Türkiye 'yapay zeka' bilimsel makale sayısıyla zirveye oynuyor

ANKARA (AA) – ODTÜ URAP Koordinatörü Prof. Dr. Ural Akbulut, yapay zeka alanında Türkiye kaynaklı bilimsel makalelerin sayısını dünyadaki 136 ülke ile kıyaslayan araştırmanın sonuçlarını AA muhabirine açıkladı.

Çalışmalarında, Türkiye’de yüksek öğretimde yapay zeka araştırmalarının dünyada olduğu gibi genel bilgisayar bilimleri alt alanları arasında öne çıkan bir alan olduğunun görüldüğünü dile getiren Akbulut, şöyle devam etti:

“Türkiye’de yapay zeka araştırmaları gelişmiş ülkelere benzerlikler göstermekle birlikte farklılıklar da sergilemektedir. Örneğin, birçok ülkede araştırmacılar yayınlarını dergilerde olduğu gibi çalıştay, konferans, sempozyum gibi etkinliklerde bildiri olarak da yayınlamaktadır. Günümüzde üniversite sıralamaları çoğunlukla dergi yayınlarına ağırlık vermekle birlikte bilgisayar bilimleri gibi bazı alanlarda konferans bildirileri de dergi yayınları kadar önemlidir. Yapay zeka alanındaki araştırma çıktılarına bakıldığında, dünya genelinde, indislenen yayınların yüzde 36,9’u dergi yayını, yüzde 58,6’sı ise konferans bildirisi olarak yayınlandığı görülmektedir. Türkiye’de ise bu oran yüzde 58 dergi yayını, yüzde 39 konferans bildirisi olarak gerçekleşmiştir. Dergi makalesi oranının yüksek olduğu ülkelere bakıldığında bu durum sadece İran ve Türkiye’de yüksek farklılık olarak göze çarpmaktadır. “

URAP’ın her yıl dünya alan sıralaması yaptığını, bu yılki sıralamayı da yakında açıklayacaklarını belirten Akbulut, “Bu yılki dünya alan sıralamalarında, Türkiye’nin yapay zeka alanındaki bilimsel makale sayısında dikkat çekici sonuçlara ulaştık. Dünyada yapay zeka alanında bilimsel makale üreten ülkeler ile Türkiye’yi kıyaslayan bir sıralama yaptık. Buna göre, Türkiye yapay zeka alanındaki bilimsel makalelerin sayısı açısından 137 ülke arasında 13’üncü sırada yer aldı. Türkiye’nin sıralamadaki yeri itibarıyla gelişmekte olan ülkeler arasında en başarılı ülkelerden birisi olduğunu gösteriyor.” diye konuştu.

YÖK’ün çalışmaları önemli

Akbulut, yapay zeka alanında konferans bildirilerinin önemine işaret ederek, “Türkiye’deki araştırmacıların bu alanda önde gelen bilimsel toplantılara katılması, uluslararası çalışmalarda daha aktif rol almasını sağlayarak yapay zeka alanındaki yayınlarımızın güçlenmesini sağlayacak, bu da etki değeri olan yayın sayısının artmasına yol açacaktır.” dedi.

Ural Akbulut, yapay zeka araştırmacılarının bir kısmının akademik araştırmacı değil bilişim firması çalışanı olmasının, yapay zeka araştırmalarına özgü bir diğer boyut olduğuna dikkati çekti.

Yapay zekanın bilgi ve iletişim teknolojileri ile entegre olarak gelişmesi sonucunda bilişim firmalarının bu alanda yapılan yayınlarda, halen ağırlığı elinde tutan akademik kurumların yanında varlık göstermeye başladığını anlatan Akbulut, son 10 yıldaki yayınlara bakıldığında ABD’de bilişim firmaları tarafından yapılan yayınların yapay zeka alanındaki tüm yayınların yüzde 7,4’ünü oluşturduğunu aktardı.

Bu oranın Japonya’da yüzde 8.3, Almanya’da yüzde 8,4, Güney Kore’de yüzde 4,9, Türkiye’de ise yüzde 2.2 olarak gerçekleştiğini dile getiren Akbulut, şunları kaydetti:

“Akademik yayın ağırlığına bakıldığında Türkiye’de akademik kökenli yayınların payı yüzde 94,1’i bulmaktadır. Türkiye’de yapay zeka araştırmalarının üniversiteler yanında bilişim firmaları, kamu kurumları ve sivil toplum örgütleri tarafından yürütülmesi ülkenin yapay zeka alanında global ölçekte söz sahipliğini artıracaktır. Bu doğrultuda YÖK’ün Türkiye genelindeki üniversitelerde yapay zeka bölümleri kurmasına yönelik atılımların sürdürülmesi ve veri bilimi araştırmaları ile zenginleştirilmesi Türkiye için bu alanda çalışabilecek insan kaynağının yaratılması için önemli bir fırsattır.

Yapay zeka alanındaki bilimsel araştırmalar için en kısa sürede bu konuda başarılı olan üniversitelere ek araştırma bütçeleri verilmesi çok yararlı olacaktır. Üniversitelerde yapay zeka alanında çalışan akademisyenlerin uluslararası sempozyumlara katılarak uluslararası iş birlikleri geliştirmeleri için ek bütçe ayrılması önem taşımaktadır. Benzer şekilde bu alanda başarılı olan bilişim şirketlerine de teşvikler verilmesi ve mali kolaylıklar sağlanmasında büyük yarar vardır.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – İstanbul Bilgi Üniversitesi, kurduğu MIND Platformu ile insan haklarını yapay zeka alanında da korumayı amaçlıyor.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilişim ve Teknoloji Hukuku Enstitüsü bünyesinde kurulan MIND Platformu, yapay zeka sistemlerinin sunduğu fırsatların yanı sıra oluşturduğu bu riskleri de ele alarak STK'lar, akademi, mühendisler ve diğer teknik eğitimli kişiler, özel sektör, kamu kurumları, gençler ve çocukların da yer aldığı multidisipliner bir diyalog platformu oluşturmayı hedefliyor.

Hak temelli yapay zeka anlayışıyla yola çıkan MIND Platformu, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü doğrultusunda yapay zekanın geliştirilmesi, tasarlanması ve uygulanması için hukuki bir çerçeve oluşturmayı amaçlayan Avrupa Konseyi Yapay Zeka Ad Hoc Komitesi'nin (CAHAI) çalışmaları kapsamında faaliyet gösteriyor.

Hak temelli yapay zeka Avrupa Konseyi'nin 3 temel standardı olan demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına atıf yapıyor. İnsan haklarına saygılı yapay zeka sistemleri, AİHS ve AİHM kararlarında yer alan insan hakları ile yeni teknolojilerle birlikte karşımıza çıkan ve doktrinde farklı adlar verilen yeni nesil insan haklarını temel alıyor.

İnsan onuru, zararın önlenmesi, insan özgürlüğü ve özerkliği, ayrımcılık yapmama, cinsiyet eşitliği, hakkaniyet ve çeşitlilik, şeffaflık ve açıklanabilirlik, veri koruması ve mahremiyet, hesap verebilirlik ve sorumluluk, demokrasi, hukukun üstünlüğü bu alanda CAHAI tarafından benimsenen kriterler arasında gösteriliyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Bilgi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Leyla Keser Berber, yapay zeka uygulamalarının günümüzde insan haklarına karşı oluşturduğu risklere dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Gerek geçtiğimiz haftalarda AB tarafından yayınlanan taslak yapay zeka regülasyonu gerek CAHAI tarafından üzerinde çalışılan bağlayıcı hukuk düzenlemesi, yapay zekanın birey ve toplumlar üzerinde yarattığı negatif etkileri bertaraf etmeyi veya minimize etmeyi amaçlıyor. Bu etkiler, bireyin düşünce ve ifade özgürlüğü, kişisel verileri, mahremiyeti, adil yargılanma hakkı gibi temel hak ve özgürlüklerinden başlayıp kitlesel gözetim, kitlesel profillenme, ayrımcılık, eşitsizlik, ön yargılı uygulamalara kadar uzanan bir yelpazede karşımıza çıkıyor. İnternette alışveriş yapan bireyin hangi ürünü satın alacağına, hangi müziği dinleyip hangi filmi izleyeceğine, hangi partiye oy vereceğine, kredi alıp alamayacağına, ne zaman öleceğine, kimi seveceğine kendi özgür iradesiyle değil de algoritmik yönlendirmelerle karar verdiği bir dünyada temel hak ve özgürlükler, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü korumak ve sağlamak her zamankinden daha çok önem taşıyor."

Yapay zeka ile gerçekleştirilen içerik moderasyonu uygulamalarına yapılan itirazlarda muhatap bulunamamasının en sık yaşanan sorunlar arasında yer aldığını belirten Berber, "Bu algoritmalarla sosyal medya platformlarında hesapların kapatılması veya hukuka uygun içeriklerin nedensiz kaldırılması karşısında kullanıcılar muhatap bulamamaktan kaynaklı sorunlar yaşıyor. Algoritmanın aldığı kararlara karşı itiraz ve açıklama yapılmasını talep etme hakkını kullanan bireylere açık, basit, anlaşılabilir şekilde bilgilendirme yapılamaması veya hiç bilgilendirme yapılmaması karşılaşılan sorunlar arasında." ifadelerini kullandı.

ANKARA (AA) – Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun, Elektronik Haberleşme Sektöründe Başvuru Sahibinin Kimliğinin Doğrulanma Süreci Hakkında Yönetmeliği, Resmi Gazete’de yayımlandı.

Tebliğle, abonelik sözleşmesi, numara taşıma, işletmeci değişikliği, nitelikli elektronik sertifika, kayıtlı elektronik posta ve SIM değişikliği başvuruları işlemlerine ilişkin belgelerin elektronik ortamda düzenlenmesi halinde başvuru sahibinin kimliğinin doğrulanması amacıyla uygulanacak sürece ilişkin usul ve esaslar düzenlendi.

Düzenlemeyle, başvuru sahibinin işlemlerinin güvenli ve etkin yöntemlerle yapılması, sahtecilik, dolandırıcılık gibi güvenlik riski içeren şüpheli işlemlerin önlenmesi, ulusal ve uluslararası standartların dikkate alınması, azami ölçüde milli kaynakların kullanılması, milli güvenlik ve kamu düzeni gerekleri ile acil durum ihtiyaçlarının gözetilmesi ile tüketici hak ve menfaatlerinin gözetilmesi amaçlandı.

Buna göre, işletmeci ya da hizmet sağlayıcı, kapsamdaki işlemleri yüz yüze kanallardan, kendi internet sitesinden, mobil uygulamalardan veya benzeri mecralar üzerinden elektronik ortamda güvenli bir şekilde başvuru sahibine sunabilecek. Başvuru sahibinin kimlik doğrulama işlemi, e-Devlet Kapısı, Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı (ICAO) 9303 standardına uygun “yakın alan iletişimi” özelliği olan belge ile birlikte yapay zeka veya yetkili marifetiyle görüntülü doğrulama, Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı (TCKK) ile birlikte PAdES (gelişmiş elektronik imza) oluşturma, yüz yüze kanallarda başvuru sahibinin kimlik belgesi ile birlikte işleme özgülenecek video görüntüsü alma yöntemleri vasıtasıyla yapılabilecek.

İşletmeci, başvuru sahiplerinin kimlik doğrulama bilgilerinin bilgi sistemlerinde, şifreli veya matematiksel olarak geriye dönüştürülmesi mümkün olmayan yöntemlerle muhafaza edilmesine, kimlik doğrulama amacıyla aktarılırken şifrelenmesine, işlemin amacına, yetkisiz erişimlere veya görevler ayrılığı prensibine aykırı olarak kontrolsüz bir şekilde gerçekleştirilecek değişikliklere karşı korunmasına ve bilgi sistemlerinde gerçekleştirilen tüm süreçlere ilişkin işlem kayıtlarının gizliliği, güvenliği ile bütünlüğünün sağlanarak tutulmasına ilişkin önlemleri alacak.

Yapay zeka kullanılacak

Başvuru sahibinin kimlik doğrulaması, e-Devlet Kapısı vasıtasıyla yapılabileceği gibi yapay zeka veya yetkili ile görüntülü kimlik doğrulama yoluyla da gerçekleştirilebilecek. Görüntülü kimlik doğrulaması gerçek zamanlı ve kesintisiz şekilde yapılacak. Başvuru sahibinin kimlik belgesinin üzerindeki fotoğraf da dahil olmak üzere kimlik bilgileri, “yakın alan iletişimi” yöntemiyle alınacak. Görüntülü kimlik doğrulama sırasında başvuru sahibinin canlılığını tespit edici teknikler kullanılacak. Kimlik ibraz eden başvuru sahibinin hazırda bulunduğunun teyidi amacıyla, başvuru sahibinin yüzünün, tam ve net olarak görülebileceği aydınlık ortamda, gözlerinin açık olduğu şekilde farklı açılardan kamera görüntüsü alınacak. İşletmeci/hizmet sağlayıcı hazırda bulunan başvuru sahibinin alınan canlı görüntüsündeki yüzü ile kimlik belgesinde yer alan fotoğrafın karşılaştırmasını yapay zeka yöntemiyle veya işletmeci/hizmet sağlayıcı yetkilisi marifetiyle yapacak.

Yüz yüze yapılan işlemlerde kimlik doğrulamada ise PDF ile PAdES-LTV (elektronik imza formatı) oluşturmak suretiyle kimlik doğrulanabilecek. Alternatif olarak, başvuru sahibinin kimlik belgesi ile birlikte işleme özgülenecek video görüntüsü alınarak kimlik doğrulaması yapılabilecek.

Kimlik doğrulamanın yüz yüze yapılması durumunda öncelikle başvuru sahibi, irtibat numarası veya elektronik posta adresini beyan edecek. Bu numara veya elektronik posta adresine tek kullanımlık parola veya link gönderilerek, beyan edilen iletişim bilgisinin kullanıldığı teyit edilecek.

Yönetmelik kapsamındaki tüm usuller için işletmeci kimlik doğrulaması yapılan işlem belgesinin tanzimine dair ilgili mevzuatta yer alan yükümlülükleri yerine getirecek.

Yapılan tüm işlemler kayıt altına alınacak ve elde edilen veriler yalnızca idari ve adli makamların süreçleri ile başvuru işlemi yapan başvuru sahibinin kimlik doğrulaması amacı için kullanılacak.

Yönetmelik kapsamında kayıt altına alınan ve elde edilen veriler ilgili mevzuatta yer alan saklama süreleri boyunca saklanacak.

İşletmeci/hizmet sağlayıcı, elektronik kalem veya benzeri yöntemle kişilerin biyometrik verilerini elektronik ortamda alamayacak.

İşletmeci/hizmet sağlayıcı, sahtekarlık, kimlik tespiti yöntemine ilişkin zayıflıklar gibi durumlar için teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek gerekli güncellemeleri yapacak.

Islak imza veya güvenli elektronik imza ile imzalanan belgeler hariç olmak üzere, yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış abonelik sözleşmeleri, numara taşıma başvurusu, işletmeci/hizmet sağlayıcı değişikliği başvurusu, nitelikli elektronik sertifika başvurusu, kayıtlı elektronik posta başvurusu, SIM değişikliği başvurusu belgeleri için işletmeci yönetmeliğin yürürlüğünü takip eden üç ay içinde; işlem belgesi tarafına ait kimlik numarası bilgisi ve son yedi karakterinin üçü maskelenmiş olan telefon, hizmet veya nitelikli elektronik sertifika numarası ya da kayıtlı elektronik posta adresi bilgisini mobil elektronik haberleşme işletmecilerine ve e-Devlet Kapısının sunmuş olduğu bilgilendirme sistemine iletecek.

Yönetmelik, 31 Aralık 2021 tarihinde yürürlüğe girecek.