Ticaret Bakanı Muş: Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat tutarlarına ulaştık

ANKARA (AA) – Ticaret Bakanı Mehmet Muş, haziran ayı ihracatının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 47 artışla 19,8 milyar dolara, 6 aylık ihracatın da geçen yıla oranla yüzde 40 artışla 105 milyar dolara yükseldiğini belirterek, “Söz konusu değerler hem aylık hem çeyreklik hem de altı aylık bazda Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat tutarlarıdır.” dedi.

Bakan Muş, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ile Bakanlık Konferans Salonu’nda düzenlediği basın toplantısında, haziran ayı dış ticaret rakamlarını açıkladı.

Bu yılın ilk beş ayında ihracatta sergilenen güçlü performansın, haziran ayında artarak devam ettiğini vurgulayan Muş, “Haziran ayı ihracatımız geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 47 artışla 19,8 milyar dolara yükselmiştir. Bu sayede ilk altı ayda ihracatımızı, geçtiğimiz yıla oranla yüzde 40 artışla 105 milyar dolar seviyesine taşımış durumdayız. Söz konusu değerler hem aylık hem çeyreklik hem de altı aylık bazda Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat tutarlarıdır.” diye konuştu.

Muş, son 12 aylık ihracat değerinin 199 milyar 567 milyon dolar ile bugüne kadar gerçekleşen “en yüksek 12 aylık ihracat” olduğuna işaret ederek, “Normalleşme adımlarıyla Orta Vadeli Program’da yer alan 2022 hedefi olan 198 milyarı da aşıp ihracatımızı 200 milyar doların çok daha ötesine taşıyacağımıza inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“İhracatın ithalatı karşılama oranı arttı”

Çiftçisinden sanayicisine tüm girişimcilerin emeğiyle ortaya çıkan bu başarının, kamu ve özel sektörün güçlü iş birliğinin ürünü olduğunu belirten Muş, şöyle devam etti:

“İthalatımız ise yılın ilk yarısında geçen yıla göre yüzde 27,5 artarak 126,1 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ayrıca bu dönemde gerçekleşen 231,1 milyar dolar değerindeki dış ticaret hacmi ile en yüksek 6 aylık dış ticaret hacmi rakamına da ulaşılmıştır. Bir diğer önemli gösterge olarak ihracatın ithalatı karşılama oranı, haziran ayında geçtiğimiz yıla göre 4,8 puan artışla yüzde 87,3’e yükseldi. Ocak-haziran döneminde ise ihracatın ithalatı karşılama oranı, geçtiğimiz yıla göre 7,3 puan artışla yüzde 83,2’ye yükseldi. Benzer şekilde, dış ticaret açığımız 2021 yılının ilk yarısında geçtiğimiz yıla göre yüzde 11,4 azalarak 21,2 milyar dolara gerilemiştir.”

Muş, ihracat tutarı kadar, ihracata yönelen firma sayısındaki artışın da ihracatın tabana yayılması açısından sevindirici olduğuna dikkati çekerek, bu yılın ilk yarısında ihracat yapan firma sayısının yüzde 12 artışla 76 bin 189 olduğunu söyledi.

Yılın ilk yarısında Avrupa Birliği ülkelerine yapılan ihracatın, geçen yıla göre yüzde 42 artışla 44 milyar dolara yükseldiğini, söz konusu ülkelere yapılan ihracatın, toplam ihracatın yüzde 42’sini oluşturduğunu aktaran Muş, “Öte yandan, Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla, ikili ticaretimizde Türk lirasının payını artırmaya devam ediyoruz. 2021 yılının haziran ayında Türk lirası ile yapmış olduğumuz dış ticaretin toplamı 15,5 milyar lira olarak gerçekleşmiş olup, bunun 6 milyar liralık kısmı ihracat, 9,5 milyar liralık kısmı ithalat olmuştur.” ifadesini kullandı.

“Küresel tüketim taleplerinin karşılanmasında büyük bir fırsat karşımızda duruyor”

Muş, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının dünyada sosyal hayattan iş dünyasına kadar birçok hususu geri döndürülemez bir şekilde değiştirmeye devam ettiğini vurgulayarak, “Türkiye olarak hazırlıklarımızı, içinde bulunduğumuz asra ve geleceğe damgasını vuracak uzun vadeli bir vizyonla yürütüyoruz.” dedi.

Salgın süreciyle, Avrupa da dahil olmak üzere gelişmiş ekonomilerin, üretim yerlerini coğrafi olarak daha yakın bölgelere kaydırarak tedarik ağlarını çeşitlendirme arayışı içine girdiklerini dile getiren Muş, şunları kaydetti:

“Diğer taraftan, mutant virüsün de etkisiyle Çin-Avrupa rotasında konteyner fiyatları dört katına çıkarken, bölgemizdeki birçok tedarikçi, ülkemize yönelmiştir. Pandemi süreci tüketim taleplerinin ertelenmesine neden olmuştur. Önümüzdeki süreçte pandeminin atlatılmasıyla, uzun süredir ötelenmekte olan küresel tüketim taleplerinin karşılanması noktasında büyük bir fırsat karşımızda durmaktadır. Bu, ihracatımız için büyük bir potansiyeldir. İhracatçımıza düşen, bu fırsatı iyi değerlendirmektir.”

“AB üyeliği ülke için stratejik bir hedef”

Türkiye’nin en önemli ticaret ortağı olan Avrupa Birliği’nin kendileri için önemli bir çıpa olmayı sürdüreceğine işaret eden Muş, geçen hafta gerçekleştirilen AB Liderler Zirvesi Sonuç Bildirisi’nde, Gümrük Birliği’nin güncellenmesinde AB Komisyonuna yetki verilmesine dair teknik çalışmaların başlatılması hususunda çağrıda bulunulduğunu anımsattı.

Muş, bu kapsamda daha ileri adımların hızlıca atılması gerektiğine ve AB üyeliğinin ülke için stratejik bir hedef olduğuna dikkati çekerek, “Bu husustaki kararlı tutumumuza paralel şekilde Ticaret Bakanlığı olarak bizler de Türkiye ve AB arasında Gümrük Birliği’nin güncellenmesi başta olmak üzere AB ile ekonomik ilişkilerimizi daha da güçlendirmek için var gücümüzle çalışıyoruz, çalışmaya da devam edeceğiz.” diye konuştu.

Bu kapsamda, AB Liderler Zirvesi öncesinde Çekya, Macaristan ve Polonyalı muhataplarıyla bir araya geldiğini söyleyen Muş, ayrıca İtalyan, Alman, Fransız ve İspanyol mevkidaşlarıyla görüştüğünü ifade etti.

Muş, bu görüşmelerde ayrıca Türkiye-AB ilişkilerinin tüm boyutları için pozitif bir gündemin hayata geçirilmesinin öneminin altını çizdiğini belirterek, “Buradan bir kez daha çağrıda bulunmak istiyorum, AB’nin Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusunda ülkemizin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatleri ile Kıbrıs Türklerine yönelik olumsuz tutumundan vazgeçmesi en büyük temennimizdir. İlerleme kaydedebilmek ve nitelikli sonuçlara ulaşabilmek için AB tarafının çabalarımıza karşılık vermesi önem arz etmektedir.” dedi.

AB Liderler Zirvesi akabinde de Avrupalı muhataplarıyla temaslara hız kesmeden devam ettiğini dile getiren Muş, bu görüşmelerde AB’nin gelecek yıllarda izleyeceği politikaların merkezinde yer alacak “Avrupa Yeşil Mutabakatı”nın önemli yer tuttuğunu söyledi.

Bu amaçla devlet olarak “Sınırda Karbon Düzenlemesi” başta olmak üzere Yeşil Mutabakat ile hayata geçirilecek uygulamaların Türkiye ile AB arasında korumacı politikalara dönüşmemesi ve bu alanda AB’nin yeşil dönüşüme yönelik fonlarına erişim başta olmak üzere, AB ve üye ülkeler nezdinde girişimlerini sürdürdüklerini anlatan Muş, “Bu noktada en büyük beklentimiz, özel sektörümüzün dijital ve yeşil dönüşüm konusunda proaktif bir anlayışla hareket etmeyi bir ilke haline getirmesidir.” ifadesini kullandı.

Bakan Muş’tan muhalefetin eleştirilerine yanıt

Muş, son dönemdeki Kanal İstanbul Projesi tartışmalarına değinerek, bazı siyasi çevreler tarafından Türk iş dünyasına, yerli ve yabancı yatırımcılara yönelik “Bu projeye girenlerin Türkiye’de yatırım yapmasının önünü keseceğiz”, “Burnunuzdan fitil fitil getireceğiz”, “Bu projeye finans sağlayanlar da unutsun kendini” gibi bazı tehditlerin yapıldığını belirtti. Muş, “Bu tehditleri kınadığımızı buradan özellikle ifade etmek istiyorum. Bir yandan ‘Sermayeye hukuki güvence’, ‘Hukukun üstünlüğü’ diyeceksiniz, öte yandan Türkiye’ye yatırım yapmayı planlayan iş çevrelerini hukuksuzca tehdit edeceksiniz. Bu tam anlamıyla samimiyetsizliktir. Ayrıca kanunlarımıza göre de açık bir suçtur. ” diye konuştu.

Söz konusu açıklamaları yapanların dertlerinin ülke menfaati olmadığını, tam aksine birtakım siyasi saiklerle, sırf karalama kampanyası amaçlı bu tip söylemlere girdiklerini ifade eden Muş, “Bugüne kadar Türkiye’nin hayrına hiçbir iş yapmayanların, ülkemizin lehine olan projelere destek vermelerini beklemek elbette hayal kırıklığı olacaktır. Türkiye’ye yabancı yatırımcı gelmesin diye çaba harcayanların, lobi yapanların, Türkiye’nin her başarısında üzülenlerin, bu ülkeye yapılacak her hayırlı işin önünde takoz olmaları kendi tabiatlarının gereğidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Muş, söz konusu çevrelerin “Güçlü Türkiye”den rahatsızlık duyduklarını dile getirerek şunları kaydetti:

“Gümrüklerde Ticaret Bakanlığı personeli tarafından yakalanan uyuşturucuyla ilgili bile ‘Bu uyuşturucuyu piyasaya sürecekler’ deme rezaletini göstermişlerdir. Gümrüklerde yakalanan uyuşturucu olayıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 6 kişinin tutuklanmasına rağmen hukuken hiçbir işlem yapılmadığını ima etmişlerdir. Bir siyasi parti genel başkanının kendi devletine bu haksız suçlamaları yapması, elbette akıl ve izanla değil ancak gaflet ya da kötü niyetle açıklanabilecek bir durumdur.”

Bakan Muş, esnafa salgın şartlarının getirdiği zorluklardan ötürü 3 bin ve 5 bin liralık hibe desteği, kira yardımı, gelir kaybı desteği ve ciro yardımı gibi desteklerde bulunduklarını hatırlatarak, yapılan bu destekleri bazı siyasi çevrelerin görmezden geldiğini söyledi.

Gerek gümrüklerde gerek ihracatta ve dış ticarette gerek esnafa yaptıkları desteklerde elde ettikleri her başarının, bazı muhalif siyasi çevreleri rahatsız ettiğini belirten Muş, “Ama kim, nasıl rahatsız olursa olsun, biz gece gündüz demeden daha müreffeh, daha güçlü bir Türkiye için durmadan, yılmadan çalışacağız.” dedi.

Muhabir: Deniz Çiçek Palabıyık,Merve Özlem Çakır

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BURSA(AA) – Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Senih Yazgan, AA muhabirine, Türkiye yaş meyve sebze ihracatının geçen yıl yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla büyük ivme kazandığını söyledi.

Özellikle Avrupa pazarından gelen talepler doğrultusunda 2020 yılında 2019’a göre yüzde 26’lık artış yaşandığını dile getiren Yazgan, “2020 yılının ilk yarısında 1 milyar 200 milyon dolar civarında olan yaş meyve sebze ihracatının 2021 yılının aynı döneminde yüzde 25’lik artışla 1 milyar 500 milyon dolar civarında olduğunu görüyoruz. İhracattaki bu artış yaş meyve sebze sektörünün büyük bir ivme kazandığının göstergesi olarak yorumlanabilir.” dedi.

Yaş meyve sebze ihracatında Avrupa ve Rusya’nın en önemli pazarlar olduğunu belirten Yazgan, şöyle devam etti:

“Bu yılın ilk yarısında da Avrupa Birliği’ne yaş meyve sebze ihracatımız aynı ivmeyle devam etti. Rusya pazarında da aynı şekilde bir ivme söz konusu ancak geçen yıl büyük güç ve enerji harcayarak açtığımız Uzak Doğu pazarını maalesef yine kendi yaptığımız yanlışlar sonucunda kapattık. Yapacağımız yanlış stratejiler, binbir zorlukla girebildiğimiz pazarların kapılarının tekrar açılmasında bizleri büyük güçlüklerle karşı karşıya bırakacaktır. O nedenle yeni pazarlardaki seçiciliğimiz özellikle ihracatçıların bu konudaki özenlerinin ve bakanlığın bu konudaki denetimlerinin üst seviyelerde olması bizim için ve özellikle yeni pazarımız Uzak Doğu için önem arz ediyor ancak tamamen umutsuz değiliz. Uzak Doğu’da alternatif ülkeler var. Türkiye de bu konuda kendini adapte edecektir. O pazarların da açılmasıyla ivmemizi geçen yıllara göre daha da artırarak devam ettirebileceğimiz umudu içindeyiz.”

En çok ihraç edilen ürünler narenciye, domates ve kiraz

Yazgan, sektörün ihracatında lokomotif ürün grupları bulunduğunu, özellikle narenciyenin çok iyi bir ihracat ürünü olduğunu belirterek şunları kaydetti:

“Narenciyenin ardından örtü altı yetiştiriciliğinden çıkan ürün grubu içinde domates özellikle Rusya için çok önemli. Bunun dışında kiraz, zeytin ve zeytin mamulleri ürün grupları Türkiye için önemli. Biz artık ihracat gerçekleştirirken daha kaliteli, katma değeri daha yüksek ya da aynı ürünün katma değerini yükseltebilecek bir stratejiyle pazarlara ulaşmalıyız. Yani tonajla sıçrama yaparsak ihracatımız daha da anlamlı olacak. Bu da başta üreticimizi sonra ihracatçımızın en temel sorunları olan alım fiyatlarının ve belli bir ayıklama ve seleksiyondan geçip paketlenerek pazara giden ürünlerin arasındaki kayıpların en aza indirilmesini sağlayacaktır.”

İSTANBUL (AA) – İstanbul Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği’nin verilerine göre, Türkiye’nin en yüksek oranda cari fazla veren sektörler arasında yer alan ve ihracatını her geçen yıl yükselten mobilya, kağıt ve orman ürünleri sektörü, ekonomiye katkısını artırarak sürdürüyor.

Yılın ilk yarısında sektörün ihracatı 2020’nin aynı dönemine göre yüzde 29 artarak 3,2 milyar dolara ulaştı. Yüzde 35 yükseliş gösteren mobilya ihracatı ise 2 milyar doları aşarak rekor kırdı.

Haziranda mobilya, kağıt ve orman ürünleri sektörü 614 milyon dolar, mobilya ise 387 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

En çok mobilya ihracatı yapılan ülkeler Irak, Almanya, ABD, İsrail ve Fransa olarak sıralandı. En çok ihraç edilen ürünler arasında çocuk karyolaları ve beşikler, çocuk odası mobilyaları, yemek odası ve oturma odası yer aldı.

“Büyüme uzun yıllar devam edecek”

İstanbul Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ahmet Güleç, AA muhabirine verilere ilişkin yaptığı değerlendirmede, sektörün istikrarlı büyümesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Büyümenin daha uzun yıllar devam edebileceğini, sektörün uluslararası piyasalarda fırsatlar barındırdığını vurgulayan Güleç, “Ülkemizde ve tüm dünyada hızla devam eden aşılama çalışmaları sayesinde tüm piyasalarda toparlanma olacağını düşünüyoruz ve sektör olarak biz de yeni duruma hazırlık yapıyoruz. Öngörülerimiz, salgının olumsuz etkilerinin eylül ayı itibarıyla zayıflayacağı yönünde.” diye konuştu.

Güleç, Türk mobilyasının tasarım, kalite ve değerinde fiyatlama özellikleri ile tercih edildiğini kaydederek, şu açıklamalarda bulundu:

“Türk mobilyası uluslararası piyasada sekizinci sırada. Beşinci sıraya yükseltmek istiyoruz ve bunu çok rahat gerçekleştirebileceğimize inanıyoruz. Tanıtım ve markalaşma desteğine ihtiyacımız var. Geçtiğimiz aylarda yaptığımız değerlendirmelerde mobilya ihracatının bu yıl 4 milyar dolara ulaşacağı öngörümüzü paylaşmıştık. Geçen bilgiler bizi doğruluyor. Mobilya üretiminde temel ham madde olan MDF ihracatı konusunda da bakanlığımız çözüm geliştirdi. Bu da elimizi güçlendirdi ancak başka etkenler devam ediyor.”

Güleç, son dönemde sünger, kumaş, elektrik, MDF, sunta gibi ham madde ve girdi fiyatlarında artış yaşandığını, bunun satış rakamlarına yansıyabileceğini sözlerine ekledi.