Türkiye, ilk çok partili demokrasi sınavını 21 Temmuz 1946 seçimlerinde verdi

ANKARA (AA) – Cumhuriyet’in kurulmasının ardından birçok kez çok partili hayata geçişle ilgili girişimde bulunan Türkiye’de, gerçek anlamda çok partili ilk demokrasi sınavı ise 21 Temmuz 1946’daki genel seçimleriyle yaşandı.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Türkiye’nin siyasal yaşamı günümüze gelene kadar çok parti denemeleri ve askeri darbeler nedeniyle önemli badireler atlattı. Temeli Atatürk zamanında atılan çok partili hayata geçiş ise kolay olmadı.

Demokrasinin bir gereği olarak çok partili hayata geçişin öncülüğünü yapan Atatürk, Halk Fırkasını kurdu. Onun açtığı yolda Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası kuruldu. Ancak iki partinin çeşitli sorunlar nedeniyle kısa sürede kapanması nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatta olduğu dönemde çok partili hayata tam manasıyla geçilemedi.

Türkiye’de gerçek anlamıyla çok partili hayata geçişin dönüm noktası ise 2’nci Dünya Savaşı süreci oldu.

Türkiye, 1939-1945 yılları arasında yaşanan savaşa fiilen katılmamış olsa da savaşın olumsuz etkilerini ekonomik ve siyasi anlamda oldukça sert bir biçimde yaşadı. Savaş koşulları nedeniyle savunma harcamalarında yaşanan artış, bazı temel ihtiyaç mallarının yokluğu ve hayat pahalılığı, özellikle dar gelirli vatandaşları oldukça olumsuz şekilde etkiledi.

Sıkıntıları hafifletmek için tedbir alınsa da savaşın yıkıcılığı karşısında bu tedbirler de yeterli olamadı.

Savaş döneminde oluşan bu olumsuz hava, vatandaşlar arasında tek parti yönetimine yönelik hoşnutsuzluğu da artırmaya başladı. Bu hoşnutsuzluk ise çok partili hayata geçişin iç dinamiğini oluşturdu.

Avrupa’da özgürlük rüzgarları

İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa’da demokratik olmayan yönetimler yıkılmış, özgürlük ve demokrasi gibi kavramlar önem kazanmaya başlamıştı. Bunun yanında Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’e girişi ve Batılı devletlerle yakınlaşması da daha demokratik bir sistemin yerleşmesine zemin hazırlamıştı. Bütün bu iç ve dış gelişmelerle beraber Cumhurbaşkanı İsmet İnönü de savaşın zorunlu kıldığı şartlar ortadan kalktıkça, ülkenin siyasal ve kültürel hayatında demokratik ilkelerin gittikçe daha fazla yer tutacağını vurgulayarak, çok partili sisteme geçişin destekleyicisi olmuştu.

Türkiye’de tam olarak çok partili hayata geçiş, 18 Temmuz 1945’te, Nuri Demirağ’ın başkanlığında Milli Kalkınma Partisinin kurulmasıyla olmuştu ancak bu süreçte kurulan en önemli parti, Demokrat Parti oldu.

Demokrat Parti, 1945’te “Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu” görüşülürken CHP milletvekillerinden Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan’ın muhalif bir tavır sergilemesi sonucunda kuruldu. Daha fazla demokrasi talep eden bu grup, Türkiye tarihine “Dörtlü Takrir” olarak geçen bir önerge verdi. Aynı milletvekilleri daha sonra Cumhuriyet Halk Partisinden ayrılarak 7 Ocak 1946’da Demokrat Partiyi kurdu.

İlk seçimi CHP kazandı

13 partinin daha kurulduğu bu dönemde, 21 Temmuz 1946’da yapılan ilk çok partili seçimi Cumhuriyet Halk Partisi kazandı. Milletvekili genel seçimlerinde CHP 397, Demokrat Parti 61 ve bağımsızlar 7 milletvekilliği kazandı.

1950’de yapılan genel seçimler ise Demokrat Partinin zaferiyle sonuçlandı. 14 Mayıs 1950’de yapılan seçimlerde Demokrat Parti ezici bir çoğunlukla sandıktan çıkarken, 27 yıldır ülkeyi yöneten CHP ise iktidarını kaybetti.

“Yeter söz milletindir” sloganı ile seçimlere giren Demokrat Parti, 487 milletvekilliğinin 416’sını kazandı. Böylece demokrasinin en önemli unsurlarından biri olan çok partili hayat Türkiye’de işlemeye başladı.

Demokrat Parti 1954 ve 1957 seçimlerini de kazanarak, 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesiyle iktidardan indirilene dek 10 yıl boyunca ülkeyi yönetti.

Muhabir: Barış Gündoğan

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

TUNUS (AA) – Arap Baharı’nın doğum yeri Tunus’ta belirli aralıklarla ve farklı şiddetlerde devam eden sosyal, ekonomik, politik ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında kontrolden çıkmış sağlık krizi nedeniyle, Tunuslular 25 Temmuz’da kitleler halinde sokağa indi.

Gösteriler sırasında, ülkedeki yerleşik siyasete de yoğun tepki gösterildi. Bazı bölgelerde Meclisin en büyük partisi Nahda Hareketi’nin merkezlerine saldırılar düzenlendi.

Cumhurbaşkanı, ülkenin tehlikede olduğu sırada kendisine olağanüstü yetkiler tanıyan Anayasa’nın 80. maddesini hayata geçirdiğini duyurdu.

Kays Said, Meclisin çalışmalarını 30 gün boyunca durdurduğunu, tüm milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırıldığını, başbakanı azlettiğini ve yeni bir başbakan atayacağını, ayrıca yolsuzluk dosyaları için kendisini başsavcı olarak görevlendirdiğini duyurdu.

Tunus’ta bir kesim Cumhurbaşkanı’nın bu kararlarını havai fişeklerle kutladı. Ancak diğer bir kesim ise söz konusu adımların Anayasa’nın yanlış bir yorumu olduğunu ve bir darbe girişimi olduğunu savundu.

Yargının en yüksek mercisi Anayasa Mahkemesi işlevsiz

Tunus’ta yargının zirvesi olarak devlet erkleri arasında hakem rolü görecek Anayasa Mahkemesi’nin 2014’ten bugüne kurulamamış olması söz konusu krizin gerekçeleri arasında gösteriliyor.

Said’in kararlarını denetleyecek böyle bir yapının eksikliği fiili durumlara zemin açıyor. Siyasete bağımsız aday olarak giren Anayasa Hukuku Profesörü Kays Said, ülkedeki siyasiler tarafından Anayasa’yı arzusuna göre yorumlamakla suçlanıyor.

Ülkedeki sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerden Said’in söz konusu kararlarına itirazlar geldi. Ancak, ülkedeki sivil toplum ve tüm siyasi oluşumlar Cumhurbaşkanı’nın olağanüstü kararları karşısında tansiyonu yükseltecek adımlardan da uzak durdu.

Tunus’ta bazı gözlemcilerin “popülist” diye tanımladığı söylemiyle Said’e desteğin kamuoyu anketlerinde yüksek olduğu biliniyor.

Said, 25 Temmuz’da aldığı kararların ardından birkaç kez başkentin sembol caddelerinden Habib Burgiba’ya inerek burada yürüyüş yaptı. Bu sırada halkın içine karışan ve fotoğraf çektiren Said’e destek sloganları atıldı.

Said için sırada ne var?

Tunus Cumhurbaşkanı Said’in kendisine olağanüstü yetkiler tanıdığı takvimde geriye sadece 19 gün kaldı.

Cumhurbaşkanı bu sürenin uzatılabileceği sinyalini verdi ancak bu belirsizlik halinde gerek içeride gerekse dışarıda üzerinde hissettiği baskı artacak gibi görünüyor.

Uluslararası toplum ve ülkedeki sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri Kays Said’in bir an önce yeni bir başbakan ataması, yol haritasını açıklamasını ve Meclisin çalışmalarına dönmesi yönünde mesaj veriyor.

Ülkenin en büyük sendikası Tunus Genel İşçi Sendikası, Said’den bir an önce en azından daraltılmış bir kabine açıklamasını talep etti.

Said’in yönetimi eline almasıyla Tunus sokakları yatıştı ancak Tunusluları temelde sokağa döken kalıtsal sosyal, ekonomik ve sağlık krizleri aynı seyrinde sürüyor.

Bu sorunların birçoğunun çözümü de acı reçetelerden geçiyor. Cumhurbaşkanı’nın aldığı olağanüstü karar ve yetkileri meşruiyet olarak gösterdiği halk popülaritesini hangi ölçüde feda edeceğini gelecek günler gösterecek.

Halk ne düşünüyor?

Kuzey Afrika ülkesinde basının tavrı ve sokaktaki seslerden Kays Said’in kararlarını destekler bir tablo çıkıyor ancak bu karara temkinli yaklaşanlar olduğu gibi itiraz edenler de var.

AA ekibi, Tunuslulara mikrofon uzattı ve Said’in son kararları hakkındaki görüşlerini sordu.

Tunuslu öğretmen Gassan Sidi (40), Cumhurbaşkanı’nın kararlarını doğru zamanda geldiği için desteklediğini söyleyerek, Tunus’ta 2011’den bugüne işlerin yanlış gittiğini ve Said söz konusu kararı almasaydı ülke içinde farklı görüşü savunanların iç savaşa tutuşmasından endişe ettiğini dile getirdi.

Ülkede Kovid-19 kaynaklı toplam ölümün 20 bine ulaştığını, cari açığın giderek arttığını, sağlık, altyapı ve eğitimin büyük çöküntü yaşadığını, işsizliğin arttığını ifade eden Sidi, “İnşallah tüm kaygılara rağmen karşılıklı saygı çerçevesinde ülkedeki istihdam sorununun ve rejim anlamında da durumun düzeleceğine inanıyorum.” dedi.

Sidi, Tunuslulara mesajında, “Herkesi barışa, Tunus’un farklı oluşumları arasında karşılıklı kan dökmekten uzak durmaya çağırıyorum ve Allah’ın yardımıyla Tunus daha iyiye gidecektir.” diye konuştu.

Tunus’ta turizm sektöründen emekli Abde Ubeyri ise (53), Said’in son kararlarına itiraz ederek şunları söyledi:

“Biz Araplar hepimiz aynı durumdayız. Said’in kararlarının ülkedeki gelişmeler ve konuyla alakası yok. Arap dünyasındaki, devletlerdeki yolsuzluk ve hırsızlık, zillet içindeki hükümetlerden kaynaklanıyor. Yolsuzluğu arayanlar zillet hükümetlerine baksınlar.

Bizler 60 yıldan beri bu ülkede kendi devletimizle yaşıyoruz eğer ki ülkesini sevenler yönetseydi eğitimde, bilimde gelişmiş ülke olmamız gerekiyordu. Eğer ki yolsuzluk ve yağmayla mücadele edilecekse bu zillet içindeki yönetimlere bakılmalı.”

“Umarız doğru kararları en kısa sürede alır”

Tunus’un Suse kentinde yaşayan ve terzilik yaptığını ancak Kovid-19 nedeniyle çalışamadığını söyleyen Hüda İyadi (55), hayat pahalılığından şikayet ederek, Tunus’un kaynaklarının suistimal edildiğini ve halka bir şey verilmediğini savundu.

Tunus’ta Cumhurbaşkanı Kays Said’in kararlarının yanında olduğunu aktaran İyadi,şöyle deavm etti:

“Bizi, üç kişi yönetmemeli. Bir kişi yönetmeli. Üç kişi yönettiğinde ülkenin halini görüyoruz. Umarız (Said) ülkeyi kurtaracak doğru kararları alabilir, bu kararları en kısa sürede alır. Artık, Tunuslular olarak dayanacak gücümüz kalmadı. En kısa zamanda, hayat standardımıza, yaşamımıza ilişkin kararlar uygulanır, ülkeler arasında başımız yeniden yükseğe çıkar.”

İyadi, “Benim geleceğe yönelik umudum var. Ülkemiz ve evlatları Tunus’u kurtaracaktır. Devletin başındakinin ne yaptığının önemi yok. Halkın ayağa kalkıp Tunus’u kurtarması lazım. Her yanlışa, hayır demeliyiz. Onlara 10 yıl fırsat verdik bakın ne oldu? Düştük, kalkamadık.” ifadelerini kullandı.

İSTANBUL (AA) – Mitsubishi Electric, SUSTIE tesisini 38 milyon dolarlık yatırımla, Ekim 2020'de Japonya Kamakura'daki Bilgi Teknolojileri Ar-Ge Merkezinde hayata geçirdi.

Şirket açıklamasına göre, SUSTIE adı, enerji tasarrufu ile işçi sağlığı ve konforunu araştıran ve gösteren ofis fikrini ifade etmek için "sürdürülebilirlik" ve "enerji" kelimelerinin birleşiminden oluşuyor. Building-Housing Energy-efficiency Labeling System (BELS-Bina-Konut Enerji Verimliliği Etiketleme Sistemi) tarafından en yüksek derece olan 5 yıldız ve net Sıfır Enerjili Bina (ZEB) sertifikasına sahip olan SUSTIE, ayrıca sağlık ve konfor alanında bir sertifika sistemi olan CASBEE Wellness Office'ten en yüksek S derecesini taşıyor.

Şirketin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları"na (SKA'lar) verdiği destek doğrultusunda SUSTIE; giderek yaygınlaşan sıfır enerjili bina uyumlu enerji tasarrufu teknolojilerinin hızlandırılan geliştirilme ve test aşamalarını kolaylaştıracak ve daha konforlu, enerji açısından verimli iç ortamların gerçekleştirilmesine katkıda bulunacak. Tesiste 2. kattan 4. kata kadar her katta 3'er adet olmak üzere farklı koşullar altında çeşitli uygulama deneylerinin yapıldığı toplam 9 ayrı test odası yer alıyor.

Mitsubishi Electric, bir binanın yaşam döngüsü boyunca üretkenlik, konfor, rahatlık ve iş sürekliliği açısından değeri korumaya yönelik hizmetler de dahil olmak üzere bina işlevselliğini geliştirme konseptini "ZEB+" ismi altında konumlandırıyor. Net Sıfır Enerjili Bina veya ZEB, yıllık bazda sıfır veya neredeyse sıfır net birincil enerji tüketimi olan bir bina demek. Bu, konforlu bir iç ortam ortamını korurken, güneş panelleri gibi yenilenebilir enerji kaynakları veya binadaki yüksek verimli yalıtım, güneş perdeleri, doğal enerji kullanımı veya yüksek verimli ekipman gibi enerji tasarruflu teknolojiler aracılığıyla sağlanabiliyor.

– Lossnay, ısı alışverişi yoluyla klima ısı yükünü azaltıyor

SUSTIE tesisinde daha iyi enerji tasarrufu için özel olarak üretilen üst sınıf değişken soğutucu akışlı VRF Klima modeli olan Gran Multi (Japon pazarı için) kullanıldı. Odadaki insan sayısını tespit eden hareket ve CO2 sensörleri sayesinde havalandırma düzeylerini kontrol altına alan Commercial Lossnay ısı geri kazanımlı havalandırma cihazları da tesiste yer alıyor. Lossnay, ısı alışverişi yoluyla klima ısı yükünü azaltıyor. Geleneksel AC güç dağıtımına göre düşük dönüşüm kaybıyla enerji tasarrufu sağlayan D-SMiree doğru akım dağıtım sistemi de SUSTIE'nin bazı deney odaları ve asansörlerinde yer alıyor.

Harekete duyarlı MILIE LED aydınlatmalarla merkezde yüksek enerji tasarrufu sağlanırken, ısınma için kullanılan Sıcak Su Isı Pompası sistemi de yüksek ısı verimliliği sağlıyor ve işletme maliyetlerinin yanı sıra toplam CO2 emisyonlarını büyük oranda azaltıyor. Ayrıca tesiste Mitsubishi Electric asansörlerinin, yüksek verimli motorları ve inişte rejeneratif enerji geri kazanımı ile enerji tasarrufu sağlanıyor.

Tesiste tüm çatıda ve binanın güney tarafındaki her katın saçaklarında yer alan güneş panelleri sayesinde güneşten gelen doğal enerji kullanılıyor. Doğal rüzgârlar ayrıca her katın güney tarafında bulunan otomatik havalandırma pencerelerinden geçiyor. Bu sayede, ısıtma ve soğutma panelleri odaları önceden ısıtarak veya soğutarak doğru sıcaklığa getiriyor. Isınan hava, orta avlunun üst kısmında birikiyor; bu sıcak hava salındığında ise kaldırma kuvveti havalandırma sürecini destekliyor. Yaz aylarında da giriş havası sıcaklıklarını düşürmek için ayrıca sıcak su ısı pompasının soğuk çıkışı kullanılarak borudan geçiriliyor ve havalandırma sıcaklığı düşürülüyor.

SUSTIE simülasyon teknolojisi, enerji tüketimi ve konfor düzeylerini tahmin ederek net sıfır enerji binaların işletiminde hem zaman hem de kaynak tasarrufu sağlıyor. Tesis, enerji tasarrufuyla konfor arasında ideal dengenin bulunmasına olanak tanıyor. Bu teknoloji, bir bilgisayarın sanal ortamında yönetilebilen SUSTIE bina simülatörü ile sağlanıyor. Mitsubishi Electric'in bina ve tesislerinin çalışmasının birebir kopyası olan modeller oluşturularak enerji tüketimi ve konfor düzeyleri son derece isabetli bir şekilde tahmin edilebiliyor.

Tesisin katlarındaki test odaları yani ofisler; çalışanların kendi çalışma şekillerine uygun bir alan bulma imkanı sağlıyor. "Aktiviteye odaklı çalışma" olarak adlandırılan yeni nesil çalışma modeli kapsamında; çalışanlar o gün yaptıkları işe göre diyalog, odaklanma ve relax temalarına göre düzenlenen ofisler arasından seçim yapabiliyor. Aktiviteleri etkili bir şekilde gerçekleştirmek için doğru teknoloji ve kültürle desteklenen çalışma ortamlarının yaratılması esasına dayanan bu konseptle ekiplerin potansiyellerinin açığa çıkması hedefleniyor.

Salgınla daha da önemli hale gelen havalandırma konusunda farklı bir yaklaşım geliştiren Mitsubishi Electric'in, odada bulunan kişi sayısına göre havalandırma miktarını belirleyen havalandırma kontrol sistemi tesiste uygulamalı olarak deneniyor. SUSTIE'de ofislerin ve toplantı odalarının ne zaman ve ne kadar süreyle kullanıldığı otomatik olarak takip ediliyor, havalandırma miktarı kontrol ediliyor veya gerektiğinde doğal havalandırmaya geçiş yapılıyor. Merkez sıfır enerjili bina uyumlu enerji tasarrufu teknolojilerinde artan talebe yönelik geliştirmelerin hızlandırılması ve uygulamalı deneylerin yapılması sayesinde, daha konforlu ve yüksek enerji verimliliğine sahip iş yeri ortamının gerçekleştirilmesine katkıda bulunacak.