Tunus'ta Başbakan Fahfah ile Nahda Hareketi arasındaki güç mücadelesini kim kazanacak?

TUNUS (AA) – Tunus’ta Başbakan İlyas el-Fahfah’a yönelik yolsuzluk suçlamalarının ardından koalisyonun büyük ortağı Nahda Hareketi Şura Konseyi’nin hükümetten güvenoyunu çekme kararı almasıyla ülke siyasetinde yeni bir dönemece girildi.

Nahda Hareketi Şura Konseyi Başkanı Abdulkerim el-Haruni’nin pazartesi günü “ülkenin zorlu ekonomik koşullar altında bulunduğu ve Başbakan Fahfah’ın durumunun ekonomik güçlüklerle mücadeleye izin vermediği, bu nedenle de Meclis Başkanı Raşid el-Gannuşi’nin yeni bir hükümet kurulması için istişarelerde bulunmakla görevlendirildiği” yönündeki açıklamalarının ardından tırmanan siyasi gerilimin nereye evrileceği ve bu kutuplaşmadan kimin galip çıkacağı merak ediliyor.

Siyasi piramidin en üstünde yer alan ve anayasa profesörü sıfatıyla ön plana çıkan Cumhurbaşkanı Kays Said ise Nahda’nın yeni bir hükümet kurulması yönündeki talebinin Anayasaya göre ancak Başbakan Fahfah’ın istifa etmesi ya da hakkında iddianame hazırlanması durumda gerçekleşebileceğini söyleyerek bu süreçte alacağı tavrı baştan ortaya koydu.

Fahfah cephesinden de Nahda’nın bu hamlesine cevap gecikmedi. Birkaç gün içinde kabinede revizyona gideceğini açıklayan Fahfah, Nahda’nın hükümette yer almayacağı sinyalini verdi.

Fahfah ayrıca, Nahda’nın yaptığı bu çağrıyla, devletin ve ülke ekonomisinin kurtarılması için ulusal çalışmaların devam ettiği bir süreçte, hükümet ortaklarına verdiği sözleri tutmadığını ve yükümlülüklerinden kaçtığını savundu.

Mevcut krizi büyüten farklı tutumlar

Çağdaş siyaset felsefesi alanında araştırmacı Riyad eş-Şuaybi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Tunus’taki siyasi krizin uzun süredir var olduğunu ancak Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Nahda’nın, ülkenin içinde bulunduğu durumu farklı değerlendirmesiyle krizin daha da büyüdüğünü belirtti.

Şuaybi, hükümet değişikliği talep eden Nahda Hareketi, yasalara ve Anayasaya bağlılığını koruyan Cumhurbaşkanı ve Nahda bakanlarını kabineden çıkarma sinyali veren Başbakan’ın tutumlarının gerginliği tırmandırdığını ifade etti.

Nahda’nın Fahfah hükümetiyle yolları ayırdığını savunan Şuaybi, “Nahda’nın mevcut hükümetin devam etmesine izin vereceğini sanmıyorum. Şu ana kadar yönetimde olanların dışındaki parlamenter bir çoğunluktan yeni bir koalisyon hükümeti kurma yoluna gidecektir.” dedi.

Şuaybi, Nahda Hareketi’nin diğer partilerle koalisyon yaparak hükümeti kurmak için gereken çoğunluğu sağlayabileceğini kaydetti.

Şuaybi, Nahda’nın aldığı tavırda, Fahfah hakkındaki “çıkar çatışması” dosyasının belirleyici olduğuna ve Başbakan’dan vazgeçmesinde bu dosyanın eline güçlü bir gerekçe verdiğine işaret etti.

Cumhurbaşkanı’nın tavrı şekilselci

Cumhurbaşkanı’nın yaşanan siyasi krize, ülke içindeki dengelerden uzakta sadece hukuki bir şekilselcilikle yaklaştığını söyleyen Şuaybi, şunları kaydetti:

“Nahda Hareketi, hükümetin geleceği hakkında siyasi istişare önerisi sunarken, Cumhurbaşkanı siyasi meselelere girmeden Anayasa ve usule dair yönleri zikretmekle yetindi. Bu, onu yeni siyasi oluşumun seyrinden uzaklaştırabilir.”

Dengeler Nahda’dan yana

Yaptığı açıklamalar ve basına sızan bazı bilgiler doğrultusunda Fahfah’ın, Nahda Hareketi bakanlarının yerine bağımsızları ve koalisyona ortak olmayı kabul eden siyasi partilerin temsilcilerini getirmeyi düşündüğünü aktaran Şuaybi, şöyle konuştu:

“Şu an Nahda ile diğer koalisyon üyeleri arasında güvenoyunun çekilmesi konusundaki yarışla karşı karşıyayız. Peki ilk adımı kim atacak? Koalisyonun diğer üyeleri Meclis Başkanı’nın görevden alınması için fiili olarak harekete geçecek mi? Yoksa Nahda, hükümetten güvenoyunun çekilmesinde başarılı olacak mı? Eğer bunda başarılı olursa, Meclis Başkanı’nın da yerini sabitlemiş olur. Hükümetten güvenoyunu çekecek olan çoğunluk Gannuşi’nin de koltuğunu garanti edecektir.”

Meclis Başkanı’nın görevden alınması yönündeki girişimin milletvekillerinden istenilen çoğunluğu sağlayamayacağını söyleyen Şuaybi, “Nahda, 120’den fazla milletvekiliyle iki işi de aynı anda halledebilir: Hükümetten güvenoyunu çekmek ve Meclis Başkanı’nın yerini sağlamlaştırmak.” ifadelerini kullandı.

Koalisyon hükümeti içerisinde derin bir kriz yaşandığını ve işlerin nereye gideceğinin belli olmadığını dile getiren eski Tunus Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Tarık el-Kahlavi ise “Kriz daha da büyüyebilir ya da taraflar bunun kendilerine zarar vereceğini anlayarak geri adım atabililir.” dedi.

Kahlavi, Nahda’nın hükümetten güvenoyunu çekmek için gerekli olan 109 milletvekiline sahip olmadığını, Mecliste 109 milletvekiline ulaşsa bile Fahfah istifa etmediği sürece bir şey yapamayacağını dile getirdi.

Güvenoyu çekme sürecinin vakit alacağını belirten Kahlavi, bu süre zarfında Başbakan’ın istifa edebileceğini ve Cumhurbaşkanı’nın da yeni hükümeti kurmak için başka bir kişiyi görevlendirebileceğini ifade etti.

Başbakan’ın kabinede revizyona gideceği yönündeki açıklamasına ilişkin ise Kahlavi, “Konu, Fahfah, Nahda bakanlarını azledecek mi meselesi değil, ne zaman azledecek meselesidir.” diye konuştu.

Tunus Nahda Hareketi Şura Konseyi, dün akşam gerçekleştirdiği olağanüstü toplantıda İlyas el-Fahfah hükümetinden güvenoyunu çekme kararı almıştı.

Nahda ile Başbakan arasında bu kutuplaşma sürerken, Özgür Anayasa Partisi de Gannuşi’nin görevden alınması için Mecliste eylem başlatmıştı. Parti Meclis Grup Başkanı Abir Musi, dün düzenlediği basın toplantısında, cuma günü başladıkları eyleme devam edeceklerini ve Gannuşi görevden alınıncaya kadar Mecliste oturum düzenlenmesine izin vermeyeceklerini söylemişti.

Süreçte yaşananlar

Yolsuzlukla Mücadele Ulusal Kurulunun 30 Haziran’da yaptığı açıklamada, devlet ile ticari ilişkilerde bulunan ve ihale anlaşmaları yapan bazı şirketlerin bir kısım hisselerine Başbakan Fahfah’ın sahip olmasından dolayı çıkar çatışması şüphesi bulunduğu ve buna kanunların izin vermediğine ilişkin değerlendirmelere yer verilmişti.

Meclis Başkanı Gannuşi, Fahfah’ın “ihalelerde yolsuzluk yaptığı” yönündeki suçlamaları araştırmak için komisyon oluşturmuş ve komisyon ilk toplantısını 7 Temmuz’da gerçekleştirmişti.

Komisyon Başkanı İyad el-Lumi, toplantı sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada, Başbakan Fahfah’ın görevi bırakması konusunun komisyonda ciddi bir şekilde ele alınacağını ve komisyonun çalışmalarıyla ilgili ilk raporu iki ya da üç gün içinde sunacaklarını söylemişti.

Komisyonun konuya iki yönlü bakacağını kaydeden Lumi, bunlardan birinin çıkar çatışması, diğerinin ise Fahfah’ın hisse sahibi olduğu şirketlerin devletten aldığı ihalelerdeki yolsuzluk şüphesi olduğunu belirtmişti.

Lumi, ihale şartnamelerinin Fahfah’ın hisse sahibi olduğu ve çıkarlarının bulunduğu şirketlerinin taşıdığı özelliklere göre hazırlandığı konusunda gerçek şüphelerin bulunmasının yanı sıra bazı ihalelerin Fahfah’ın Başbakanlık görevini yürüttüğü sırada yapıldığını açıklamıştı.

Komisyon, Başbakan’ın görevi bırakması yönünde bir karar alsa bile bunun yasal bir sonucu ve yaptırımı bulunmuyor.

Fahfah, geçen hafta Mecliste kendisine yöneltilen yolsuzluk suçlamalarını reddetmişti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Birliğinden (AB) yapılan yazılı açıklamada, Tunus’taki gelişmelerin büyük dikkatle takip edildiği bildirildi.

Açıklamada, “Mümkün olan en kısa sürede kurumsal istikrarın yeniden sağlanması ve özellikle parlamentonun faaliyetinin yeniden başlatılması, temel haklara saygı gösterilmesi ve her türlü şiddetten kaçınılması çağrısında bulunuyoruz.” değerlendirmesi yer aldı.

AB’nin Tunus’a yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele ve ekonomik kriz çerçevesinde verdiği desteğin hatırlatıldığı açıklamada, “Durumun gelişimini yakından takip etmeye devam edeceğiz. Öncelikler, demokrasinin ve ülkenin istikrarının korunmasıdır.” ifadeleri kullanıldı.

Tunus’taki durum

Tunus’ta 25 Temmuz’da hükümet ve muhalefet partilerine yönelik yüzlerce kişinin katılımıyla protestolar düzenlenmiş, çıkan olaylarda başta Nahda Hareketi olmak üzere parti merkezlerine saldırılar düzenlenmişti.

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said de Meclisin tüm yetkilerini dondurduğunu, milletvekillerinin dokunulmazlığını askıya aldığını, mevcut Başbakan Hişam el-Meşişi’yi görevden aldığını ve kendi atayacağı bir başbakanla yürütmeyi devralacağını duyurmuştu. Said, kendisini Başsavcı ilan ederek yargının alanına da müdahale etmişti.

Hükümete yönelik bu darbenin ardından askerler Tunus Meclis Başkanı ve Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi ile beraberindeki milletvekillerini meclise almamıştı. Cumhurbaşkanı Kays Said’in kararları üzerine halkı barışçıl mücadeleye çağıran Gannuşi, yasal bir dayanağı bulunmayan bu adımın bir “darbe” olduğunu vurgulamıştı.

Kays Said ise tarihi bir sorumluluk üstlendiğini, aldığı kararların anayasaya uygun olduğunu ve bunu “darbe” olarak nitelendirenlerden “hukuk derslerini gözden geçirmelerini” istemişti.

TUNUS (AA) – Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in ülkenin içinden geçtiği siyasi, ekonomik, sağlık krizleri ve sokaktaki protestoları da gerekçe göstererek, başbakanı azlettiğini, meclisin çalışmalarını 30 gün boyunca durdurduğunu ve yeni bir başbakan atayarak yürütmeyi kendisine bağlayacağını açıklaması “darbe” olarak tanımlandı.

Arap Baharı’nın doğum yeri Tunus, temel hak ve özgürlükler alanında elde ettiği kazanımları, yönetimin bir sonraki sahiplerine seçimler yoluyla devretmesiyle 2011’deki devrim dalgasının demokrasi alanında tek başarı örneği kabul edildi.

Ancak Tunus, 2011’deki değişimin ardından girdiği çalkantılı geçiş sürecinde bir türlü siyasi ve dolayısıyla ekonomik istikrarı yakalayamadı. Ülkede son 10 yılda ondan fazla hükümet göreve geldi. Devrim “iş, aş” gibi vaatlerini karşılayamadı, bunun aksine sokaktaki Tunuslular için ekonomik durum salgının doğurduğu küresel fırtınayla da her geçen gün daha da ağırlaştı.

Tunus’ta 25 Temmuz’daki Cumhuriyet Bayramı sırasında ülke çapında siyasi atmosfere yönelik kitlesel protestolar yaşandı. Bu protestolar sırasında bazı siyasi parti merkezlerine saldırılar düzenlendi.

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, akşam saatlerinde güvenlik bürokrasisi ve emir komuta kademesiyle düzenlediği toplantının ardından “ülkenin iç savaşa sürüklenmesini engellemek” gerekçesiyle “olağanüstü anayasal yetkiler” kullanacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı, başbakanı azlettiğini, meclisin çalışmalarını 30 gün süreyle durdurduğunu ve yeni bir başbakan atayarak yürütmeyi kendisine bağlayacağını duyurdu.

Nahda Hareketi başta olmak üzere meclisin önde gelen partileri Said’in adımını “darbe” şeklinde tanımladı. Askerler, Meclis Başkanı ve Nahda Hareketi lideri Raşid el-Gannuşi ile beraberindeki milletvekillerini meclise almadı.

Cumhurbaşkanı Said’in kararları üzerine halkı barışçıl mücadeleye çağıran Gannuşi, yasal dayanağı bulunmayan bu adımı “darbe” şeklinde niteledi.

Tunus’ta olayların merkezindeki Kays Said kimdir?

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, kariyer olarak Anayasa Hukuku Profesörlüğü’nden geliyor. Said, Arap Baharı sürecinin ardından 2014’te kabul edilen Tunus Anayasası’nı inceleyen uzmanlar heyeti arasında yer aldı. Said, 2019’daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bağımsız aday olarak yarışa girdi ve ikinci tura kalmayı başardı. 2011 yılında dönemin “devrim” söylemini kapsayan sıra dışı kampanyasıyla Said, halkoyuyla gerçekleştirilen seçimlerin ikinci turunda yüzde 72 gibi yüksek bir oy oranıyla göreve geldi.

Klasik Arapça’yı baskın biçimde kullandığı güçlü hitabetiyle uluslararası basının dikkatini çeken Said, ülkedeki politik yapıda siyasi partilerdense şahıslar üzerinden kurgulanan bir sistem savunmasıyla öne çıktı.

Buraya nasıl gelindi?

Tunus’ta 2019’da cumhurbaşkanlığı seçimiyle eş zamanlı gerçekleştirilen parlamento seçimlerini Nahda Hareketi, birinci sırada tamamladı. Hareket 217 sandalyeli Meclis’te 52 milletvekiliyle birinci parti konumunu üstlendi ancak hükümeti tek başına kurabilecek çoğunluğu elde edemedi. Nahda’nın hükümeti, Meclis’ten güvenoyu alamadı.

Tunus, 2019’un ardından parlamento içinde çok sayıda çekişmeye sahne oldu.

Son iki yıl içinde üçüncü Başbakan olarak Kays Said tarafından Temmuz 2020’de atanan Hişam el-Meşişi’nin teknokratlardan oluşan kabinesi parlamentoda başta Nahda Hareketi, Tunus’un Kalbi ve Onur Koalisyonu gibi partilerden destek alarak Meclis’ten aldığı güvenoyuyla göreve başladı.

Ancak Kays Said ve Meşişi arasındaki sürtüşme kamuoyu önüne taşındı. Cumhurbaşkanı Said, şubat ayında Başbakan Meşişi’nin kabine revizyonunun anayasal olmadığını savundu. Meclis buna rağmen Meşişi’nin kabinesine güvenoyu verdi. İkili arasında karşılıklı açıklamalarla gerilim zaman zaman tırmanırken, siyaset içindeki aktörlerin bu ayrışmaya taraf olması krizi daha da derinleştirdi.

Konuyu nihayete erdirme yetkisine sahip 2014 Anayasası’nın öngördüğü Anayasa Mahkemesi’nin henüz kurulamamış olması da ülkedeki krizi daha da çözümsüz hale getirdi.

Devletin zirvesi ve siyaset içindeki bu ayrışma derinleşirken, Tunus yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgının doğurduğu ağır ekonomik ve sağlık koşullarının zorlaştırdığı krizlerle boğuşmaya devam etti.

İngiltere merkezli Middle East Eye internet sitesi, mayısta Cumhurbaşkanı’nın danışmanlarının anayasadaki olağanüstü durumlarda cumhurbaşkanının yetkilerini genişletmesini öngören Tunus Anayasası’nın 80. maddesini kullanarak yönetime el koyabileceği yönündeki planı yayınladı. Said, bu dönemde “Tunus’un darbeler dönemini geride bıraktığı” yönündeki mesajıyla iddiaları reddetti.

Cumhurbaşkanı’nın kararları ülke içinde nasıl karşılandı?

Cumhurbaşkanı’nın Meclis’in çalışmalarını durdurduğu ve başbakanı azlettiği yönündeki açıklamalarına ülke içinde farklı tepkiler geldi. Açıklamaların ardından bazı Tunuslular Cumhurbaşkanı’nın bu kararını havai fişeklerle kutlarken, diğer kesim bunun darbe girişimi olduğu gerekçesiyle protesto gösterisi düzenledi.

Pazartesi günü söz konusu kararların destekçileri ve karşıtları Tunus Meclisi önünde karşı karşıya geldi. Gösterilerin odak noktası haline gelen Meclis önünde güvenlik güçleri yoğun önlem aldı. Taraflar arasında olası bir çatışmayı önlemeye çalışan güvenlik güçleriyle göstericiler arasında zaman zaman arbede yaşandı.

Meclis’teki en büyük parti konumundaki Nahda Hareketi ve ikinci parti konumundaki Tunus’un Kalbi Partisi başta olmak üzere Onur Koalisyonu, Demokratik Akım, Tunus İşçi Partisi gibi partilerinden farklı şiddette itirazlar yükseldi. Söz konusu partilerden bazıları Cumhurbaşkanı’nın bu adımıyla anayasayı ihlal ettiğini, yetkilerini aşırıya kullandığını belirtirken, Nahda Hareketi ve Onur Koalisyonu, Said’i darbe girişiminde bulunmakla suçladı.

Buna karşın, Kays Said’i seçim sürecinin ardından da destekleyen Halk Hareketi, Halk Akımı son olarak da eski rejim yanlısı Özgür Anayasa Partisi, Said’in bu adımını desteklediklerini duyurdu.

Yaklaşık 11 milyon nüfuslu ülkede bir milyondan fazla üyeye sahip Tunus Genel İşçi Sendikaları (TGİS), dün Kays Said ile yaptığı görüşmenin ardından kesin tutum almaktan kaçınarak, Cumhurbaşkanı’na olağanüstü önlemlerin ardından bir an önce net yol haritası çizmesi yönünde açıklama yaptı.

Tunus’taki iş dünyasının en büyük çatı örgütü Tunus Sanayi, Ticaret ve El Sanatları Konfederasyonu (UTICA), ülkenin “sosyal, ekonomik ve sağlık koşullarında geçtiği bu zorlu dönemde bugüne kadar elde edilen kazanımları koruyacak hükümetin bir an önce kurulması” çağrısı yaptı.

Öte yandan devrim sonrasında sivil toplumun güçlendiği Tunus’ta Said’in söz konusu kararlarının yetki aşımı olduğunu düşünen kesimler de mevcut. Tunus Yüksek Yargı Konseyi, Said’in aynı zamanda kendisini başsavcı olarak atamasına tepki gösterdi.

Konsey açıklamasında, yargının bağımsızlığına dikkati çekerek bu erkin siyasi çekişmelerden uzak tutulması gerektiği vurgusu yaptı.

Uluslararası camia nasıl tepki verdi?

Arap Baharı isimli sürecin tek demokrasi örneği olarak kabul edilen Tunus’ta yaşanan gelişmelerde bölge ülkeleri ve batı demokrasilerinin çoğu “bekle ve gör” şeklinde bir yaklaşımı benimsedi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, dün akşam saatlerinde Cumhurbaşkanı Kays Said ile yaptığı görüşme sırasında olaylara ilişkin kesin tutum almaktan kaçındı. Açıklamada Blinken, Cumhurbaşkanı Said’e demokrasi ve insan haklarına bağlı biçimde, tüm siyasi aktörler ve Tunus halkıyla diyaloğu sürdürme çağrısı yaptı ve ABD’nin durumu yakından izlemeye devam edeceğini ifade etti.

Avrupa Birliği, Tunus’taki tüm aktörlere ülkenin anayasasına saygı duyması ve şiddetten kaçınması çağrısı yaptı.

Almanya ve Fransa, gelişmeleri “darbe girişimi” diye tanımlamaktan kaçınarak, hukukun üstünlüğü, şiddetten uzak durulması yönünde beyanda bulundu.

Tunus’taki Nahda Hareketi’nin İslamcı kimliği ve iktidar ortağı olarak görevden uzaklaştırılması nedeniyle, bölgede İslami hareketlere karşı tavır alan birçok aktör, Said’in bu girişimine açıktan tepki vermekten kaçındı.

Arap Baharı sonrasındaki yönetimlere müdahaleleriyle tanınan Körfez monarşileri büyük ölçüde sessiz kalmayı tercih etti. Bahreyn “Tunus’un daha fazla istikrar ve refah için gelişime kavuşması temennisinde” bulunurken Körfez’deki komşularının dışında dış politikasıyla tanınan Katar, taraflara sükunet çağrısı yaptı.

Mısır yönetimi, henüz olaylara ilişkin resmi açıklama yapmadı. Ülkedeki hükümet yanlısı basın olayları “İhvan terör örgütüne karşı bir savaş” biçiminde tanımlamayı tercih etti.

Şimdi sırada ne var?

Tunus’ta bu adımların mimarı Kays Said, sendikalar ve ticaret örgütleriyle yaptığı görüşmenin ardından kararlarına arka çıkarak, “Tarihi bir sorumluluk aldım. Bu durumun darbeyle alakası olduğunu iddia eden, hukuk derslerini gözden geçirsin. Biz darbeci değiliz ama Tunus devletini de kolay lokma yapmayacağız.” dedi.

Söz konusu kararlarını anayasa çerçevesinde aldığını ve yasaları uyguladığını savunan Said, “Tek damla bile kan aksın istemiyorum. Ülkede bir kanun var ve bu kanun herkese uygulanır.” ifadesini kullandı.

Said’in görevden aldığı Başbakan Hişam el-Meşişi, Cumhurbaşkanı’nın atayacağı yeni bir başbakana görevi teslim edeceğini belirterek, Tunus’un durumunu karmaşıklaştıran ve zora sokan engelleyici bir rol üstlenmeyeceğini kaydetti.

Ülkede şu ana kadar siyasilere veya muhaliflere yönelik herhangi bir tutuklama dalgası yürütülmedi ve olaylarda can kaybı yaşanmadı.

Kararlarını 30 günlük bir çerçevede aldığını duyuran Said’in bu süre içinde yol haritası sunması bekleniyor. Meclis’teki birinci parti konumundaki Nahda Hareketi, Said’in bu adımına darbe girişimi şeklinde karşı çıktı. Ancak, Said’in sunacağı yol haritasıyla Nahda’yı sürece dahil etmesi ve ikna etmesi zor görünüyor.

Nahda Hareketi ve Cumhurbaşkanı’nın bu girişimine karşı çıkan cephenin alacağı tutum, Said’in bu cepheyi ikna etmek için ne kadar taviz vereceği de ülkenin yakın geleceğinin şekillenmesinde belirleyici olacak.

Ülkedeki tüm bu siyasi belirsizlik devam ederken, Tunus Kovid-19 salgınında “sağlık sisteminin çökme noktasına geldiği” çok zor bir dönemden geçiyor. Temel döviz girdisi turizm gelirlerinden mahrum Tunus’ta, ekonomi de 2021 yılının ilk çeyreğinde yüzde 3 daraldı. Resmi işsizliğin yüzde 17,3’te seyrettiği ülkede gayriresmi işsizliğinse çok daha yüksek olduğu belirtiliyor.

Resmi rakamlara göre 2020’de 30 milyar dolar olarak kaydedilen kamu borcunun 2021’de 35 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. Ülkedeki siyasi istikrarsızlığın tüm bu ekonomik tabloyu daha da kötüleştirmesinden endişe ediliyor.