Tunceli'de bulunan baykuş yavruları koruma altına alındı

TUNCELİ (AA) – Tunceli'nin Pülümür ilçesinde bir vatandaşın doğada bulduğu baykuş yavruları, koruma altına alındı.

Atatürk Mahallesi kırsalında iki baykuş yavrusu bulan vatandaş, durumu Doğa Koruma ve Milli Parklar Tunceli Şubesine bildirdi.

Bölgeye giden ekip, baykuşları koruma altına aldı.

Veteriner hekim tarafından kontrolü yapılan baykuşların, sağlık durumlarının iyi olduğu tespit edildi.

Şubede bakımı devam eden baykuşların, uçmaya başladıklarında bulundukları bölgede doğal ortama bırakılacağı öğrenildi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Zengin florası, yaban hayatı varlığı ve biyolojik çeşitliliğiyle büyük öneme sahip olan Munzur, Hel, Yılan ve Sülbüs dağları arasındaki kent, tarihi, doğal ve turistik güzellikleriyle her mevsim gözde yerlerin başında geliyor.

Kente bağlı Ovacık ilçesinde Munzur Vadisi Milli Parkı, Munzur Gözeleri ve Kırkmerdiven Şelaleleri bulunurken, Keban Baraj Gölü kıyısında kurulu Pertek ilçesinde ise Sağman, Sungur Bey ve Çelebi Ağa camileri ile Pertek Kalesi tarihi ihtişamıyla göz dolduruyor.

Hozat ilçesinde yer alan Ergen Kilisesi ve Çemişgezek’teki İn Delikleri ve Tağar Köprüsü’nün yanı sıra yaylalarıyla göz kamaştıran Pülümür ilçesindeki tarihi Hatun Köprüsü ve Gelin Odaları geçmişin izini taşıyor.

Sahip olduğu tarihi güzellikleriyle turizm açısından büyük önem sahip olan kentte, 4 blok ve 5 bin 800 metrekare kapalı alandan oluşturulan Tunceli Müzesi de yazılı ve görsel alanlarının yanı sıra “Alevilik”, “arkeoloji”, “kütüphane” ve “etnografya” bölümleriyle ziyaretçilerin ilgi odağı oluyor.

Tunceli Müzesi vitrinlerinde 800 eser sergileniyor

Yöreye ait inanç ritüellerinin bal mumu heykeller kullanılarak sergilendiği müzede, kentin en eski tarihsel buluntularından taş aletler, pişmiş topraktan çömlekler ve çeşitli madenlerden yapılmış yaklaşık 800 eser ön plana çıkıyor.

Müzedeki koleksiyonlar arasında en çok ilgiyi çeken eserler arasında ise 1968-1974 yılları arasında Çemişgezek’teki Pulur Sakyol Höyüğü’nde yapılan arkeolojik kazılarda elde edilen 5 bin yıllık ok uçları bulunuyor.

Keban Baraj Gölü kurtarma kazısında çıkarıldıktan sonra uzun yıllar Elazığ Müzesi’nde sergilenen ve geçen yıl resmi açılışı yapılan Tunceli Müzesi’ne taşınan ok uçları, yapıları ve büyüklükleriyle Demir Çağı ve Tunç Çağı hakkında önemli ip uçları veriyor.

Müzenin arkeoloji bölümünde sergilenen nadide eserler arasında yer alan ok uçları, dönemin insanlarının vazgeçilmez besin kaynağı olan hayvanların avlanmasında kullanılan önemli aletler arasında değerlendiriliyor.

Tunceli Müzesi’nde görevli arkeolog Özgür Şahin, AA muhabirine, kentte 1968-1974 yılında yapılan ilk arkeolojik çalışmanın Pulur Sakyol Höyüğü’ndeki kurtarma kazısı olduğunu söyledi.

Höyükteki buluntu ve kalıntıların kentin kültür tarihi açısından önemli olduğunu ifade eden Şahin, “Yakın döneme kadar ilimizde müzenin olmamasından dolayı buradaki kültür varlıkları çevre illerdeki müzelere taşınarak koruma altına alınmıştı. Ancak 2020’de Tunceli Müzesi’nin resmi olarak açılmasıyla buradan dışarıya giden kültür varlıkları ait oldukları topraklara geri getirildi ve müze vitrinlerinde sergilenmeye başladı.” dedi.

5 bin yıllık ok uçları ziyaretçilerin ilgini çekiyor

Şahin, 2021 yılındaki arazi araştırmalarıyla 200 yeni eserin müzede korumaya alındığını belirterek, “Müzemiz koleksiyonları arasında yer alan ve Pulur Sakyol Höyüğü’nden çıkarılan buluntular arasında yer alan ok uçları, müzemize gelen ziyaretçilerden yoğun ilgi görmektedir.” ifadesini kullandı.

Ok uçlarının günümüzden 5 bin yıl öncesine ışık tuttuğunu anlatan Şahin, bu eserlerin ait oldukları dönemin insanlarının vazgeçilmez besin kaynağı arasında yer alan hayvanları avlamak için kullanılan önemli bir silah ve alet olduğuna işaret etti.

Şahin, okların farklı dönem ve gölgelere göre tipolojik ve malzeme açısından farklılık gösterdiğine dile getirerek, “Müzemizdeki bu ok uçları ait oldukları dönem içerisinde o dönemin insanlarının beslenme alışkanlıkları ve kullandıkları teknikler hakkında son derece önemli bilgiler sunuyor. Özellikle erken dönemlere tarihlenen obsidyen ve kemikten yapılmış ok uçları dönem insanlarınca küçük av hayvanlarını avlamak için kullanılmıştır. Bunun yanında maden işleme teknolojisinin gelişmesiyle dökme ve dövme tekniği kullanılarak yapılan tunç ve demir ok uçları da müzemiz koleksiyonları içerisinde yer almaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

İSTANBUL (AA) – Erin Motor Genel Müdürü Ersin Şahin, Anadolu Ajansının medya paydaşı olduğu TEKNOFEST’te AA muhabirine yaptığı açıklamada, geliştirdikleri 3 motoru etkinlikte sergilediklerini söyledi.

Şahin, bu motorlardan birinin düşük basınçla çalışabilen doğalgazlı bir motor olduğunu ifade etti. Ağırlıklı olarak jeneratörlerde kullanılacak bu motorun elektronik kontrollü bir motor olduğunu, kart tasarımının ve yazılımın tamamen kendilerinin Ar-Ge ekibine ait olduğunu belirten Şahin, “Oradaki tecrübeyi diğer iki motorumuzda kullandık. Baykuş ismini verdiğimiz diğer iki motor da İHA’larda kullanılabilen küçük, iki zamanlı, iki silindirli motorlar. Motorlardan biri 6 diğeri 12 beygir.” diye konuştu.

Şahin, TEKNOFEST’te de görülebileceği gibi bazı firmaların DİHA üzerinde çalıştığını aktararak, şunları kaydetti:

“Bu dikey kalkıştan dolayı uçaklar bu kalkış anında çok enerji istiyor. Burada en önemli konu düşük ağırlıkla yüksek güç elde etmek. 12 beygir de genelde küçük İHA’lara yetiyor. Biz de onlara yönelik bir ürün yaptık. İnşallah daha büyük motorlar da gelecek. Her iki motor da 5 metre kanat açıklığındaki bir İHA’yı uçabiliyor ama kamera gibi yükler artıkça 12 beygirlik motor gerekiyor, daha küçüklerde 6 beygirlik kullanılıyor.

DİHA daha çok gözetleme amaçlı kullanılıyor. Bu motorun gücü ona yetiyor. Genel olarak motorun iki çeşidi var, biri elektronik kontrollü biri ise karbüratörlü. İhtiyaca göre kullanılıyor. Bir tanesinin kontrol ünitesi ile daha hassas kontrol mümkün oluyor ve elektronik olarak alternatörle başlatılıyor, diğeri elle pervaneden başlatılıyor.”

Bayraktar DİHA ile test uçuşu yapıldı

Bayraktar DİHA’yı geliştiren Baykar’la görüştüklerini belirten Şahin, “Bayraktar DİHA’da bir motorumuz ile test uçuşu yapıldı. İnşallah DİHA’larda hedefimiz bizim motorumuzu kullanmaları. Açıkçası bizi bu işe teşvik eden ve yönlendiren de Selçuk Bayraktar ve Haluk Bayraktar oldu. Bize duydukları güvenden ve yönlendirmelerinden dolayı kendilerine müteşekkiriz. Firma ziyaretlerimizde ‘siz bu işi neden yapmıyorsunuz’ sorusuyla biz bu işe girdik, kendilerine şükranlarımızı iletiyorum. Hedefimiz öncelikle yerli pazar ancak uygun firmalara ihracat da yapacağız.” ifadelerini kullandı.

Şahin, firmaların bu motoru tercih etmesiyle yerli mühendisliğe ve cari açığın kapanmasına destek olunacağına işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Türkiye’de İHA üreten bir firma iseniz yurt dışı ürünlere göre yüzde 30-35’lik fiyat avantajına sahip oluyorsunuz. Savunma sanayinde önemli olan fiyat avantajından çok yurt dışına bağımlı olmamak. Motorun yüzde 90’ı yerli. Yüzde 100’ünü yerli olarak yapmayı hedefliyoruz. En kritik en stratejik parçalarını Türkiye’de üretiyoruz. Seri üretim aşamasına gelindi, taleple birlikte hemen seri üretime geçebiliriz.

‘Baykuş’ isimli motorlarımız kadar diğer ürünümüze de çok değer veriyoruz. Şu an bir jeneratör firması ile görüşüyoruz, ürün çok başarılı oldu. Bunun yerli ikamesi yok, yurt dışında da tek silindirli bu güçte başka bir doğalgazlı motor görmedik. Çok önemli bir ürün, burada yaptığımız işten çok tecrübe edindik.”