Türkiye'de üretilen ilk stent greft olan Atlas Avrupa akreditasyonunu aldı

İSTANBUL (AA) – Türkiye’de üretilen ilk stent greft olan Atlas, Türkiye'nin yanı sıra Avrupa pazarına da açılıyor.

RD Global açıklamasına göre, yıllar içinde sağlanan teknolojik gelişmeler, günümüzde yaygın olarak kullanılan endovasküler stent greft uygulamalarına olanak tanıdı. İlk olarak 1994’de ABD’de gerçekleştirilen uygulama ile tıp camiasına büyük umutlar veren ve dünyada sayılı ülkeler tarafından üretilen ürün, uluslararası medikal cihaz şirketi RD Global- INVAMED tarafından Türkiye’de üretildi ve CE Sertifikasını aldı. Atlas Stent Greft şimdi Avrupa ile buluşmaya hazırlanıyor.

Açık veya kapalı anevrizmaların tedavisinde kullanılan bu stent greft ürünleri, özel tasarıma sahip bir stent materyali üzerine karbon teknolojisi kullanılarak tamamen biyouyumlu PTFE teflon kaplaması ile oluşturularak anevrizma ve damar yaralanmalarını tedavi ediyor.

Özellikle bacak damarları, karın damarları ve aortik damarlarda kullanılan bu greftler, cerrahi tedaviye alternatif bir yöntem olarak protezin uygun yüzeysel bir damardan girilerek hastalıklı damar bölgesine yerleştirilmesi ile anevrizmanın tedavi edilmesini sağlıyor. Yerleştirildiği damarın içinde damar duvarlarını stent-greftin oluşturduğu yeni bir damar açıklığı meydana getirerek, hayatı riski olan hastaların tedavisinde başarılı sonuçlar veriyor.

Stent greft ürünleri, Türkiye merkezli uluslararası medikal cihaz şirketi RD Global- INVAMED tarafından üretilmeye başlandı, yetkili otoritelerin de onayı üzerine alınan CE sertifikası ile Avrupa ve Türkiye ile buluşuyor.

– "Stent greft pazarı hacminin 5 yıl içinde 4,8 milyar dolara ulaşması bekleniyor"

Açıklamada görüşlerine yer verilen RD Global-INVAMED Yönetim Kurulu Başkanı Raşit Dinç, şunları kaydetti:

"Medtech verilerine göre, halihazırda Amerikalı 2 tıbbi cihaz şirketi tarafından yüzde 65’lik pazar payı ile domine edilen uluslararası stent greft pazarı hacminin önümüzdeki 5 yıl içinde 4,8 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Tarihsel olarak, dünya genelinde her yıl 270 binden fazla stent greftleme prosedürü gerçekleştirilirken, cerrahi greftleme prosedürleri 320 bini aşıyor. 2026 yılına kadar ise bu prosedürlerin toplam sayısın 800 bini aşacağı öngörülüyor. Bir başka deyişle, global stent greft pazarının 2026 yılına kadar yüzde 7 büyüme ile en hızlı büyüyen ürün segmenti olması tahmin ediliyor. İşte şimdi bu ürün Türkiye’de üretilmeye başladı. Global pazarın yüzde 65’ini domine eden şirketlerin Amerika merkezli şirketler olduğu ve pazardaki diğer şirketlerin de az sayıda Avrupa ülkesi olduğu göz önüne alındığında, stent greft ürünlerinin RD Global-INVAMED önderliğinde Türkiye’de üretilmeye başlanmasıyla birlikte, dünya stent greft pazarında ciddi dalgalanmalar olacağını öngörüyoruz. Atlas markalı stent greft ürünlerinin öncelikle Avrupa ile buluşması akabinde pazar paylarındaki dengeleri değiştireceğimize inanıyoruz."

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Medicana Çamlıca Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Gökçe Şirin, "Damar duvarının sağlamlığını kaybetmesi, genişlemesi olarak tanımlanan ve patlamaya hazır bir bomba gibi hayatı tehdit eden anevrizmalara tansiyon, sigara, genetik faktörler gibi nedenler yol açmaktadır." ifadelerini kullandı.

Medicana Çamlıca Hastanesi'nden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Şirin, anevrizma ya da halk diliyle balonlaşmanın, damar duvarının sağlamlığını kaybetmesi ve genişlemesi olduğunu belirtti.

Şirin, anevrizmaya karşı tedbirli olunması gerektiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Anevrizmalar genellikle herhangi bir belirti vermezler. Bu nedenle rutin kalp ve damar sağlığı kontrolleri ihmal edilmemelidir. Bir genişlemeden ya da bir anevrizmadan söz edebilmek için normal damar çapının en az bir buçuk ya da iki katı kadar genişlemesi gerekir. Kişinin yaşına, cinsiyetine, boyuna, vücut ağırlığına ve bulunduğu bölgeye göre damar çapları farklılık göstermektedir. Yüksek tansiyon, sigara kullanımı, genetik faktörler ve bazı enfeksiyonlar anevrizmaya yol açan nedenler arasındadır. Bazen de travma sonrası damarlarda anevrizma oluşumu görülmektedir. Anevrizma aortunun bölümlerinden herhangi bir yerinde görülebilir. Anevrizmalar en çok böbrek atardamarlarını verdikten sonraki bölümde gelişir. Bazen tek bir anevrizma, bazen birden fazla anevrizma oluşabilir."

– Anevrizmanın belirtileri

Anevrizmaların genellikle herhangi bir belirti vermediğini, çoğu anevrizmanın rastlantısal olarak başka bir nedenle yapılan muayenenin bulgusu olarak saptandığını belirten Şirin, "Yakınmalar, anevrizmanın bulunduğu yere göre farklılık göstermektedir. Karın içerisinde yerleşen anevrizmalar karın ağrısı veya sıklıkla bele doğru yayılan ağrı ile ortaya çıkmaktadır. Büyük anevrizmalarda hasta elini karnına koyduğunda eline bir top vuruyormuş gibi hissedebilir." değerlendirmesinde bulundu.

Göğüs boşluğundaki anevrizmaların ise göğüs ağrısı, sırta vuran ağrı veya ses kısıklığına neden olabildiğini aktaran Şirin, "Bazen de ilk bulgu aort damarının yırtılması şeklinde olmaktadır. Günümüzde anevrizma tanısı koymak oldukça kolaydır. En sık başvurulan teşhis yöntemi ultrasonografidir. Genellikle ultrasonografi sonrası anevrizma saptanan hastalarda ileri tetkik gerekmektedir. Hastanın takibinde ve tedavinin planlanmasında ileri tetkik olarak en sık Bilgisayarlı Tomografi kullanılmaktadır." ifadelerini kullandı.

– Tedavi yöntemleri

Şirin aort anevrizması tedavi yöntemlerine ilişkin ise, "Anevrizmanın bulunduğu yere ve büyüklüğüne göre tedavi yöntemleri değişmektedir. Çıkan aorttaki anevrizma çapı 5.5 cm ve üzerinde ise başka bir bağ dokusu hastalığı yoksa tedavi edilmelidir. Karın içindeki anevrizmalarda ise müdahale sınırı anevrizma çapının 5.5 cm çapa ulaşması ve daha büyük olmasıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Büyüme hızı fazla olan 5.5 cm’den küçük anevrizmaların da tedavi edilmesi gerektiğini bildiren Şirin, "Küçük anevrizmalar tıbbi tedavi ile izlenebilir. Müdahale sınırında olan anevrizmalar için iki farklı yöntem uygulanmaktadır. Açık cerrahi ve kapalı (Endovasküler) yöntem. Açık cerrahi yöntemde balonlaşmış bölge çıkarılıp yerine yapay bir damar yerleştirilmektedir. Kapalı yöntemde ise damar içerisine yerleştirilen stent-greftler ile anevrizmalar devre dışı bırakmaktadır. Anatomik olarak uygun olan hastalarda Endovasküler yöntem birinci tercihtir ve düşük risklerle uygulanmaktadır." ifadelerini kullandı.