Tekirdağ'da ürettikleri işitme cihazlarını 40 ülkeye ihraç ediyorlar

TEKİRDAĞ (AA) – Tekirdağ’ın Ergene ilçesindeki Avrupa Serbest Bölgesi’nde (ASB) faaliyet gösteren firmanın Yönetim Kurulu Başkanı Agac, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Almanya’da 1970’li yıllarda başladıkları işitme cihazı üretimini 2001 yılından bu yana Türkiye’de sürdürdüklerini söyledi.

Bazı nedenlerden dolayı 2005 yılında Alman ortaklarından ayrılarak üretimlerine devam ettiklerini anlatan Agac, “Hisselerin tamamını biz aldık ve yaklaşık 20 yıldır yerli işitme cihazı üretiyoruz. 3 marka (earnet, helixhearing, anaton) altında ürettiğimiz 500 farklı modelimizi 40 ülkeye ihraç ediyoruz.” dedi.

Agac, ürünlerini elektronik, yazılım, mekatronik, kimya, ses bilimi ve odyoloji gibi bilim alanlarını kullanarak ürettiklerini dile getirdi.

İşitme cihazının reçete ile satıldığını anımsatan Agac, “Bu üretim yapılırken küresel kabul görmüş birçok norma göre hareket ediliyor. İşitme cihazının Ar-Ge’sinden, üretiminden stoklanmasına ve satış sonrası hizmetine kadar bu normlar sürekli kontrol ediliyor. Dünyada bizimle birlikte işitme cihazı üretimi yapan 7 büyük firma var. Yıllık üretim kapasitemiz 160 bindir. İhtiyaç olduğunda kapasite artırılabilir.” diye konuştu.

Agac, işitme cihazlarının üretilme amacının, duyma sorunu bulunanları ses ile hayata, mesleklerine bağlamak olduğunu ifade etti.

Gruplarına bağlı firmalarda 400 kişiye istihdam sağladıklarını anlatan Agac, üretimde kullandıkları malzemeleri ve yedek parçalarının büyük çoğunluğunu kendilerinin imal ettiğini aktardı.

Yerli işitme cihazı üretildi

Agac, 2015 yılında AR-GE çalışmalarına başladıkları tamamen yerli, TIE “Transducers In The Ear ” işitme cihazı modelini 5 yıllık süre sonunda ürettiklerini açıkladı.

Klasik işitme cihazlarında mikrofon kulağın arka yüzünde olduğu için seslerin çok detaylı işitilemediğini vurgulayan Agac, şu bilgileri verdi:

“Ses normalde kulak kepçesine çarpar, kulak sesi filtreledikten sonra kanala gönderir. Ses bu aşamalardan sonra beyne iletilir. Ama kulak arkası işitme cihazının bir kulak kepçesi kadar filtreleme imkanı yok. Örneğin, rüzgarlı havalarda dışarıda dolaşırken dış yüzeyde kalan mikrofon hışırtı yapar ve ses netliğini kaybeder. Biz bu yeni TIE cihazımızda mikrofonu ve hoparlörü kulak içine koyduk ve bu etkenlerden asla etkilenmemesini sağladık.”

Agac, ürünün tasarımının, kalıplarının ve üzerinde barındırdığı her şeyin tamamen yerli olduğunu belirterek, TİE’nin iki farklı modelinin bulunduğunu söyleyerek, “Biri, normal iki dönüştürücünün kulak içinde olduğu model, diğeri wireless ile çalışan modeli. Bu modelde cep telefonunuza indirdiğiniz bir aplikasyon ile cep telefonu, televizyon, müzik sistemine ve bütün ses kaynaklarına bağlanarak kulaklık görevi de yapabilen bir işitme cihazı modeli. İşitme sorununun yaşattığı en büyük problem sesleri net olarak anlayamamak, ayırt edememektir. TIE cihazımızda sesler daha net olduğundan daha rahat anlaşılabiliyor.” diye konuştu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

TEKİRDAĞ(AA) – Osmanlı mimarisinde görülen ters “T” planlı, zaviyeli camilerden olan ve kesme taştan yapılan Mirliva Hüseyin Paşa Cami’nin önünde üzeri kasnaklı kubbelerle örtülü beş bölümlü bir son cemaat yeri bulunuyor.

Döneminin mimari özelliklerini taşıyan, iç mekanındaki mihrabı yuvarlak niş şeklinde olan cami, taş kaideli, yuvarlak gövdeli ve tek şerefeli minareye sahip.

İnecik Mahallesi’nde bulunan tarihi cami restorasyon çalışmaları kapsamında 2 yılda aslına uygun olarak yenilendi.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu, AA muhabirine, caminin temellerinin 1498 yılında atıldığını söyledi.

İnecik’in tarih boyunca önemli ticaret yolları üzerinde bulunan bir yer olduğunu dile getiren Hacıoğlu, şu bilgileri verdi:

“O yüzden buranın hem korunması hem de güvenliğinin sağlanması açısından Osmanlı zamanında burada mirliva düzeyinde komutan görevlendirildi. Bunlardan birisi de Mirliva Hüseyin Paşa’dır. Bu cami 523 yıl önce yapılmış ve uzun yıllar halkımıza hizmet etmiş. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restorasyonuna karar verilmiş ve restorasyonun yüzde 98’i bitmiş. Sadece cami bahçesinde bazı yerler peyzaj çalışması yapılacak. Kısa bir süre sonra cami ibadete açılacak.”

Hacıoğlu, tarihi ve kültürel eserlerin korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasının önemli olduğunu belirtti.

Caminin açılmasıyla İnecik’in tarihi yapılarıyla daha fazla ilgi çekeceğini düşündüğünü aktaran Hacıoğlu, şöyle devam etti:

“Tarihi yapıların yanı sıra İnecik’in sucuğu ve eti de meşhur. Burası Çanakkale, Selanik yolu üzerinde olduğu için önemli bir geçiş güzergahında. O yüzden İnecik’in gastronomisi, tarihi, kültürel yapısıyla yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekeceğini düşünüyorum.

Mirliva Hüseyin Paşa Cami mimari özellikleri bakımından da önemli bir cami. 1498 Osmanlı’nın ilk dönemi sayılabilir. Bu cami T planlı mimari özelliklerini taşıyan bir cami. Gelen misafirin barınma ve yemek yiyebileceği özelliklerini barındıran bir camidir. Bu eserin restore edilip gelecek kuşaklara aktarılacak olmasında emeği olan Vakıflar Genel Müdürlüğümüze ve Bakanlığımıza teşekkür ediyoruz.”

TEKİRDAĞ(AA) – Tekirdağ’da genellikle üzüm, kiraz ve zeytin yetiştiriciliğinden geçimlerini sağlayan üreticiler, son yıllarda alternatif ürün olarak Tarım ve Orman İl Müdürlüğünün destekleriyle ada çayı üretimi yapıyor.

Gaziköy Mahallesi’ndeki çiftçiler, hasat vakti gelen ada çayını toplamak için sabahın ilk saatlerinden itibaren dağın yamaçlarında ve tarlalarda yoğun mesai yapıyor.

Mahalle sakinlerince toplanan ada çayı çuvallara doldurulduktan sonra İzmir’deki bir fabrikaya gönderiliyor.

Fabrikada çeşitli işlemlerden geçirilen çay, İngiltere, Fransa, Almanya, Avusturya, Belçika, Norveç ve ABD’ye ihraç ediliyor.

“Dağın eteklerinden toplanan ada çayı yoğun talep görüyor”

Tarım ve Orman İl Müdürü Oktay Öcal, AA muhabirine, Türkiye’de tıbbi ve aromatik bitki üretiminin her yıl arttığını söyledi.

Ada çayı için daha çok kıraç ve eğimli arazilerin tercih edilmesinden dolayı bölgedeki çiftçileri bu ürüne yönlendirdiklerini belirten Öcal, “İl Müdürlüğü olarak ‘Ada Çayı Üretimini Geliştirme’ projesi kapsamında eğitim verilen 41 çiftçiye 200 bin ada çayı fidesi verildi.” dedi.

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi ile yaptıkları protokolle yetiştirilen ada çayı fidelerini üreticilere bedelsiz dağıttıklarını anlatan Öcal, şöyle konuştu:

“Bugüne kadar Tekirdağ genelinde 500 dekar suni, 500 dekar da doğal alanlar olmak üzere 1000 dekar alanda ada çayı üretimi yapılıyor. Ganos Dağı eteklerinde doğal olarak toplanan ada çayları çok talep görüyor. Ada çayında üreticiler yılda iki hasat ile ortalama dekara 200-250 kilogram civarında kuru yaprak elde ediyor. Ürünlerin büyük çoğu da yurt dışına ihraç ediliyor.”

“Temmuzda aromasını alana kadar toplamak yasak”

Gaziköy Mahallesi Muhtarı Ali Altıntaş da mahalle sakinlerinin büyük kısmının sabah erken saatlerde dağın eteklerinde ada çayı topladığını belirtti.

Bu bitkinin mahalleliye ek gelir olduğunu ifade eden Altıntaş, “Mart ayında ada çayı toplamayı yasaklıyoruz. Temmuzda aromasını alana kadar toplamak yasak. Ürün o zaman daha kaliteli oluyor ve bu da daha iyi satış yapmamızı sağlıyor.” diye konuştu.

Mahalle sakinlerinden Sevginaz Kara ise ek gelir olsun diye Ganos Dağı eteklerinde ada çayı topladıklarını anlattı.

Necdet Kara, bölgedeki ada çayının yüzde 100 organik olduğunu ifade ederek, “Ada çayı sağlığa çok faydalı bir ürün. Toplamak zor oluyor emek istiyor ama emeğimizin de karşılığını alıyoruz.” şeklinde konuştu.

Seda Demircan da ada çayı toplayarak eğitim masraflarını karşıladığını dile getirerek, “Çayın durumuna göre günlük 3-4 çuval topluyoruz. Ben her yaz buraya geliyorum ve ada çayı toplayarak aileme destek oluyorum. Bu yaz da kardeşimin eğitim masraflarını karşılamak için ada çayı topluyorum.” ifadelerini kullandı.