müdürü Oktay Öcal, AA muhabirine, Türkiye’de tıbbi ve aromatik bitki üretiminin her yıl arttığını söyledi.

Ada çayı için daha çok kıraç ve eğimli arazilerin tercih edilmesinden dolayı bölgedeki çiftçileri bu ürüne yönlendirdiklerini belirten Öcal, “İl Müdürlüğü olarak ‘Ada Çayı Üretimini Geliştirme’ projesi kapsamında eğitim verilen 41 çiftçiye 200 bin ada çayı fidesi verildi.” dedi.

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi ile yaptıkları protokolle yetiştirilen ada çayı fidelerini üreticilere bedelsiz dağıttıklarını anlatan Öcal, şöyle konuştu:

“Bugüne kadar Tekirdağ genelinde 500 dekar suni, 500 dekar da doğal alanlar olmak üzere 1000 dekar alanda ada çayı üretimi yapılıyor. Ganos Dağı eteklerinde doğal olarak toplanan ada çayları çok talep görüyor. Ada çayında üreticiler yılda iki hasat ile ortalama dekara 200-250 kilogram civarında kuru yaprak elde ediyor. Ürünlerin büyük çoğu da yurt dışına ihraç ediliyor.”

“Temmuzda aromasını alana kadar toplamak yasak”

Gaziköy Mahallesi Muhtarı Ali Altıntaş da mahalle sakinlerinin büyük kısmının sabah erken saatlerde dağın eteklerinde ada çayı topladığını belirtti.

Bu bitkinin mahalleliye ek gelir olduğunu ifade eden Altıntaş, “Mart ayında ada çayı toplamayı yasaklıyoruz. Temmuzda aromasını alana kadar toplamak yasak. Ürün o zaman daha kaliteli oluyor ve bu da daha iyi satış yapmamızı sağlıyor.” diye konuştu.

Mahalle sakinlerinden Sevginaz Kara ise ek gelir olsun diye Ganos Dağı eteklerinde ada çayı topladıklarını anlattı.

Necdet Kara, bölgedeki ada çayının yüzde 100 organik olduğunu ifade ederek, “Ada çayı sağlığa çok faydalı bir ürün. Toplamak zor oluyor emek istiyor ama emeğimizin de karşılığını alıyoruz.” şeklinde konuştu.

Seda Demircan da ada çayı toplayarak eğitim masraflarını karşıladığını dile getirerek, “Çayın durumuna göre günlük 3-4 çuval topluyoruz. Ben her yaz buraya geliyorum ve ada çayı toplayarak aileme destek oluyorum. Bu yaz da kardeşimin eğitim masraflarını karşılamak için ada çayı topluyorum.” ifadelerini kullandı.