Türkiye'nin Antarktika'ya düzenleyeceği 4'üncü sefer için geri sayım başladı

Türkiye’nin kutup çalışmaları TÜBİTAK bünyesinde kurulan Kutup Araştırmaları Enstitüsü ile kurumsal bir yapı kazanırken, bu yıl ilk kez enstitü koordinasyonunda şubatta başlayacak 4’üncü Ulusal Antarktika Bilim Seferi’nde farklı kurumlardan toplam 24 katılımcı “beyaz kıta”da çalışmalar yapacak.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın kurulacağını ilk kez TBMM’deki 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi görüşmelerinde duyurduğu Kutup Araştırmaları Enstitüsü (KARE) çalışmalarına başladı.

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) çatısı altında kurulan KARE’nin müdürü Türkiye’nin kıtaya daha önce düzenlediği seferlere liderlik eden Doç. Dr. Burcu Özsoy olurken, enstitünün yoğun mesai harcadığı ilk görevi de 4’üncü Ulusal Antarktika Bilim Seferi oldu.

“Bilimsel ve siyasi çalışmaları sürdürecek”

Özsoy, AA muhabirine, Kutup Araştırmaları Enstitüsü ve Antarktika’ya 4’üncü sefer hazırlıklarına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Yeni yapılanmayla kutup çalışmalarında ulusal hedeflerin gerçekleştirilmesi yolunda ivme kazanıldığını belirten Özsoy, “Antarktika’ya Bilim Üssü Kurulması Projesi’nin yeni yürütücüsü olarak belirlenen KARE, hiçbir ülkeye ait olmayan Antarktika kıtasıyla ilgili karar mekanizması niteliğindeki Antarktika Antlaşması çerçevesinde, Türkiye’nin danışman üye ülke olması için bilimsel ve siyasi çalışmaları sürdürecek ve uluslararası faaliyetlerde ülkemizin temsilini sağlayacak.” dedi.

“Stratejiler ulusal çıkarlar doğrultusunda uygulanıyor”

Antarktika Antlaşmalar Sistemi’nde danışman ülke olabilmek için bazı teamüller ve yazılı kurallar olduğuna işaret eden Özsoy, KARE’nin kurulmasının da bunlardan biri olduğunu söyledi.

Özsoy, sistemde danışman ülke olabilmek için kayda değer bilimsel araştırmaların da yapılması gerektiğine dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Bu sadece sayısal olarak çok fazla yayın yapmak değil, bilimsel olarak kaliteli ve uluslararası görünürlüğü yüksek yayınlar yapmak demek. Bu tip yayınlar ise belirli bir alanda uzun süreli gözlemler, ölçümlerle ortaya çıkarılabiliyor. Yani bu şartı sağlamak için bilim üssü olması bir gereklilik. Bu aynı zamanda lojistik ihtiyaçların giderilmesi için de gerekli. Türkiye’nin TÜBİTAK tarafından temsil edildiği Antarktik Araştırmaları Bilimsel Komisyonu ile Ulusal Antarktik Program Yürütücüleri Konseyine (COMNAP) tam üyelik, taraf olduğumuz Antarktika Antlaşması Çevre Koruma Protokolü’nün iç hukuka uygulanması, Antarktika Veri Tabanı oluşturulması, uluslararası iş birlikleri gibi birçok husus da hem yazılı hem de teamül gereği gerçekleştirilmesi gereken ön şartlar arasında. Türkiye’de tüm paydaşlar koordine edilerek ulusal çıkarlar doğrultusunda stratejiler oluşturularak uygulamaya konuluyor.”

Kutup bölgelerine yönelik karar mekanizmasında yer alma hedefi

KARE’nin yasal olarak kurulma sürecinin tamamlandığını ifade eden Özsoy, enstitünün TÜBİTAK Gebze yerleşkesinde çalışmalarına başladığını, kurumsal yapılanma sürecinin devam ettiğini bildirdi.

Özsoy, şunları kaydetti:

“KARE, Türkiye’nin ulusal çıkarlarını gözeterek, Arktik’e ve Antarktika’ya düzenli bilim seferleri yapmayı, bu seferleri sürdürülebilir hale getirmeyi, bilimsel projelerin bu seferlerde yer almasını, gerçekleştirilen projelere dair Türk bilim insanlarının yayınlar yaparak uluslararası bilim camiasına katkı sağlamasını, insan kaynağı yetiştirerek kutup bölgeleriyle ilgili çalışmaların artırılmasını, ülkemizin kutup bölgelerinde sahip olduğu altyapıların geliştirilmesini ve en önemlisi Türkiye’nin kutup bölgeleriyle ilgili karar mekanizmalarında yer alan bir ülke olmasına yönelik çalışmaların hayata geçirilmesini hedefliyor.”

Antarktika’ya düzenlenecek 4’üncü seferin eğitimleri başlıyor

Özsoy, Cumhurbaşkanlığının himayesi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının uhdesi ve TÜBİTAK KARE’nin koordinasyonunda gerçekleştirilecek 4’üncü Ulusal Antarktika Bilim Seferi’nin şubat-mart döneminde düzenleneceğini, sefere yönelik çalışmaların hızla devam ettiğini dile getirdi.

Eğitimlerin 30 Ocak’ta başlayacağı bilgisini veren Özsoy, “4’üncü Ulusal Antarktika Bilim Seferi’nde 22’si Türk, 2’si yabancı olmak üzere toplam 24 katılımcı yer alacak. İkili iş birlikleri kapsamında da 2 bilim insanımız Belçika ve Polonya’nın kıtadaki üslerinde çalışmalar gerçekleştirecek.” diye konuştu.

Bu yıl kıtada 15 bilimsel proje için çalışmaların gerçekleştirileceğini anlatan Özsoy, TÜBİTAK çağrısı kapsamında seçilen bu projelerin yanı sıra Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Harita Genel Müdürlüğü ile Türk Deniz Kuvvetleri Seyir Hidrografi ve Oşinografi Daire Başkanlığından katılımcıların da geçen yıl olduğu gibi bu seferde bulunarak çalışmalar yapacağını söyledi.

Özsoy, seferin koordinasyonunu kendisinin sağlayacağını ifade ederek, bu yıl sefer liderliğini ise Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi, aynı zamanda Dağcılık Federasyonu Başkanı olan Prof. Dr. Ersan Başar’ın yapacağını bildirdi.

Bu yıl bilimsel çalışmalar ve lojistikten sorumlu olmak üzere iki sefer lider yardımcısının da olacağını belirten Özsoy, bu görevleri de Doç. Dr. Hakan Yavaşoğlu ile Kaptan Özgün Oktar’ın yürüteceğini dile getirdi.

Özsoy, kutup çalışmalarında Antarktika kadar Arktik’in de gündemde olması gerektiğine işaret ederek, bu konuda da çalışmaların sürdüğünü sözlerine ekledi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA(AA) – Bilim insanları, küresel ısınmanın Antarktika kıtasının buz sahanlığının üçte birinin çökmesine yol açabileceği uyarısında bulundu.

İngiltere’nin Reading Üniversitesinden bilim insanları, sonuçları “Geophysical Research Letters” dergisinde yayımladıkları araştırmada, küresel ortalama sıcaklığın endüstri öncesi dönemin 4 santigrat derece üzerine çıkması halinde Antarktika’daki buz sahanlıklarının yüzde 34’ünün çökeceği, buz sahanlığı alanının yüzde 67’sinin yok olacağı öngörüsünü yaptı.

Kıta sahanlığının ısınmaya bağlı durumuna ilişkin olası senaryoları değerlendirebilmek için detaylı bir bölgesel iklim modellemesi yapan araştırmacılar, en kötü senaryoda yaklaşık 500 bin kilometrekarelik buz sahanlığının çökeceği ve kıtadan koparak sürüklenebileceğini ortaya koydu.

Buz sahanlığının çökmesi durumunda, kıta buzullarının eriyerek denize karışmasının hızlanacağına dikkati çeken araştırmacılar, bunun küresel deniz suyu seviyesini kayda değer ölçüde artırabileceği uyarısında bulundu.

Araştırmanın baş yazarı, Reading Üniversitesi Meteoroloji Bölümü Öğretim Üyesi Ella Gilbert, “Buz sahanlıkları karadaki buzulların eriyerek okyanusa akmasında bir tampon işlevi görüyor. Sahanlık çöktüğünde bu dev bir şişenin ağzındaki tıpanın çıkması gibi olur, hayal edilemez miktarda su bir anda buzullardan denize akmaya başlar.” ifadelerini kullandı.

Antarktika’nın kuzeybatısındaki “Larcen B” buz sahanlığı Ocak-Mart 2002 arasında çöktükten sonra yok olma sürecine girmişti.

Paris Anlaşması” olarak bilinen, 2016 tarihli Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nde küresel sıcaklık artışını yüzyıl sonuna kadar endüstri öncesi dönemin en fazla 2, tercihen 1,5 derece ile sınırlamayı tutmayı hedefliyor.

ANKARA(AA) – “New Scientist” dergisinde yayımlanan makaleye göre, Filchner-Ronne Buz Sahanlığı’nda deniz dibi tarama çalışmaları sırasında buzulların altındaki hayata dair yeni izler bulundu.

Biyologlar, deniz canlılarının, deniz yüzeyini kaplayan yaklaşık 900 metre kalınlığındaki buzda açılan delikten kamerayla görüntülendiğini aktardı. Bunların, Antarktika’da buz tabakasının altında güneş ışığının ulaşamadığı noktada kayıt altına alınan yaşama dair ilk görüntüler olduğu vurgulandı.

Çalışmada, henüz tanımlanamayan 22 deniz canlısı ve 16 deniz süngeri görüntülendi.

İngiltere’nin ulusal Antarktika operasyonlarını yürüten ve bölgede bilimsel araştırmalar yapan British Antarctic Survey (BAS) kuruluşundan Huw Griffiths, bu canlıların orada yaşamaması için birçok sebep bulunduğuna işaret ederek, besin kaynaklarına erişebilecekleri bölgeden yaklaşık 260 kilometre uzakta görüldüklerini, güneş ışığıyla aralarında da 600 kilometre mesafe bulunduğunu belirtti.

Filchner-Ronne Buz Sahanlığı’nda denizin yüzlerce metre altında görüntülenen bu canlıların ne sıklıkta beslendiği ya da ne kadar uzun ömürlü olduklarına ilişkin henüz açıklama yapılmadı.

Öte yandan biyologlar, görüntülerin daha uzun süreli hayatın varlığına dair ipuçları sunduğunu ve Antarktika’da suda hayatın düşünülenden daha fazla biyolojik çeşitliliğe sahip olduğunu ortaya koyduğunu belirtti.