Türk bilim insanlarınca geliştirilen nanomoleküllü diş macunu ile diş fırçası seri üretime hazırlanıyor

KOCAELİ (AA) – Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) Teknopark’ta kurulan “Nanovasyon Teknolojik Araştırmalar Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi” bünyesinde, yeni akıllı nanomolekülleri içeren diş macunu formülasyonları elde edildi.

KOSGEB’in “Ar-Ge ve İnovasyon Destek Programı” çerçevesinde desteklenen proje kapsamında yeni bir diş macunu ve bu diş macununu aktifleştirebilecek, üzerinde led lamba bulunan diş fırçası geliştirildi.

Yapılan testlerde ürünlerin zararlı bakteri ve mikropları 3 dakika fırçalamayla yüzde 99 temizlediği belirlendi.

Diş macunu için “PhotoDENT”, diş fırçası için ise “PhotoLUMIN” isimleri tescil edildi. Diş macununun tescillenmesi amacıyla 120’den fazla ülkede koruma sağlayan “PCT Patenti” alındı.

Prototipleri üretilen diş macunu ve fırçasında, yakın zamanda seri üretime geçilmesi hedefleniyor.

“Kovid-19’u öldürücü etkisiyle ilgili testler devam ediyor”

GTÜ Temel Bilimler Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Durmuş, AA muhabirine, geliştirilen diş macununun yeni nesil “fototerapötik antimikrobiyal diş macunu” olarak dünyada bir ilk olma özelliğine sahip olduğunu söyledi.

Diş macunu içerisindeki akıllı nanomoleküllerin, led lambalı diş fırçasının aktifleştirilmesiyle diş eti, minesi ve ağız içinde bulunan bakteri, virüs ile mikrop gibi zararlı mikroorganizmaları temizleyerek daha hijyenik ağız ve diş bakımı sağlandığını ifade eden Durmuş, “Yapılan testlerde tarafımızdan geliştirilen akıllı nanomalzemeleri içeren diş macunları kullanılarak, ağız içerisinde bulunan zararlı bakteri ve mikropların 3 dakika fırçalama ile yüzde 99 oranında temizlendiği tespit edilmiştir. Bu diş macununun yeni tip koronavirüs (Kovid-19) üzerine öldürücü etkisiyle ilgili testler devam ediyor. Günümüzün en önemli global sağlık problemi olan koronavirüsünün diş fırçalama sırasında yok edilmesiyle ağız yoluyla bulaşının önlenmesine katkıda bulunulacak.” diye konuştu.

Durmuş, 120’den fazla ülkede koruma sağlayan “PCT Patenti’nin” alındığını dile getirerek, Türk Patent Kurumuna da gerekli başvurunun yapıldığını kaydetti.

Geliştirilen ürünlerin ticari boyutta üretilmesi için KOSGEB Ür-Ge Destek Programı’na başvuru yapılacağını aktaran Durmuş, şunları söyledi:

“Bu malzemelerin üretimi için Bilecik’te bir fabrika kurulum aşamasında. Geliştirilen bu yenilikçi ürünler sayesinde başta diş çürümeleri olmak üzere birçok ağız ve diş problemlerinin önüne geçilmesi sağlanacak. Ayrıca yine ağız içinde uçuk virüsü nedeniyle oluşan ve ‘aft’ olarak bilinen yaraların oluşumunun da önüne geçilecek. Geliştirilen bu yeni diş macunu ile hemen hemen herkesin problemi olan diş çürüklerinin önüne geçilmesi öngörülmektedir.”

“Yaraların daha hızlı iyileşmesi için merhem ve solüsyonları da geliştiriliyor”

Durmuş, Türkiye’de yıllık diş macunu kullanımının yaklaşık 500 milyon tüp ve bu piyasanın ekonomik değerinin de 70 milyon avro civarında olduğu aktararak, “Bu durum düşünüldüğünde proje kapsamında elde edilen yeni nesil diş macununun ve fırçasının çok yüksek bir ekonomik katma değerinin olacağı öngörülmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Geliştirilecek ürünlerin ihraç edilerek ülkeye döviz girdisi sağlanacağını aktaran Durmuş, şöyle devam etti:

“Günümüzde iç piyasada kullanılan diş macunlarının hemen hemen tamamının yurt dışından ithal edilen ürünler olduğu göz önüne alındığında, önerilen bu proje kapsamında yerli ve milli bir diş macunu ve fırçanın geliştirilmiş olması, bu konudaki ithalatın azalmasını sağlayacak. Bu sayede ülkemizin en büyük ekonomik problemi olan cari açığın kapatılmasına da katkı sağlanacak. Yapılan Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirilen ağız ve diş sağlığı ürünlerinin yanı sıra sabun, şampuan, losyon gibi formülasyonları içeren kozmetik ürünler de geliştiriliyor. Ayrıca geliştirilen akıllı nanomalzemeler, yara iyileştirme özelliklerine sahip olduklarından insan ve hayvanlarda oluşan yaraların daha hızlı bir şekilde iyileşmesi için yara merhemi ve solüsyonları da geliştiriliyor.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

KOCAELİ (AA) – Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) Mühendislik Fakültesi Dekanı ve Harita Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taşkın Kavzoğlu, AA muhabirine, müsilajın yayılımının ortaya çıkmasının ardından uydu görüntüleriyle ilgili İleri Uzaktan Algılama Teknolojileri Laboratuvarında analiz çalışmaları başlattıklarını söyledi.

Çalışma kapsamında optik ve termal görüntülerden faydalandıklarını, şimdi de radar görüntülerini incelediklerini aktaran Kavzoğlu, deniz suyunun birkaç metre derinliklerine nüfuz edebilen ve hava şartlarından etkilenmeyen büyük dalga boylu radar görüntüleriyle ilgili süreçlerin devam ettiğini kaydetti.

Bahar dönemi olduğu için bulut geçişlerinin çok yaşandığını, radar görüntüleri sayesinde bulut etkisinden kurtularak analizler gerçekleştirdiklerini belirten Kavzoğlu, optik görüntülerle yaptıkları analizlerin çok kıymetli sonuçlar verdiğini dile getirdi.

“Bu Türkiye’de ilk harita”

Kavzoğlu, sadece uydu görüntüsünü paylaşmadıklarını, metrik olarak tüm ölçümleri yapabildiklerini ifade ederek, “Bu Türkiye’de ilk harita.” dedi.

Kullandıkları algoritmalarla yüzde 99 doğruluk elde ettiklerini, Bursa, İstanbul, Yalova, Kocaeli bölgesini içine alan havzayı çalıştıklarını anlatan Kavzoğlu, 14 Mayıs’ta aldıkları uydu görüntüsünde müsilajın Gemlik Körfezi’nde yoğunluk gösterdiğini belirlediklerini bildirdi.

Aynı dönemde İstanbul tarafında az miktarda müsilaj görüldüğüne, İzmit Körfezi’nde hemen hemen hiç müsilajın ortaya çıkmadığına işaret eden Kavzoğlu, şöyle devam etti:

“İzmit Körfezi’ne doğru, akıntılarla görülmeye başlandığını tespit ettik. İstanbul’da çok azdı, Gemlik’te çok yoğundu. 14 Mayıs’ta çalıştığımız bölgede, yaklaşık 50 kilometrekarelik bir alanı kapsıyordu. 5 günlük periyotlarla ölçüm yapıyoruz. Her 5 günde bir bunun çok ciddi şekilde çoğalmaya başladığını gördük. Buna müsilaj patlaması diyoruz. Şu anda 100 kilometrekarelik bir alana yayıldı.

Metrik olarak ölçümleri tamamlandı, haritalandı. Nerelerde ne kadar olduğunun bilgisi elimizde var. Biz sadece optik değil, termal görüntülerle de çalıştık. Termal görüntü bize neyi veriyor? Müsilajın kalın bir tabaka oluşturduğu yerlerde ısınma nedeniyle daha çok çoğaldığını gördük.”

“Marmara Denizi’nde su ısınıyor”

Prof. Dr. Kavzoğlu, yaptıkları çalışmalarla Marmara Denizi’nin ısı haritasını da çıkardıklarına dikkati çekerek, şu bilgileri paylaştı:

“Marmara Denizi’nde su ısınıyor. 1970’lerde ortalama 2,5 derece bir artışın olduğunu biliyorduk. Marmara Denizi’nin orta kısımlarında 14 dereceler, 13,5 dereceleri ölçerken, müsilajın olduğu alanlarda 17,5 dereceleri gördük. Bugün daha da artmış olabilir çünkü haziran görüntülerinin işlenmesi halen devam ediyor. Yaklaşık 18 derecelik bir ısıya yaklaşmış durumda. Isındıkça oksijeni tüketiyor, çoğalıyor ve aşağıya doğru kendini yayıyor. Bu da canlılar için çok büyük bir tehdit oluşturacak.”

Deniz salyası ile ilgili literatür araştırması da yaptıklarının altını çizen Kavzoğlu, dünyada 1900’lı yıllarda ilk Adriyatik Denizi’nde başlayan müsilaj olayının o bölgede sürekli tekrarlandığını, bilim insanlarının bu alanda önemli çalışmalar yaptığını kaydetti.

Kavzoğlu, literatürde 2007’de Marmara Denizi’nde görülen müsilajın da yer aldığına değinerek, yaptıkları çalışmayla ilgili makalenin temmuz ayında hem ulusal hem uluslararası dergilerde yayınlanacağını bildirdi.

“10 gün içerisinde yüzde 41 civarında artış oldu”

Laboratuvarda çalışmalara devam ettiklerini anlatan Kavzoğlu, “Denizin içerisindeki alanlarda modelleme yapabiliyoruz. Bu hareketlerin sonucunda ne kadar çoğalacak, bu iş ne zaman biter ile ilgili modelleme yapabiliyoruz. Azalmaya başladığında da ne zaman sonlanacağı konusunda bilgi verebileceğiz. Artış başlangıçta çok hızlı oldu. 10 gün içerisinde yüzde 41 civarında artış oldu.” ifadelerini kullandı.

Kavzoğlu, müsilajın deniz altına ne kadar yayıldığıyla ilgili deniz biyoloğu, çevre mühendisi ve deniz ekolojisi alanında çalışanlarla iş birliği içerisinde olduklarını belirterek, “İstanbul ve Kocaeli kıyılarında, 6 kameralı drone ile kıyı bölgelerinde haritalandırma yapacağız. Alınan önlemlerin de etkisini bu şekilde takip edeceğiz. Kıyılarda zamansal olarak nasıl azalıyor, bunu izleyeceğiz. Bundan sonraki süreçte deniz altını da modellemek, haritalamak istiyoruz.” diye konuştu.

Prof. Dr. Kavzoğlu, hava şartları ve kirletici etmenlerin etkisinin sürmesi durumunda haziran ayında deniz salyası alanlarının artabileceğini sözlerine ekledi.

BURSA(AA) – Marmara Denizi’nde etkili olan müsilaj (deniz salyası), Bursa’dan havalanan uçakla AA tarafından görüntülendi.

Pilot Burak Yürekli yönetimindeki Uludağ Havacılık’a ait TC-UTP tescilli, tek motorlu Aeroprakt-22L2 modeli eğitim uçağıyla Yunuseli Havaalanı’ndan havalanan AA muhabirinin görüntülerine, Marmara Denizi’ndeki müsilajın son durumu yansıdı.

Müsilajın en çok Mudanya, Gemlik Körfezi, Gebze ve çevresi, İstanbul’da Anadolu Yakası’nın kıyı alanları ve Adalar civarında biriktiği, kısmen Marmara’nın açıklarını da kapladığı görüldü.

Yalova merkez sahilinde etkisini sürdüren deniz salyasının, kentin önemli turistik merkezlerinden Çınarcık ve Armutlu ilçeleri ile Esenköy beldesi sahil kesimlerinde rüzgarın da etkisiyle dağıldığı kayıtlara yansıdı.

İzmit Körfezi’nde de yer yer etkili olan müsilajın, Balıkesir Bandırma açıklarında ve Marmara Denizi’nin geneline de parça parça dağıldığı gözlemlendi.

“Darıca, Hereke, Eskihisar, Topçular ve Körfez hattında daha çok yoğunlaşmalar mevcut”

AA muhabiri ile Marmara Denizi üzerinde yaptığı uçuşun izlenimlerini paylaşan Pilot Burak Yürekli, uçakla Yunuseli Havalimanı’ndan kalkıp 3 saati aşkın bir uçuş gerçekleştirdiklerini anlattı.

Kalkıştan hemen sonra Mudanya istikametine seyrettiklerini belirten Yürekli, Marmara Denizi üzerinde geniş bir hatta uçtuklarını dile getirdi.

Gökyüzünden her şeyin daha net görülebildiğini aktaran Yürekli, şöyle devam etti:

“Müsilaj, Marmara Denizi’nde maalesef hepimizin hoşlanmadığı bir problem. Belli bölgelerde yoğunlaşma var. Genel itibarıyla Marmara Denizi’nin açıkları, ortaları daha temizdi. Daha çok su akıntısının olmadığı, körfez gibi alanlarda birikmeler mevcuttu. İstanbul’da Pendik ve İzmit tarafına doğru giden sahil hattında, Darıca, Hereke, Eskihisar, Topçular ve Körfez hattında daha çok yoğunlaşmalar vardı. Gemlik Körfezi kıyılarında da yoğunlaşma mevcut. Mudanya açıklarında yine hat hat gözlemledik. Mudanya’nın batı istikameti, İmralı Adası’nın güneyine doğru Bandırma istikameti de genel olarak temizdi.”

Yürekli, Marmara Denizi’nin yakın zamana kadar temiz olduğuna değinerek, “Deniz, şu anda müsilaj tehlikesiyle karşı karşıya. Tabii hoş görüntüler vermiyor yukarıdan. Umarım en kısa zamanda çözüm bulunacaktır.” ifadesini kullandı.