Tunceli'de yetiştirilen fidanlar yanan orman arazilerine yeniden hayat oluyor

TUNCELİ(AA) – Kent merkezine 5 kilometre uzaklıktaki Pülümür Vadisi’nde yer alan Tunceli Orman Fidanlığı, 1948 yılında bu yana Türkiye’nin dört bir köşesinin yeşillendirilmesinde rol oynuyor.

Yaklaşık 40 hektar alandan oluşan fidanlıkta karaçam, sarıçam, ceviz, badem, ardıç, alıç ve mahlep başta olmak üzere 40’ın üzerinde tür yetiştirildi ve bu yıl 2 milyon fidan ve 1000 kilogram tohum üretildi.

Sel, çığ, heyelan, kaya yuvarlanması ve erozyon gibi afetlerin önüne geçmek amacıyla kullanılan buradaki fidanlar, şimdilerde orman yangınlarında zarar gören arazilerin yeniden yeşillendirilmesi için hazırlanıyor.

Elazığ Orman Fidanlık Müdürü Serkan Yılmaz, AA muhabirine, Tunceli Orman Fidanlığı’nın 1948 yılında geçici kavak üretimi istasyonu olarak kurulduğunu söyledi.

Bu yıl 2 milyon fidan üretildi

Burada ağaçlandırma, erozyon ve sel kontrol çalışmalarında kullanılacak fidanların üretildiğini ifade eden Yılmaz, şöyle konuştu:

“Elazığ Orman Fidanlık Müdürlüğümüzde 2021 yılında 13 milyon adet fidan üretmiş bulunmaktayız. Üretilen 13 milyon fidanın 2 milyon adedini Tunceli fidanlığımızda ürettik. Aynı zamanda yine 2021 yılında üretmiş olduğumuz 11 bin kilogram fidan tohumunun 1000 kilogramını Tunceli Orman Fidanlığımızda üretmiş bulunmaktayız.

Yılmaz, kentteki fidanlıkta sarıçam, karaçam, ardıç, meşe ve ceviz gibi türlerin yetiştirildiği belirterek, “Geçtiğimiz günlerde yaşadığımız ve afet boyutunda olan orman yangınları hepimizi derinden etkilemiştir. Ancak halkımız müsterih olsunlar. 1839 yılında kurulmuş olan ve 182 yıllık köklü tarihiyle Orman Genel Müdürlüğümüz bu tür beklenmedik olaylara ve afetlere her zaman hazırlıklıdır.” ifadelerini kullandı.

Tohum stok merkezlerinin ve soğuk hava depolarının fidan tohumlarıyla dolu olduğunu anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:

“Orman fidanlıklarımız da yine afet görmüş yerlerde kullanmak üzere ve ayrıca diğer ağaçlandırma, erozyon kontrolü ve sel kontrolünün yapılacağı yerlere dikilmek üzere üretilmektedir. Her türlü stokumuz mevcuttur, hazırlığımız tamdır. Burada üretmiş olduğumuz fidanlar ihtiyaç duyulması halinde Akdeniz’de yangın görmüş alanlarda kullanılmak üzere nakledilerek toprakla buluşturulacaktır.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Gıda Takviyesi ve Beslenme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Samet Serttaş, AA muhabirine, takviye edici gıdaların ilaç olmadığını ve dünya mevzuatında “gıda” olarak tanımlandığını söyledi.

Tarım ve Orman Bakanlığının onay koduna sahip ürünlerin, gerekirse telefonla hemen sorgulatılabileceğini, böylece gıda satışı gerçekleşen her ortamdan söz konusu ürünlerin güvenle satın alınabileceğini belirten Serttaş, onay kodu sorgulamasında şüpheli bir durumla karşılaşılırsa Bakanlığın ALO 174 hattının aranarak, ihbarda bulunulabileceğinin altını çizdi.

Serttaş, gıda takviyelerinin ilaçlar gibi özel saklama koşulları gerektirmediğini belirterek, “Eczanelerin de bu ürünlerin satışına devam etmesini destekliyoruz.” diye konuştu.

Tarım ve Orman Bakanlığının da gıda takviyesi ürünleri üzerinde çok sıkı denetimleri olduğuna dikkati çeken Serttaş, Türkiye’de bu anlamda başka ülkelerde olmayan bir onay mekanizması bulunduğunu anlattı.

Ürünlerin hem piyasaya arz edilmeden önce hem gümrük kapılarında hem de satış noktalarında Bakanlık yetkililerince denetlendiğini, ürünün içerisinde hangi bileşenden ne kadar bulunması gerektiğini belirleyen bir bilim komitesi olduğunu aktaran Serttaş, “Bu bilim komitesi, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı yetkilileri ve alanında uzman akademisyenlerden oluşuyor. Türkiye Akdeniz diyetiyle beslenen bir ülke olduğu için Avrupa ve Amerika ile kıyasladığımızda gıda takviyelerine konulan bileşenlerin maksimum olabilecek limitleri hususunda oldukça muhafazakar. Bu nedenle ülkemizdeki makul tüketicinin bir doz aşımı problemi bulunmuyor.” ifadelerini kullandı.

“Müşteri gibi internetten sipariş verip kontrol ediyoruz”

Serttaş, özellikle Kovid-19 salgını sebebiyle internet satışlarının yoğunlaşmasına dikkati çekerek, “Kim, bizim ürünümüzü nerede satıyor, bunu takip ediyoruz. Sipariş verip ürünün kontrolünü sağlıyoruz.” dedi.

​​​​​​​Türkiye’deki pazar büyüklüğüne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Serttaş, 2020 rakamlarıyla gıda takviyesi pazarının 1,5 milyar lira seviyesinde gerçekleştiği bilgisini paylaştı. ABD’de bu pazarın 34,5 milyar dolar seviyesinde bulunduğuna dikkati çeken Serttaş, sözlerini şöyle tamamladı:

Almanya pazarı 2 milyar avro, Fransa ise 1,6 milyar avro seviyesinde bulunuyor. Türkiye’de öyle sanıldığı gibi vitamin çılgınlığı gibi bir durum yok. Pazar, henüz emekleme seviyesinde bulunuyor. Türkiye’de gıda takviyesi sektörünün, katma değeri yüksek ürün üretme potansiyeli mevcut. Bu yüzden gelecek için umut vadediyor.”

Bakanlık tarafından genç çiftçileri desteklemek amacıyla hayata geçirilen proje kapsamında Iğdır Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından dar gelirli ailelere hayvancılık, mantar üreticiliği, arıcılık, sebze ve meyve üreticiliği gibi alanlarda hibe desteği sunuldu.

Bugüne kadar 450 projenin desteklendiği kentte dar gelirli köylüler, göç etmeyip memleketlerinde çiftçilik yaparak kazanç sağlıyor.

Tarım ve Orman İl Müdürü Özkan Yolcu, AA muhabirine, Genç Çiftçi Projesi kapsamında kent genelinde 450 projenin hayata geçirildiğini söyledi.

Proje öncesinde hiçbir üretimi bulunmayan bir aileye 6 büyükbaş hayvan verdiklerini ifade eden Yolcu, şöyle konuştu:

“Bu hayvanların gelişimini, üretimi sağlayarak 30’un üzerinde büyükbaş hayvana ulaştı. Bu projenin yerinde kullanılması, üretimin arttırılması konusunu takip ediyoruz. Hayata geçirilen proje sayesinde birçok köylü, çiftçi konumuna geldi. Belli kriterler çerçevesinde çok fazla geçim kaynağı olmayan vatandaşlarımızı önceledik. Vatandaşlarımızın üretime katkı sağlamalarını, köylerini terk etmemelerini, il ve ülke ekonomisine katkı sağlamalarını sağladık.”

Yolcu, proje sayesinde bölgedeki birçok köylünün çiftçilik yapmaya başladığını belirterek, “Çok değerli bir proje, olumlu sonuçlarını da görüyoruz. Vatandaşımız hiçbir gelir kaynağına sahip değilken, bu aldığı hayvanlar sayesinde şimdi traktör aldığından, yeni tarlalar aldığından bahsediyor. Şu andaki yaşamından çok memnun olduğunu gözlerinden görüyorsunuz. Bu dokunuşları sahada, mutluluk çerçevesinde gördüğümüz zaman motive oluyoruz.” diye konuştu.

“Şimdi traktörümüz, malzememiz, hayvanımız, tarlamız var”

Projeden faydalandıktan sonra sürü, tarla ve traktör sahibi olan Şaban Maman da kendilerine yapılan hayvan desteğinin ardından rahat bir nefes aldıklarını anlattı.

Daha önce hiçbir şeylerinin olmadığını ve bir şekilde geçinmeye çalıştıklarını söyleyen Maman, şunları kaydetti:

“Allah devletimizden razı olsun, bize 6 tane hayvan verildi, o hayvanlara 4-5 yıl baktık. Yavrularıyla kendimize traktör aldık. Ondan sonra borçlarımızı ödedik ve bir şeyler aldık. Hayvancılığa başlama sebebimiz devletimiz oldu. Biz hayvandan anlamıyorduk, beslemiyorduk. Şu an elimizde 20-30 tane hayvan var. O hayvanlar sayesinde biz bu zamanlara geldik. Şimdi traktörümüz, malzememiz, hayvanımız, tarlamız var. O hayvanlar olmasaydı biz bu işe girmezdik. Hepimiz bir yanda çalışıyor olacaktık. Abim İstanbul’da, ben de günlük 50 lira için çalışıyor olacaktım. O hayvanlardan sonra şükür Allah’a şimdi iyiyiz, durumumuz iyi.”