Turizmciler 'Patara yılı'ndan umutlu

ANTALYA (AA) – Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Ülkay Atmaca, AA muhabirine, geçen yıl turizmde tüm zamanların rekorunun kırıldığını, bu yıla da büyüyerek girdiklerini söyledi.

Güzel bir kış sezonu geçirdiklerini vurgulayan Atmaca, Türkiye genelinde 52,5 milyon, Antalya özelinde 16 milyon turist ağırladıklarını, 2020 ile ilgili Antalya için 17,5 milyon, Türkiye için 58 milyon turist hedefine odaklandıklarını bildirdi.

Bu hedefler doğrultusunda çalışmaların devam ettiğini aktaran Atmaca, “Ocak ayının verileri gayet iyi, hem Türkiye hem Antalya’ya gelen turist sayısında artış var. En çok turist Rusya ve Almanya’dan. Erken rezervasyonlar devam ediyor. İç ve dış pazarda satışlarımız çok iyi.” diye konuştu.

Atmaca, 2019’un “Göbeklitepe Yılı” ilan edildikten sonra 2020’nin de “Patara Yılı” ilan edilmesinin turizme çok önemli yansımaları olacağını ifade etti.

“Turizmdeki hedeflerimize ulaşmada Patara olumlu etki yaratacak”

Bunun güzel bir gelişme olduğunu anlatan Atmaca, şunları kaydetti:

“Antalya her şey dahille, deniz, kum ve güneşle anılan bir yer ancak Antalya’nın genelinde 30’a yakın antik kent var. Bunlardan en önemlilerinden birisi de Patara. Antalya’yı ve Türkiye’yi tanıtırken antik kentlerin ön plana çıkarılması, sadece kum, güneş ve deniz değil, gastronominin, kültür ve tarihin olduğunu anlatmak, ülke imajına çok daha fazla katkı sağlayacaktır. Patara, dünyanın takip ettiği, Noel Baba’nın mezarının olduğu bir yer. Herkesin bildiği bir yerin, bir kere daha hafızalarda yer edinmesi turizm için çok büyük avantaj sağlayacaktır. Turizme çok pozitif yansıyacak, doping etkisi yaratabilir. Turizmdeki hedeflerimize ulaşmada, Patara olumlu etki yaratacak.”

“Patara’yı turistlere tanıtmak için çalışmalara başlıyoruz”

Her sene gelen turist sayısı ve turizmden elde edilen gelirde hedefleri artırdıklarını vurgulayan Atmaca, ürün çeşitliliğini artırmaya, turizmden geliri yükseltmeye çalıştıklarını bildirdi.

Antalya’nın tarihi ve kültürel değerlerini de ön plana çıkarmak gerektiğine değinen Atmaca, “2020’nin Patara yılı ilan edilmesiyle kültür turizmi de ön plana çıkacaktır. Hem Bakanlığın hem sektörün uzun zamandır uğraşı, kültür turizmini geliştirmekti. Özellikle kış dönemlerinde kültür turizmine çok ihtiyacımız var. Kışın kapanan tesis sayısını en aza indirgemek için önemli. Patara Yılı buna olumlu etki yaratacak.” dedi.

“Antik şehirler Antalya’nın imajına artı değer katacak”

Turizmde “her şey dahil” sisteminin geliştiricisi olarak bilinen, Türkiye Turizm ve Geliştirme Ajansı Yönetim Kurulu Üyesi Cem Kınay da “Patara Yılı” ilan edilmesiyle her şey dahil paketine “kültür turizmi”ni dahil etmek için önemli bir fırsat yakaladıklarını söyledi.

Açıklamanın Antalya’nın deniz, kum ve güneş imajının üstüne artı değer kattığını anlatan Kınay, “Likya’nın başkenti Patara. Antik şehirler, Antalya’nın imajına artı değer katacak. Otelde kalan misafirler Patara’yı ziyaret etmek için hareket edecekler. Patara Yılı, hem Türkiye’nin dünyada tanıtımında hem de Anadolu ile otellerin birleşmesinde ciddi bir araç olacak.” diye konuştu.

Likya yolunun 600 kilometre olduğuna değinen Kınay, Antalya’dan Fethiye’ye kadar uzanan yolda Patara’nın ve antik kentlerin yer almasının önemine işaret etti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANTALYA (AA) – Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün desteğiyle “Patara Deniz Kaplumbağaları Koruma Projesi” kapsamında 3 yıldır Antalya’nın Kaş ilçesinde caretta carettaların korunması için çalışma yürüten Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eyüp Başkale, AA muhabirine, her yıl mayıstan ekime kadar bölgede “yaşam nöbeti” tuttuklarını söyledi.

Geceleri 10 kişilik ekiple özellikle Patara kumsalında ergin bireylerin yumurta bırakmalarını ve ağustosla yavru çıkışlarını takip ettiklerini aktaran Başkale, bölgede genelde caretta carettaların yuva yaptığını dile getirdi.

Başkale, Türkiye’de yuva yapan kaplumbağalardan birinin de ender görülen yeşil deniz kaplumbağaları olduğunu söyledi.

Bu kaplumbağaların genelde Türkiye’nin doğu sahilleri ile Kıbrıs’ta yuva yaptığına işaret eden Başkale, şöyle devam etti:

“Batı sahillerine ise nadiren çıkış yapıyor. Nesilleri caretta carettalardan daha fazla tehlike altında. Arazi çalışmaları esnasında doktora öğrencimiz uzman biyolog Ayfer Şirin, yuva yapan bir yeşil deniz kaplumbağasını Patara Plajı’nda tespit etti. En son 2012 yılında bu plajda görülmüştü. Bu durum bizi çok heyecanlandırdı, mutlu etti. Kaş’ın koylarındaki deniz çayırlarında beslendiklerini biliyorduk. Orada kış aylarını geçiriyorlardı ancak kumsala hiç çıkmıyorlardı. Buraya yuva yapmaları koruma projemizin başarısını gösteriyor.”

“Bu yıl yüzde 10 daha fazla yuva olacağını tahmin ediyoruz”

Bölgede 2019’da 330 yuvayla rekor kırdıklarına değinen Başkale, “Bu yuva sayısı son 28 yılın en yüksek rakamıydı. Geçen yıl 434 yuvayla rekoru yeniledik. Bu yıl yuvalamanın başında olmamıza rağmen 250’nin üzerinde yuva tespit ettik. Bu yıl yüzde 10 daha fazla yuva olacağını tahmin ediyoruz.” dedi.

Kovid-19 salgını nedeniyle insanların sahillerde yoğunluk oluşturmadığına dikkati çeken Başkale, kaplumbağaların rahatlıkla sahile çıkıp, yuvalarını yaptığını kaydetti.

ANTALYA(AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2020’yi Patara yılı ilan etmesinin ardından taş yığını şeklindeki 2 bin yıllık deniz fenerinin ışığının yüzyıllar sonra yeniden yanması için çalışma başlatıldı.

Roma İmparatoru Neron’un prestij eseri olarak yaptırılan 26 metre uzunluğundaki deniz fenerini ayağa kaldırmak için alanda “taş hastanesi’ kuruldu.

İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesinde yapılan veri değerlendirmesi çalışmaları kapsamında 2 bin 595 taş, tek tek modelle ve deprem simülasyonuna yönelik 3D optik tarama, statik ve güçlendirme malzemesi için ultrason taramasından geçirildi.

Antik fenerin taşları temizlendikten sonra güçlendiriliyor

Vinçler yardımıyla kaldırılan taşlar, taş hastanesine alınarak saf su ile yıkandıktan sonra çatlakları da enjeksiyon ile güçlendiriliyor, kırıkları ise özel bir karışımla yapıştırılıyor.

Cerrah titizliği ile elden geçirilen taşlar orijinal yerlerine yerleştirilmek üzere taş hastanesinden çıkarılıyor.

Bu taşların hastaneden çıkarılmasıyla kule, 6 metrelik podyumun üzerine yükselmeye başladı.

Anadolu Ajansı ekibi 26 kişinin görev yaptığı taş hastanesinde hassasiyetle yürütülen çalışmaları görüntüledi.

“Fener, Antalya ve Türkiye için önemli bir simge olacak”

Patara Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Havva İşkan Işık, AA muhabirine, taşların deyim yerindeyse tedavilerini yaptıklarını söyledi.

Fenerin yığma taş usulü ile inşa edilmiş bir yapı olduğuna işaret eden Işık, ağırlığı 2 bin tonun üzerinde olduğu için taşların ciddi bir yüke dayanmak zorunda kaldığını ve bu nedenle taş hastanesinde yapılan çalışmaların çok önemli olduğunu ifade etti.

Yapacakları bir milimetrelik bir hatanın bile kule yükseldikçe daha büyük sıkıntılara yol açabileceğini anlatan Işık, “Taş hastanesinde milim milim çalışıyoruz. Hata yapmadan ilerliyoruz. Fener, Antalya ve Türkiye için önemli bir simge olacak. Bu nedenle aşırı dikkatli davranıyoruz.” dedi.

Kuleyi yükseltmeye başladıklarına dikkati çeken Işık şöyle konuştu:

“Fenerin ışığı yüzyıllar sonra yeniden yandığı zaman simgesel olarak ülkemizin kültürel ve arkeolojik mirasına çok pozitif bir ışık düşmüş olacak. Fener ayağa kalktığında uluslararası deniz fenerleri sistemi içerisinde anılmaya başlayacağını umuyorum. Dünyada deniz fenerleri tüm ülkelerde özel bir ilgi alanıdır. Roma İmparatorluğu’nun en bilinen imparatorlarından Neron’un yaptığı deniz fenerinin ışığını görmek bütün dünyayı heyecanlandıracaktır. Tanıtım açısından çok önemli.”

Patara Deniz feneri

Patara Deniz Feneri, MS 54 yılında Roma’nın en tanınan imparatorlarından Neron tarafından inşa ettirildi. Fenerin üzerinde altın harflerin yer aldığı yazıtta, “İmparator Neron’un, fenerin yapım tarihi ve hangi vali tarafından inşa ettirildiğini anlatan ifadelerinin yanı sıra “Ben İmparator Neron. Bu feneri denizcilerin selameti için yaptım.” yazıyor. 6 metrelik podyum üzerinde 26 metre yüksekliğindeki fenerin 1481 yılındaki Rodos depreminde sarsıntının etkisi ve oluşan tsunami ile yıkıldığı tahmin ediliyor.