Tripolis Antik Kenti'nde 160 santimetre yüksekliğinde 2 bin yıllık kanalizasyon bulundu

DENİZLİ(AA) – Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Tripolis Antik Kenti’nde Pamukkale Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bahadır Duman başkanlığında yürütülen kazı çalışmaları yıl boyunca devam ediyor.

Geçmişi milattan önce 3. yüzyıla kadar uzanan antik kent, bugüne sağlam ulaşan mimari yapısıyla dikkati çekiyor. Arkeolojik kazılarda, bir insanın rahatlıkla girip yürüyebileceği boyutlara sahip yeni bir kanalizasyon ve atık su sistemi bulunması heyecan yarattı.

Tripolis Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Duman, AA muhabirine, kentte sürdürülen kazı ve restorasyon çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Üç bölgede aralıksız çalıştıklarını ve toprak altındaki birçok eseri bulmak için gayret sarf ettiklerini anlatan Duman, “Kentin kalbi diyebileceğimiz kutsal alanda yaptığımız çalışmalarda Helenistik Dönem’e uzanan çeşitli buluntularla karşılaştık. Hemen kentin ana yollarından bir tanesi olan ve 1 kilometre uzunluğundaki Sütunlu Cadde altında da 1 metre 60 santimetre yüksekliğinde ve 70 santimetre genişliğinde bir kanalizasyon sistemi tespit edildi. Bu yıl devam eden kazılarda bir bölümünü temizledik. Devasa kanalizasyon bir insanın rahatlıkla içine girip yürüyebileceği boyutlara sahip.” diye konuştu.

“Ender örneklerden birisini teşkil ediyor”

Duman, o dönemde kentin bütün atık sularının bu ana kanalizasyon sisteminde toplanarak Buldan Çayı’na oradan da Büyük Menderes Nehri’ne aktarıldığını ifade etti.

Gün yüzüne çıkarttıkları kanalizasyon sistemin Roma mimari ve mühendisliğini ortaya koyduğunu belirten Duman, “Tripolis’teki sistemin diğerlerinden farkı, kanalizasyonun sağlam olarak günümüze kadar korunmuş olması. Ana kanalizasyon sistemi, ender örneklerden birisini teşkil ediyor. O yüzden önemli. Kentin şu ana kadar tespit ettiğimiz iki tane 9 metre genişliğinde caddesi var. Hem geniş hem de temiz bir ortam sağlamak için bu sistemin yapıldığını düşünüyoruz. Biz 5 yıl içinde kazı çalışmalarını tamamladığımız tüm ana caddelerin altındaki kanalizasyon sistemlerini açmayı planlıyoruz. Oldukça sağlam olduğu için önümüzdeki yıllarda meydana gelebilecek hava olaylarında alt yapı sisteminin çalışır görmüş olacağız.” diye konuştu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

AYDIN(AA) – Kazı heyeti başkanlığını yapan Hamburg Üniversitesi Arkeoloji Bölümünden Prof. Dr. Christof Berns, gazetecilere yaptığı açıklamada, Antik Yunan medeniyetinde felsefe, bilim ve sanat bakımından öne çıkan kentlerin başında, ünlü filozof ve matematikçi Thales’in de yaşadığı Miletos’un geldiğini ve kentin “filozoflar şehri” olarak anıldığını söyledi.

Kentte “ızgara sistemi” olarak anılan iyi bir şehirleşme yapısı olduğunu aktaran Berns, bugüne kadar yürütülen çalışmalarda tiyatro, pazar yeri, tapınak gibi kamusal yapıları ortaya çıkardıklarını ifade etti.

“Kazı çalışmalarımızda şu an iki ağırlık noktası var, evler ve sokaklar…”

Berns, bu yılki kazılarda günlük yaşama ait evleri gün ışığına çıkarmayı istediklerini belirterek şöyle konuştu:

“Kazı çalışmalarımızda şu an iki ağırlık noktası var, evler ve sokaklar… Bu şimdiye kadar pek araştırılmayan bir konu. Yani çoğunlukla geçmişte kamusal yapılar kazıldı. Tapınaklar ve pazar alanları gibi ama Miletos’un günlük hayatından bir iz pek yok. O yüzden dedik ki, günlük yaşam ve normal insanların hayatından izleri araştıralım. 2 bin 400 yıl önceki normal insanların yaşadığı 2 konuta ulaştık. Evlerin boyutları küçük ama daha genişlerinin olduğunu da biliyoruz. Bu konuda çalışmalarımız devam ediyor. Evlerin oda sayısı ya da içindeki detaylara ilişkin çalışmalarımız sürüyor.”

Evlerin toplumda “sıradan” sayılan insanlara ait olduğunu anlatan Berns, bu yaşama ilişkin en geniş kapsamlı çalışmayı yaptıkları için heyecanlı olduklarını sözlerine ekledi.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Umut Tuncer de Miletos’taki kazıların bu yıl çok verimli geçtiğine işaret ederek, böylesi yapıların gün yüzüne çıkmasıyla özellikle yabancı turistlerin antik kente ilgisinin artacağını dile getirdi.

DENİZLİ (AA) – Büyük Menderes Nehri kıyısındaki Yenicekent Mahallesi’nde yamaç üzerine kurulmuş antik kentte, 2012’de başlatılan kazı ve restorasyon çalışmaları, Pamukkale Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahadır Duman başkanlığında sürdürülüyor.

Geçen 9 yıllık sürede birçok eser gün ışığıyla buluşturulurken, Antik Dönem’de meydana gelen depremlerin izleri de araştırılıyor.

Birçok medeniyete ev sahipliği yapan antik kentte yıkıntılar arasında yapılan incelemelerde o yıllarda deprem nedeniyle hayatını kaybettiği düşünülen kemik iskelet parçalarına rastlandı.

Tripolis Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Bahadır Duman, AA muhabirine, kentte farklı bölgede yaptıkları çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Bu çalışmalar esnasında en dikkat çekici unsurlardan birinin, geçmişi milattan önce 5 bin 500’e dayanan kentteki yapıların defalarca depremlerle yıkılıp tekrar onarılması olduğunu ifade eden Duman, şöyle dedi:

“Depremlere rağmen tekrar burada yaşamın devam ettiğini gördük. Bir nevi Tripolisliler depremle yaşamayı öğrenmişler ve depremi tecrübe etmişler diyebilirim. Antik dönemde meydana gelen depremlerle ilgili tahribatı hem kamu yapılarında hem de halkın yaşadığı sivil mimariye ait konutlarda tespit ettik. Kazılar sırasında bazı evlerin odalarında hayvanlarla insanların beraberce depremde duvar altında kaldığını belirledik.”

Tripolis’te 4 büyük deprem tespit edildi

Tripolislilerin 1. derecedeki deprem bölgesinde yaşamayı öğrendiklerini, kazı yaptıkları her yapıda tespit ettiklerini vurgulayan Duman, şöyle devam etti:

“Depreme dayanıklı taşların tercih edildiğini görüyoruz. Birden fazla kata sahip kamu binalarında güçlendirici çeşitli materyallerin kullandığını belirledik. Tripolis konumu itibarıyla ılıman iklimi ve tarımsal olarak önemli bölgede yer aldığı için terk edilmemiş. Terk etmek yerine depremle mücadele etmeyi tercih etmişler. Yazıtlar ve kalıntılardan, kentin 4 defa büyük depreme maruz kalmış olduğunu düşünüyoruz. Milattan sonra 4. yüzyıla ait bir yazıtta, kentte meydana gelen depremde büyük kamu binalarının zarar gördüğü belirtiliyor.”

Duman, kentteki Ana Cadde’nin bitişiğinde yer alan ve “Kemerli Yapı” olarak isimlendirilen binadaki kazı çalışmaları esnasında da depremin izlerine rastladıklarını belirtti.

Depremde en az 11 kişi hayatını kaybetmiş

Depremlerin bölgede dramatik sonuçları olduğunu da aktaran Duman, “Deprem nedeniyle binanın yıkıntıları arasında 7-8 yaşlarında bir çocuk, biri 15-17, diğeri 18-19 yaşlarında iki genç, yetişkin bir kadın gibi çeşitli detaylara da sahip olabildiğimiz toplamda yedi kişinin hayatını kaybettiğini tespit etmiş bulunuyoruz. Farklı depremden etkilenen ve kentin konut alanı içerisinde yer alan bir evde gerçekleştirilen kazılarda yıkıntıların altında birisi kadın, ikisi erkek toplam dört bireyin yaşamını kaybettiği tespit edildi. Tripolis’te meydana gelen depremlerde, arkeolojik kazılar sayesinde öğrendiğimiz kadarıyla bilinen ya da tespit edilen kayıp sayısı en az 11.” değerlendirmesinde bulundu.