Türkiye 2020'de dış ticarette dijital uygulamalarla Kovid-19'un etkilerine meydan okudu

ANKARA (AA) – Ticaret Bakanlığı, 2020 yılında hayata geçirdiği dijital uygulamalar ve temassız ticaret sayesinde, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerinin dış ticaret üzerindeki etkisini azaltırken, ihracatçı sayısının artırılması ve gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması için de önemli projeleri uygulamaya aldı.

AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, tüm dünyayı etkileyen Kovid-19 salgını dolayısıyla Türkiye de bir taraftan ekonomik faaliyetler ve ticari ilişkiler açısından destek ve önlemler uygularken, diğer taraftan söz konusu tedbirlerin ticareti olumsuz etkilememesi için dijitalleşme projelerini hayata geçirdi.

Ticaret Bakanlığının bu yıl başlattığı uygulamalar ve alınan önlemler sayesinde özellikle yılın ilk yarısında Kovid-19 salgınının etkilerinin görüldüğü ihracatta rakamlar yılın ikinci yarısında toparlandı.

Haziran ayı ihracatı, mayısa göre yüzde 35, 2019’un aynı ayına göre yüzde 15,8 artış kaydetti.

Temmuzda da ihracatta bir önceki aya göre yüzde 11,5 artış olurken, hem 2020 yılının en yüksek ihracat değerine hem de toplamda yüzde 84,5, altın hariç ise yüzde 93,9 ile yılın en yüksek ihracatın ithalatı karşılama oranına ulaşıldı.

Ocak-kasım döneminde ihracat geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 8,31 azalışla 151 milyar 704 milyon dolar, ithalat ise yüzde 3,55 artışla 197 milyar 47 milyon dolar oldu. İthalat artışında altın ithalatı etkili olurken, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 76, altın hariç söz konusu oran ise yüzde 86,3 olarak hesaplandı.

IMF’ye göre 2020’de dünya ihracatının yüzde 11,7 azalması öngörülürken, Türkiye’deki ihracat düşüşü bu oranın altında gerçekleşti.

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, salgın koşullarına rağmen 2020 yılı ihracatının 25 Aralık itibarıyla 166 milyar doları geçerek Yeni Ekonomi Programı’ndaki 165,9 milyar dolar hedefini aştığını bildirdi.

Temassız ticaret ile mal sevkıyatının sürekliliği temin edildi

Özellikle mart ayından itibaren, Kovid-19 nedeniyle dünya genelinde sınır geçişlerinin kapatılması veya kısıtlanması gibi ciddi tedbirler alınırken, Ticaret Bakanlığı teknolojik yatırımların da desteğiyle mal sevkiyatlarının gerçekleştirilmesi için Habur, Kapıkule ve Kapıköy gümrük kapılarında ve Ro-Ro limanlarında “temassız ticaret” uygulamasını hayata geçirdi.

Temassız ticaretle, ticari araçların giriş-çıkış işlemleri için bazı tampon bölgeler belirlenerek, konteyner, dorse ve şoför değişimi yöntemiyle ticaretin devamlılığı sağlandı. Söz konusu uygulamalarda bazı bölgelerde demir yollarında vagonların karşılıklı lokomotifler ile itilip çekilmesi yöntemi kullanıldı.

Salgın sürecinde devreye alınan bir diğer yenilikçi uygulama da “sanal ticaret heyetleri” ve “sanal fuarlar” oldu. Sosyal temasın kısıtlandığı bu dönemde Türk ürünleri birçok ülkeye sanal fuar ve ticaret heyeti organizasyonları sayesinde tanıtıldı. Öte yandan, “Pazara Girişte Dijital Faaliyetlerin Desteklenmesi Hakkında Cumhurbaşkanı Kararı” ile bu organizasyonları düzenleyen sektöre özel destekler sağlandı.

Bu kapsamda, 48 ülkeye yönelik 27’si sektörel, 12’si genel olmak üzere 39 sanal ticaret heyeti faaliyeti gerçekleştirilirken, firmaların yaklaşık 6 bin ikili iş görüşmesi yapması sağlandı. Düzenlenen 8 sanal fuarda da 54 binin üzerinde katılımcı sayısına ulaşıldı. Buna ilave olarak hizmetler sektörlerinde, eğitim, bilişim, film ve yayın konularında 5 sanal fuar yapıldı.

İhracatçılara destek yağdı

Yıl içinde ihracatçılara yaklaşık 2,75 milyar lira destek ödemesi gerçekleştiren Ticaret Bakanlığı, 2021 yılı bütçesinde ihracatta devlet desteklerinin oranını yüzde 63 (4,1 milyar lira) olarak öngördü.

Öte yandan Türk Eximbank da yıl içinde geçen yılın aynı dönemine göre ihracatçılara yüzde 6 artışla 41,9 milyar dolar finansman desteği sağladı.

Ayrıca, İhtisas Serbest Bölge modelini hayata geçiren Bakanlık, bu bölgelerde yatırım yapacak firmalar için destekler sundu. “Yurt Dışı Lojistik Merkezlerinin Desteklenmesi Projesi” ile de yurt dışındaki stratejik noktalarda kurulacak lojistik merkezlerin Bakanlık tarafından desteklenmesinin önü açıldı.

Yoğun ticari diplomasi trafiği meyvelerini verdi

Bu yıl içinde ticari diplomaside de birçok önemli adım atıldı. Salgının getirdiği fiziki kısıtlamalara rağmen, yıl genelinde, çoğu video konferans yöntemiyle olmak üzere Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve bakan yardımcıları seviyesinde 164 ikili üst düzey resmi görüşme gerçekleştirildi.

Yürütülen üst düzey görüşmeler ve teknik müzakereler neticesinde Brexit sonrasında Türkiye ile Gümrük Birliği ilişkisi sona erecek olan Birleşik Krallık ile Serbest Ticaret anlaşmasına imza atıldı. Söz konusu anlaşma ile Gümrük Birliği’nin 25 yıl boyunca getirdiği kazanımlar korunurken, STA ile sanayi ürünlerinde gümrük vergileri sıfırlandı, tarım ve işlenmiş tarım ürünlerinde AB ile mevcut tavizler ölçeklendirilerek yeni ticari ilişkilere yansıtıldı. Anlaşmaya eklenen bir hükümle STA kapsamının hizmetler, yatırımlar, ileri tarım tavizleri gibi alanları da içerecek şekilde yakın zamanda genişletilmesi üzerinde de mutabık kalındı.

Öte yandan Azerbaycan ile de Tercihli Ticaret Anlaşması imzalayan Bakanlık, Ukrayna, Japonya, Tayland ve Endonezya ile Serbest Ticaret Anlaşması, Moritanya, Mozambik ve Özbekistan ile Tercihli Ticaret Anlaşması, Rusya ile Hizmet Ticareti ve Yatırım Anlaşması müzakerelerini yürütüyor.

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi yönünde de Avrupa Birliği’ne üye ülkelerle yoğun temas halinde olan Bakanlık, Yeşil Mutabakat çerçevesinde finansal imkanlara erişim noktasındaki talepleri için de görüşmeler yaptı.

Bakanlık 11 ülkeyle Karma Ekonomik Komisyon (KEK) ve Ekonomik ve Ticaret Ortaklık Komite (ETOK-JETCO) toplantılarını çevrim içi olarak gerçekleştirdi.

İhracata ilk adım için hayata geçirilen projeler

Bakanlık, KOBİ’ler başta olmak üzere ticaret erbabının da ihracatçı olabilmesi, ihracatçıların da pazarlarını genişletebilmesi için “Kolay İhracat Platformu” ve “Akıllı İhracat Robotu” uygulamalarını hayata geçirdi.

Yapay zeka ve makine öğrenmesi gibi teknoloji altyapılarını kullanarak ihracatçılara kapsamlı bir dijital danışmanlık hizmeti sunan Kolay İhracat Platformu ile ihracatçıların ülke bazında somut pazar bilgileri ve öneriler alabilmelerine olanak sağlandı. Platform, ağustos sonundan bugüne kadar 75 bin kişiye hizmet verdi.

Bakanlığın söz konusu uygulamaları sayesinde, Ocak-Kasım 2020 döneminde ihracatçı firma sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,1 artışla 84 bin 344 oldu.

KOBİ’leri ihracatçı yapmak için “81 İlde İhracata İlk Adım Programı”nı başlatan Bakanlık, tüm Türkiye’ye yönelik bir analiz gerçekleştirerek, ihracat potansiyeline rağmen henüz ihracat yapmamış 76 ilde 15 bin 770 firma belirledi. Ticaret Bakanlığı bu firmaları sürdürülebilir şekilde ihracatçı yapmak için kendilerine özel mentorluk sağlayacak.

Öte yandan, kadın ve genç girişimcilere yönelik eğitim, mentorluk ve network sağlamak için Bakanlık, Export Akademi, Kadın Girişimci Network Platformu ve Ulusal Kadın İhracatçı Network Platformu çalışmalarını yürüttü. Bu programlar Uluslararası Ticaret Merkezinin “SheTrades Outlook Platformu” tarafından, dünyadaki iyi uygulama örnekleri arasında gösterildi.

İhracatçı tabanını genişletme açısından eğitim faaliyetlerini de sürdüren Ticaret Bakanlığı, mart ayında devreye aldığı Sanal Ticaret Akademisi ile dış ticaret, iç ticaret ve girişimcilik alanlarında vatandaşlara çevrim içi ve ücretsiz eğitim verdi. Bugüne kadar 29 bin kullanıcı akademiye erişim sağlarken, eğitimlerini tamamlayanlara 4 bin 864 sertifika verildi.

Gümrüklerde dijitalleşme ticareti kolaylaştırdı

Öte yandan, gümrüklerde de dijitalleşme anlamında dikkat çekici adımlar atıldı. Kapıkule, Hamzabeyli ve Öncüpınar gümrük kapılarındaki yenileme çalışmaları tamamlanırken, dış ticarete konu eşya için gerekli belgelerin elektronik ortama aktarılması kapsamında elektronik belge sayısı 187’ye, Tek Pencere Sistemi kapsamındaki belge sayısı da 159’a yükseltildi.

Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası’nı haiz firma sayısı 534’e ulaşırken, bu firmalar yılın 11 aylık döneminde ihracatın yüzde 29,1’ini ithalatın ise yüzde 34,7’sini gerçekleştirdi.

İthalatta “Yerinde Gümrükleme” ve “İzinli Alıcı” uygulamaları hayata geçirildi. Menşe ispat ve dolaşım belgelerinin elektronik olarak düzenlenebilmesi, hava yolu eşyasının elektronik takibi ve antrepo izleme sistemleri, Gümrük Rehberi, Gümrük Tarife Arama Motoru, GET-APP ve SHIP gibi dijital uygulamalar ihracatçı ve ithalatçıların hizmetine sunuldu.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı ile Ticaret Bakanlığı arasında koordineli olarak yürütülen Milli Tarama Sistemi (MİLTAR) Projesi kapsamında ilk yerli x-ray tarama sisteminin tasarımına başlandı.

Kaçakçılıkla mücadelede 3 rekor yakalama

Kaçakçılıkla mücadelede risk analiz etkinliğini artırmak ve görüntüleme kapasitesini güçlendirmek üzere TÜBİTAK ile makine öğrenmesine dayanan “Veri Yönetimi ve Hedefleme Yazılımı Projesi” ile “Tarama Ağı Projesi” çalışmaları yürütüldü.

Bütünleşik Veri Analitiği Çözümü (Veri Madenciliği) Projesi kapsamında Bakanlığın sahip olduğu yüksek ölçekli verinin verimli ve modern yöntemlerle analizi yapıldı. Veri Analitiği Mükemmeliyet Merkezi kurulması çalışmalarında ilk 2 faz tamamlandı.

Kaçakçılıkla mücadele operasyonları çerçevesinde yıl içinde 8 uluslararası operasyona imza atıldı. Gümrük muhafaza ekiplerince yılın başından itibaren 3’ü rekor niteliğinde yakalamayla sonuçlanan 260 operasyonda toplam 8,2 ton uyuşturucu madde, 1879 ton kaçak akaryakıt ele geçirildi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Türkiye’de üniversite sıralamaları yapan kuruluş olan ODTÜ URAP Laboratuvarı Koordinatörü Prof. Dr. Ural Akbulut ile dünyanın önde gelen hakemli bilimsel tıp dergilerinden The Lancet’te, Türkiye’nin Sinovac aşısına ilişkin Faz-3 çalışmasının sonuçlarını dünyaya duyuran makalenin koordinatör yazarı Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Akova, konuya ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Ural Akbulut, Kovid-19 salgını nedeniyle, bazı bilimsel dergiler ile Oxford Yayıncılık ve Avrupa Üniversiteler Birliği gibi 160 saygın kuruluşun, 31 Ocak 2020’de yazılı bir basın açıklaması yaparak, Kovid-19 konusunda dergilere ulaşan makalelerin hakem incelemesine göndermeden önce dergilerin internet sayfalarında yayımlanmasının yararlı olacağını açıkladığını ve bu önerinin saygın bilimsel dergilerin çoğu tarafından uygulamaya konulduğunu belirtti.

Saygın bilimsel dergilerin, kendilerine sunulan makaleleri bilim insanlarından oluşan hakemlerin olumlu görüşlerini aldıktan sonra yayımladığına dikkati çeken Akbulut, bu nedenle makalelerin basılmasının genellikle bir yıl, bazen daha uzun zaman aldığını söyledi.

Kovid-19 salgını ortaya çıktıktan sonra aşı, ilaç ve virüs gibi, salgınla ilgili çeşitli konularda 10 binlerce makalenin bilimsel dergilere sunulduğunu aktaran Akbulut, şöyle konuştu:

“Salgının ilk 10 ayında dergilere Kovid-19 ile ilgili 125 bin makale gönderildi. Makale sayısı 1 Ağustos 2021’de 210 bin 183’e ulaştı. Kısa sürede sadece bir konuda bu kadar çok sayıda makale yazılması bilim dünyasında ilk kez gerçekleşti. Bu makalelerin hakemlere gönderilip görüş alınması çok zaman alacağı ve sürmekte olan salgına hızla önlem alınıp çözüm bulunabilmesi için Kovid-19 makalelerine ayrıcalık tanıdı. Yayın kuruluşları Kovid-19 makalelerini kısa süren bir ön incelemenin ardından ‘preprint’ (ön baskı) adı altında internet sayfalarında yayımlıyorlar. Burada amaç, salgının önlenmesine yardımcı olabilecek verilerin bilimsel çevreye ve topluma kısa sürede duyurulması. Bilim insanları, bu makaleler hakkındaki olumlu ve olumsuz görüşlerini ilgili web sayfasına ekleyebiliyor.”

Bu yöntemle bilimsel olarak doğruluğu ve salgını önlemeye yardımcı olacağı anlaşılan makalelerdeki verilerin kısa sürede tüm dünyada bilim insanlarına ışık tuttuğunu dile getiren Akbulut, bilimsel açıdan güvenilir olmayan, verilerinin hatalı olduğu anlaşılan veya önerilen yöntemlerin zararlı olabileceği belirlenen makalelerin ise web sitelerinden çıkartıldığını aktardı.

Böylece, bilim insanlarının yanlış bilgiler nedeniyle zaman kaybetmesinin önlenmeye çalışıldığını ifade eden Akbulut, bu yöntemle dergilerin internet sayfalarında hakem incelemesi olmadan yayımlanan Kovid-19 makalelerinin bazılarının çok ilgi çektiğini, binlerce atıf alabildiğini anlattı.

Bazı makaleler negatif atıf alıyor

Hakem aşamasından geçmedikleri için bazı Kovid-19 makalelerindeki verilerin ve sonuçların güvenilmez olduğunu fark eden bilim insanlarının, “negatif atıf” da yaptığını belirten Akbulut, şöyle devam etti:

“Bu tür negatif atıf alan çok sayıda makale, yayıncı kuruluşlarca sayfadan kaldırılıyor veya makale yazarları tarafından geri çekiliyor. Bu tür tartışmalı makaleler nedeniyle, bazı ülkelerde Kovid-19 hastalarına yararsız ve tehlikeli olduğu kanıtlanan ilaçların verilmeye devam edildiği rapor ediliyor. Kovid-19 ile ilgili çok sayıda makalenin hakem incelemesi olmadan kısa sürede internet sayfalarında yayımlanması faydalı bilgilerin sağlıkçılara ulaşmasını hızlandırmaktadır. Ancak hatalı verilere dayanan makalelerin salgının önlenmesini yavaşlatma tehlikesi bulunmaktadır.”

Ural Akbulut, bilimsel dergilerin hakem incelemesinden geçmeden internet sayfalarında yayımladıkları makaleleri hakemlere gönderip, olumlu görüş alanları cilt ve sayfa numaralarıyla yayımlayacaklarını kaydetti.

“Akademik yükseltmelerde hakemsiz yayımlanmış makaleler dikkate alınmamalı”

Akbulut, URAP’ın her yıl üniversite sıralaması yapan kuruluşlardan biri olduğunu hatırlatarak, geçen yıl hakemsiz ve sadece internet sitelerinde yayımlanan makalelerle ilgili aldıkları yeni kararı da açıkladı.

Prof. Dr. Ural Akbulut, şunları kaydetti:

“Hakem incelemesinden geçmeyen ve aralarında çok sayıda hatalı veriye dayalı Kovid-19 makalesi, binlerce atıf alabildiği için bu makaleler üniversite sıralamalarının güvenirliğini sarsacaktır. Bu tür makalelerin önemli bir bölümü hakemlerce reddedilince, bu yıl üniversite sıralamalarında çok üst sıralara çıkan bazı üniversiteler önümüzdeki yıl alt sıralara düşecektir. Bu nedenle URAP sıralamalarında bu yıl, 2020 yılında sadece internet sitesinde yayımlanmış ve hakem kontrolü olmayan Kovid-19 makaleleri değerlendirme dışında tutulmuştur. Bu makalelerden, hakemlerden olumlu görüş alıp normal şekilde yayımlananlar, önümüzdeki yıldan itibaren sıralamalarda değerlendirmeye alınacaktır. Öte yandan, hakemsiz makaleler çok sayıda atıf da alabiliyor. Bu nedenle üniversite yönetimlerinin, öğretim üyesi atama ve yükseltme kriterlerinde, sayı ve cilt numarası olmayan, web sitelerinde sadece malumat olması için hakemsiz yayımlanmış dergilerdeki makaleleri dikkate almamaları gerekir.”

Türkiye’nin makalesi, 5 farklı hakem sürecinden geçirildi

The Lancet’te yayımlanan Türkiye’nin Sinovac aşısına ilişkin Faz-3 çalışmasının sonuçlarını dünyaya duyuran makalenin koordinatör yazarı Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Akova ise bu yıl mayıs ayında gönderdikleri makalelerinin, temmuz ayında basıldığını ve 5 farklı hakem kontrolünden geçtiğini bildirdi.

Normal koşullarda bir makalenin basılma süresinin 4-5 ayı geçebildiğini dile getiren Akova, “Kovid-19 salgını, bilgi paylaşımını acilen gerektiren bir durum yarattı. Bazı tıp dergileri, bu durumu hızlandırmak için yayın öncesi web siteleri adını verdikleri sayfalarda makaleleri yayımlamaya başladılar. Bu makaleler, bu sayfalarda yayımlanmadan önce sadece şekilsel olarak bakılıyor ve hakem kontrolünden geçirilmiyor. Aslında hakemden geçmeyen bu makalelerin, bilimsel olarak içerikleri ve nitelikleri de belli değil.” diye konuştu.

Yayın öncesi internet sitelerinde yayımlanan ve yeterli niteliğe sahip makalelerin hızlı şekilde hakem kontrolünden geçtikten sonra dergide basıldığını anlatan Akova, bu konudaki bir istatistiği kaynak göstererek, “Mayıs 2021 tarihine kadar hakemli dergilerdeki Kovid-19 ile ilişkili makalelerin sadece yüzde 5’i önceden preprint (ön baskı) olarak yayımlanmış.” bilgisini aktardı.

Ön baskıya, çok önemli bilimsel dergilerde yayımlanacak önemli makalelerin yanı sıra bilimsel olarak çok değeri olmayan bilimsel içeriklerin de alınabildiğine dikkati çeken Akova, “Bu nedenle bilimsel anlamda bir verinin doğru olduğunun kanıtlanabilmesi için ancak hakem eleştirisinden geçmesi gerekir ve ciddi bir dergide yayımlandıktan sonra bilimsel kanıt olarak kabul edilebilir. Bazı veri tabanlarında, hakem eleştirisinden geçmeyen bazı makaleler de taranır hale geldi.” dedi.

Sinovac ile ilgili Brezilya’nın hakemsiz yayını bir şekilde yayıldı

Akova, bu duruma örnek gösterirken, hakemli dergide yayımladıkları ve Sinovac aşısına ilişkin ilk Faz-3 araştırmasının sonuçlarının bir benzerinin Brezilya’da yapıldığını belirterek, şunları kaydetti:

“Brezilyalıların bu çalışmaları, bizden önce bir internet sitesinde yer aldı ancak o çalışma hiç bir zaman bir dergide yayımlanmadı. Ancak Sinovac ile ilgili bu çalışmalara çok sayıda atıf aldı. O makalede aşının etkinliği yüzde 50 gösterilmişti. Bu durumu bilmeyen çoğu kişi ise ‘Çin aşısı yüzde 50 etkili’ diye o makaleyi örnek gösterdi. Halbuki o makale bir hakem eleştirisinden bile geçmedi. Makalemizin yayımlandığı The Lancet ise dünyanın bu konudaki en önemli ikinci yayınevi, buradaki makalemizde Sinovac aşısının etkinlik oranını yüzde 83 gösterdik. Hala bu aşıyla ilgili hakemli bir dergide yayımlanmış başka bir Faz-3 çalışması yok. Bazen internet sitelerindeki bu hakemsiz yayınlar, böyle çelişkiler de yaratabiliyor, insanlar duymak istediklerini orada duyunca hakemsiz şekilde yayımlanan bir makaleye bile bir şekilde itibar edebiliyor.”

ANKARA (AA) – Yeni sanat sezonunda zengin bir repertuvarla sanatseverlerin karşına çıkmaya hazırlanan Ankara Devlet Opera ve Balesi (ADOB), ünlü opera “Saraydan Kız Kaçırma”nın kısaltılmış versiyonunu, 2 Ekim’de izleyiciyle buluşturacak.

Doğumundan ölümüne kadar geçen süreçte insanın iyi ve kötü davranış biçimlerinin ve üzerine çöken büyük bir felaket karşısında bile aymazlığını sürdürmesinin ele alındığı “C-19” balesi, 9 Ekim’de prömiyer yapacak.

Bu sezon birçok farklı konsepte konseri izleyicinin beğenisine sunacak ADOB, Gala Konseri’ni ise 13 Ekim’de CSO Ada Ankara Ana Salon’da verecek.

ADOB Sanat Yönetmeni ve Müdürü Feryal Türkoğlu, yeni sanat sezonuna ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, 20 aylık bir salgın sürecinden sonra sanatseverlerle kapalı salonlarda buluşmaya başlamanın heyecanını yaşadıklarını söyledi.

Sahnede olmayı ve seyircinin alkışlarını duymayı çok özlediklerini dile getiren Türkoğlu, Kovid-19 önlemlerine uyarak yeni sanat sezonunu yürüteceklerini belirtti.

Seyircilerden aşı kartı ya da en az 48 saat önce yapılmış negatif sonuçlu PCR testi isteyeceklerini, salonda bir boş bir dolu koltuk şekilde oturumu sağlayacaklarını, salonun dezenfekte edileceğini anlatan Türkoğlu, “Seyircilerimiz gönül rahatlığıyla salonlarımıza gelebilirler. Ben hiç şüphe duymuyorum, buradaki ortam evlerinden farklı olmayacak.” dedi.

“Hem sağlığımızdan hem sanatımızdan ödün vermeden ortada buluşmaya çalışıyoruz”

Türkoğlu, sanatseverlerin yanı sıra sanatçılar için de önlemler aldıklarını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çalışma odalarımızda piyanoyla sanatçının arasına kalın naylon perdeler yaptırdık. Çalışma anında herhangi bir virüs yayılımını önlemek için onları çekiyoruz. Bütün provalarımızı sahnede yapıyoruz. Çalışma salonlarımıza henüz sanatçılarımızı sokmadık. Provalarda genellikle koroyu seyirci kısmına, solistleri yan tarafa orkestrayı da sahneye yerleştiriyoruz. 1,5 metre sosyal mesafeye riayet ediyoruz.”

Feryal Türkoğlu, provaları henüz kostümlü yapmadıklarını, tedbirli davrandıklarını belirterek, sosyal mesafeyi koruma adına kadrosu daha dar eserleri seçtiklerini, orkestra çukurunu kullanmadıklarını, orkestra üyelerini sahnenin arkasına yerleştirdiklerini anlattı.

“Hem sağlığımızdan hem sanatımızdan fazla ödün vermeden ortada buluşmaya çalışıyoruz.” diyen Türkoğlu, balede orkestrayı çukura indirmeden sahneyi kullanmanın mümkün olmadığını, bu nedenle bale eserlerini bant eşliğinde sergilediklerini dile getirdi.

“Bol bol konser yapacağız”

ADOB Sanat Yönetmeni ve Müdürü Feryal Türkoğlu, Kovid-19 salgını öncesi hazırlanan ve sahneye çıkarmak üzere oldukları eserleri, salgın nedeniyle ertelemek zorunda kaldıklarını belirterek, yeni sanat sezonunda bunları seyirciyle buluşturacaklarını ifade etti.

Maskeli Balo, Tosca, C-19, Midas’ın Kulakları’nın yeni eserler arasında yer aldığını dile getiren Feryal Türkoğlu, şöyle konuştu:

“Ayrıca sahne üzerinde bol bol konser yapacağız, orkestralı, piyanolu. Hatta belki bazı eserlerimizi konsertan şeklinde yapmaya çalışacağız. Sahne üzerinde küçük gruplarımız var, kuartetlerimiz var. Onlarla baleyi birleştirerek bir tango akşamı yapıyoruz. Ben de eserin içinde tango söylüyorum. Bir A planı bir de B planı yaparak programlarımızı yürütmeye çalışıyoruz. Bu çok da kolay olmuyor. Ama yeter ki sanatımız ve bizler sağlıkla devam edelim, gerisi önemli değil.”



Koronavirüs Haber Indeksi


Rusya Koronavirüs  | Hindistan Koronavirüs | İngiltere Koronavirüs | Almanya Koronavirüs | Fransa Koronavirüs | İtalya KoronavirüsKoronavirüs AşısıKoronavirüs TedbirleriSokağa Çıkma KısıtlamasıSağlık Bakanı AşıBrezilya KoronavirüsBioNTechSputnik-VYerli Aşıİran KoronavirüsABD KoronavirüsKoronavirüsü YenenJaponya KoronavirüsEsnaf Koronavirüs Haberleri