Türkiye'nin ilk dokuma atlası sergisi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kapılarını açıyor

ANKARA (AA) – Alınan bilgiye göre, Olgunlaşma Enstitülerinin yenilenme çalışmalarının bir ürünü olarak hazırlanan “Türkiye Dokuma Atlası Projesi”, Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğüne bağlı İstanbul Sabancı Beylerbeyi Olgunlaşma Enstitüsü tarafından yürütülüyor.

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliğinin destekleri, Marmara Üniversitesinin katkılarıyla yürütülen projeye, Türkiye İhracatçılar Meclisi ve Ticaret Bakanlığı da katkı veriyor.

Proje, asırlık dokumaları sandıklardan çıkarıp, tasarım dünyasına taşımayı ve ekonomik değere dönüştürmeyi amaçlıyor. Proje kapsamında ayrıca geleneksel dokumaların aslına uygun üretilerek yerel kalkınmanın da desteklenmesi planlanıyor.

151 çeşit dokuma türü sergilenecek

Projenin ilk etkinliği olarak gerçekleştirilen sergide, bölgesel rotalar izlenerek, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden bir araya getirilen 151 çeşit dokuma türü sergilenecek. Sergide ayrıca koleksiyoner Yusuf İyilik’in koleksiyonundaki Osmanlı kumaşlarından parçalar yer alacak.

Prof. Dr. Hülya Tezcan, Prof. Dr. Aydın Uğurlu ve Prof. Dr. Mehmet Akalın’ın danışmanlığı, Ayşe Dizman’ın koordinatörlüğü ve Güneş Güner’in küratörlüğü ile gerçekleştirilen sergide, genç tasarımcıların, geleneksel kumaşlardan ilhamla oluşturduğu tasarımlarla zaman tünelinde gezilebilecek.

Sergide dokuma sanatçıları Aydın Uğurlu’nun Doğa Üçlemesi, Elisabeth Strub Madzar’ın Pa ve Umay Ana isimli iki eseri, Servet Senem Uğurlu’nun Anadolu Tanrıçaları dokuma heykelleri olmak üzere dokuma sanatları da sergilenecek.

Serginin zaman tüneli olarak isimlendirilen alanında, Mehmet Demir, Mert Çelebi, Senem Kula ve Rümeysa Kış’ın geleneksel dokumaları geleceğe taşıyabilecek tasarımları yer alacak. Sergi, 3 ay boyunca haftanın 6 günü ziyaret edilebilecek.

397 yöresel kumaş veri tabanına işlendi

Proje kapsamında, akademik araştırmalar sonucunda “Osmanlı Saray Kumaşları” ve “Anadolu Yöresel Kumaşları” başlıklarında Türkiye’nin kumaş haritasını oluşturan 397 yöresel kumaş tespit edilerek özellikleri veri tabanına işlendi.

Ayrıca, Marmara Üniversitesince, yöresel dokumalar bilimsel yöntemlerle analiz edilerek, doğal boya ile renklendirme çalışmalarının yanı sıra dokumaları iyileştirecek AR-GE faaliyetleri yürütüldü. Bu kapsamda Antep Kutnu, Ankara Sofu, Şal Şapik, Rize Bezi/Feretiko, Ehram, Beledi ve Denizli Buldan gibi dokumalar dünyaya tanıtılacak. Kutnu’nun renk ve deseni, Ankara Sofu’nun ipeksi yumuşaklığı, Üsküdar Çatması’nın desen ve renkleri, Denizli Buldan Bezi’nin doğal boyalı dokumasının çağdaş tasarımlara dönüştürülmesi hedefleniyor.

Çalışmayla “Dokuma Kültürü Rotaları” ve “Yaşayan Müzeler” oluşturularak kültür turizminin de canlandırılmasına katkı sağlanması planlanıyor. Türk dokumacılığının, bir zanaat olarak yaşatılmasını sağlamanın yanında prestijli bir ticari faaliyete dönüşmesi amaçlanıyor.

Yerel dokuma faaliyetlerinin canlandırılması da hedefleniyor

Anadolu’nun geleneksel ve unutulan dokumalarının, aslına uygun olarak yeniden üretilerek, modern tasarımlarla dünyaya tanıtılması, sürdürülebilir ve doğa dostu tekstil ürünlerinin geliştirilmesi, kadın istihdamının artırılması, yerel üretimin desteklenmesi, akademik iş birlikleri ile dokumaların araştırılması, geliştirilmesi, bitkisel boyama, yerel dokuma faaliyetlerinin canlandırılması, moda tasarımcılarının ve sektörün dikkatinin çekilmesi de projenin hedefleri arasında yer alıyor.

Cumhurbaşkanlığı Beştepe Sergi Salonu’nda açık olacak sergi kapsamında, “Geleneksel ve Yöresel Dokumaların Farklı Açılardan Değerlendirilmesi”, “Bir Kültürü Yaşatmak, Dokuma Zanaatı ve Coğrafi İşaretler”, “Türk Dokumasında El Ele Vermek” başlıklarında paneller düzenlenecek. Panellere, akademisyenler, yerel yönetim temsilcileri, tekstil sektörü temsilcileri, dokuma ustaları, moda ve tasarım dünyasından isimler katılacak.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü dolayısıyla sosyal medya hesabı Twitter’dan paylaşımda bulundu.

Erdoğan, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

“Bugün, 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü. Herkesi, tüm down sendromlu bireylerin hayata eşit katılması için onların yanında yer almaya davet ediyorum. Sevginin gücüyle birbirimize kenetlenmeyi diliyorum.”

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Devlet Konukevi’nde düzenlenen programda farklı engel gruplarından özel gereksinimli çocukların anneleriyle bir araya geldi.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ile Sağlık Bakan Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci’nin de katıldığı programda, anneler, özel çocuklar adına çözüme kavuşturulmasını bekledikleri taleplerini Bakanlara iletti.

Emine Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, “Hayat, hepimize farklı yükler paylaştırıyor. Önemli olan yüklerimize omuz vermek, o sıkıntılı süreçte yoldaş olmak. Ben de özel ihtiyaçları olan çocuklarımızın anneleri ile, sizlerle birlikte olmak istedim. Sorunları ve ihtiyaçları birlikte konuşalım, diye arzu ettim. Bakanlarımız, yetkililerimiz burada. Sizlerin söyleyecekleri, en doğru politikaların belirlenmesinde ışık olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Bir toplumun gelişmişliğinin herkesin hayata eşit ve adil katılabilmesiyle ölçüleceğine işaret eden Emine Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:

“Çok iyi bir eğitim sisteminiz olabilir ama onu gerçekten mükemmel kılan, engelli bireylerin de eşit faydalanabilmesidir. Şehirlerimizi güzelleştirmek adına mimari harikalar yapabilirsiniz ancak merdivenler yüzünden engelli bir birey mutlu değilse, aslında hiçbir güzelliği yoktur. Aynı şekilde her gün yeni bir keşfin yapıldığı teknoloji dünyası övünç meselesi olabilir ama bu dünya, engelli bireylerin kullanımına açık değilse, aslında çok da büyük bir gelişmeden bahsedemeyiz.”

“Çocuklarımızın hedeflerine özgürce ulaşabilmelerine imkan sağlayacağız”

Emine Erdoğan, özel çocukların eğitim, sağlık, iş ve sosyal yaşam gibi alanlardan eksiksiz yararlanmasının, en başta temel insan hakları meselesi olduğuna dikkati çekti.

Birçok engel grubunun bulunduğuna ve her grubun kendi içinde bir dünya olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Görme engelli bir çocuğun ihtiyacı ile otizmli bir çocuğun ihtiyacı aynı değil. Bu farklılıkları sadece ‘engellilik’ başlığı altında toplayamayız. Her grup için ince elenip sık dokunmuş ayrı çözümler geliştirmemiz gerekiyor. Bu noktada ‘yaşayan bilir’ sözünü temel bir prensip olarak almalıyız. Politikaları oluştururken annelerin tecrübelerinden çıkaracağımız çok ders var.”

“Evlatlarımızın cevherlerini açığa çıkarmak için uğraş vermeliyiz”

Bedenin, insanı meydana getiren öğelerden yalnızca biri olduğuna vurgu yapan Emine Erdoğan, “İnsan; ruhuyla, gönlüyle, aklıyla da var. Evlatlarımızın bütün bu hasletlerini, cevherlerini açığa çıkarmak için uğraş vermeliyiz.” diye konuştu.

Emine Erdoğan, annelere hitaben, “Bu yolda asla yalnız olmadığınızı bilmenizi isterim. Devletimiz her zaman yanınızda. Bizler yanınızdayız.” ifadelerini kullandı.

“Böyle bir çalışmanın içinde olmak çok iyi geldi”

Programa katılan annelerden emekli tarih öğretmeni Necla Çankır, otizmli oğlu Buğra Çankır’ın piyano sanatçısı olduğunu, lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamladığını anlattı. Çankır, toplantıda bulunmaktan mutluluk duyduğunu vurgulayarak, bu buluşmanın tüm özel gereksinimli çocukların sorunlarının çözüme kavuşturulması açısından ümit verici olduğunu dile getirdi.

1992 yılında Türkiye güzeli seçilen, üç çocuğundan biri özel gereksinimli olan Özlem Kaymaz ise çocukların rapor süreçleri, kullandıkları özel ilaçlar, sosyal ve akademik gelişimleri gibi birçok konunun toplantıda detaylı olarak ele alındığını, annelerin, deneyimlerini doğrudan yetkililere aktarma imkanını bulduğunu söyledi.

Kaymaz, duygularını, “Damdan düşen damdan düşeni anlıyor. Bugün de bu sofrada birçok insan aynı damdan düşmüştü. O yüzden enerji çok güzeldi, kah ağladık kah güldük. Kendimi evimde hissettim. Böyle bir çalışmanın içerisinde olmak bana çok iyi geldi.” sözleriyle aktardı.

“Ailelerin ortak sıkıntıları konuşuldu, çok verimli olduğunu düşünüyorum”

Down sendromlu 6 yaşında bir evladı olan sanatçı Özkan Uğurlu’nu eşi Nida Uğurlu da şöyle konuştu:

“Çok güzel bir toplantıydı. Emine Erdoğan’ın yaklaşımı, bizi dinlemek istemesi gerçekten beni çok mutlu etti. Kendimi hafiflemiş hissettim; birileri bizi biliyor, düşünüyor, sıkıntılarımız hakkında bir şeyler öğrenmek istiyor… Bugün bir sürü ailenin ortak sıkıntıları konuşuldu, değerlendirildi. Çok verimli olduğunu düşünüyorum, Sayın Bakanlarımız da buradaydı, çözüm için notlar aldılar. Burada olmak onur verici. İnşallah çocuklarımız için daha güzel günler olur, hepsi kendi hayatlarını idame ettirebilecek eğitimlerine kavuşurlar.”

1,5 yaşında özel gereksinimli bir çocuğu olan Sümeyra Keleş Yerkel, “Sadece sorunlardan değil çözümlerden de bahsettik. Sorunlarla baş başa olan annelerin bu sorunları çözebilecek kişilerle bir araya getirilmesi harikaydı. Çok mutluyum.” dedi.

Uzman psikolog Ümran Gülsüm Kopar ise 14 aylık down sendromlu bir kızı olduğunu anlatarak, düzenlenen programı çok önemli ve kıymetli bulduğunu vurguladı.

Kopar, “Davet edildiğimde çok şaşırdım çünkü normal bir anneyim sonuçta. Milli Eğitim Bakanımızın, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanımızın da bu programa katıldığını görünce kendimi çok şanslı hissettim. Bu konuda inisiyatif alınması bizler için çok kıymetli.” diyerek, yetkililere teşekkür etti.