Tüketici salça benzeri soslarla yanıltılamayacak

ANKARA (AA) – Tarım ve Orman Bakanlığı, salça benzeri yemeklik sos gibi ürünler nedeniyle tüketicilerin yanıltılmasını ve haksız rekabeti önlemek amacıyla hem bu ürünler için kriterler belirleyecek hem de katkı maddesi kullanımını yasaklayacak.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Bakanlık, Türk yemeklerinin vazgeçilmesi salçayla ilgili iki ayrı mevzuat düzenlemesi yapmaya hazırlanıyor.

Bu kapsamda, Türk Gıda Kodeksi Salça ve Püre Tebliği, salça benzeri ürünleri de kapsayacak şekilde düzenlenecek.

Tebliğin adı “Türk Gıda Kodeksi Salça ve Benzeri Ürünler Tebliği” olarak değiştirilecek.

Yeni tebliğle tüketicileri korumak ve haksız rekabeti önlemek amacıyla salça olmadığı halde salça izlenimi veren yemeklik sos, kahvaltılık sos, yemeklik karışım gibi isimlerle piyasaya arz edilen ürünler için de kriterler belirlenecek. Yeni düzenleme, domates salçası, domates püresi, biber salçası, biber püresi, karışık salça, domates veya biber bazlı olan yemeklik ürünleri de kapsayacak.

Tebliğ taslağında, domates püresinin ilave tuz hariç kuru madde miktarının en az yüzde 7, en çok yüzde 20, biber püresinin kuru madde miktarının ilave tuz hariç en az yüzde 9, en çok yüzde 15 olması öngörüldü.

Salça algısı verecek görsel de olmayacak

Taslakla domates-biber bazlı yemeklik ürünler de salçayla karıştırılmaması amacıyla ayrıca tanımlandı. Bu ürünler için “Ana bileşeni domates veya biber olan, domates salçası veya biber salçası ihtiva eden, tat, kıvam ve aroma geliştirmek amacıyla bitkisel yağ, baharat ve benzeri yenilebilir bileşenler ilave edilerek veya edilmeksizin üretilen, yemeklik karışım, sos ve benzeri isimlerle piyasaya arz edilen ürünler” tanımı yapıldı. Domates bazlı yemeklik ürünlerde likopen miktarının kilogram başına maksimum 250 miligram olması planlandı.

Tüketicinin yanıltılmaması için salça olmayan ürünlerin üzerinde salça ve domates resmi gibi bu ürün olduğu izlenimi verebilecek yazılı ve görsel bulunmayacak.

Salçada koruyucu kullanımını daha önce yasaklayan Bakanlık, salça benzeri ürünlerde de haksız rekabet olmaması için benzer bir düzenleme kararı aldı. Bu kapsamda Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliği’nde değişiklik ve yemeklik ürünler için de katkı maddesi yasağı getirilecek. Hazırlanan yönetmelik taslağına göre, domates-biber bazlı yemeklik ürünler için koruyucular (Sorbik asit-potasyum sorbat, benzoik asit-benzoatlar) yasaklanacak.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Gıda Takviyesi ve Beslenme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Samet Serttaş, AA muhabirine, takviye edici gıdaların ilaç olmadığını ve dünya mevzuatında “gıda” olarak tanımlandığını söyledi.

Tarım ve Orman Bakanlığının onay koduna sahip ürünlerin, gerekirse telefonla hemen sorgulatılabileceğini, böylece gıda satışı gerçekleşen her ortamdan söz konusu ürünlerin güvenle satın alınabileceğini belirten Serttaş, onay kodu sorgulamasında şüpheli bir durumla karşılaşılırsa Bakanlığın ALO 174 hattının aranarak, ihbarda bulunulabileceğinin altını çizdi.

Serttaş, gıda takviyelerinin ilaçlar gibi özel saklama koşulları gerektirmediğini belirterek, “Eczanelerin de bu ürünlerin satışına devam etmesini destekliyoruz.” diye konuştu.

Tarım ve Orman Bakanlığının da gıda takviyesi ürünleri üzerinde çok sıkı denetimleri olduğuna dikkati çeken Serttaş, Türkiye’de bu anlamda başka ülkelerde olmayan bir onay mekanizması bulunduğunu anlattı.

Ürünlerin hem piyasaya arz edilmeden önce hem gümrük kapılarında hem de satış noktalarında Bakanlık yetkililerince denetlendiğini, ürünün içerisinde hangi bileşenden ne kadar bulunması gerektiğini belirleyen bir bilim komitesi olduğunu aktaran Serttaş, “Bu bilim komitesi, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı yetkilileri ve alanında uzman akademisyenlerden oluşuyor. Türkiye Akdeniz diyetiyle beslenen bir ülke olduğu için Avrupa ve Amerika ile kıyasladığımızda gıda takviyelerine konulan bileşenlerin maksimum olabilecek limitleri hususunda oldukça muhafazakar. Bu nedenle ülkemizdeki makul tüketicinin bir doz aşımı problemi bulunmuyor.” ifadelerini kullandı.

“Müşteri gibi internetten sipariş verip kontrol ediyoruz”

Serttaş, özellikle Kovid-19 salgını sebebiyle internet satışlarının yoğunlaşmasına dikkati çekerek, “Kim, bizim ürünümüzü nerede satıyor, bunu takip ediyoruz. Sipariş verip ürünün kontrolünü sağlıyoruz.” dedi.

​​​​​​​Türkiye’deki pazar büyüklüğüne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Serttaş, 2020 rakamlarıyla gıda takviyesi pazarının 1,5 milyar lira seviyesinde gerçekleştiği bilgisini paylaştı. ABD’de bu pazarın 34,5 milyar dolar seviyesinde bulunduğuna dikkati çeken Serttaş, sözlerini şöyle tamamladı:

Almanya pazarı 2 milyar avro, Fransa ise 1,6 milyar avro seviyesinde bulunuyor. Türkiye’de öyle sanıldığı gibi vitamin çılgınlığı gibi bir durum yok. Pazar, henüz emekleme seviyesinde bulunuyor. Türkiye’de gıda takviyesi sektörünün, katma değeri yüksek ürün üretme potansiyeli mevcut. Bu yüzden gelecek için umut vadediyor.”

TUNCELİ(AA) – Kent merkezine 5 kilometre uzaklıktaki Pülümür Vadisi’nde yer alan Tunceli Orman Fidanlığı, 1948 yılında bu yana Türkiye’nin dört bir köşesinin yeşillendirilmesinde rol oynuyor.

Yaklaşık 40 hektar alandan oluşan fidanlıkta karaçam, sarıçam, ceviz, badem, ardıç, alıç ve mahlep başta olmak üzere 40’ın üzerinde tür yetiştirildi ve bu yıl 2 milyon fidan ve 1000 kilogram tohum üretildi.

Sel, çığ, heyelan, kaya yuvarlanması ve erozyon gibi afetlerin önüne geçmek amacıyla kullanılan buradaki fidanlar, şimdilerde orman yangınlarında zarar gören arazilerin yeniden yeşillendirilmesi için hazırlanıyor.

Elazığ Orman Fidanlık Müdürü Serkan Yılmaz, AA muhabirine, Tunceli Orman Fidanlığı’nın 1948 yılında geçici kavak üretimi istasyonu olarak kurulduğunu söyledi.

Bu yıl 2 milyon fidan üretildi

Burada ağaçlandırma, erozyon ve sel kontrol çalışmalarında kullanılacak fidanların üretildiğini ifade eden Yılmaz, şöyle konuştu:

“Elazığ Orman Fidanlık Müdürlüğümüzde 2021 yılında 13 milyon adet fidan üretmiş bulunmaktayız. Üretilen 13 milyon fidanın 2 milyon adedini Tunceli fidanlığımızda ürettik. Aynı zamanda yine 2021 yılında üretmiş olduğumuz 11 bin kilogram fidan tohumunun 1000 kilogramını Tunceli Orman Fidanlığımızda üretmiş bulunmaktayız.

Yılmaz, kentteki fidanlıkta sarıçam, karaçam, ardıç, meşe ve ceviz gibi türlerin yetiştirildiği belirterek, “Geçtiğimiz günlerde yaşadığımız ve afet boyutunda olan orman yangınları hepimizi derinden etkilemiştir. Ancak halkımız müsterih olsunlar. 1839 yılında kurulmuş olan ve 182 yıllık köklü tarihiyle Orman Genel Müdürlüğümüz bu tür beklenmedik olaylara ve afetlere her zaman hazırlıklıdır.” ifadelerini kullandı.

Tohum stok merkezlerinin ve soğuk hava depolarının fidan tohumlarıyla dolu olduğunu anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:

“Orman fidanlıklarımız da yine afet görmüş yerlerde kullanmak üzere ve ayrıca diğer ağaçlandırma, erozyon kontrolü ve sel kontrolünün yapılacağı yerlere dikilmek üzere üretilmektedir. Her türlü stokumuz mevcuttur, hazırlığımız tamdır. Burada üretmiş olduğumuz fidanlar ihtiyaç duyulması halinde Akdeniz’de yangın görmüş alanlarda kullanılmak üzere nakledilerek toprakla buluşturulacaktır.”