Türk kadınının kahramanlığının simgesi Nene Hatun 101 yıl yaşamış

ERZURUM (AA) – Osmanlı tarihinin önemli savaşlarından, “93 Harbi” olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda genç yaşta gösterdiği büyük kahramanlıkla Türk kadınının kahramanlık ve cesaretinin simgesi haline gelen Nene Hatun’un gerçek doğum tarihi, bilimsel çalışmalar sonucunda tespit edildi.

Erzurum kent merkezine 25 kilometre mesafede yer alan Çeperli köyünde doğan ve gencecik bir anne olmasına rağmen “Bu bebeği bana Allah verdi, ona Allah bakar.” diyerek savaş meydanına koşan Nene Hatun, Türk tarihinde önemli bir yere sahip.

Genç yaşta gösterdiği büyük kahramanlıkla gönüllerde taht kuran ve Türk kadınının kahramanlığının simgesi olan Nene Hatun’un bugün de dillerden düşmeyen cesareti nesilden nesle aktarılıyor.

Bilinenden 3 yıl önce dünyaya gelmiş

Mezarı Erzurum’da kahramanca mücadele ettiği Aziziye Tabyaları’nda bulunan, bir asırlık ömrüyle kahramanlığın sembollerinden Nene Hatun’un gerçek doğum tarihi, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi arşivlerinde yapılan bilimsel araştırmalarla ortaya çıkarıldı.

Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Rektör Yardımcısı ve tarihçi Prof. Dr. Murat Küçükuğurlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Nene Hatun’un Türk tarihi açısından önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.

Nene Hatun’un hayatını önceki yıllarda daha çok rivayetler üzerine okuduklarını belirten Küçükuğurlu, “Erzurumlu bir tarihçi olarak Nene Hatun’un hayatını gerçek bilimsel veriler ışığında inceleme ihtiyacı hissettik ve yaklaşık 5 yıl önce bunun için çalışmaya başladık.” dedi.

Küçükuğurlu, Nene Hatun’un hayatıyla ilgili bir takım bilgilerin gerçeği yansıtmadığını ifade ederek, “Bunun üzerine arşiv çalışmalarına başladık ve bu süreçte konuyla ilgili yayınlar yaptık. Resmi kayıt ve belgelere dayanarak Nene Hatun’un doğum tarihinin şimdiye kadar bilinen 1857 yılı olmadığını, asıl tarihin net olarak 1854 yılı olduğunu tespit ettik. Bu önemli bir tespittir. Buna göre 101 yıl yaşayan bir kadın kahraman olarak tarihteki yerini almıştır.” diye konuştu.

Nene Hatun’un mezarının birkaç ay önce yeniden düzenlendiğini anımsatan Küçükuğurlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Beş yıl önce Aziziye’nin ‘Son Şahitleri’ isimli kitabı yazdık. Geçen sene de bizim editörlüğümüzde, Akın Aktaş tarafından ‘Nene Hatun’ isimli kitap hazırlandı. Bu kitapları hazırlarken Osmanlı, Cumhuriyet, askeri ve Erzurum şehir arşivlerini inceledik. Bunlar bize çok şey söyledi. Daha önce bize efsanevi şekilde, hikaye şeklinde anlatılan Nene Hatun bu anlatım tarzından epeyce kurtuldu. Dönemin padişahı 2. Abdülhamit, 12 Kasım 1877’de Erzurumlulara hitaben gönderdiği yazıda Erzurumlulara ‘hamiyet vatansever Erzurumlular’ olarak hitap ediyor. 1943 yılında Nene Hatun’un kendi zor hayat şartlarını anlatan dilekçesini bulduk. Bu dilekçede Nene Hatun, maddi durumunun ve sağlığının hiç iyi olmadığını söylüyor. 1953’de kendisine 170 lira maaş bağlandığını görüyoruz. O günkü Resmi Gazete’ye ve maaş bağlanmasına dair Türkiye Büyük Millet Meclisi belgelerine baktığımızda Nene Hatun’un Rumi Takvime göre 1270 yani 1854 doğumlu olduğunu tespit ettik. Nene Hatun’un nüfus kayıtları da bunu teyit etmektedir.”

Nene Hatun’un mezar taşındaki doğum tarihi değiştirilmeli

Küçükuğurlu, çalışmaların devam ettiğini, Valilik ve üniversite iş birliğinde çıkarılan kitaplarla vatandaşların daha sağlıklı bilgi almasını sağladıklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Kahramanların gerçek hikayelerini belgelere dayalı olarak ne kadar doğru yazarsak o kadar inandırıcı ve gerçek olur. Bu da tarihçilerin yaptığı arşiv çalışmalarıyla ortaya çıkar. Son zamanlarda Nene Hatun’un kabri yenilendi ve bu yenileme sırasında önceki bilgilere göre doğumu 1857 yılı olarak yazıldı. Bizim yaptığımız çalışmalarda 1854 olduğunu net bir şekilde ifade ettik. Nene Hatun’un mezar taşında yer alan ve 1857 yazan doğum tarihinin 1854 olarak değiştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, Dünya Kadın Hakları Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada "Her ne sebeple olursa olsun kadınlara yönelik şiddetin kaşsısında olduğumuzu yüksek sesle dile getirmeliyiz." ifadelerini kullandı.

Belediyeden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Altınok, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, "Kadınlarımızın haklarını bir güne sığdırmak mümkün değildir. Kadınlarımıza karşı saygı ve sevgimizi sunmalı, onların geleceğimizi inşa eden birer mimar olduklarını her daim hafızamızda tutmalıyız. Çünkü Milli Mücadelede cepheyi besleyen Nene Hatunlar, Kara Fatmalar ve nice sembol kahraman analarımız ve kadınlarımız bu torakları bizlere vatan yapmışlardır." açıklamasında bulundu.

Başkan Altınok, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü’nün aynı zamanda Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkının verildiği gün olduğunu da hatırlatarak şunları aktardı:

"Büyük komutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk 'Dünyada gördüğümüz her şey kadının eseridir' diyerek hem dünya kadınını hem de Türk kadınının ne kadar değerli olduğunu çok güzel şekilde ifade etmiştir. Bu anlamda ülkemiz kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkını 5 Aralık 1934’te Anayasa ve Seçim Kanunu’nda yapılan yasa değişikliği ile vermiş ve tüm dünyaya örnek oluştur. Son yıllarda ülkemizde ve tüm dünyada kadınlara yönelik şiddetin artış göstermesi de kabul edilebilecek bir durum değildir. Her ne sebeple olursa olsun kadınlara yönelik şiddetin karşısında olduğumuzu yüksek sesle dile getirmeliyiz. Bu vesileyle tüm kadınlarımızın 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü’nü tebrik ediyorum."

ERZURUM(AA) – Osmanlı tarihinin önemli savaşlarından “93 Harbi” diye adlandırılan 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda genç yaşta gösterdiği büyük kahramanlıkla Türk kadınının kahramanlık ve cesaretinin simgesi haline gelen Nene Hatun, vefatının 65. yılında saygı ve minnetle anılıyor.

Erzurum kent merkezine 25 kilometre mesafede yer alan Çeperli köyünde doğan Nene Hatun, 16 yaşındayken Erzurumlu Mehmed Efendi ile evlenerek Erzurum Taşmescit Mahallesi’ne gelin gitti. Nene Hatun, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda 22 yaşında gencecik bir anne olmasına rağmen “Bu bebeği bana Allah verdi, ona Allah bakar.” diyerek bebeğini beşikte bırakıp Erzurum halkıyla cepheye koştu.

Genç yaşta gösterdiği büyük kahramanlıkla gönüllerde taht kuran ve Türk kadınının kahramanlığının simgesi olan Nene Hatun’un bugün de dillerden düşmeyen bu cesareti nesilden nesle aktarılıyor.

Dönemin NATO Orduları Başkomutanı Amerikalı General Matthew Ridgway’in Erzurum’da Nene Hatun’u cesaretinden dolayı ziyaret ederek elini öpmesi, kahraman Türk kadınının vatanı için tüm fedakarlığı yapabileceğini gösteren “Nene Hatun” isminin çok daha fazla tanınıp bilinmesini sağladı.

Cumhuriyet döneminde “Kırkgöz” soyadını alan Nene Hatun’un 4’ü erkek, 2’si kız 6 çocuğu dünyaya geldi.

İlk çocuğu Nazım’ı ve sonradan doğan iki oğlunu 1. Dünya Savaşı’nda şehit veren Nene Hatun, yakalandığı soğuk algınlığı ve zatürre nedeniyle kaldırıldığı Numune Hastanesinde 22 Mayıs 1955’te vefat etti.

“Yılın annesi” seçildi

Hayatının son günlerinde 8 Mayıs 1955’te “yılın annesi” seçilen kahraman Türk kadını Nene Hatun, vefatının 65. yılında saygı ve minnetle anılıyor. Türk halkının kahramanlığını anlatarak övündüğü ve cesareti her nesle ulaşan Nene Hatun’un mezarı, Erzurum’da kahramanca mücadele ettiği Aziziye Tabyaları’nda bulunuyor.

Osmanlı tarihinin en önemli savaşlarından 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, Osmanlı açısından büyük bir mağlubiyetle sonuçlanmıştı. Söz konusu dönemde Rus ordusunun baskınla aldığı kent merkezi yakınındaki Aziziye Tabyaları, Erzurum halkının da yardımıyla yapılan karşı baskınla Ruslardan geri alınmıştı.

Kimi askere su taşıdı, kimi cephede savaştı

Erzurum Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Küçükuğurlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Osmanlı tarihinin en zor zamanlarından biri olan bu savaş sırasında, bütün sıkıntılara rağmen Erzurum ahalisinin şehri terk etmediğini ve Türk askerini yalnız bırakmadığını söyledi.

Küçükuğurlu, savaşta vatansever kadın ve çocukların, askere su taşımak gibi bazı mukaddes hizmetlerde bulunduğunu belirterek bazı kadınların da düşmanla bizzat savaştığını ve savaşın kazanılması bakımından kritik müdahalelerde bulunduğunu dile getirdi.

Sultan Abdülhamid’in zaferden sonra 12 Kasım 1877’de Erzurumlulara “Haysiyetli ve Onurlu Erzurum Ahalisine Telgraf” şeklinde teşekkür telgrafı gönderdiğini belirten Küçükuğurlu, bu övgü karşısında çok mutlu olan Erzurum ahalisinin de, 13 Kasım’da verdiği cevabı şu şekilde aktardı:

“Geçen gün Rus Ordusu’nun Erzurum tabyalarına saldırısı üzerine boynumuzun borcu olarak ifasına çalıştığımız naçiz hizmetlerimizi takdir eden padişahımızın gönderdiği telgraf, halkın huzurunda açılarak okundu. Bu esnada padişahımıza tazimle, ömrünün uzun olması için dualar edildi. Velinimetimiz olan padişahımız efendimiz hazretlerinin bu lütfuna layık olabilmek için ömrümüz boyunca çalışacağımıza vatanımızı düşmana karşı korumak için canımızı fedaya hazır olarak ve Allah’ın yardımı ve Peygamberimizin ruhaniyetine dayanarak damarlarımızda bir damla kan kalıncaya kadar düşmanla mücadele edeceğimize söz veriyorum. Allah, padişahımıza uzun ömürler versin, amin.”

Küçükuğurlu, 93 Harbi’ne katılan kadın kahramanlara de değinerek şunları kaydetti:

“Nene Hatun, Aziziye Zaferi’nin unutulmuş kahramanlarının vücut bulmuş halidir. Zira bu savaşa katılan kadın erkek Erzurumluların hepsi, Nene Hatun’dan önce vefat etmiş ve 1950’lere kadar yaşayan tek isim Nene Hatun olmuştur. 101 yıllık ömrünün büyük bölümünü çile ve meşakkatlerle geçiren Nene Hatun, ancak ömrünün son yıllarında hak ettiği değeri görebilmiştir. İşte bu dönemde Nene Hatun’a gösterilen sevgi ve saygı, diğer Aziziye kahramanlarının ruhlarını da şad etmiştir.”