Trabzon'da Kadın Hakları Sempozyumu düzenlendi

TRABZON (AA) – Trabzon Barosu Başkanı Sibel Suiçmez, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün kutlanma biçimini eleştirerek, "8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde kadınlara tencere, tava alınacak hatta eşlerimiz pırlanta yüzük alacak. İşte günümüzde topluma empoze edilen 8 Mart kutlamaları bu şekilde. Bilinmelidir ki 8 Mart, bu anlamda kutlanacak bir gün değil." dedi.

Suiçmez, Trabzon Üniversitesi Mahmut Goloğlu Kültür Merkezi'nde düzenlenen, "Kadın Hakları Sempozyumu"nda yaptığı konuşmada, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün maalesef düzenin topluma empoze ettiği şekilde kutlandığını söyledi.

Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün kutlanma biçimini çeşitli örneklerle eleştiren Suiçmez, "8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde kadınlara tencere, tava alınacak hatta eşlerimiz pırlanta yüzük alacak. Dükkanlar kadınlara 8 Mart nedeniyle indirim uygulayacak, biz de kutlamalar yapacağız. İşte günümüzde topluma empoze edilen 8 Mart kutlamaları bu şekilde. Bilinmelidir ki 8 Mart, bu anlamda kutlanacak bir gün değil." diye konuştu.

Suiçmez, Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün anlamına ilişkin şunları kaydetti:

"8 Mart, tam tersi Amerika'da 1857 yılında çalışma koşullarına, ücret eşitsizliğine ve uzun çalışma saatlerine isyan eden, greve giden, bu nedenle de polisler tarafından kapılar kapatılarak çıkarılan yangın sonucu öldürülen 129 kadının mücadelesinden bugüne kadar çeşitli aşamalardan geçerek BM'nin de daha sonra kabulüyle günümüze kadar gelen bir süreç. Dolayısıyla 8 Mart bizim aslında kutlayacağımız bir gün değil. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü eşitliğimizi, özgürlüğümüzü talep edeceğimiz, dayanışmayla bu mücadeleyi sürdüreceğimiz, bu çığlığı atacağımız bir gün. Alanda hak mücadelesi yapan tüm kişiler, kurum ve kuruluşlar, sivil toplum örgütleri bilir ki bizim için kadın hakları, kadın mücadelesi ne bir güne ne de bir aya sığar. Bu bir yaşam biçimi haline gelirse bir anlamı olur."

Trabzon Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Vesile Oktan, "Toplumsal Cinsiyet Rollerinin Gelişimi" konulu sunumunda, cinsiyet ve toplumsal cinsiyet kavramlarına ilişkin bilgi verdi.

Dünyada yoksulların yüzde 70'ini kadınların oluşturduğunu belirten Oktan, "Veriler, birçok kadın çalışma olanağı bulamazken, çalışan kadınların da erkek kazancının ancak 4'de 3'ü kadar ücret kazandığını gösteriyor. Yine dünyada kadınlar işlerin yarıdan fazlasını yapmalarına rağmen, toplam gelirin yüzde 10'unu kazanıyorlar ve toplam özel mülkiyetin de ancak yüzde 1'ine sahipler." diye konuştu.

Oktan, dünyada ilkokula başlayamayan 130 milyon çocuğun 3'te 2'sini kız çocuklarının oluşturduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Kadınlar, kullanılan oyların yarısına sahip oldukları halde tüm dünyada parlamentoda yüzde 14,2, kabinede bakan olarak ise yüzde 6 koltuğa sahipler. Türkiye'de ise 5 kadından 1'i yani 5 milyon 732 bin kadın okur yazar değil. Erkeklerde ise bu oran 10'da 1 düzeyinde. Üniversitelerde öğrenim gören öğrencilerin yüzde 45'i kadın ancak bu oranları üniversitelerin yönetim seviyelerinde görmek çok mümkün değil, son derece düşük."

Oktan, toplumsal cinsiyet kavramına ilişkin anlayış değişikliği gelişmediği sürece, kadınların aynı iş için erkeklerle aynı maaşı almasının daha çok uzun yıllar gerçekleşemeyeceğini belirterek, "Bu algı değişiklikleri olmaz ise dünyada 15 milyon kız çocuğu önümüzdeki 16 yıl içinde çocuk yaşta evlendirilecek. 2086 yılına kadar Afrika'daki tüm kızlar hala henüz ortaokula gitmemiş olacak." dedi.

Trabzon Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Müdürü Ahmet Kurt da Türkiye'de son 15 yılda 3 bin 150 kadının kocası, sevgilisi ya da başka bir erkek tarafından öldürüldüğünü dile getirerek, "Hepsi bizim insanımız, bizim diğer yarımız. İnsan hakları açısından bakmak suretiyle kadın cinayetlerini engellemek, toplumsal farkındalık oluşturmak, bu konuda toplumu bilinçli tutmak hepimizin görevi." diye konuştu.

Trabzon Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Şube Müdürü Fatma Meydan Aktaş ise Trabzon'da 1901 yılında dünyaya gelen ve kadın hakları konusunda ilk defa konferanslar düzenleyerek konuşma yapan Süreyya Hulusi Kakıcı'nın hayatına ilişkin bilgi aktardı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

TRAZON (AA) – Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Kadın Girişimciler Kurulu ve Beko iş birliğinde, Arçelik Perakende Akademi desteğiyle hayata geçirilen "Girişimin Kadın Kahramanları Projesi" kapsamında Trabzon'da program düzenlendi.

Girişimin Kadın Kahramanları Projesi'nde süren çevrim içi eğitimlerin ardından belirlenen illerde verilecek yüz yüze eğitimleri kapsayan programın üçüncüsü, Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi.

TOBB Trabzon Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Zuhal Akyüzlü, toplantıda yaptığı konuşmada, etkinliğin turizm, ticaret ve sanayi kenti Trabzon'da yapılmasından dolayı mutlu olduklarını söyledi.

Salgın nedeniyle etkinliği kısıtlı katılımla gerçekleştirdiklerini ifade eden Akyüzlü, Girişimin Kadın Kahramanları Projesi'nin kadınların iş hayatında güçlenmesi için TOBB Kadın Girişimciler Kurulu ile Türkiye genelindeki 7 bin girişimci kadına ulaşmayı amaçladığına dikkati çekti.

Akyüzlü, toplantıda Beko 100 Kadın Bayi projesinin detaylarının da paylaşılacağına işaret ederek, şöyle konuştu:

"2007 yılında TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu önderliğinde kurulan TOBB Kadın Girişimciler Kurulu, o günden bu yana yeni kadın girişimcilerin ülke ekonomisine katılması, mevcut girişimcileri de nitelik ve nicelik olarak geliştirilmesi için çalışmaktadır. Bu anlamda aynı zamanda eğitim ve danışmanlık hizmetleri vermektedir. TOBB Kadın Girişimciler Kurulu toplumsal cinsiyet eşitliğinden yola çıkarak toplumun yarısını oluşturan kadınların, toplumsal, ekonomik ve sosyal değer kazanımları için yaptıkları çalışmaları birçok kurumlar ile yürüttüğü eğitimlerle 81 ilde 7 bin olan üye sayısını her geçen gün artmaktadır."

TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcısı Günseli Özen ise Beko 100 Kadın Bayi Projesi'nin var olan girişimci kadınları güçlü kılarak, yeni kadınları iş dünyasına kazandırmayı hedeflediğini belirtti.

Karadeniz ve Trabzon'un çalışkan kadınların bölgesi olduğunu ifade eden Özen, "Kadının bu ülkedeki varlığının ve ağırlığının görülebilmesi için işinin tığ ve tarhanadan çıkması lazım. Tığ ve tarhana ile kadının gücünü göremeyiz. Daha çok sanayide, ticarette ve iş dünyasında görmeliyiz. Biz hem 7 bin kadınımızı korumak ve güçlü kılmak hem de yenilerini iş dünyasına katmak üzere çaba sarf ediyoruz." diye konuştu.

Konuşmaların ardından Beko Satış Yöneticisi Fatih Yılmaz, Beko 100 Kadın Bayi Projesi'yle ilgili katılımcılara sunum yaptı.

Tüm bölgeleri kapsayan Girişimin Kadın Kahramanları Projesi eğitim toplantıları Aralık 2021'e kadar sırasıyla Şanlıurfa, Nevşehir, Karabük, Bursa, Kocaeli, Konya, Çanakkale, Mersin, Gaziantep, Aydın, Antalya ve İzmir'de TOBB Kadın Girişimciler Kurulu ve Beko iş birliğinde, Arçelik Perakende Akademi desteğiyle devam edecek.

İSTANBUL (AA) – MSÜ ve Türk Tarih Kurumu iş birliğiyle MSÜ Fatih Harp Tarihi Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen “Uluslararası Türk Askeri Eğitim ve Öğretim Tarihi Sempozyumu”, üniversitenin Beşiktaş’taki Yenilevent yerleşkesinde yapıldı.

Sempozyuma, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Birol Çetin, MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Kara Harp Okulu Dekanı Prof. Dr. Gültekin Yıldız da katıldı.

Sempozyumun açılışında konuşan Afyoncu, askeri eğitim konusunda birçok yazma, yazı, makale ve kitap çıkarıldığını ancak ilk defa askeri eğitim temalı sempozyum düzenlendiğini söyledi.

Tarihçilerin Cumhuriyetin başından bu yana kurulmuş güçlü bir kurumu olduğunu aktaran Afyoncu, “Ama maalesef bu kurum istediğimiz ölçüde çalışmıyor. Birol Hoca gayret ediyor. Bünyamin Kocaoğlu hocamıza ve Fatih Harp Tarihi Araştırma Enstitüsü öğretim elemanlarına teşekkür ediyorum. 2 gün sürecek sempozyumda, uzun süreden beri yüz yüze gelemiyorduk vesile oldu, 2200 yıllık Türk tarihinin değişik dönemlerdeki askeri eğitim tarihinin değişik dönemlerine ait bir çok tebliğ sunulacak.” dedi.

MSÜ’nün en genç askeri eğitim kurumu olduğuna değinen Afyoncu, “Hepinizin bildiği gibi 15 Temmuz dünya tarihinin en büyük ihanet hareketinden sonra kuruldu.” diye konuştu.

“Neyin ne olduğunu gördük”

MSÜ Rektörlüğüne 4 Ekim 2016’da Marmara Üniversitesi Öğretim Üyeliğinden atandığını aktaran Afyoncu, şöyle devam etti:

“Yeni kurulan bir üniversitede kurucu rektörlük nasip oldu. Rahmetli Halil İnancık’ın bir sözünü okumuştum. ‘Hayatım boyunca hiçbir idareciliğe bulaşmadım’ diyordu. Hep niyetim buydu. Büyük bir ihanete rastlamışsınız, 70’li yıllardan bu yana askeri okullara eleman yerleştirilmiş ve bunlar 15 Temmuz’da ülkeyi ele geçirmeye kalkmışlar. Bütün askeri eğitim kurumları sallanmış, yapı tamamen ele geçmiş, içinde kim olumlu kim olumsuz bilmiyorsunuz. Katılanlar o gün atıldı ancak içeride halen bir sürü FETÖ elemanı vardı ve bu askeri eğitim kurumları eskiden parça parçaydı. İlk defa burada hem büyük travmadan sonra üniversitemiz kuruldu, hem de bütün askeri eğitim kurumları bir araya getirildi. Ben atandıktan sonra askeri okulları gezmeye başladım. Askeri liseleri gezdim. Bu gezmenin büyük bir faydası oldu. Neyin ne olduğunu gördük ve birçok kurumu kendi elimizde tuttuk. İlk verdiğim kararlardan bir tanesi eğitim öğretimin başlaması lazımdı. Aradan 31 Ekim’de biz burada 126 tane dost ve kardeş ülkeden öğrencimizin eğitime başladık.”

MSÜ’nün işleyişi hakkında bilgiler veren Afyoncu, bütün eğitim kurumlarının tek bir çatı altında toplandığını kaydetti.

Afyoncu, “İlk sene 126 dost ve kardeş ülkelerden 2017 de bin 118 Türk öğrenci mezun oldu. 24 değişik ülkeden öğrencilerimiz var. MSÜ kuruluşunun ardından 2 sene içinde okulların tamamında eğitim ve öğretime başladı. 5. yılın sonunda ise harp okullarının birinci sınıflarına aldığı öğrencileri 4 yıllık eğitimin sonunda mezun etti. MSÜ olarak amacımız 2 bin 200 yıllık Türk tarihi ve kültüründen gelen bilgilerle ve kültürle hareket edip öğrencilerimizi bu hedef doğrultusunda yetiştirmektir.” diye konuştu.

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Birol Çetin de üniversite ile ilk defa bu çalışmaları yapmadıklarını, pandemi dolayısıyla ara vermek durumunda kaldıklarını belirterek, mayıs ayında uluslararası güzel bir çalışmalarının daha olacağını kaydetti.

Çetin, sempozyum içeriğine bakıldığında askeri alanda tüm eğitimler, programlar ve içeriklerle devam edeceğini, tarihsel olarak nereye gelindiğinin de görüleceğini söyledi.

“Neyi koruyacağımızı şaşırmış durumdayız”

“Bugün maalesef neyi koruyacağımızı şaşırmış durumdayız.” diyen Çetin, şöyle devam etti:

“En son pandemide sağlığımızın ne kadar önemli olduğunu gördük. Mülteci sorunuyla düşmandan ziyade sınırları başka şekilde de korumamız gerektiğini de gördük. Biyolojik terör diye bir konuyla karşı karşıyayız. Eğitimimizi şekillendirirken de geleceğimize bakarak, Hz. Ali’nin bir sözü var çocukların yetiştirilmesiyle ilgili. Onların gelecek şartlara göre yetiştirmenin önemli olduğunu bize hatırlatmış. Askeri eğitimde de yeni konseptlerin, yeni teknolojilere göre bir eğitim içeriği hazırlamamız gerekiyor. Bunları bir çırpıda konuşmak kolay değil ama; o kadar uç örnek ve konular okuyorum ki, mesela güvendiğiniz, kullandığımız paralar tehlikede. Yeni bir para ortaya çıktı. Dolayısıyla belki paramızı da korumamız gerekecek. Hatta daha ileri uç örneklerde çocuklarımızın artık cinsiyetini korumak dönemde kaldığımız bir dönemdeyiz. Güvenlik sorunu, yaşadığımız, içinde bulunduğumuz dönemde eskisinden daha fazla önem kazanmaya başladı. Milli bilincimizi, milli ruhumuzu, mücadele azmimizi… Bunları da yaşatmamız lazım.”

Sadece tarihi konuları, kronolojik olarak öğretmenin yetersiz olduğunu da aktaran Çetin, “Yeni nesillere, çocuklara bu ruhu vermemiz lazım. Teknoloji tamam, eski dönemlerin bilgileri de tamam var ama bu güne neler taşıyabiliriz, burada milli mücadele ruhuna tekrar nasıl kavuşabiliriz, bunları da konuşmamız lazım.” dedi.

Sempozyum öncesinde Afyoncu ve diğer ziyaretçiler 1867’den 1977 yılına kadar askeri diplomaların yer aldığı “Haluk Perk Askeri Diplomalar Sergisi”ni de gezdi.

Muhabir: Berk Özkan