Turk İlaç Hepatit B aşısının Türkiye'de üretimi için LG Chem ile anlaştı

Turk İlaç ve Serum Sanayi AŞ’nin Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda (KAP) yayımlanan açıklamasında, anlaşma ile Hepatit B aşısının yerlileştirilmesi için ithalden imale geçiş sürecinin başlatıldığı belirtilerek, girilecek ilk ihalede yüzde 15 yerli malı avantajından faydalanılacağı bildirildi.

Açıklamada ayrıca, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Bulaşıcı hastalıkları önleyici bağışıklama programı kapsamında yer alan Hepatit B aşısının, Türkiye İlaç Eczacılık Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından ruhsatlandırma çalışmalarının 150 günde tamamlanması imtiyazını sağlayan yüksek öncelik ve İyi İmalat Uygulamaları (GMP) denetim süreçlerinin hızlandırılmasını sağlayan GMP/2 öncelik onaylarının da alındığı vurgulandı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun (TİTCK) ilgili paydaşlarla hazırlayıp görüşe açtığı taslak yönetmelik yayımlandığında, Türkiye’de ilk kez “fonksiyonel tıp” olarak da bilinen homeopatik tıbbi ürünlerin ruhsatlandırılması ve sadece eczanelerden güvenli şekilde satışının yapılması sağlanacak.

AA muhabirinin edindiği bilgilere göre, TİTCK tarafından halk arasında “fonksiyonel” veya “bütünleyici tıp” olarak da bilinen homeopatik tıbbi ürünlerin yasal çerçeveye kavuşması için bir süredir devam eden çalışmalar son aşamaya ulaştı.

Homeopatik tıbbi ürünlerin AB ülkeleri, İngiltere ve Kanada gibi ülkelerdeki mevzuat uygulamalarını inceleyen TİTCK, ardından düzenlenen çalıştaylarda ilgili paydaşların görüşlerini aldı. Bu görüşlerle nihai haline kavuşan “Homeopatik Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği Taslağı” bir süre önce görüşe açıldı.

Endüstriyel olarak hazırlanmış, geleneksel veya endüstriyel yöntemlerle üretilmiş homeopatik tıbbi ürünlerini kapsayan yönetmelikle, homeopatik tıbbi ürünlerin istenen güvenliliğe ve gereken kaliteye sahip olmalarını sağlamak amaçlanıyor.

Sadece eczanelerde satılabilecek

Yönetmelik taslağında söz konusu ürünlerin ruhsatlandırma, ambalajlama ve dağıtım işlemlerinde uygulanacak usul ve esaslar ile ruhsatlandırılmış homeopatik tıbbi ürünlere ilişkin uygulamalar yer alıyor.

Gelen görüşlerle son şekli verilecek yönetmelik taslağı hayata geçtiğinde, homeopatik tıbbi ürünlerin Türkiye’de ilk kez yasal çerçevesi olacak. Böylelikle bu alandaki ürünlerin ruhsatlandırma süreçleri belirlenecek ve sadece eczaneler üzerinden güvenli şekilde satışı sağlanacak.

“Kamu sağlığı için çok önemli”

Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Yönetim Kurulu Üyesi Eczacı Ceyhun Kabahasanoğlu, yeni mevzuatın önemine ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, homeopatik tıbbi ürünlerin güvenliği garanti edecek şekilde yeterli derecede seyreltilmiş ürünler olduğuna dikkati çekti.

Kabahasanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Özellikle Avrupa’da akut rahatsızlıklarda geniş bir yaş aralığına hitap edebilecek şekilde kullanılabilen bu ürünlerin Sağlık Bakanlığınca sahiplenilmesi kamu sağlığı için çok önemliydi. Bakanlıkça yapılan çalışmaların neticesinde ve eczacıların bu ürünlere sahip çıkması sonucunda homeopatik tıbbi ürünlerin gerekli kontrol ve denetimlerden geçerek, halkın birincil sağlık danışma noktası olan eczaneler üstünden satışı güvenle yapılabilecek.”

Kabahasanoğlu, söz konusu ürünlere yönelik gerekli tanımlamanın yapılıp mevzuatının hazırlanmasıyla homeopatik ürünlerin tedavide daha yaygın kullanılabileceğini düşündüklerini vurguladı.

Homeopatinin geçmişi 1800’lü yıllara kadar uzanıyor

“Vücudun kendini doğal bir şekilde iyileştirmesine destek olan bütüncül bir tedavi yöntemi” olarak tanımlanan homeopati, “benzer benzeri iyileştirir” ilkesine dayanıyor ve geçmişi 1800’lü yıllara kadar uzanıyor.

Dünyada birçok ülkede yaygın kullanıldığı belirtilen tedavide, çok düşük dozda verilen homeopatik ilaçlar ile hastaya herhangi bir zarar vermeden onu tamamen doğal yollarla iyileştirmek hedefleniyor.

Homeopatide kişilerin sağlık problemlerine sadece bedensel şikayetleri ile değil fiziksel, duygusal ve zihinsel düzlemlerde bütüncül yaklaşılıyor.

ANKARA (AA) – Ankara Şehir Hastanesi Acil Tıp Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Hakan Oğuztürk, ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA), Pfizer-BioNTech aşısına 16 yaş ve üstü için tam onay vermesi ve aşılamanın vaka sayılarına etkilerine ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Salgın döneminde zamana karşı yarışıldığına, her gün dünya genelinde milyonlarca insanın hastalandığına ve bu nedenle hızlı adımlar atmanın gerekliliğine işaret eden Oğuztürk, “Aşının, Kovid-19’la mücadelede elimizdeki en güçlü silah olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.” dedi.

Aşıları hızlı şekilde insanlığın hizmetine sunmak adına öncelikle “acil kullanım onayları” verildiğini aktaran Oğuztürk, bu uygulamanın, sadece Kovid-19 değil, geçmişte başka aşılar için de gerçekleştirildiğini dile getirdi.

“Art niyetli insanların elinden kozunu alması açısından da önemli”

Prof. Dr. Oğuztürk, aşı karşıtlarının genellikle, “aşının onay almadığını” gerekçe gösterdiğinin anımsatılması üzerine, şu değerlendirmelerde bulundu:

“FDA’nın BioNTech aşısına kalıcı onay vermesi, bu konuyu kaotik bir şekilde kullanma amacında olan bazı art niyetli insanların elinden kozunu alması açısından da önem arz ediyor. Uygulamada zaten aşının kullanımı söz konusuydu. FDA’nın kalıcı onay vermesi de teorik anlamda ayrı bir güç katacaktır. Kalıcı onay verilmesi, bu aşının tartışılmaz şekilde kullanılabilirliğiyle ilgili herhangi bir medikal veya etik anlamda sorun olmadığının teyididir.”

Aşılama sayesinde vaka sayıları “plato” çizmeye başladı

Kovid-19 vaka artış hızı, baskın tür haline gelen bulaşıcılığı yüksek Delta varyantı ve bu süreçte aşılanmanın önemine işaret eden Prof. Dr. Oğuztürk, 2020’nin yaz döneminde, aşı olunmaması sebebiyle dünya genelinde çok daha fazla vaka görüldüğünü ve ölümlerin yaşandığını anımsattı.

Ankara Şehir Hastanesi Acil Tıp Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Hakan Oğuztürk, şunları kaydetti:

“Aşı, Delta varyantı dahil bütün varyantlara karşı etkinliğini devam ettirebilecek güce sahip. Aşılama sayesinde vaka sayılarının yükselmediğini, bir şekilde plato çizdiğini görüyoruz. Kısıtlamalar kaldırılmış olmasına rağmen aşı sayesinde vakaların şiddetli bir artış eğilimine girmediğini görüyoruz. Eğer aşıların kullanım durumu söz konusu olmasaydı daha vahim rakamlarla karşı karşıya kalabilirdik.”

Türkiye’de meslekler içerisinde yüzde 90’ın üzerindeki oranla en fazla sağlık çalışanlarının aşılandığına ve sağlık çalışanları içerisinde Kovid-19 nedeniyle vefat eden kişi sayısının sıfırlandığına dikkati çeken Oğuztürk, bunun, aşının etkinliğinin en güzel örneklerinden olduğunu vurguladı.

“Hastanelerdeki yoğun bakım ve servise yatış oranları artmadı”

Prof. Dr. Hakan Oğuztürk, “Şu an kullanılan tüm aşıların Kovid-19’a karşı ciddi anlamda faydası var. Aşı olan kişiler sayesinde hastanelerdeki yoğun bakım ve servise yatış oranları da artmadı, vaka sayılarının yükselmesinin önüne geçilmiş oldu.” dedi.

Sonbaharda kapalı alanlarda geçirilen sürenin arttığına ve Delta varyantının çok hızlı bulaştığına işaret eden Oğuztürk, “İki kişinin karşılıklı olarak 1,5 dakika dahi iletişim içerisinde olması maalesef hastalanmaya sebebiyet veriyor. Sonbaharda kapalı alanları kullanma artacağından, vakaların tekrar artma riski doğal olarak ortaya çıkıyor.” diye konuştu.

Ankara Şehir Hastanesi Acil Tıp Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Hakan Oğuztürk, aşının en güçlü silah olduğunu vurgulayarak, “İki doz inaktif aşı olan kişilerin üçüncü takviye dozunu, birinci dozunu yaptırmış olanların da ikinci dozunu vaktini geçirmeden yaptırması, sonbahar ve kış aylarını kısıtlamasız, rahat geçirmemiz açısından önem taşıyor.” uyarısını yaptı.