Türkiye Varlık Fonu CEO'su Sönmez: “Türkiye Sigorta 5 yılda bölgede önemli bir oyuncu olacak”

İSTANBUL (AA) – Türkiye Varlık Fonu Üst Yöneticisi (CEO) Zafer Sönmez, Türkiye'nin yerli ve milli bir markasının bölgesel bir lider olacağı yol haritasına başladıklarını belirterek, "Türkiye Sigorta 5 yıl içerisinde bölgede önemli bir oyuncu olacaktır." dedi.

Sabah Gazetesi tarafından Turkuvaz Medya Merkezi'nde düzenlenen "Sabah 35. Yaş Sektör Buluşmaları" kapsamında "Sigorta Paneli" gerçekleştirildi.

Panelde konuşan Sönmez, Türkiye'de tasarrufların genelde finansal sistemin dışında olduğunu, bu paranın finansal sisteme sokulması gerektiğini belirterek, bunun için en önemli sektörlerden birisinin "sigortacılık" olduğunu bildirdi.

Varlık Fonu olarak Türkiye'deki sigorta alanını çok önemli gördüklerini vurgulayan Sönmez, finansal sektörün yüzde 95'inin bankacılıktan oluştuğunu, bunun sağlıklı olmadığını, insanların sigorta ve İslami finansman alanlarına yönelmeleri gerektiğini anlattı.

Sönmez, devletin de bu stratejik sektörde Türkiye Sigorta ile bir oyuncu olarak piyasayı daraltmanın aksine genişlettiği bir oyun içerisinde olduğunu söyledi.

Türkiye'de sigorta şirketlerinin borsada daha fazla yer alması ve derinleşmesi gerektiğini aktaran Sönmez, bu sayede yaşanacak değer artışından bahsetti.

Sönmez, "Artık büyük düşünmenin zamanı. Küçük düşünerek bir yere gidemeyiz. Türkiye'nin buradan yerli ve milli bir markasının bölgesel bir lider olacağı yol haritasına başlamış bulunmaktayız. Türkiye Sigorta 5 yıl içerisinde bölgede önemli bir oyuncu olacaktır. 10 yıllık bir perspektifte de önemli liderlerden olacaktır." dedi.

– "Sigortacılıkta büyük adımlar atıyoruz"

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Atilla Benli, Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik olarak bölgesel lider olma hedefine kilitlendiklerini söyledi.

Kısa süre içerisinde 6 şirketin bir araya gelerek çok güçlü ve piyasa yapıcı lider bir şirkete dönüştüğünü dile getiren Benli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunu yaparken sektörde ve dünya örneklerinde görünen yönüyle küçülürsünüz, pazar payı kaybedersiniz, karlılığınız azalır. Biz ne pazar payı kaybettik, ne karlılığımızda ne de büyümemizde azalma oldu. Tam tersine şirketlerin hepsi geçmişe göre performanslarında rekor kırarak birleşme gerçekleşti. 2 bin 600 kişi bu birleşmede büyük özveriyle çalıştı. Sektörün öncüsü olmak, piyasa yapıcı rolle yeni teminatlar üretmek konusunda çok büyük bir cesaretle hızla işimize başladık.

Benli, eskisine göre daha çok ve daha çeşitli teminatlar verdiklerini kaydederek, bu alanda büyük adımlar attıklarını anlattı.

Sigorta sektörünün kredi mevduat düzeyinden yatırım tasarrufa geçilmesinde anahtar rol oynayacağını kaydeden Benli, sigorta sektörünün çok önemli faydalarının bulunduğunu, bireysel emeklilik ve hayat sigortalarında biriken fonların dolaylı olarak finansın ve Türkiye ekonomisinin büyümesine ivme kazandırma anlamında destek olduğunu bildirdi.

– "Sigorta sektörü bu yıl yüzde 21 büyüyecek"

Benli, Türkiye'nin sigortacılıkta istediği sıralamada olmadığını belirtirken son yıllarda çift haneli büyüdüklerini, bu yıl yüzde 21'lik bir büyüme olduğunu, BES'te bu oranın yüzde 24 olarak gerçekleştiğini aktardı.

Türkiye'de sigorta sektöründe güçlü bir yapı oluşması için her geçen gün büyük adımlar atıldığını dile getiren Benli, şu açıklamalarda bulundu:

"Sigortacılıkta önümüz açık. 2021'de İslami finans değerler zincirinin ayrılmaz bir parçası olan katılım sigortacılığının önemli bir fırsat alanı olacğaını düşünüyorum. Şu anda toplam sigorta sektöründen aldığı pay yüzde 5. Çok hızlı, yüzde 70'in üzerinde büyüyor ancak yeterli değil. Bunun için de hem yeni kurulan şirketlerle hem yeni ürünlerle hızlı büyüme sağlanacak. Konvansiyonel ürünlerin hemen hemen hepsinin katılım sigortacılığı için de geliştirilmesi söz konusu. Böylece bugüne kadar İslami hassasiyetler nedeniyle sisteme girmemiş yeni bir potansiyel sektör için bekliyor. Yeni ürünlerin geliştirilmesiyle orada hızlı bir atılım olacak."

– "Sigortacılık sektörü pandemi sürecini başarılı atlatıyor"

TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi Başkanı Ahmet Nedim Erdem, eksperin her zaman sigortalının ve sigorta şirketinin arasında bir terazi ve denge görevi üstlendiğini belirterek, bu mesleğin yüz yıllık geçmişe sahip olduğunu söyledi.

Eksperin sadece risklerin hasar tespitini yapan, neden ve niteliğini belirleyen bir konumda olmadığını, şu anda ilişki yönetimi ve süreç yönetimi noktasında da önemli bir noktaya geldiğini dile getiren Erdem, "İnsan ihtiyaçlarındaki, isteklerindeki, taleplerindeki süreklilikler ve belirsizlikler bizim ekspertiz süreçlerinin evrilmesine neden oluyor. Daha çok sigortalıların ihtiyaçlarının analiz edilmesi, belirlenmesi, onların iletişim ve ilişki yönetiminin sağlanması noktasın da eksperlerimiz ciddi bir operasyon süreci içerisindeler." dedi.

TOBB Sigorta Acenteleri İcra Komitesi Başkanı Levent Korkut, bu süreçte acentesiyle, brokeriyle, sigorta şirketleriyle ve eksperleriyle özverili çalışmalar yaptıklarını kaydederek, sigortalıların sektöre olan güveninin sarsılmaması açısından ellerinden gelen tüm gayreti gösterdiklerini söyledi.

Korkut, "Sektörün bu süreçteki sınavı da başarıyla atlattığına inanıyorum. Sağlık sigortalarında teminat kapsamı dışında olan Kovid-19 riskinin de alınan ortak kararla teminat kapsamına alınması sektöre duyulan güveni bir adım ileriye taşımıştır." yorumunu yaptı

– "Pandemi Türkiye'nin sigorta potansiyelini artıracak"

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkanı Türker Gürsoy, sektörde pek çoğu devrim niteliğinde değişiklikler olduğunu anlattı.

Gürsoy, "Sigortacılık sektörü bugün ülkenin ekonomi gündeminde çok daha üst sıralarda yer alıyor. Büyük bir önem atfediliyor. Sektörümüzün ekonomiye olan katkısı, kendisinden beklenilen fonksiyonu yerine getirebilmesi açısında çok önemli dönemden geçiyoruz. Bu dönüşüm ve değişimin en önemli unsurlarından bir tanesi de SEDDK'nın kurulmuş olması." açıklamasında bulundu.

Sigorta ve Reasürans Brokerleri Derneği Başkan Yardımcısı Tarık Serpil, pandeminin sigortalı ve risk algısında önemli bir nokta sağladığını söyledi.

Serpil, "Bunun ileride çağdaş unsurları da devreye sokarak, ciddi bir şekilde Türkiye'nin sigorta potansiyelini artırılabileceğine inanıyoruz." dedi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Türkiye Varlık Fonu (TVF) açıklamasına göre, Fon tarafından ülke ekonomisinin tasarruf bazının büyütülmesi, bankacılık dışı finansal sektörün geliştirilmesi, aynı zamanda Yeni Ekonomi Programı kapsamında sigortacılık ve bireysel emeklilik alanında planlanan reformlara ivme kazandırılması amacıyla yürütülen, kamu sigorta şirketlerinin tek çatı altında birleştirilmesi süreci, yapılan genel kurul toplantılarında kabul edildi.

Birleşmenin onaylanmasına yönelik genel kurullar; Halk Hayat Emeklilik AŞ, Ziraat Emeklilik AŞ ile Vakıf Emeklilik ve Hayat AŞ için 24 Ağustos 2020; Halk Sigorta AŞ, Ziraat Sigorta AŞ ve Güneş Sigorta AŞ için ise 27 Ağustos 2020 tarihinde gerçekleşti.

Dünyada prim üretiminde 39’uncu, kişi başına düşen yıllık doğrudan prim üretimi oranında ise 65’inci sırada olan Türkiye’de, sigorta sektörünün yapılanması konusunda adımlar atılması gerekliliği Yeni Ekonomi Programı’nda ortaya konmuştu.

Bu hedefle çıkılan yolda; kamu sigorta ve bireysel emeklilik şirketlerinin faaliyetlerini tek bir çatı altında sürdürmesinin ölçek ekonomisinin oluşturulmasına, sağlanacak verimlilik ile maliyetlerin düşürülmesine, bankacılık dışı finansal sektörün payının dünya ortalamalarına yükselmesine ve Türkiye’den bölgesel bir sigorta lideri oluşturulmasına katkı sunması hedefleniyor.

Öte yandan Güneş Sigorta’dan Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) gönderilen açıklamada, şirketin unvanının Türkiye Sigorta AŞ olarak değiştirilmesine ve birleşme nedeniyle kayıtlı sermaye tavanının 540 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılmasına karar verildiği bildirildi.

Tek Çatı sürecinin finansal piyasalarda iyileşme ve derinleşmeyi de destekleyeceği öngörülüyor

Söz konusu gelişmenin sigorta sektörünü daha dinamik bir yapıya kavuşturarak, Türkiye’nin stratejik yatırımlarına sermaye sağlanması sürecini; aynı zamanda finansal piyasalarda iyileşme ve derinleşmeyi de destekleyeceği öngörülüyor.

Açıklamada verilen bilgilere göre, birleşmiş kamu şirketlerine ilişkin tüm detaylı bilgiler, önümüzdeki günlerde Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın katılımı ile düzenlenecek tanıtım toplantısında kamuoyu ile paylaşılacak.

Muhabir: Musab Turan

TBMM (AA) – Türkiye Varlık Fonu (TVF) Yönetimi AŞ Genel Müdürü Zafer Sönmez, TVF'nin yaklaşık 20 değerli madeni aldığını belirterek, "Türkiye'nin büyük bir maden holdingini oluşturmak için çalışmalara başladık." dedi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, AK Parti Mersin Milletvekili Lütfi Elvan başkanlığında toplanarak, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi ile Türkiye Varlık Fonunun 2018 Yılı Mali Tabloları ve Faaliyetleri ile ilgili Denetim Raporlarının Sunulduğuna Dair Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi görüşüldü.

Komisyonda sunum yapan Genel Müdür Sönmez, dünyadaki varlık fonlarının değerinin 8 trilyon dolar civarında, 2018 konsolide denetimine göre TVF'nin sermaye toplamının ise yaklaşık 33 milyar dolar olduğunu bildirdi.

Sönmez, TVF'nin daha çok Singapur ve Malezya'daki modele benzediğine işaret ederek, "3 yıllık Türkiye Varlık Fonu esasında daha emekleme dönemini yeni bitirmiş, büyümeye doğru adım atmakta olan bir fondur. Her kurum gibi doğum sancılarını yavaş yavaş aşıp, daha sağlam temellere oturtulmaya çalışılan bir yapıdadır." diye konuştu.

– Denetim yapısı

Fonun 3'lü bir denetim yapısı bulunduğunu dile getiren Zafer Sönmez, öncelikle bağımsız denetim şirketinin denetleyip rapor hazırladığını, Devlet Denetleme Başkanlığının rapor üzerinde inceleme yaptığını ve incelemenin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna sunularak sürecin tamamlandığını anlattı.

Sönmez, fonun, ekonomide yapısal sorunlara çözüm getiren, yatırım stratejileri kurgulamak üzere harekete geçen bir yapı olduğunu kaydetti.

– "Yıl sonunda da operasyonel olarak birleştirilecek"

Tasarrufun güçlendirilmesi için finansal sektörün mimarisinin değiştirilmesi gerektiğine işaret eden Zafer Sönmez, finansal sektörün bilançosunun yüzde 95'inin bankalardan oluştuğunu söyledi.

Bunu, kriz dönemindeki durumu, kaza yapan bir arabada hava yastığı olmamasına benzeten Sönmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunun çözülebilmesi için Türkiye'de iki tane alanın güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Birisi, mevcut bilançoyu büyüterek, yani mevcut finansal sektör büyüyecek ama bankacılık sektörünün toplam içindeki payı yüzde 95'lerden çok daha aşağı gelmesi lazım. Bunun oluşturulabilmesi için bir sektörün büyütülmesi gerekiyor. O da sigorta sektörü. Bankacılık kredi bazlı büyüyen bir bilanço, sigorta ise küçük primlerin damlaya damlaya göl olduğu bir yapı. Bir diğer yapı da şu an üzerinde kafa yorduğumuz, sermayeye dönük sektörlerin arttırılması. Yani sermaye sağlayıcı sektörler, finansal kuruluşların oluşturulması.

Bu anlamda 2019 sonunda kamu sigorta şirketlerinin konsolidasyonu projesini başlattık. Bunların satın alması Nisan 2020'de tamamlandı. Şu an 6 tane kamu bankasının sigorta şirketinin sahibi Türkiye Varlık Fonudur. Bu bankalarla uzun vadeli dağıtım anlaşması yapıldı. 1 Eylül'de 3 tane elementer, 3 tane hayat sigorta şirketi teke inecek ve yıl sonunda da operasyonel olarak birleştirilecek."

Zafer Sönmez, Türkiye'de bölgesel, lider bir sigorta şirketi çıkmasını amaçladıklarını belirtti.

– "Varlık Fonu banka değildir"

Varlık Fonunun, banka olmadığını, kredi vermediğini anımsatan Sönmez, "Hazine değildir, bütçeyi fonlamaz. Merkez Bankası değildir, para politikasını belirlemez. Özelleştirme İdaresi değildir, portföyündeki şirketleri satmak gibi bir amacı yoktur, amacı değer yaratmaktır. Sigorta kuruluşu değildir." değerlendirmesinde bulundu.

Zafer Sönmez, TVF'nin yol haritasında, şirketlerin değerini arttırmak, Türkiye'nin stratejik yatırımlarına sermaye sağlamak, yurt dışı stratejisine destek için şirketleri destekleyen yatırımlar yapmak, finansal piyasalardaki iyileşme ve derinleşmeyi desteklemek olduğunu söyledi.

Bunları yaparken finansman da sağlandığını ifade eden Sönmez, TVF'nin Adana Ceyhan bölgesinde toplam 10 milyar dolar petrokimya yatırım projesi olduğunu belirtti.

Fizibilite çalışmasının sürdüğünü de dile getiren Zafer Sönmez, yılda 18 milyar dolar petrokimya ithalatı gerçekleştiğini ve bunun önünün kesilmesi gerektiğini bildirdi.

– "Bu 3 konu Türkiye'nin cari açığına dönük yatırımlarımızdır"

Sönmez, maden projelerini de devreye soktuklarını, 20'ye yakın önemli, kıymetli madeni TVF altına aldıklarını vurguladı.

"Türkiye'nin büyük bir maden holdingini oluşturmak için çalışmalara başladık." diyen Zafer Sönmez, Türkiye'nin demir, altın, kömür, bakır, alüminyum, çinko gibi madenlerde büyük bir ithalatı bulunduğunu ifade etti.

Cari açığa yönelik başka bir projenin yerli kömürden elektrik üretimi olduğuna değinen Sönmez, TVF'nin büyük bir linyit yatağı olan Afşin-Elbistan C segmentini aktive etmek için fiili olarak çalıştığını kaydetti.

Bu 3 konunun Türkiye'nin cari açığına dönük yatırımları olduğunu vurguyan Zafer Sönmez, bu yatırımlara Türkiye'nin ihtiyacı bulunduğunu ifade etti.

– İstanbul Finans Merkezi Projesi

Sönmez, "2022'nin ikinci yarısında inşallah, Sayın Cumhurbaşkanımızın da katılımıyla İstanbul Finans Merkezini Ataşehir'deki bölgesinde aktive edeceğiz." şeklinde konuştu.

Milli Piyangonun ihalesini yaptıklarını ve 5 milyar dolarlık bir değer oluşturulduğunu belirten Zafer Sönmez, Türkiye'yi "İpek Yolu" projesinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırmak gerektiğini de kaydetti.

– Kamu bankalarına sermaye desteği

Sönmez, salgın döneminde kamu bankalarının çok hızlı büyüme gösterdiği ve kredi musluklarını açtığı bir dönemde Ziraat Bankası, Halkbank ve Vakıfbank'ın çekirdek sermayesini artırma amaçlı 7'şer milyar liralık sermaye desteği sağlandığını kaydetti.

Kamu bankalarının bilançolarının güçlendirilmesinin önemli olduğuna işaret eden Zafer Sönmez, sermaye desteğinin de mayıs ayı içinde bitirildiğini söyledi.

– "Net karı 17,1 milyar lira"

TVF'nin bilançosuyla ilgili bilgi de veren Sönmez, "Toplam aktifleri 1,2 trilyon lira. Öz kaynakları 207 milyar lira. Bunun yüzde 14'ü azınlık payı. Toplam satışları 139-140 milyar lira. Net karı da 17,1 milyar liradır." dedi.

Zafer Sönmez, "Türkiye Varlık Fonunu uluslararası benzerleriyle rekabet edecek hale getirmek, kurumsallık anlamında her gün bir adım öteye götürmek ve uluslararası anlamda finansal kuruluşlarla uzun vadeli ilişkiler kurmak. Bunun ötesindeki ana amacımız, Türkiye Cumhuriyeti ekonomisindeki yapısal sorunların çözümüne dönük yatırım stratejileri geliştirmektir." ifadelerini kullandı.

– "Suyun, çayın hesabı"

Sönmez, sunumunun ardından komisyon üyesi milletvekillerinin sorularını yanıtladı, eleştirilerine cevap verdi.

Varlık Fonunda içilen suyun, çayın hesabını öncelikle kendi vicdanlarına soracaklarını vurgulayan Zafer Sönmez, "Bizim amacımız, Varlık Fonunu bu ülkenin gurur duyacağı uluslararası standartlarda bir kurum haline getirmek." şeklinde konuştu.

İstanbul Finans Merkeziyle ilgili sorulara Sönmez, "Rekabetçi bir finans merkezi yaratmak için finans merkezlerinde çalışmış, iş yapmış, finans merkezlerinin kendisini ayrıştıran hikayesini kurgulamış ekipler oluşturmaya gayret ediyoruz." karşılığını verdi.

Zafer Sönmez, hatalarının olabileceğini, ancak bu işin amacının Türkiye'yi rekabetçi bir noktaya getirmek olduğunu belirtti.

Rusya Varlık Fonu ile yapılan anlaşmanın iki ülkeye de yatırım yapan bir süreci içerdiğini belirten Sönmez, bu dönemde Türkiye'ye olan yatırımları öncelendirmek için durumu yavaş şekilde ilerlettiklerini kaydetti.

TVF Yönetimi AŞ Genel Müdürü Sönmez, "Sözleşme pazarlığı devam ediyor. Herhangi bir şekilde iptal etmedik, rafa da kaldırmadık. Görüşmeler devam ediyor. Salgın döneminde yurt içine yatırım yapalım istiyoruz, bundan dolayı biraz ağırdan alıyoruz. Ama bununla ilgili herhangi negatif bir durum da yok." değerlendirmesinde bulundu.