'Türk tiyatrosunun duayen ismi: Cüneyt Gökçer

İSTANBUL (AA) – Devlet Tiyatroları (DT) Genel Müdürlüğü, Ankara Devlet Konservatuvarı Müdürlüğü, Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü Başkanlığı gibi görevlerde bulunan Gökçer, 1920’de Malatya’da dünyaya geldi.

Gökçer, lise yıllarında Ankara Halkevi Temsil Koluna üye olarak, 1937’de Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümüne girdi.

Ünlü Alman Müzisyen Paul Hindemith ve Carl Ebert’in öncü çabalarıyla kurulan konservatuvar, ülke çapında büyük yankı uyandırdı. Gökçer, sınav günü anılarını şöyle dile getirdi:

“Sınav komisyonunda Carl Ebert, Madam Adler, Profesör Kuchunbuch, Emin Türkelçin vardı. Giriş sınavında daha önce değindiğim bölümü oynadım. Bir de bana temrin verdiler. Temrin şöyleydi. ‘Fransız ihtilali. Sen bir hatipsin. Büyük bir meydan ve çok kalabalık. Halkı yönlendirecek bir konuşma yapacaksın.’ Sesim kısık olduğu için anlayamamış olacaklar ki beni dışarı çıkardılar. İçeride uzun uzun konuştular. İmtihan kapısındaki o anılarımı hiç unutmam.”

Gökçer, Devlet Konservatuvarı yüksek lisans bölümünden mezun olduğu 1942’de sahne ve mimik hocalığına atandı. Büyük Tiyatro, 1 Ekim 1949’da Ahmet Kutsi Tecer’in “Köroğlu Destanı” oyunuyla resmen açıldığında Cüneyt Gökçer, Köroğlu’nu canlandırdı.

Rejisör ve aktör olarak sanatında olgunlaşması 1954 ile 1958 arasında Muhsin Ertuğrul’un ikinci DT müdürlüğüne rastlayan sanatçı, Cevat Memduh Altar’ın DT müdürlüğü döneminde bilgi ve deneyim için Avrupa’ya gönderildi.

Almanya, Avusturya, İngiltere ve Fransa’nın “Oldwich”, “Commedia Française” ve “Thalia Theater” gibi önemli sanat merkezlerinde reji asistanı olarak çalışan Gökçer, 25 Ağustos 1958’te Muhsin Ertuğrul’dan boşalan Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğüne atandı.

İlk evliliğini tiyatro oyuncusu Mediha Gökçer ile yapan sanatçının bu evlilikten Deniz adında bir kızı dünyaya geldi. 1964 yılında ise Ayten Kaçmaz ile evlenen Gökçer’in bu evliliğinden de Aslı adında bir kızı oldu.

Gökçer, yöneticiliği süresince repertuar politikasının belirlenmesi ve uygulanmasında önemli bir aşama olarak, Batı Tiyatrosunun başyapıtlarının yanı sıra daha fazla Türk Tiyatro eserine yer verilmesini gerekliliğini savundu, bu amaçla yerli oyun yazarlarını teşvik etti. Refik Erduran, Cahit Atay, Güngör Dilmen Kalyoncu, Yıldırım Keskin, Recep Bilginer, Necati Cumalı, Aziz Nesin, Oktay Arayıcı, Yaşar Kemal, Turan Oflazoğlu ve Orhan Asena gibi oyun yazarlarının eserleri onun döneminde seyirciyle buluştu.

Tiyatronun yanı sıra opera ve bale sanatlarının gelişmesi için de önemli çalışmalar yapan Gökçer, müzik konusunda İtalyan, koreografi konusunda ise İngiliz hocalardan, özellikle Dame Ninetto de Valois’dan yararlanarak opera ve balede yeni gelişme imkanları sağladı.

Gökçer, 1963’te Devlet Tiyatroları’nda ilk müzikalin sahnelenmesini sağladı, 1982’de ise Devlet Sanatçısı unvanını alan ilk tiyatro sanatçısı olarak sanat tarihine geçti. 1985’te aldığı profesörlük unvanıyla Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Müdürlüğüne atanan Gökçer, 1989’da Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümü Başkanlığı yaptı.

Türkiye’de ilk defa 1996’da Tiyatro Rejisörlüğü lisans eğitimini başlatan Gökçer, oyuncu ve rejisör olarak çok sayıda ödül aldı.

Gökçer, 23 Aralık 2009’da Ankara’da tedavi gördüğü hastanede solunum yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti. Cenazesi İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığına defnedildi.

Rol aldığı bazı oyunlar

“Otelci Kadın”, “Julius Ceasar”, “Asker Saadeti”, “Kibarlık Budalası”, “Bizim Şehir”, “Yanlışlıklar Komedyası”, “Anasının Kuzusu”, “Onikinci Gece”, “Paydos”, “Size Öyle Geliyorsa Öyledir”, “Bir Komiser Geldi”, “Hamlet”, “Bir Yaz Gecesi Dönümü Rüyası”, “Tanrılar ve İnsanlar (Gılgameş)”, “Vanya Dayı”, “Damdaki Kemancı”, “Mança’lı Don Kişot”, “Hastalık Hastası” ve “İnsandan Kaçan”, Gökçer’in rol aldığı tiyatro oyunları arasında yer alıyor.

Oynadığı bazı filmler

Gökçer, “Lale Devri”, “Barbaros Hayrettin Paşa”, “Kara Davut”, “Kaldırım Çiçeği”, “Balıkçı Güzeli”, “Büyük Sır”, “İbrahim Ethem İlahi Davet”, “Merhamet”, “Hacı Bektaş Veli”, “501 Numaralı Hücre”, “Damdaki Kemancı”, “Yedi Evlat İki Damat” ve “Mektup”un aralarında yer aldığı çok sayıda filmde de rol aldı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İZMİR (AA) – İzmir Devlet Tiyatrosundan yapılan açıklamaya göre, yeni tiyatro sezonunun açılışı Urla Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Sam Bobrick’in yazdığı, Metin Sadık Yağcı’nın yönettiği iki perdelik oyun, tiyatroseverlerle buluşacak.

Ekim ayı programı kapsamında, Tankred Dorst’un yazdığı ve Gürol Tonbul’un yönettiği “Oyuncu-Ben Feuerbach” adlı eserin 5 Ekim’de Konak Sahnesi’nde prömiyeri gerçekleştirilecek.

İskender Pala’nın yazdığı ve Murat Çobangil’in yönettiği “Neyzen Tevfik” adlı oyunun prömiyeri ise 12 Ekim’de Karşıyaka Ragıp Haykır Sahnesi’nde yapılacak.

Remzi Özçelik’in yazdığı, Metin Oyman’ın yönettiği “Hacı Bektaş” oyununun prömiyeri de 19 Ekim’de Bornova Bozkurt Kuruç Sahnesi’nde gerçekleşecek.

Yeni sezonda İzmir Devlet Tiyatrosu geçen sezon repertuvarında yer alan oyunları izleyicilerle buluşturmayı sürdürecek.

Aşı karnesi ya da test sonucu istenecek

Açıklamada görüşlerine yer verilen İzmir Devlet Tiyatrosu Müdürü Levent Ulukut, ekim ayında bölge turnelerini sürdüreceklerini kaydederek, 12-16 Ekim’de Edirne ve Balıkesir’de “Bir Düş Gibi-Cahide Sonku”, 19-23 Ekim’de Aydın ve Denizli’de “Vahşet Tanrısı” oyunuyla seyirci karşısına çıkacaklarını ifade etti.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemlerine önem verdiklerini anlatan Ulukut, salona girişte aşı karnesi kontrolü yapacaklarını, aşı olmayanlardan PCR testi sonucu isteyeceklerini belirtti.

Ulukut, toplum sağlığı için seyircilerden önlemler konusunda hassasiyet göstermelerini isteyerek, “Alkışlarla dolu bir sezon bizi bekliyor.” ifadesini kullandı.

ANKARA (AA) – Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt, yeni sezon hazırlıklarına ve yaz boyu açık havada yapılan etkinliklere ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Uzun bir aradan sonra 1 Ekim itibarıyla izleyiciyle tiyatro salonlarında buluşacaklarını belirten Kurt, hazırlıkların Türkiye’nin dört bir yanındaki sahnelerde devam ettiğini söyledi.

Seyircilerin sanatçıları, sanatçıların da seyircileri çok özlediğini dile getiren Kurt, Cimri, Anna Karenina, Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye, Bizim Yunus, Ölümcül Oyun, Profesyonel, Reis Bey, Totlar, Bir Yaz Dönümü Gecesi Rüyası gibi çok tutmuş oyunların yeni sezonda seyircilerle buluşmaya devam edeceğini bildirdi.

Prömiyer yapacak oyunlar hakkında da bilgi veren Kurt, Ankara’da Periferi, İstanbul’da Seneye Bugün, İzmir’de Hacı Bektaş ve Neyzen Tevfik, Konya’da Karanlıkta Komedi, Trabzon’da Yaşlı Bir Palyaço Aranıyor’un da aralarında bulunduğu yeni oyunların hazırlıklarının sürdüğünü anlattı.

Mustafa Kurt, “Bu sene pandemiden dolayı güler yüzlü bir repertuvar tasarladık. Bu süreci daha rahat atlatalım diye seyircilerimizin karşılarına güler yüzlü bir repertuvarla çıkmak istiyoruz.” diye konuştu.

“Kapsamlı bir Türkiye çıkarması gerçekleştirmek istiyoruz”

Tüm bölgelerde sanatla dopdolu bir sezona hazırlandıklarını, Devlet Tiyatrosuna yakışır nitelikte eserleri seyircinin beğenisine sunacaklarını belirten Kurt, Gaziantep’ten Kahramanmaraş’a, Elazığ’dan Malatya’ya, Aydın’dan Zonguldak’a kadar pek çok ilde turne gerçekleştireceklerini söyledi.

İstanbul ve Ankara’da birer yeni sahne açacaklarını, buralara ilişkin programların da hazırlandığını bildiren Kurt, Kovid-19 salgını öncesi tamamlanan ancak salgın nedeniyle ara verilen Edirne ve Kayseri Devlet Tiyatrolarının faaliyete geçeğini kaydetti.

Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt, “Kapsamlı bir Türkiye çıkartması gerçekleştirmek istiyoruz. Ekim ayından itibaren sanatseverleri tiyatro salonlarına bekliyoruz.” dedi.

Üniversitelerin açılmasıyla tiyatroya ilginin daha da artacağına işaret eden Kurt, “Pandemi döneminden önce yaklaşık 200 bin artı seyircimiz oluşmuştu. Yine o seyirciyi yakalamayı, hatta geçmeyi amaçlıyoruz.” diye konuştu.

Kovid-19 tedbirlerine de değinen Kurt, salonları yüzde 50 kapasiteyle kullanacaklarını, maske, mesafe, hijyen kurallarına uyacaklarını, seyircilerden aşı kartı ya da negatif sonuçlu PCR testi isteyeceklerini söyledi.

DT’deki sanatçıların, teknik ve idari kadronun aşılanma oranının yüzde 90’ın üzerinde olduğunu bildiren Kurt, “Hem sanatçılarımızı hem seyircilerimizi korumak istiyoruz. Herkesin son derece dikkatli olması lazım. Bu süreç içerisinde umarım bu salgın hastalığı dünya ile beraber hep birlikte atlatmış oluruz.” dedi.

Açık hava yaz oyunlarını yaklaşık 12 bin tiyatrosever izledi

Mustafa Kurt, haziran ayından beri açık hava mekanlarında izleyiciyle bir araya geldiklerini de hatırlatarak, 2021’in Yunus Emre ve Türkçe yılı olması nedeniyle yaz sezonunu Aspendos’ta Bizim Yunus oyunuyla açtıklarını, oyunun daha sonra yurt içi ve yurt dışı turneleriyle çok sayıda tiyatroseverle buluştuğunu kaydetti.

Ankara ve İzmir’deki açık hava sahnelerinde hazirandan beri temsillerin sergilendiğini anlatan Kurt, seyirciden yoğun ilgi gördüklerini, tüm oyunların kapalı gişe oynandığını kaydetti.

Kurt, İzmir ve Ankara’daki açık hava sahnelerinde yaz boyunca 71 temsil gerçekleştirdiğini ve 12 bine yakın izleyicinin ağırlandığını bildirdi.

Kamyon tiyatrosunun da ülkeyi gezerek çocuklara yeni bir dünyanın kapılarını açtığını anlatan Kurt, 26 ilde 50 bine yakın çocuğa ulaşıldığını, bunun da kendileri için çok sevindirici olduğunu dile getirdi.

Kurt, afet bölgelerindeki çocuklara moral desteği sağlamak için Kamyon Tiyatrosu’ndan yararlandıklarını, bu kapsamda ekim ayı içinde selden etkilenen Kastamonu, Sinop, Amasya ve Tokat’ta bir program yapacaklarını bildirdi.

DT’de sezonun 8 aydan 12 aya çıktığına dikkati çeken Kurt, “DT hiç kapatmadan sezonunu bir yıla uzatmış oldu. Bundan böyle de pandemi olsun ya da olmasın sezon bittikten sonra yaz oyunlarımız ve kamyon tiyatromuz devamlı olacak. Bundan geri dönüş olmadığını düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

Ulusal ve uluslararası festivallere seyirciden yoğun ilgi

Kovid-19 salgını nedeniyle geçen yıl uluslararası festivalleri yapamadıklarını aktaran Kurt, bu yıl ise açık havada düzenlenen 6’sı uluslararası 2’si ulusal toplam 8 festivalde 115 temsil verildiğini, 25 binin üzerinde seyircinin bu temsilleri izlediğini bildirdi.

Kurt, yakın zamanda Almanya’da düzenlenen bir festivalde Türkiye’yi Bizim Yunus oyunuyla temsil ettiklerini, önümüzdeki dönemde de Ankara ve İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun Arnavutluk ve Kuzey Makedonya’daki festivallere katılacaklarını söyledi.

“Pandemide 504 özel tiyatroya kapılarımızı açtık”

Mustafa Kurt, Kovid-19 salgın döneminde kültür ve sanatın ne kadar önemli olduğunun bir kez daha anlaşıldığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

“İnsanlar tiyatrosuz, sinemasız, operasız, müziksiz yapamayacağını gördü. Bu anlamda sanat camiasına Kültür ve Turizm Bakanlığımız da çok büyük destek oldu. Devlet Tiyatrosu olarak yaklaşık 504 özel tiyatroya kapılarımızı açtık, 504 tiyatro sahnelerimizden yararlandı. Bu çok önemli bir şeydi. Devlet Tiyatroları olarak, sahnelerimizi açmakla kalmadık hem teknik personel hem dekor ve kostüm anlamında destek olduk. Yani onların ihtiyaçlarına bir şekilde cevap vermeye çalıştık. Çünkü bu süreci hep birlikte atlatmak istedik.”