Türkiye'deki fosil ağaç kalıntıları 160 milyon yıllık

İSTANBUL (AA) – Oluşumu milyonlarca yılı bulan, geçmiş jeolojik zamanlardaki iklim ve bitki türleriyle ilgili bilgiler edinilebilen fosil ormanlarının ilki Bolu Seben’deki dikili durumda olan taşlaşmış ağaçlardan oluşuyor.

Türkiye’de Seben’in yanında Ankara-Çamlıdere ve Beypazarı, Manisa-Osmancalı, Bolu-Kuzca, Tokat-Zile ve Erzurum ile Trakya bölgesinde de taşlaşmış ağaç örnekleri dikkat çekiyor.

Tespit edilen bu fosil ağaçlar, günümüzde modern hale dönüşmüş çam, defnegiller, selvi, sekoya, sığla, söğüt, palmiye, kavak gibi türlerin atalarını oluşturuyor.

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Orman Botaniği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ünal Akkemik’in yeni tespit ettiği Beypazarı-Doğanyurt köyündeki fosil ağaçlar da 18-23 milyon yıl öncesine kadar uzanıyor.

Yine Akkemik’in çalışmalarıyla Tokat Zile’de yaklaşık 41 milyon öncesinde yaşamış olan tropik yağmur ormanlarının fosil ağaçları ile Erzurum ve Gümüşhane arasında 160 milyon yıl öncesine ait arokarya ağacına ait taşlaşmış fosiller de geçmiş jeolojik zamanlar hakkında bilgi veriyor.

Zile’deki fosiller 41 milyon öncesine dayanıyor

Prof. Dr. Akkemik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Seben Hoçaş Köyü’ndeki alanın fosil araştırma ormanı ilan edildiğini belirterek, böylece yasal statüye kavuşan bu ormanda kazıldığında köklerininin de taşlaşmış halde görüleceği ve günümüzde Akdeniz Bölgesi’nde yer alan palmiye, kavak, söğüt, ardıç ve sığla ağacının olduğunu söyledi.

Yaklaşık 18-20 milyon yıl öncesine ait erken miyosen dönemini kapsayan örneklerin dikili halde bulunduğunu ifade eden Akkemik, yine Bolu Kıbrıscık Kuzca köyünde de fosil ağaçlar olduğunu anlattı.

Akkemik, Ankara Çamlıdere’de fosil ağaçların bulunduğu yerin jeopark ilan edildiğini, bir yamaç boyunca her taşın ağaç fosillerinden oluştuğunu dile getirerek, burada da sekoyaların görüldüğünü kaydetti.

Manisa Osmancalı’daki fosil ormanında ise çam grubu, ceviz ve ladin türü ağaçların olduğunu ifade eden Akkemik, yeni tespit edilen Tokat Zile’deki fosil ağaçların da dikkat çekici olduğunu ifade etti.

Yaşları 40-41 milyon yıl öncesine kadar uzanan fosil ağaçların tropik dönem yağmur ormanlarının örneklerini oluşturduğunu belirten Akkemik, “İklimin çok elverişli olduğu bir dönem. Sahil kesimlerinde yetişen bir çam türü tespit ettik. Bugünkü çam türleriyle hiç alakası yok. Yine defnegiller familyasından bambaşka bir ağaç belirledik. Günümüzde bu ağacın modern türleri yağmur ormanlarında görülüyor.” diye konuştu.

65 milyon yıl öncesine ait arokarya

Akkemik, Erzurum’daki oltu taşının da aslında bir ağaç olduğunu, tarihinin 65 milyon yıl öncesine kadar gittiği dile getirerek, şöyle devam etti:

“Erzurum Gümüşhane civarında çalıştığım bir yerde alınan fosil ağaç örnekleri de 160 milyon yıl öncesine kadar gidiyor. Bunların, bugün güney yarım kürede Şili ve Avustralya’da modern türleri olan arokarya fosilleri olduğu belirlendi. Arokarya 65 milyon yıl öncesine kadar kuzey yarım kürede yaşayan bir ağaç. Bunun da dünyadaki en genç temsilcisi Erzurum’daki oltu taşı. Aynı türden ağaçlar yaklaşık 200 milyon yıl öncesine ait Kuzey Amerika’daki Arizona Fosil Ormanında, Rusya ve Gürcistan’da da var.”

Beypazarı’nda yeni fosil ağaçlar

Ünal Akkemik, Beypazarı’na bağlı Doğanyurt köyünde fosil orman türünde taşlaşmış ağaçların bulunduğu ifade ederek, köylülerin haber vermesi üzerine örnekler aldığını söyledi. Köyün yakınında patlatılmalı taş ocağı yapılacağını belirten Akkemik, “Bu hem köyün su kaynağına hem de buradaki 18-23 milyon yıl öncesine ait ağaç fosillerine zarar verecek.” dedi.

Akkemik, fosil ağaçlar günümüzdeki örnekleriyle karşılaştırıldığında bazılarının çok yakın bazılarının da tamamen farklı bir türe büründüğünü belirterek, şöyle konuştu:

“Bu da ağaçlardaki evrimleşme sürecini gösteriyor. Türkiye’de en fazla fosil ağaçlar, 18-23 milyon yıl öncesini kapsayan erken miyosen dönemine ait. Bugün sadece Kuzey Amerika’da Kaliforniya sahillerinde yaşayan sekoyaların ataları, bataklık servileri çıkıyor. Yaklaşık 30-35 milyon yıl öncesinde Türkiye’de görülmeye başlayan bu iki ağaç 5 milyon yıl öncesine kadar çıkıyor. Türkiye kömürlerinin de çoğu, özellikle Trakya kömürlerinin büyük kısmı bu ağaçlardan oluşuyor. Türkiye’deki fosil ağaçlar özellikle Orta Anadolu’da, Bolu ile Ankara arasındaki vadide yoğunlaşıyor. Bu bölgede günümüzde kaybolan çam fosilleri, ceviz, mimoza, defnegiller var. Yine Kilyos ve Trakya’da da fosil ağaçlar bulunuyor. Dünya üzerinde Erguvan ağacının ilk fosil örneği Çankırı Çerkeş’de bulundu. 3-5 milyon yıl öncesine kadar gidiyor. Yine Gökçeada’da da 18-23 milyon yıl öncesine ait fosil orman niteliğinde bir alan var. Kayın, gürgen, kayacık sekoya, servi, palmiye, kızılağaç örnekleri toplandı. ”

“Türkiye’de fosillerle ilgili yasa yok”

Son zamanlarda sosyal medyada fosillerle ilgili gruplar oluşmaya başladığını, insanların duyarlı hale geldiğini, taşlaşmış ağaçlar, deniz ve yaprak fosillerinin toplandığını dile getiren Akkemik, sözlerini şöyle tamamladı:

“Türkiye’de fosillerle ilgili net bir yasa yok. Bunların toplanması konusunda kısıtlama getirilmesi, topluca bulunduğu alanlarda koruma önlemleri alınması lazım. İnsanlar duyarlı davranıp fosilleri görmek, bulunduğu coğrafyanın tarihi öğrenmek istiyor. Özellikle her ilde insanların doğaya gidip görmesi, toplayıp tahrip etmesi yerine, fosillerden bir kaç parçanın getirilip bir yerde, bağımsız fosil orman müzesi ya da arkeoloji müzelerinin yanında oluşturulacak bir yerde bunlar sergilenebilir. Böylece daha fazla insana ulaşılabilir. Fosil ormanları korunması şartıyla turizm açısından da değerlendirilebilir. Örneğin Arizona Fosil Ormanı ya da yakınımızdaki Midilli Adası Fosil Ormanı her yıl onbinlerce turist tarafından ziyaret edilmektedir.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Oluşumu milyonlarca yılı bulan, geçmiş jeolojik zamanlardaki iklim ve bitki türleriyle ilgili bilgiler edinilebilen fosil ağaçlar, Türkiye’de 18-23 milyon yıl öncesi yaygın olmak üzere 160 milyon yıldan günümüze orman tarihi hakkında bilgiler veriyor.

Tespit edilen fosil ormanlar bu alanda çalışan bilim insanları ve Orman Genel Müdürlüğünce korunmaya çalışılırken, taşlaşmış ağaç kalıntılarını toplayan bir kesim de sosyal medya üzerinden satış yapıyor.

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Orman Botaniği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ünal Akkemik, son zamanlarda sosyal medya platformları üzerinden çok sayıda bitki ve hayvan fosil örneğinin yoğun olarak toplandığı, hatta ağaç opali olarak satıldığına ilişkin paylaşımlar yapıldığını söyledi.

Bu tür fosil ağaçların doğa tarihi açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Akkemik, “Sosyal medya platformlarında kaç lira edeceği, ne kadar para kazanılabileceği gibi sorularla karşılaşıyoruz, ticari boyuta giden bir durum var.” dedi.

Bilim insanlarının fosil ormanlarda çalışma yapabilmek için izin alması gerektiğini dile getiren Akkemik, şöyle devam etti:

“Ben yeni bir projem için izin aldım. Türkiye’deki fosil orman alanlarından bir örnek taş alabilmek için Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünden izin almamız gerekiyor. Biz bilimsel araştırma yapmak için bile izin alıyoruz ama vatandaş topluyor. Bu iş kontrolsüz bir şekilde gidiyor. Çok iyi niyetli olup bunları korumak için yapanlar var, topluyor koleksiyon yapıyor. Doğanın bu güzelliğini ortaya çıkarmaya çalışan iyi niyetli insanlar da var. Ama sosyal medya platformlarında bunların kaç lira edeceği, ne kadar para kazanabileceği gibi ticari boyuta giden bir durum var. Satalım para kazanalım diyenler var. Bunların toplanıp satılmasının bir kontrolü yok.”

“Fosil ormanlar yeteri kadar korunamıyor”

Akkemik, bu alanların yeteri kadar korunamadığını dile getirerek, “Fosil ormanların korunmasıyla ilgili dünyada jeoparklar oluşturuluyor. Ama Türkiye’de bunların yasal karşılığı yok. Bir sürü jeopark ilan edilen yer var. Çamlıdere jeopark ilan edilmiş tabela konulmuş, ama korunmuyor. Bolu Seben’deki Orman Genel Müdürlüğü bünyesinde fosil araştırma ormanı ilan edildi. Oranın bir sorumlusu da var. Orada bile, gidenler kırıntıları toplayıp götürdü.” ifadelerini kullandı.

Doğa tarihi konusunda insanların bilinçlenmesinin önemli olduğunu vurgulayan Akkemik, “Tek endişem bunun ticarete dönmesi. Ticarete dönüştüğünde Türkiye’de maden yasaları çok müsait. Taş, kum ve maden ocağı olarak işleteceğim deyip izin almak çok kolay. Bu şekilde fosil ağaçların bulunduğu alanlarda çok kolay tahribat yaşanabilir.” diye konuştu.

“Fosil ağaçları alma ve satmada yasal engel yok”

Türkiye Ormancılar Derneği İkinci Başkanı Hüsrev Özkara, her çeşit hayvan ve bitki fosilinin tabiat varlığı olduğunu, bunların farklı jeolojik dönemler hakkında bilgi verdiğini dile getirdi.

Bu fosillerin bulunduğu jeositlerin bir kısmına koruma statüsü getirildiğini, ancak bunun yeterli olmadığını belirten Özkara, fosil ağaç konusunun 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 23. maddesinde ele alındığını ancak bunun da kağıt üzerinde kaldığını söyledi.

Özkara, yasaya göre bu fosillerin alım ve satımında sakınca görülmediğini, rüçhan hakkı olan devletin önemli olduğunda bedelini ödeyerek bunları satın alabildiğini belirterek, “Vatandaşların fosil ağaçların alması ve satmasında yasal olarak bir engel yok. Bu bir keyfiliği getiriyor. Herkes gittiği jeosit alanlarından kafasına göre alıp götürüyor. Önce hatıra diye alınıyor ama zamanla bu tür şeyler değerlendikçe ticareti de başlıyor.” ifadelerini kullandı.

Bu tür fosillerin yurt dışına çıkışının yasak olduğunu belirten Özkara, şöyle konuştu:

“İlgili yönetmelikte de fosil ağaçlar konusunda herhangi bir düzenleme yok. Fosil ağaçlara yönelik yeteri kadar sahip çıkma yok. Bu alanlar sahipsiz. Jeositlerin hem statü hem de yasal olarak korunması gerekir. Bir kaç tane öne çıkan jeosit alanı korunmaya alınmış. Geçmişten geleceğe emanet olan bu sahaların korunması için yasal ve idari düzenlemelere ihtiyaç var. Ağaç fosili konusunun Orman Genel Müdürlüğünün çalışma alanında yer alması gerekir.”

BOLU (AA) – İlçeye bağlı Hoçaş köyü civarında yaşanan erozyon sonucunda ortaya çıkan ve Batı Karadeniz Ormancılık Araştırma Enstitüsü öncülüğünde İstanbul ve Osmangazi üniversiteleri akademisyenleri tarafından çeşitli araştırmalar yapılan fosil ormanın uluslararası arenada da tanınırlığının arttırılması amacıyla çalışma yürütülüyor.

Seben Belediye Başkanlığı da Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 2005 yılında 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak tescil edilen ve 2013’te ise Türkiye’nin “ilk” fosil ormanı ilan edilen alanın, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından tescil edilmesi amacıyla bir araştırma ve çalışma ekibi kurdu.

Hoçaş köyüne yaklaşık 500 metre uzaklıkta 900 rakımlı bölgedeki 975 hektarlık alanda bulunan fosil ormanında, 18 ila 19 milyon yıl öncesine tarihlenen palmiye, kavak, söğüt, sedir, 3-5 ibreli çam, sığla, meşe ve zelkova ağaçları, yaprak ve dal fosilleri ile balık fosilleri yer alıyor.

Seben Belediye Başkanı Fatih Kavak, AA muhabirine, belediye olarak söz konusu bölgenin turizm merkezi olarak geliştirmesi ile ilgili girişimlerde bulunduklarını söyledi.

Asıl amaçlarının fosil ormanının UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil edilmesi olduğunu ifade eden Kavak, “Ekoturizmin revaçta olduğu bu günlerde, başlamış olduğumuz çalışma sonucunda Hoçaş Fosil Ormanı’nın UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesi için çalışacağız.” dedi.

Kavak, yaptıkları araştırmalar sonucunda Seben’de bulunan fosil ormanının bir benzerinin de Yunanistan’ın Midilli adasında olduğunu gördüklerine değinerek, “Kısa bir araştırma sonucunda gördük ki dünyada bizim en yakınımızda Midilli Adası’nda buna benzer bir çalışma yapılmış. Midilli Adası’ndaki fosil ormanı da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiş. Yıllık 20 milyon civarında turist küçük adaya gelip orayı ziyaret ediyorlar. Seben bazında düşündüğümüz zaman, ekoturizmin canlanması açısından, fosil ormanı çok büyük bir nimet. Türkiye’de ilk olması hasebiyle de turist çekme ve ekoturizmin canlanması noktasında Hoçaş Fosil Ormanı bir mihenk taşı olacak.” diye konuştu.

“Ekoturizm açısından Seben her şeye sahip”

Seben’deki fosil ormanın UNESCO’ya girmesi için yapılacak çalışmalar hakkında da bilgiler veren Kavak, “Bununla alakalı çalışmalarımıza başlıyoruz. Bu oldukça uzun bir süreç. Bu süreci yürütecek bir ekip kurduk. Bu ekibimiz süreç dahilinde çalışmalarını yerine getirecek ve UNESCO listesine girme noktasında elimizden geleni yapacağız. Kültür ve Turizm Bakanlığından da alacağımız destekle inşallah Hoçaş Fosil Ormanı’nı UNESCO listesine katma noktasındaki çalışmalarımızı gerçekleştireceğiz.” ifadelerini kullandı.

Başkan Kavak, Hoçaş’daki fosil ormanının Türkiye’de ilk olmasının hem Bolu hem de Türkiye açısından çok önemli olduğuna işaret ederek, şunları söyledi:

“Ekoturizm açısından Seben her şeye sahip. Seben Gölü’müz var. Türk tarihinde, Türk coğrafyasında ‘Nevruz’ isimli tek tepe ilçemizde. Solaklar Kayaevleri’miz var. 333 tane mağaradan oluşan Muslar Kayaevleri’miz var. Erken Bizans döneminden kalma ve şu anda yüzde 30 civarı ayakta olan Çeltikdere Kilisesi var. Kınıkçı, Kuzderesi ve Dokumacılar kanyonlarımız var. Yani ekoturizmin ilçemizde aktif hale getirilmesi noktasında her şeye sahibiz. Sadece bu bileşenlerin etkin bir şekilde bir araya getirilmesine ihtiyacımız var. İnşallah ekoturizm açısından Bolu’da ve Türkiye’de söz sahibi bir yer haline geleceğiz.”