Türkiye son bir ayda kara sularına geri itilen 468 sığınmacıyı kurtardı

İZMİR (AA) – Yunanistan’ın son bir ayda Türk kara sularına geri ittiği 468 sığınmacı, Türk Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince kurtarıldı.

AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, savaş ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle ülkelerini terk eden sığınmacıların, yeni bir hayat kurma amacıyla çıktıkları umut yolculuğu devam ediyor.

Kapasitesinin üzerinde doldurulan lastik botlar ve teknelerle Ege Denizi’ne açılan sığınmacıların bu riskli yolculuğu, ölümlerle de sonuçlanıyor. Sahil Güvenlik Komutanlığı verilerine göre 1 Ocak – 24 Mart tarihleri arasında 4 sığınmacı, yasa dışı geçiş sırasında hayatını kaybetti.

Düzensiz göçmenlerin geçişleri, son dönemde Yunanistan’ın sergilediği tutum nedeniyle daha da zorlu hale geldi. Ülkeye geçmek isteyen sığınmacıları kötü muameleye maruz bırakan ve Türk kara sularına geri dönmeye zorlayan Yunanistan, şubat ayından bu yana karaya ulaşan veya kampa yerleştirilen sığınmacıları da zorla botlara bindirerek Türkiye sularına bırakmaya başladı.

Sığınmacılara Türk askeri yardım ediyor

Yasa dışı geçişle mücadelesini aralıksız sürdüren Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, Türk kara sularına geri itilen düzensiz göçmenlere yardım eli uzatıyor.

Kurtarılan sığınmacılara yiyecek, giyecek ve battaniye sağlanıyor. Ayrıca tıbbi yardıma ihtiyacı olanlar hastanelere sevk ediliyor.

Yunanistan’ın 24 Şubat – 24 Mart döneminde geri ittiği 468 sığınmacı kurtarıldı. Kurtarılan düzensiz göçmenlerin 183’ü İzmir, 102’si Çanakkale, 92’si Balıkesir, 36’sı Muğla’da karaya çıkartıldı. Edirne’de de Meriç Nehri’ne geri itilen 55 sığınmacıya hudut birliklerince yardım eli uzatıldı.

Sahil Güvenlik Komutanlığı verilerine göre 1 Ocak 2021’den bu yana deniz yoluyla yapılan göç sırasında 1975 sığınmacı kurtarıldı. Bu geçişler sırasında 4 sığınmacı hayatını kaybetti, yasa dışı geçiş organize ettiği iddiasıyla 9 şüpheli yakalandı.

Aynı dönemde Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından karada tespit edilen ve denize çıkmadan jandarma ve emniyet birimleri tarafından yakalanan sığınmacı sayısı 808 oldu. Operasyonlarda geçiş organize ettikleri iddia edilen 11 zanlı gözaltına alındı.

“Denize sürükleyip ölüme terk ettiler”

Yunan unsurlarının sığınmacıları darbetmesi, eşyalarına el koyması, ellerini kelepçeleyerek geri itmesi gibi kötü muameleleri ise kurtarılan sığınmacıların ifadelerine yansıdı.

Ege’de sığınmacıları geri ittiği belgelenen Yunan yetkilileri, 28 Şubat’ta ilk defa sığınmacıları kamptan alarak zorla Türkiye’ye yolladı. Midilli Adası’ndaki kamptan, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) testi yaptırılacağı bahanesiyle alınarak zorla lastik bota bindirilen ve geri itilen 13 kişilik Afgan ailenin anlattıkları, geri itme sürecinde gelinen insanlık dışı noktayı gözler önüne serdi.

Sahil Güvenlik ekiplerinin kurtardığı aileden Abdul Rauf, yaşadıkları korku dolu güne ilişkin, “Kimliklerimiz ve paralarımız, ziynet eşyalarımız dahil herşeyimizi aldılar. Denize sürükleyip ölüme terk ettiler. 8 aylık hamile eşimi suya atıp dövdüler. Çocuğumun sırtına sakladığımız cep telefonundan Türkiye’yi aradık. Türk Sahil Güvenliği bizi kurtardı. Türk polisi bizi çok iyi karşıladı. Yemek sipariş ettiler, kuru elbise verdiler. Daha sonra Karaman’a akrabalarımızın yanına geldik. Ölmediğimiz için şanslıyız.” ifadelerini kullandı.

Destker Doliti (18) ise şiddet gördüklerini kaydederek, “Üzerimizdeki evrakları, eşyaları ve paraları Yunan polisi zorla aldı ve bir daha vermedi.” dedi.

Yunanistan’ın Sakız Adası’na 17 Mart’ta ulaşan 7 sığınmacı da adaya ulaştıktan 2 gün sonra Yunan unsurlarınca Türk kara sularına itildi. İzmir’in Çeşme ilçesi açıklarında tespit edilen sığınmacılardan 3’ü kurtarılırken 3’ünün öldüğü belirlendi. Bu olay sırasında denizde kaybolan 1 sığınmacı ise Sahil Güvenlik’in havadan ve denizden sürdürdüğü çalışmalar sonucu 3 gün sonra bulundu.

Bu sığınmacılar da Yunanistan unsurlarınca elleri plastik kelepçelerle bağlanıp darbedildiklerini, eşyalarına el konulduğunu, herhangi bir can salı ve bot olmaksızın doğrudan denize atıldıklarını kaydetti.

Edirne’de 27 Şubat’ta 29 sığınmacı geri itilerek, Meriç Nehri üzerindeki bir adacıkta donma tehlikesiyle yüz yüze bırakıldı. Hudut birliklerince kurtarılan sığınmacıların ifadesinde de Yunan askerlerinin darbetmesi, paralarına ve ayakkabılarına el konulması yer aldı. Aralarından birinin kolunun Yunan askerlerinin sopayla vurması sonucu kırıldığını belirten göçmenler, “Paralarımızı, telefonlarımızı hatta ayakkabılarımızı aldılar.” şeklinde ifade verdi.

İzmir’de 17 Mart’ta 8 can salıyla geri itilen sığınmacıların kurtarılma anı ise görüntülere yansıdı. Görüntülerde Türk Sahil Güvenliğini gören sığınmacıların alkışlamaları ve “Türkiye” diye bağırmaları yer aldı.

Muhabir: Halil Şahin

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar ile 2. Ordu İleri Komuta Yeri’nde dün yaptığı inceleme ve denetlemeler kapsamında, harekat merkezini ziyaret etti, 6. Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı Esas Komuta Yeri’nde görevli personelle bir araya geldi.

Bakan Akar, burada yaptığı açıklamada, Yunanistan’ın Fransa’dan aldığı 18 Rafale savaş uçağı ile Yunan yetkililerin son dönemdeki söylemlerine değindi.

Ege, Akdeniz ve Kıbrıs’ta hak, alaka ve menfaatlerin korunması için kendilerine düşen görevleri kararlılıkla yerine getirmeye devam ettiklerini dile getiren Akar, “Anlaşmalar çerçevesinde barış, huzur, diyalogla sorunlara siyasal çözümler bulunmasından yana olduğumuzu Yunan komşularımıza her zaman söylüyoruz. Yunan komşularımız ise provokatif açıklamalardan, saldırgan söylemlerden bir türlü vazgeçmedi, vazgeçmiyor.” diye konuştu.

Türkiye’nin hukuktan, diyalogdan ve iyi komşuluk ilişkilerinden yana olduğunu bir kez daha vurgulayan Akar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunu samimi olarak söylüyoruz. Bir tarafta Lozan diğer tarafta Paris antlaşmaları söz konusu. Yunan komşularımız bunları dahi yok saymak, göz ardı etmek gibi bir eğilime giriyor. Bunları kabul etmemiz mümkün değil. Anlaşmalarla gayri askeri statüde olan adalar var. Taraflar bu anlaşmayı yapmış ve ‘Şu adalar silahlandırılamaz, bunlar gayri askeri statüde olacak’ demiş, bunda mutabık kalmışız. Bunlar şimdi silahlandırılıyor. ‘Tehdit var’ diyorlar. Tehdit asla söz konusu değil. Türkiye’nin şu anda Yunanistan’a karşı herhangi bir saldırgan tutumu söz konusu değil. Biz ‘diyalog, uluslararası anlaşmalar, hukuk, teamüller’ diyoruz. Fakat her seferinde provokatif açıklamalarla bizim bu barışçıl yaklaşımımız ters yüz edilmektedir.”

Egemenliği Anlaşmalarla Yunanistan’a Devredilmemiş Ada, Adacık ve Kayalıklar’a (EGEAYDAAK) da değinen Akar, “Yunan komşularımız bunlara da sahip çıkmak gibi bir saldırgan tutum içinde.” dedi. Yunanistan’ın son dönemdeki silahlanma politikalarını da eleştiren Akar, şunları kaydetti:

“Bir silahlanma yarışı tutturmuş, gidiyorlar. Uçak, silah, araç gereç alıyorlar. Üç-beş kullanılmış uçakla güç dengelerinin değişmesi mümkün değil. Dolayısıyla Yunan komşularımızın saldırgan çözümler değil, barışçıl, siyasal çözümler için uğraşmalarını, buradaki sorunlara yönelik çözüm gayretimize katkı sağlamalarını bekliyoruz. Biz bir taraftan istişari görüşmeleri yaparken diğer taraftan NATO’da ayrıştırma usulleri görüşmelerini yapıyoruz. Ayrıca güven artırıcı önlemler çerçevesinde ikisi Atina’da biri Ankara’da olmak üzere üç toplantı yaptık. Dördüncü toplantının da Ankara’da yapılması için kendilerini samimi şekilde davet ediyoruz. Yunan komşularımızın barışçıl çözümleri desteklemelerini ve bu şekliyle Ege ve Akdeniz’in barış denizi olmasını, tarafların refahına katkı sağlamalarını bekliyoruz. Aksi halde bu kadar borcun içindeki Yunanistan’ın ilave birtakım harcamalarla halkının refahına darbe indirmesinin anlamı yok. Çünkü biz iki ülke halklarının iyi komşuluk ilişkileri içinde, refah, barış içinde yaşamalarından yanayız. Tüm çalışmalarımız da buna yöneliktir.”

“Herhangi bir oldubittiye izin vermeyeceğiz”

Yunanistan tarafından yayımlanan NAVTEX’lere yönelik ise Akar, “Turizm döneminde, iki tarafın milli günlerinde, bayramlarında herhangi bir şekilde tatbikat yapılmaması konusunda mutabık kalmamıza rağmen maalesef Yunan komşularımız bunu da göz ardı ederek bunu da ihlal ediyor.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin “barış, uluslararası hukuk, iyi komşuluk” söylemlerinin zafiyet olarak anlaşılmaması gerektiğini de belirten Akar, şöyle devam etti:

“Biz Ege’deki, Doğu Akdeniz’deki ve Kıbrıs’taki hem kendi hem de Kıbrıslı kardeşlerimizin haklarını ve menfaatlerini korumakta ve kollamakta kararlıyız. Bu konuda yapılması gereken ne varsa azimle, kararlılıkla bunları yaptık, yapmaya devam edeceğiz. Bundan kimsenin tereddüdü olmasın. Herhangi bir oldubittiye izin vermeyeceğimizi de herkesin bilmesini istiyoruz. Bugüne kadar haklarımızı çiğnetmedik, bundan sonra da çiğnetmeyeceğiz. Biz barışçıl yolların esas olması gerektiğini, barış için karşılıklı iş birliğine hazır olduğumuzu tekrar tekrar muhataplarımıza söylemeye devam ediyoruz. Yunan komşularımızdan beklentimiz bu. Olumlu cevap vermelerinin zamanının geldiğine ve bu şekilde sorunlara siyasal çözümler bulunabileceğine inanıyoruz. Bunu sadece biz değil, Yunanistan’daki akademisyenlerin, emekli askerlerin, diplomatların da aynen söylediğini görüyoruz. Bunun, Yunan yöneticiler tarafından da görülmesini ve buna göre tavırlarını belirlemelerini bekliyoruz.”

“50 senedir denenmiş yollarla çözüm olmaz”

Bakan Akar, Kıbrıs konusuna ilişkin ise “50 seneden beri denenmiş yollarla çözüm olmadığı ortada. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Annan Planı’nı reddetmiş bir toplum. Geldiğimiz noktada aynı yerde tekrar zaman kaybetmenin manası yok. Bu konuda KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti kararını verdi. Egemen, bağımsız iki eşit devlet. Bunu herkesin sindirmesi, özümsemesi lazım.” diye konuştu.

Hidrokarbon başta olmak üzere tüm zenginliklerin eşitçe, hakça bölüşülmesinin önemine değinen Akar, “Siz Kıbrıs’taki Türkü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yok sayarak bir yere varamazsınız. Türkiye, anlaşmalarla garantör bir devlettir. Diğer garantörler ne yapar ne yapmaz onu kendileri bilir ama biz garantör olarak hak ve sorumluluklarımızı yerine getirmekte bugüne kadar olduğu gibi kararlıyız.” değerlendirmesinde bulundu.

MUĞLA (AA) – Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, Kızılağaç açıklarında can salı içerisinde bir grup düzensiz göçmen olduğu bilgisi üzerine bölgeye hareket etti.

Ekipler, Yunan unsurlarınca Türk kara sularına itildiği belirlenen can salındaki 26 düzensiz göçmen ile yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmaya çalışan 2 Türk’ü bota alarak karaya çıkardı.

Düzensiz göçmenler, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.

Can salındaki 2 Türk hakkında ise işlem başlatıldığı öğrenildi.