Türk sinemasının 'Güdük Necmi'si: Halit Akçatepe

İSTANBUL (AA) – Yeşilçam’ın gülen ve güldüren yüzü, “Hababam Sınıfı”nın Güdük Necmi’si, “Süt Kardeşler”in Ramazan’ı Halit Akçatepe, vefatının 4’üncü yılında anılıyor.

“Hababam Sınıfı” filmlerinde “Paşa Nuri” tiplemesini canlandıran Sıtkı Akçatepe ile Yeşilçam filmlerinde “anne” rolünü başarıyla üstlenen Leman Akçatepe’nin oğlu olan Akçatepe, 1 Ocak 1938’de İstanbul’da dünyaya geldi.

İki ağabeyi olan Akçatepe, 1942’de henüz 5 yaşındayken “Nasreddin Hoca Düğünde” filminde rol alarak, oyunculuğa adım attı.

Daha sonra İstanbul Şehir Tiyatroları Çocuk Bölümüne giren sanatçı, 15 yaşına kadar 40’a yakın yapımda çocuk oyuncu olarak yer aldı.

Profesyonel tiyatro oyunculuğuna 1960’ta başladı

Halit Akçatepe, ilk eğitimini Yeşilköy Pansiyonlu İlkokulu ve Refik Halit Karay Mektebi’nde aldı. Ailesi tarafından oyuncu olması istenmeyen ünlü sanatçı, Saint Benoit Fransız Lisesi’nde öğrenim gördükten sonra babasını kırmamak için Sultanahmet İktisat ve Ticaret Akademisi’nde bir yıl okudu.

Akademideki eğitimini bitirmeden yedek subay olarak vatani görevini tamamlayan Akçatepe, askerden döndükten sonra hukuk fakültesinde 2 sene eğitim aldı.

Başarılı oyuncu, derslere girmek yerine üniversitenin Talebe Birliğinde gençlik tiyatrosuna yazıldı ve birçok oyunda amatör oyuncu olarak yer aldı.

Daha sonra Muammer Karaca Tiyatrosu’nun oyuncu kadrosuna giren Akçatepe, aynı yıllarda edebiyat fakültesinin sosyal antropoloji bölümüne başladı.

Akçatepe, profesyonel anlamda tiyatro oyunculuğuna 1960’ta “Sel” adlı piyesle adım attı.

Devekuşu Kabare’de de oynayan sanatçı, usta isimler Zeki Alasya, Metin Akpınar ve Kemal Sunal ile çalıştı.

Halit Akçatepe, Sadık Şendil’in kendisini ikna etmesiyle “Bir Varmış Bir Yokmuş” adlı filmle adım attığı Yeşilçam’a ilişkin bir röportajında şunları söylemişti:

“O zamanlar tiyatrodan başka bir şey düşünemezdim. Sanki dünyada bir ben, bir de tiyatro vardı. Başka bir sanat dalı olamazdı. Profesyonel olarak ilk defa ‘Oda Tiyatrosu 4’te ‘Sel’ piyesiyle sahneye çıktım. Yıl 1960… Bugüne kadar 16 ayrı tiyatroda, 43 piyeste rol aldım. Benim kadar çok tiyatro değiştiren artist yok gibidir. Ama ne yapayım huyum böyle. En ufak bir rahatsızlık, anlaşmazlık gördüğüm an oradan kaçarım.”

1970’li yıllarda Ertem Eğilmez filmlerinin aranan yüzü oldu

Memduh Ün’ün yönettiği 1971 yapımı “Üç Arkadaş” filminde Kadir İnanır ve Hülya Koçyiğit’le oynayan sanatçının yolu, aynı yıllarda Ertem Eğilmez’le kesişti. Sırasıyla “Beyoğlu Güzeli”, “Üç Sevgili”, “Sev Kardeşim”, “Tatlı Dillim”, “Köyden İndim Şehre”, “Mavi Boncuk” ve “Ah Nerede” isimli yapımlarda yan rollerde oynayan sanatçının bu filmlerdeki tiplemeleri de izleyiciler tarafından oldukça beğenildi.

Usta sanatçı, 1962’de evlenip 1981’de boşandığı Tülin hanımdan olan kızları Itır ve Ebru ile oynadığı 1972 yapımı “Tatlı Dillim” filmiyle büyük bir çıkış yakaladı, Ertem Eğilmez filmlerinin aranan yüzü oldu.

Akçatepe, 8 Nisan 1972’de Ses Dergisi’ne verdiği bir demeçte, “Yıllar boyu bir aptal aşık gibi tiyatroya sarılmışım. Şimdi ise bir sinemanın var olduğunu biliyorum, öğrendim. Bundan sonraki çabam sinemada bir Halit Akçatepe’nin var olduğunu ispat etmek olacak. Çalışmam, çok çalışmam gerekiyor ama ben bu uğraşta galip geleceğimi, biliyorum.” ifadelerini kullanmıştı.

Rıfat Ilgaz’ın romanından uyarlanan, Umur Bugay’ın senaryosunu yazdığı 1975 yapımı Ertem Eğilmez filmi “Hababam Sınıfı”nda “Güdük Necmi” karakterini canlandıran sanatçı, bu filmdeki rolünün ardından unutulmaz isimler arasına girdi.

Usta oyuncu, Münir Özkul, Adile Naşit, Tarık Akan ve Kemal Sunal’ın da aralarında yer aldığı Arzu Film’den ayrılarak, Genco Erkal’ın Dostlar Tiyatrosu’na başladı.

Halit Akçatepe, 1990’lı yıllardan itibaren, “Şaban Askerde”, “Kaygısızlar”, “Yazlıkçılar” ve “Bizimkiler” adlı televizyon dizilerine imza attı.

Altın Portakal Yaşam Boyu Onur Ödülü’nü aldı

Sanatçı, 2011’de Altın Portakal Yaşam Boyu Onur Ödülü’ne Mehmet Dinler, Tuncel Kurtiz, Perran Kutman ve Engin Çağlar ile değer görüldü.

“Babam Sınıfta Kaldı” isimli 2013’te çekimleri başlayan televizyon dizi için Cem Davran, Melis Tüzüngüç, Defne Samyeli ve Mesut Yar’la kamera karşısına geçen sanatçı, 2014’te “Karaman’ın Koyunu” adlı sinema filminde oynadı.

Akçatepe, “Şaban Pabucu Yarım”, “Gurbetçi Şaban” ve “Şoför Memet” filmlerinin senaryolarına da imza attı.

Genellikle duygusal komedilerde karakter rolleri canlandıran sanatçı, yarım asrı geçkin sanat hayatında 70’ten fazla sinema filmi, birçok tiyatro oyunu ve reklamda rol aldı.

Canlandırdığı unutulmaz karakterlerle Türk seyircisinin gönlünde taht kuran Halit Akçatepe, kalp yetmezliği sonucu, İstanbul’da 79 yaşındayken 31 Mart 2017’de vefat etti. Sanatçının naaşı, Üsküdar Şakirin Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.

“Türk halkı bizi seviyor, sayıyor ve hatırlıyor, onlara minnettarız”

Tiyatro ve sinema oyuncusu Ali Uyandıran, bir röportajında, Akçatepe’nin içinde bulunduğu işlere renk kattığını ifade ederek, şu değerlendirmelerde bulunmuştu:

“Büyük bir enerjiydi. Hababam Sınıfı filmine kattığı neşeyi Bizimkiler dizisinde de bizimle paylaşan usta oyuncu Halit Akçatepe’ye Allah’tan rahmet diliyorum. Ölmek insanın doğasında var ancak geride kalan güzellikler hatırlandıkça gülüyoruz da ağlıyoruz da. Halit gibi, rahmetli Kemal Sunal gibi, Tarık Akan gibi hatırlanmak güzel bir ömür geçirdiğinizin sağlamasıdır. Şunu söylemekte yarar görüyorum; bizler rol yapmaktan çok anı yaşadık. Bu yüzden yaşadıklarımızı yaşattığımız için Türk halkı bizi seviyor, sayıyor ve hatırlıyor. Onlara minnettarız.”

Akçatepe’nin oynadığı yapımlardan bazıları şöyle:

“Leyla ile Mecnun”, “Geniş Aile”, “Aile Reisi”, “Vurgun”, “Yalan Dünya”, “Hakkını Helal Et”, “Sevda Çiçeği”, “Hababam Sınıfı Üç Buçuk”, “Cumbadan Rumbaya”, “Mühim Olan Aşkımız”, “Hababam Sınıfı Askerde”, “Avrupa Yakası”, “Yeşilçam Denizi”, “Hababam Sınıfı Merhaba”, “En Son Babalar Duyar”, “Tersine Dünya”, “Şaban ile Şirin”, “Şaban Askerde”, “Bizimkiler”, “Şaban Pabucu Yarım”, “Renkli Dünyalar”, “Dokunmayın Şabanıma”, “Hababam Sınıfı Tatilde”, “Bülbül Ailesi”, “Hababam Sınıfı Uyanıyor”, “Süt Kardeşler”, “Lüküs Hayat”, “Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı”, “Hababam Sınıfı”, “Ah Nerede”, “Köyden İndim Şehire”, “Mavi Boncuk”, “Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz”, “Sev Kardeşim”, “Bir Varmış Bir Yokmuş”, “Nasreddin Hoca Düğünde”

Muhabir: Fatih Türkyılmaz

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Mediha ile İsmail Aral çiftinin 3 çocuğundan biri olan usta karikatürist, 1936’da İstanbul Silivri’de dünyaya geldi. Babasını 9 yaşında kaybeden Aral, annesi ve kardeşleriyle anneannesinin Üsküdar’daki evine yerleşti.

Oğuz Aral, Davutpaşa Lisesi’nin ardından gittiği İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nin 3. sınıfından ayrıldı.

Döneme damga vurmuş Akbaba, Marko Paşa, Dolmuş adlı dergi ve gazetelerde 1950’den itibaren karikatürlerini okuyucuyla buluşturan Aral, 17 yaşındayken Akbaba’da profesyonel olarak çalışmaya başladı.

Gırgır dergisinde önemli isimler yetiştirdi

Usta çizer, 1972’de kardeşi Tekin Aral ile kurduğu mizah dergisi Gırgır’ı yönetmeye başladı. Gırgır’da, Hasan Kaçan, Latif Demirci, Mehmet Çağçağ, Metin Üstündağ ve Gani Müjde’nin de aralarında olduğu ünlü karikatüristler ve yazarlar yetişti.

Dergi, zaman zaman 1 milyona ulaşan haftalık tirajıyla çok satan mizah dergileri arasında yer aldı. Muhalif tavrıyla da bilinen Gırgır, 12 Eylül döneminde kapatılan ilk yayın organlarından biri oldu ve aynı dönemde birçok kez soruşturmaya uğradı.

Karikatürist Aral’ın, 1973’te Gırgır’da çizmeye başladığı Avanak Avni’nin maceraları Türkiye sınırlarını aşarak, Güney Afrika’daki ırkçı olaylara karşı, Meksika’da ise ABD karşıtı grupların sembolü oldu. Bir karikatüründe Avanak Avni’ye konuk olan Aral, Avni’den bir taş da kendisi yemişti.

“Avanak Avni” üçüncü dünya ülkelerinin simgesi olarak seçildi

Aral, kariyeri boyunca “Avanak Avni”nin yanı sıra “Hayk Mammer”, “Köstebek Hüsnü”, “Utanmaz Adam” ve “Vites Mahmut” gibi unutulmaz tiplemelere de imza attı.

Verdiği bir röportajda “Avanak Avni” tiplemesinin uluslararası başarılar elde ettiğini anlatan karikatürist, “Futbolcular ve politikacılar dahil ülkenin en ünlü kişisi oldu. Tabaklarda, bardaklarda, tişörtlerde, çarşaflarda, kolyelerde, kalemlerde, aklınıza gelebilecek her türlü tüketim maddesinde resmi basılır oldu. Hatta bununla da kalmadı. Avrupa’da, duvarlarda afişlerini Avrupalı gençlerin yakalarında rozetlerini gördüm. Bir Meksika dergisi de Avni’yi kapak yaptı. Avni’yi üçüncü dünya ülkelerinin simgesi olarak seçmişlerdi. Irkçılığa karşı bayrak yapmışlardı.” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Gırgır’ın, 1989’un Kasım ayında el değiştirmesi üzerine, çizerlerle birlikte dergiden ayrılan Aral, ünlü karakterinden ismini alan “Avni” dergisini yayımlamaya başladı. Aral, Avni’yi 1996’ya kadar çıkarmayı sürdürdü.

Tiyatro sevdasından da vazgeçmedi

Oğuz Aral, tiyatroya ilgisi dolayısıyla 1958’de pandomim tiyatrosu kurdu ve Anadolu’nun çeşitli yerlerinde gösteriler sergiledi.

Tekin Aral, Ferruh Doğan ve Oğuz Aral’ın 1964’te kurduğu “Canlı Karikatür” adlı stüdyoda, 1966’da “Koca Yusuf”, 1967’de “Direklerarası”, 1968’de “Bu Şehri İstanbul”, 1971’de “Ağustos Böceği ile Karınca” filmleri yapıldı. 50 kadar kısa filme imza atılan stüdyoda yapılan filmlerden en ünlüsü, 19. yüzyılın sonunda Türkiye, Fransa, Belçika ve Amerika’da güreşerek hayranlık uyandıran Koca Yusuf’un başarılarını işleyen, çizgi ve tiplemeleriyle başarı sağlayan “Koca Yusuf” filmi oldu.

Müşfik Kenter ile uzun yıllar süren bir dostluğa sahip olan Aral, 1981’de usta oyuncunun rol aldığı tek kişilik oyun “Bir Garip Orhan Veli”yi sahneye koydu.

Aral, Haldun Taner’in kaleme aldığı “Keşanlı Ali Destanı” oyununu 1994’te izleyiciyle buluşturdu. Müşfik Kenter’in oynadığı, Aral’ın kaleme alıp yönettiği ve dekor tasarımını üstlendiği “Huysuz İhtiyar” oyunu ise 2001’de ilk gösterimini yaptı.

Gazeteci Halit Kıvanç, 2013’te Beşiktaş Belediyesince düzenlenen Ustalara Saygı Gecesi’nde sahneye çıkarak, “Sevgili Oğuz’a borcumu ödemek zorundayım. Beni ben yapan isimlerden birisidir. Ondan çok fazla şey öğrendim. Sahnede izleyicilerin tepkilerine göre nasıl hareket etmem gerektiğini bana tane tane anlatırdı. Halit Kıvanç, bugün varsa onun ilk öğretmeni, yönetmeni Oğuz Aral olduğu için var diyebilirim.” ifadelerini kullanmıştı.

Oğuz Aral, 26 Temmuz 2004’te tatil için gittiği Bodrum’da kalp krizi geçirerek 68 yaşında yaşama veda etti. Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilen Aral’ın anısına 26 Temmuz 2005’te Cihangir Parkı’na heykeli dikildi.

İSTANBUL (AA) – Asıl adı “Suna Belener” olan sanatçı, 24 Ekim 1933’te İstanbul’da dünyaya geldi. İstanbul Belediye Konservatuvarı Şan ve Bale Bölümü’nde 1949’da öğrenim gören Pekuysal, ilk olarak İstanbul Şehir Tiyatroları’nın çocuk bölümünde Kadri Ögelman’ın “Artist Aranıyor” adlı oyununda rol aldı.

Cahide Sonku, Reşit Gürzap, Bedia Muvahhit, Vasfi Rıza Zobu, Hazım Körmükçü, Talat Artemel, Reşit Gürzap, Mahmut Moralı ve Şevkiye Mav’ın öğrencisi olan Pekuysal, 1952’de İstanbul Şehir Tiyatroları dram bölümü kadrosuna geçti.

Suna Pekuysal, 1952’de “Vahşi Kız” adlı oyundaki “hizmetçi kız” rolünde tek cümlesi olmasına rağmen izleyicinin beğenisini kazandı.

Pekuysal, 1954’te Elmer Rice’ın “Sokakta”, 1956’da Henrik Ibsen’in “Peer Gynt”, 1959’da Noel Coward’ın “Ne Umurum”, 1961’de Flers-Caillavet’nin “Yufka Yüreklinin Biri”, 1964’te Hidayet Sayın’ın “Topuzlu”, 1965’te Haldun Taner’in “Eşeğin Gölgesi”, 1968’de Shakespeare’in “Romeo ile Juliet” ve 1976’da “Kısasa Kısas” oyunlarında rol aldı.

Ünlü oyuncu bir açıklamasında oynadığı her rolü beğenmediğini belirterek, “Aslında iyi oyun çıkarabilmek için üstlendiğin kimliği sevmen, benimsemen şart. Aksi halde vasatın üzerine çıkamıyorsun. ‘Kadınlar’, ‘Çatıdaki Çatlak’, ‘Haydi Öldürsene Canikom’, ‘Lüküs Hayat’’, ‘Ahududu’, ‘Keşanlı Ali’, ‘Tırpan’daki rollerimi çok sevdim mesela.” ifadesini kullanmıştı.

Radyo tiyatrolarında seslendirme yaptı

Oyunculuğun yanında radyo tiyatrosunda, arkası yarınlarda seslendirmeler de yapan Pekuysal, radyo temsillerine duyduğu özlemi, “Bak şunun altını çizerek söylüyorum, radyodaki o temsiller vardı ya bir ömürdü onlar benim için. Bugün çağırsalar, haydi gel Suna Pekuysal deseler, koşarım yine. Koşmak ne kelime, uçarım, uçarım.” sözleriyle ifade etmişti.

Türkan Şoray’ın ilk filmlerinden, 1961 yapımı “Güzeller Resmi Geçidi”nde de seslendirme sanatçısı olarak katkıda bulundu.

Oyuncu Ergun Köknar ile 1964’te evlenen sanatçının, 1973 yılında Sait Ali adında bir oğlu oldu.

Eşiyle kurduğu Üsküdar Oyuncuları topluluğunun oyunlarında 1970-1973 yılları arasında rol alan Pekuysal, Fakir Baykurt’un uyarlaması “Tırpan”daki rolüyle 1980 Avni Dilligil ve Ulvi Uraz ödüllerine değer görüldü.

Ekrem Reşit Rey’in 1933’te kaleme aldığı, Cemal Reşit Rey’in bestelerini yaptığı, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda 1984’te sahnelenen ve Haldun Dormen’in sahneye koyduğu “Lüküs Hayat” operetinde uzun yıllar Zihni Göktay ile aynı sahneyi paylaşan sanatçı, bu rolüyle 1986 Sanat Kurumu ve 1987 İsmail Dümbüllü ödüllerini aldı.

Pekuysal’a, 1998 Afife Tiyatro Ödülleri-Nisa Serezli Aşkıner “Yaşam Boyu Başarı Ödülü”, 2000 “Belkıs Dilligil Onur Ödülü”, 2001 38. Antalya Altın Portakal Film Festivali “Yaşam Boyu Onur Ödülü” ve 2003 “Muhsin Ertuğrul Tiyatro Emek Ödülü” verildi.

250’den fazla oyun ve 100’e yakın filmde rol aldı

Emekli olduktan bir süre sonra Şehir Tiyatroları’nda Joseph Kesselring’in yazdığı ve Çetin İpekkaya’nın yönettiği “Ahududu” adlı oyunda konuk sanatçı olarak rol aldı.

“Yeter Anne”, “Kadın Savcısı” ve “Ekmek Teknesi” adlı dizilerde de oyunculuk yapan Suna Pekuysal, 75 yıllık hayatının 50 yılında 250’den fazla oyunda ve 100’e yakın sinema filminde başrol ve yan rollerde oynadı.

İstanbul’da 22 Temmuz 2008’de yaşama veda eden Suna Pekuysal’ın rol aldığı filmlerden bazıları şöyle:

Can Yoldaşı (1952), Halıcı Kız (1953), Yaprak Dökümü (1958), Bir Bahar Akşamı (1961), Otobüs Yolcuları (1961), Zavallı Necdet (1961), Cilali İbo Zoraki Baba (1961), Minnoş (1961), Hayat Bazen Tatlıdır (1962), Küçük Hanımın Kısmeti (1962), Küçük Hanım Avrupa’da (1962), Küçük Hanımın Şoförü (1962), Aşk Güzeldir (1962), Neşemizi Bulalım (1962), Yedi Kocalı Hürmüz (1963), Kiralık Koca (1963), Şoförler Kralı (1964), Yalancının Mumu (1965), Çalıkuşu (1966), Trafik Belma (1967), Kadın Değil, Baş Belası (1968), Kanlı Nigar (1968), Ayşecik-Yuvanın Bekçileri (1969), Küçük Hanımın Şoförü (1970), Keloğlan Aramızda (1971), Hayat Sevince Güzel (1971), Keloğlan (1971), Keloğlan ve Can Kız (1972), Ben Bir Garip Keloğlanım (1976), İnşaat (2003), Hırsız Var (2005)