Türk tiyatrosunun hem oyuncusu hem eğitmeni: Hadi Çaman

İSTANBUL (AA) – Balkanlar’dan göç eden Devrekanili Niyazi Bey ile Zatiye Hanım’ın üç çocuğundan biri olan Hadi Çaman, 3 Ocak 1943’te Kastamonu’da dünyaya geldi.

Çaman, ilkokulu Abdülhak Hamit İlkokulu’nda, liseyi ise Abdurrahman Paşa Lisesi’nde tamamladı. Devlet memuru olan anne ve babasının tayinleri sebebiyle, ailesiyle birlikte 1960’lı yılların başında İstanbul’a yerleşen sanatçı, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okudu.

İstanbul Belediye Konservatuvarında Yıldız Kenter’den ders alan ve mezun olan Çaman, 1962’de Dormen ve Kenter tiyatrolarının açtığı sınavı kazanıp kursiyer oldu.

“Altın Yumruk” adlı oyunla 1963’te Dormen Tiyatrosunda profesyonel oyunculuğa başlayan sanatçı, 10 yıl boyunca aynı tiyatroda 20’yi aşkın oyunda görev aldı.

“Yeditepe Oyuncuları”nı 1982’de kurdu

Usta oyuncu, 1973-1982 arasında Gülriz Sururi-Engin Cezzar, Nisa Serezli-Tolga Aşkıner, Miyatro (Müjdat Gezen) ve Şan Tiyatrosunda sahnelenen oyunlarda rol aldı.

Hadi Çaman, 1982’de kurduğu “Yeditepe Oyuncuları” tiyatrosunda, Tolga Çevik, Cem Özer ve Sevinç Erbulak’ın da aralarında bulunduğu pek çok ünlü ismi Türk tiyatrosuna kazandırdı.

Oyuncu ve yazar Füsun Önal ile 1980’li yılların başında “Kelebekler Özgürdür” adlı oyunda rol alan sanatçı, gösterdiği performansla geniş kitleler tarafından tanınmaya başladı.

Çaman, İzmirli tiyatro sanatçısı ve yazar Bengi Şen ile 1970’te hayatını birleştirdi.

Aynı yıl “Adım Kan Soyadım Silah” isimli filmle sinemaya adım atan başarılı oyuncu, pek çok filmde oynadı.

Çeviriler ve uyarlamalar yapan, oyun yazıp yöneten Çaman ve kurduğu tiyatro, “Avni Dilligil Ödülü”, “Afife Jale Ödülü”, “İsmet Küntay Ödülü” ve “UNESCO Yaşam Yapıtı Ödülü”nün aralarında bulunduğu çok sayıda ödüle layık görüldü.

Usta oyuncu, Haldun Dormen, Erol Günaydın, Nevra Serezli, Gülriz Süruri, Engin Cezzar Altan ve Füsun Erbulak, gibi Türk tiyatro tarihine adını yazdıran ustalarla 1960 ve 1970’li yıllarda yaşadığı anılarını, 2002’de yayımlanan “Güzeltmek” adlı kitabında kaleme aldı.

“Hepsi ülkeme helal olsun”

Usta oyuncu, 40. sanat yılı dolayısıyla yazdığı metinde şunları kaydetmişti:

“Yüze yaklaşan oyun, bir o kadar ustayla, göz göze soluk soluğa geçen muhteşem günler. Dormen Tiyatrosunun ailevi ortamında başlayan, daha sonra Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu, Nisa Serezli-Tolga Aşkıner Tiyatrosu, Şan Tiyatrosu, Venüs Tiyatrosunu kapsayan yıllar. Yıl 1982, Yeditepe Oyuncuları. Yirmi yıl, aralıksız ışık saçmak için verilen sonsuz savaş, onlarca genç insana açılan kucak, yazılan, yönetilen oyunlar, kazanılan sayısız ödül. En önemlisi, ülkemizde bir ilke imza atıp, bir müsamere salonundan, kültür merkezine dönüştürülen koca bir yapı. Kısacası bir ömür. Seve seve, özveriyle, içtenlikle, gönülden sunulan bir yaşam. O arada yetiştirilen, büyütülen, 30 yaşına erişen bir oğul. Hepsi ülkeme helal olsun.”

Tiyatro eleştirmeni ve yazar Üstün Akmen ise bir yazısında, Çaman’ı şu sözlerle anlatmıştı:

“Sanatçının kazandığı ilk başarılarıyla sanatının kişisel olmayan ününü paylaşmasına, giderek içgüdüsel ve olabildiğince alaylı biçimde başarı denilen olguyu geri çevirmeye doğru yöneldiğine, o gün bugündür Hadi Çaman’da tanık oldum. Sanatının kişisel, kazançsız, özgür olduğu, kendi kendinin farkına varmadığı, kendi kendine güldüğü, kendi kendini alaya aldığı evreyi elden bırakmayan enderlerimizdendi o. 46 yıl sanat yaptı. Yetişti, yetiştirdi ve bunun hep böylece sürüp gitmesini istedi.”

Çaman, ALS hastalığı ve diğer rahatsızlıkları nedeniyle, 2007’de Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındı.

Hastanenin yoğun bakım servisinde 127 gün kalan sanatçı, 2008’in nisan ayında İstanbul’da bir bakımevi ve rehabilitasyon merkezine yerleştirildi. Sanatçı, 22 Eylül 2008’de, 65 yaşında hayata veda etti.

Rol aldığı filmlerden bazıları şöyle:

“Ankara Ekspresi”, “Gerçek Hikaye”, “Midasın Düşü”, “Eşref Saati”, “Şen Olasın Nuri Bey”, “Yağmurdan Kaçarken”, “Portatif Hüseyin”, “Aile Pansiyonu”, “Kiralık Ev”, “Hayroş”, “Yaygara 86”, “İntihar”, “Topuz”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İZMİR (AA) – İzmir Devlet Tiyatrosundan yapılan açıklamaya göre, yeni tiyatro sezonunun açılışı Urla Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Sam Bobrick’in yazdığı, Metin Sadık Yağcı’nın yönettiği iki perdelik oyun, tiyatroseverlerle buluşacak.

Ekim ayı programı kapsamında, Tankred Dorst’un yazdığı ve Gürol Tonbul’un yönettiği “Oyuncu-Ben Feuerbach” adlı eserin 5 Ekim’de Konak Sahnesi’nde prömiyeri gerçekleştirilecek.

İskender Pala’nın yazdığı ve Murat Çobangil’in yönettiği “Neyzen Tevfik” adlı oyunun prömiyeri ise 12 Ekim’de Karşıyaka Ragıp Haykır Sahnesi’nde yapılacak.

Remzi Özçelik’in yazdığı, Metin Oyman’ın yönettiği “Hacı Bektaş” oyununun prömiyeri de 19 Ekim’de Bornova Bozkurt Kuruç Sahnesi’nde gerçekleşecek.

Yeni sezonda İzmir Devlet Tiyatrosu geçen sezon repertuvarında yer alan oyunları izleyicilerle buluşturmayı sürdürecek.

Aşı karnesi ya da test sonucu istenecek

Açıklamada görüşlerine yer verilen İzmir Devlet Tiyatrosu Müdürü Levent Ulukut, ekim ayında bölge turnelerini sürdüreceklerini kaydederek, 12-16 Ekim’de Edirne ve Balıkesir’de “Bir Düş Gibi-Cahide Sonku”, 19-23 Ekim’de Aydın ve Denizli’de “Vahşet Tanrısı” oyunuyla seyirci karşısına çıkacaklarını ifade etti.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemlerine önem verdiklerini anlatan Ulukut, salona girişte aşı karnesi kontrolü yapacaklarını, aşı olmayanlardan PCR testi sonucu isteyeceklerini belirtti.

Ulukut, toplum sağlığı için seyircilerden önlemler konusunda hassasiyet göstermelerini isteyerek, “Alkışlarla dolu bir sezon bizi bekliyor.” ifadesini kullandı.

ANKARA (AA) – Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt, yeni sezon hazırlıklarına ve yaz boyu açık havada yapılan etkinliklere ilişkin AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Uzun bir aradan sonra 1 Ekim itibarıyla izleyiciyle tiyatro salonlarında buluşacaklarını belirten Kurt, hazırlıkların Türkiye’nin dört bir yanındaki sahnelerde devam ettiğini söyledi.

Seyircilerin sanatçıları, sanatçıların da seyircileri çok özlediğini dile getiren Kurt, Cimri, Anna Karenina, Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye, Bizim Yunus, Ölümcül Oyun, Profesyonel, Reis Bey, Totlar, Bir Yaz Dönümü Gecesi Rüyası gibi çok tutmuş oyunların yeni sezonda seyircilerle buluşmaya devam edeceğini bildirdi.

Prömiyer yapacak oyunlar hakkında da bilgi veren Kurt, Ankara’da Periferi, İstanbul’da Seneye Bugün, İzmir’de Hacı Bektaş ve Neyzen Tevfik, Konya’da Karanlıkta Komedi, Trabzon’da Yaşlı Bir Palyaço Aranıyor’un da aralarında bulunduğu yeni oyunların hazırlıklarının sürdüğünü anlattı.

Mustafa Kurt, “Bu sene pandemiden dolayı güler yüzlü bir repertuvar tasarladık. Bu süreci daha rahat atlatalım diye seyircilerimizin karşılarına güler yüzlü bir repertuvarla çıkmak istiyoruz.” diye konuştu.

“Kapsamlı bir Türkiye çıkarması gerçekleştirmek istiyoruz”

Tüm bölgelerde sanatla dopdolu bir sezona hazırlandıklarını, Devlet Tiyatrosuna yakışır nitelikte eserleri seyircinin beğenisine sunacaklarını belirten Kurt, Gaziantep’ten Kahramanmaraş’a, Elazığ’dan Malatya’ya, Aydın’dan Zonguldak’a kadar pek çok ilde turne gerçekleştireceklerini söyledi.

İstanbul ve Ankara’da birer yeni sahne açacaklarını, buralara ilişkin programların da hazırlandığını bildiren Kurt, Kovid-19 salgını öncesi tamamlanan ancak salgın nedeniyle ara verilen Edirne ve Kayseri Devlet Tiyatrolarının faaliyete geçeğini kaydetti.

Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt, “Kapsamlı bir Türkiye çıkartması gerçekleştirmek istiyoruz. Ekim ayından itibaren sanatseverleri tiyatro salonlarına bekliyoruz.” dedi.

Üniversitelerin açılmasıyla tiyatroya ilginin daha da artacağına işaret eden Kurt, “Pandemi döneminden önce yaklaşık 200 bin artı seyircimiz oluşmuştu. Yine o seyirciyi yakalamayı, hatta geçmeyi amaçlıyoruz.” diye konuştu.

Kovid-19 tedbirlerine de değinen Kurt, salonları yüzde 50 kapasiteyle kullanacaklarını, maske, mesafe, hijyen kurallarına uyacaklarını, seyircilerden aşı kartı ya da negatif sonuçlu PCR testi isteyeceklerini söyledi.

DT’deki sanatçıların, teknik ve idari kadronun aşılanma oranının yüzde 90’ın üzerinde olduğunu bildiren Kurt, “Hem sanatçılarımızı hem seyircilerimizi korumak istiyoruz. Herkesin son derece dikkatli olması lazım. Bu süreç içerisinde umarım bu salgın hastalığı dünya ile beraber hep birlikte atlatmış oluruz.” dedi.

Açık hava yaz oyunlarını yaklaşık 12 bin tiyatrosever izledi

Mustafa Kurt, haziran ayından beri açık hava mekanlarında izleyiciyle bir araya geldiklerini de hatırlatarak, 2021’in Yunus Emre ve Türkçe yılı olması nedeniyle yaz sezonunu Aspendos’ta Bizim Yunus oyunuyla açtıklarını, oyunun daha sonra yurt içi ve yurt dışı turneleriyle çok sayıda tiyatroseverle buluştuğunu kaydetti.

Ankara ve İzmir’deki açık hava sahnelerinde hazirandan beri temsillerin sergilendiğini anlatan Kurt, seyirciden yoğun ilgi gördüklerini, tüm oyunların kapalı gişe oynandığını kaydetti.

Kurt, İzmir ve Ankara’daki açık hava sahnelerinde yaz boyunca 71 temsil gerçekleştirdiğini ve 12 bine yakın izleyicinin ağırlandığını bildirdi.

Kamyon tiyatrosunun da ülkeyi gezerek çocuklara yeni bir dünyanın kapılarını açtığını anlatan Kurt, 26 ilde 50 bine yakın çocuğa ulaşıldığını, bunun da kendileri için çok sevindirici olduğunu dile getirdi.

Kurt, afet bölgelerindeki çocuklara moral desteği sağlamak için Kamyon Tiyatrosu’ndan yararlandıklarını, bu kapsamda ekim ayı içinde selden etkilenen Kastamonu, Sinop, Amasya ve Tokat’ta bir program yapacaklarını bildirdi.

DT’de sezonun 8 aydan 12 aya çıktığına dikkati çeken Kurt, “DT hiç kapatmadan sezonunu bir yıla uzatmış oldu. Bundan böyle de pandemi olsun ya da olmasın sezon bittikten sonra yaz oyunlarımız ve kamyon tiyatromuz devamlı olacak. Bundan geri dönüş olmadığını düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

Ulusal ve uluslararası festivallere seyirciden yoğun ilgi

Kovid-19 salgını nedeniyle geçen yıl uluslararası festivalleri yapamadıklarını aktaran Kurt, bu yıl ise açık havada düzenlenen 6’sı uluslararası 2’si ulusal toplam 8 festivalde 115 temsil verildiğini, 25 binin üzerinde seyircinin bu temsilleri izlediğini bildirdi.

Kurt, yakın zamanda Almanya’da düzenlenen bir festivalde Türkiye’yi Bizim Yunus oyunuyla temsil ettiklerini, önümüzdeki dönemde de Ankara ve İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun Arnavutluk ve Kuzey Makedonya’daki festivallere katılacaklarını söyledi.

“Pandemide 504 özel tiyatroya kapılarımızı açtık”

Mustafa Kurt, Kovid-19 salgın döneminde kültür ve sanatın ne kadar önemli olduğunun bir kez daha anlaşıldığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

“İnsanlar tiyatrosuz, sinemasız, operasız, müziksiz yapamayacağını gördü. Bu anlamda sanat camiasına Kültür ve Turizm Bakanlığımız da çok büyük destek oldu. Devlet Tiyatrosu olarak yaklaşık 504 özel tiyatroya kapılarımızı açtık, 504 tiyatro sahnelerimizden yararlandı. Bu çok önemli bir şeydi. Devlet Tiyatroları olarak, sahnelerimizi açmakla kalmadık hem teknik personel hem dekor ve kostüm anlamında destek olduk. Yani onların ihtiyaçlarına bir şekilde cevap vermeye çalıştık. Çünkü bu süreci hep birlikte atlatmak istedik.”