TRT 2'den temmuz ayında her akşam farklı film

İSTANBUL(AA) – “Ev Hayat Dolu” sloganıyla yayın akışlarını güncelleyen TRT, ekranlarında özel yapımları ağırlamaya devam ediyor.

Kültür sanat kanalı TRT 2, bu kapsamda temmuz ayı boyunca her akşam farklı bir filmi sinemaseverlerin beğenisine sunacak.

Edebiyattan tarihe, resimden tiyatroya, müzikten felsefeye birçok alanda yapımları izleyiciyle buluşturan TRT 2, ödüllü ve prestijli filmleri ekrana getirecek.

Aralarında televizyonda ilk kez yayınlanacak yapımların da yer aldığı, temmuz ayı boyunca orijinal dilinde yayınlanacak filmler şöyle:

1 Temmuz Çarşamba 21.00: Lokman İlyas

2 Temmuz Perşembe 21.00: Çalışmak İçin İyi Bir Gün (Good Day’s Work)

3 Temmuz Cuma 21.30: Pes Etme (Stronger)

4 Temmuz Cumartesi 21.30: Geliş (Arrival)

5 Temmuz Pazar 21.30: Savaşın Gölgesinde (While At War)

6 Temmuz Pazartesi 20.30: Kazanma Sanatı (Moneyball)

7 Temmuz Salı 21.00: Rüzgar Bizi Sürükleyecek (The Wind Will Carry Us)

8 Temmuz Çarşamba 21.00: Kardeşler

9 Temmuz Perşembe 21.00: Umudun Öteki Yüzü (The Other Side of Hope)

10 Temmuz Cuma 21.30: Bilinmeyen Kod (The Code Unknown)

11 Temmuz Cumartesi 21.30: Ağ (The Net)

12 Temmuz Pazar 21.30: Beş Kolay Parça (Five Easy Pieces)

13 Temmuz Pazartesi 21.00: Ayna (The Mirror)

14 Temmuz Salı 21.00: İnatçılar (Rams)

15 Temmuz Çarşamba 21.00: Kalandar Soğuğu

16 Temmuz Perşembe 21.00: Ölümsüzler Köyü (Old Men Never Die)

17 Temmuz Cuma 21.30: Serpiko (Serpico)

18 Temmuz Cumartesi 21.30: Vincent’tan Sevgilerle (Loving Vincent)

19 Temmuz Pazar 21.30: Nar Bağı (Pomegranate Orchard)

20 Temmuz Pazartesi 20.00: Solaris

21 Temmuz Salı 21.00: Aşkın Krallığı (A United Kingdom)

22 Temmuz Çarşamba 21.00: Yeniden Başla (Demolition)

23 Temmuz Perşembe 21.00: Bulutların Ardında

24 Temmuz Cuma 21.30: İsimsiz Kahramanlar (Days of Glory)

25 Temmuz Cumartesi 21.30: Kirazın Tadı (Taste of Cherry)

26 Temmuz Pazar 21.30: Özgürlük Yürüyüşü (Selma)

27 Temmuz Pazartesi 20.00: İz Sürücü (Stalker)

28 Temmuz Salı 20.30: Dolunay Zamanı (When The Moon Was Full)

29 Temmuz Çarşamba 21.00: Trileçe

30 Temmuz Perşembe 20.30: Aile Reisi (The Patriarch)

31 Temmuz Cuma 21.30: Beyaz Diş (White Fang)

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Dünya sinemasının önde gelen isimlerinin bir araya geleceği program, 22-29 Haziran tarihleri arasında 9 ülkeden katılımla 3 ayrı platformda düzenlenecek.

Dünya sinema endüstrisinin önde gelen isimlerinin yer aldığı uluslararası jüri üyeleri arasında, Oscar adayı TRT Ortak Yapımı “Quo Vadis Aida?” filminin yönetmeni Jasmila Zbanic, “Ken Loach” filmlerinin yapımcısı Rebecca O’Brien, Berlin Film Festivali Ortak Yapım Marketi Direktörü Martina Bleis, Asya Pasifik Ödülleri Başkanı Tracey Vieira ve Memento Alım Direktörü Sata Cissokho yer alacak.

Tamamı kadınlardan oluşan uluslararası jüri üyeleri 28 Haziran’da finalist proje ekiplerinin sunumlarını izleyerek, 12 finalist proje arasından 4 projeye “TRT Ortak Yapım Ödülü”, 4 projeye ise “TRT Ön Alım Ödülü” verecek.

Oscar’da yarışan TRT Ortak Yapımı filmlerin yönetmenleri İstanbul’da

Son 2 yıldır Oscar törenlerinde yarışan TRT Ortak Yapımı ve TRT destekli filmlerin yönetmenleri de 12 Punto için İstanbul’a gelecek.

2021 Oscar ödüllerinde “En İyi Uluslararası Film” kategorisinde yarışan TRT Ortak Yapımı “Quo Vadis, Aida?” filminin yönetmeni Jasmila Zbanic ve yapımcısı Damir İbrahimovic 12 Punto’da olacak.

“Quo Vadis, Aida?” filmi 12 Punto programı kapsamında İstanbul’da ilk kez gösterilecek. Gösterimin ardından Zbanic ve İbrahimovic’in izleyicilerin sorularını yanıtlayacağı bir söyleşi gerçekleştirecek.

Geçen sene Oscar ödüllerinde “En İyi Uluslararası Film” ve “En İyi Belgesel” kategorilerinde yarışan TRT destekli Makedonya yapımı “Honeyland/Bal Ülkesi” filminin yönetmenleri Tamara Kotevska ve Ljubomir Stefanov da 12 Punto’ya konuk olacak.

Etkinlik kapsamında “Honeyland” filminin gösterimi yapılacak ve yönetmenler ayrıca 12 Punto kapsamında bir masterclass verecek.

Sinema ustalarından “Masterclass”

Program kapsamında herkese açık gösterimler, masterclasslar, paneller ve söyleşiler 22-29 Haziran tarihleri arasında Feriye Sineması’nda gerçekleştirilecek.

Ayrıca 22 Haziran Salı saat 11.00’de dünyanın en etkili satış ajanslarından Memento’nun Alım Direktörü Sata Cissokho “Film Endüstrisinde Satış Ajanslarının Rolü” üzerine bir masterclass ile aynı gün saat 17.00’de ise Ken Loach’un yapımcısı Rebecca O’Brien da “Bir Ken Loach Filmi Yapmak” başlıklı masterclass düzenleyecek.

Berlin Film Festivali Ortak Yapım Marketi Direktörü Martina Bleis ise 24 Haziran saat 14.00’te “Uluslararası Ortak Yapımlar ve Ortak Yapım Marketleri” konulu masterclass, aynı gün 17.00’de EAVE yöneticisi Lise Lense-Moller “Ortak Yapımların Yol Haritası” konulu masterclass verecek.

TRT 2’de her akşam 12 Punto özel yayını

Öte yandan “12 Punto Özel” yayını, 22-29 Haziran arasında her akşam saat 19.00’da TRT 2’de izleyiciyle buluşacak. Programda 12 Punto finalistleriyle röportajlar, etkinlikle ilgili gelişmeler, Türk sinemasının ödüllü yönetmen ve yapımcılarıyla söyleşiler ve masterclasslar yer alacak.

Bu yıl ayrıca özel yanının ardından her akşam saat 20.00’de “12 Punto Film Saati” yayınlanacak.

Bu bölümde TRT Ortak Yapımı film gösterimlerinin yanı sıra, Nuri Bilge Ceylan’ın “Ahlat Ağacı” filminin kamera arkası görüntülerinden oluşan üç bölümlük “Ahlat’ın Yolculuğu” ve “Kış Uykusu”nun kamera arkası görüntülerinden oluşan “Uzun Sürmüş Bir Kış” belgeselleri televizyonda ilk kez gösterilecek.

“12 Punto Kapanış ve Ödül Töreni” de 29 Haziran akşamı TRT 2’de canlı yayınla ekranlara gelecek.

TBMM (AA) – TBMM Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Tüm Yönleriyle Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti Malatya Milletvekili Öznur Çalık başkanlığında toplandı.

Komisyonun çalışmalarına devam ettiğini belirten Çalık, “Günümüzde uluslararası ve ulusal düzeyde alınan tüm önlemlere, tedbirlere rağmen şiddet, özellikle kadına yönelik şiddet, aile içi şiddet; ekonomik gelişmişlik düzeyi, kültür, coğrafi alan, dini farklılıklar gösteren tüm toplumlarda maalesef yaygın olarak görülmeye devam ediyor. İnsan hakları sorunu olarak hepimizin gündeminde.” diye konuştu.

Çalık, özellikle kadına yönelik şiddetin, kamusal bir sorun olarak toplumun topyekun mücadele etmesi gereken bir alan olduğunu ifade ederek, bu nedenle toplumun konuya bakışı ve algısının, hayati önem taşıdığını vurguladı.

Kadına yönelik şiddet sorununun çözümünde, toplumun meseleye olan bakışının doğru inşa edilmesinin önemine işaret eden Çalık, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özellikle medyanın konuyu doğru şekilde ele alması ve uygun bir haber diliyle sunması, kamu algısının ve karar mercilerinin düşüncelerinin şekillenmesinde çok önemli. Geniş kitlelerde büyük etkisi olan medyanın, kadına yönelik şiddeti haberleştirirken sahip olduğu sorumluluğu dikkate alarak özenli bir haber dili kullanması, hepimizin en önemli temennisi. Toplum vicdanını derinden sarsan, hepimizin yüreğini kanatan kadına yönelik şiddet eylemleri toplumun ilgisini çekmesi sebebiyle medyada çok geniş yer bulmakta, toplumu korku ve infiale sürükleyebilmekte, saldırıya uğrayan kadınların kişisel haklarını maalesef çiğneyebilmekte; cinayetler başta olmak üzere, şiddet haberlerini toplumun sıradanlaştırarak algılayacağı şekilde sunabilmekte.”

“Prestijli uluslararası kuruluşların şiar edindikleri etik ilkeler”

TRT Haber Kanal Koordinatörü Yahya Bostan ise uluslararası kriterler konusuna değinerek, “Dünyada ne yazık ki kadına karşı şiddet haberlerinin nasıl yapılması gerektiğine ilişkin, bu işin evrensel anayasası diyebileceğimiz, çerçevesi belli etik kriterler yok. Yani hazırlanmış bazı metinler var ancak bunlar yaygın kabul görmüş değiller.” dedi.

Bostan, bazı prestijli kurumların, kendilerine şiar edindikleri etik kuralların olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Nedir bunlar? Bunları kısaca özetlemek istiyorum. Kadına karşı şiddet vakasını aktarırken sansasyondan kaçınmak, dehşet verici ifadeler kullanmamak, infial, korku uyandırmamak, haberlerde buna dikkat etmek, kadının özel hayatının gizliliğine özen göstermek, olayı aktarırken saldırganın dilinden ifadeler kullanmamak, kadını doğrudan ya da dolaylı olarak suçlayabilecek sebeplerden bahsetmemek, mağdurun kimliğini açıklamamak, fotoğrafını yayımlamamak, kadınların destek alacağı yardım hatlarıyla ilgili bilgilendirici yayınlar yapmak. Prestijli uluslararası kuruluşların kendilerine şiar edindikleri etik ilkeler olarak sıralanabilir. Bunları özet olarak söylüyorum.”

“Kurumsallaşmış bir davranış kodu ne yazık ki yok”

Bostan, Türkiye’de medyanın konuya yaklaşımına da değinerek, bu konuda dönemsel farklılıkların bulunduğunu belirtti.

Geçmişte çok hayati hatalar yapıldığını dile getiren Bostan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Ancak ben bugün gördüklerimi özetlemek istiyorum. Bir genelleme yapmak şu an için yanlış olur, çünkü bu konuda gerçekten hassasiyet gösteren, hassas davranan yayın kuruluşları da var; kadına şiddet haberlerini, vakalarını vakur bir şekilde aktaran yayın kuruluşları da var; konuyu bir reyting malzemesi olarak gören yayın kuruluşları da var. Kimi zaman aynı kurumun her iki tavrı da takınabildiğini görüyoruz. Bu bize şunu gösteriyor: Kurumsal bir bakış açısı, kurumsallaşmış bir davranış kodu ne yazık ki yok. Haberi yazan muhabirin, okuyan editörün, yayına veren kişinin kişisel hassasiyetlerine göre değişen bir durumla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum.”

Türk medyasının bu konuda aslında çok yol katettiğini hatırlatan Bostan, “Geçmişte yaşanan hayati, çok sansasyonel hataları artık biz çok fazla yaşamıyoruz.” ifadesini kullandı.

“TRT Haber meseleye nasıl bakıyor?” sorusuyla, konuya yaklaşımlarını anlatan Bostan, şu görüşleri paylaştı:

“Biz bu konuda çok hassasız. Kadına karşı şiddeti, toplumu tehdit eden bir mesele olarak görüyoruz. TRT Haber’e, kadına karşı şiddet olaylarını duyurmada, işlemede ve kamuoyuna aktarma konusunda çok hassas bir görev düştüğüne inanıyoruz. Bu konuda yaptığımız yayınlar da var. Toplumu bilgilendirecek, kadının, mağdurun haklarını gözetecek bir düzlemde dengeli bir yayıncılık ortaya koymaya çalışıyoruz yayın politikası açısından.

Şiddeti özendirici, eşitlik ve adalet ilkelerini zedeleyici, insan onurunu küçültücü vurgulardan kaçınıyoruz, kaçınmaya çalışıyoruz. Sansasyondan sadece kadına karşı şiddet haberlerinde ya da şiddet haberlerinde değil, tüm haberlerde, konularda uzak duruyoruz. Şiddet haberlerini yalın bir şekilde ana hatlarıyla aktarıyoruz. Yetkililerce teyit edilmemiş bilgilere yer vermiyoruz. Mağdur ve yakınlarının kimliğini ortaya çıkaracak detaylara, özel hayatın gizliliğini ihlal edecek detaylara yer vermiyoruz. Suçlunun ya da saldırganın bakış açısını yansıtmıyoruz. Masumiyet karinesine özen gösteriyoruz.”

Yahya Bostan, konuya ilişkin çözüm önerilerini de sıraladı.

Komisyonda, CNN Türk Ankara Haber Müdürü Elçin Ergün, Habertürk TV Ankara Temsilcisi Sibel Demirci Erdem, Halk TV Ankara Haber Müdürü Umut Yertutan ve NTV Ankara Haber Müdürü Uğur Şevkat da sunum yaptı.