“Türkiye'nin NATO Üyeliğinin 68. Yılı: Stratejik İttifakın Güçlü Üyesi Türkiye” paneli

ADANA (AA) – NATO Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Başkan Vekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi Ahmet Berat Çonkar, Türkiye'nin NATO üyeliğinin 68'inci yılı dolasıyla düzenlenen panelde, "Türkiye, özellikle askerlere yönelik saldırı ve şehitlerden sonra NATO'yu 4. madde kapsamında göreve çağırdı. Burada somut birtakım taleplerimiz var NATO'dan, bunlar şu an masada. Türkiye'de elbetteki bu kritik süreçte, ittifak dayanışmasının ortaya konulmasını önemsiyor." dedi.

Çonkar, moderatörlüğünü Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Yeşiltaş'ın yaptığı ve Çukurova Kalkınma Ajansı'nda gerçekleştirilen "Türkiye'nin NATO'ya Üyeliğinin 68. Yılı: Stratejik İttifakın Güçlü Üyesi Türkiye" panelinde yaptığı konuşmada, Suriye'deki harekat sürecinde hayatını kaybeden şehitlere Allah'tan rahmet diledi.

Ahmet Berat Çonkar, Türkiye'nin 68. yıllık NATO içindeki konumunun çok önemli ve değerli olduğunu söyledi.

Türkiye'nin NATO operasyonlarına yaptığı çok önemli, eşsiz katkılar bulunduğunu dile getiren Çonkar, Türkiye'nin de kendi milli güvenliği açısından NATO'dan edindiği önemli tecrübeler ve kazanımların olduğunu kaydetti.

Bir milletin, toplumun siyasetten en önemli, en birincil beklentisinin güvenlik konusu olduğunu vurgulayan Çonkar, güvenlik olmadığı zaman ekonominin de huzurun da istikrarın da olmadığını, bu açıdan milleti temsil eden siyasiler olarak kendilerinin en birincil görevinin ülkenin ve milletin güvenliğini tam manasıyla sağlanması olduğunu ifade etti.

Çonkar, soğuk savaş döneminde NATO'nun güney, güneydoğu kanadını koruyan ülke olarak Türkiye'nin üzerine düşen vazifeyi yerine getirdiğini ve önemli sorumluluklar üstlendiğini hatırlattı.

Türkiye'nin 90'lı yıllardan itibaren çevresindeki istikrarsızlıktan kaynaklı büyük bir ateş çemberinden geçtiğini belirten Çonkar, şunları kaydetti:

"Son dönemde Türkiye'nin yaşadığı terörle mücadeleyle ilgili hususlarda NATO içindeki özellikle Türkiye'nin beklentilerini tam manasıyla kavrayamayan, bu nokta da Türkiye'nin aslında hakettiği, haklı olduğu desteği, ittifak dayanışması çerçevesinde göstermekte biraz zayıf kalan bir NATO ittifakı tablosuyla karşı karşıya kaldık. NATO, tabiki sorunsuz bir ittifak değil. Yalnız Türkiye'nin konumuna bakıldığı zaman, Türkiye'nin, özellikle NATO'dan beklentilerinin hem kendi milli güvenliği açısından çok kritik olduğunu görüyoruz hem de Avrupa'nın ve Atlantik'in güvenliği anlamında da Türkiye'nin aslında çok önemli pozisyonda olduğunu görüyoruz. Bunun en güzel örneği Suriye'de yaşanan hadiseler, bugün oradaki istikrarsızlık, oradaki çatışmalar, terör örgütlerinin doğuşu, terörle mücadele noktasında ortak bir duruşun oluşmasını, ortaya çıkmasını gerektirdi. DEAŞ'a karşı bu gerçekleşti, NATO'da burada özellikle bir koolisyon çerçevesinde gerekli adımları zamanlıca attı."

– "Türkiye, sahada göğüs göğüse mücadele etmiş tek NATO ülkesi"

Çonkar, Türkiye'nin DEAŞ ile mücadelesine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Özellikle DEAŞ ile mücadelede Türkiye, sahada göğüs göğüse mücadele etmiş olan tek NATO ülkesi. Bu anlamda kendi askeriyle bedel ödeyerek, şehitler vererek biz bu noktada mücadelemizi yaptık ama özellikle Türkiye'nin başını ağrıtan PKK terör örgütüyle ilgili özellikle onların Suriye'deki uzantısı olan YPG ile ilgili Türkiye'nin eş zamanlı olarak verdiği mücadelede maalesef batı kamuoylarında beklediğimiz desteği göremediğimiz gibi zaman zaman da tam tersine tutumları, hem bazı siyasiler anlamında söylüyorum hem de kamuoylarını yönlendiren basın yayın ve diğer araçlar açısından söylüyorum. Bunlar tabiki Türkiye'de kamuoyumuzda hayal kırıklıkları yaratmakta ve NATO'nun ittifak dayanışması, bütünlüğü gibi konuları da sorgulama noktasında bir durum ortaya çıkarıyor. Haklı olarak Türkiye'nin kamuoyunda NATO'nun yeri, vakti geldiği zaman Türkiye'nin yanında haklı olduğu davalarda, konularda sağlam bir şekilde durmasını bekliyor. Bu açıdan ben bunu sadece Türkiye'nin NATO içindeki bir özel bir durumu olarak görmek istemiyorum. İttifakın içindeki en önemli husus güvenliğin bölünmezliği ilkesi. Bir devlet, ittifak üyesi tehdit algıladığı zaman bütün ortakların, müttefiklerin aynı hissiyat içerisinde hareket edip, aynı tepkiyi verebilme kapasitesi zaten NATO'yu güçlü kılan özelliğidir. Bu özelliğinin, korunması, NATO açısından çok kıymetli."

Türkiye'nin, son dönemde Suriye'de özellikle rejimin zulmü altında İdlib bölgesindeki yaşanan insani krizi durdurma, orada güvenliği tesis etme açısından tamamıyla uluslararası hukuk çerçevesinde harekat yürüttüğünü hatırlatan Çonkar, "Türkiye, özellikle askerlere yönelik saldırı ve şehitlerden sonra NATO'yu 4. madde kapsamında göreve çağırdı. Burada somut birtakım taleplerimiz var NATO'dan, bunlar şu an masada. Türkiye'de elbetteki bu kritik süreçte, ittifak dayanışmasının ortaya konulmasını önemsiyor. Bizler de bunun takipçisiyiz. Bu sınamalarda umut ediyorum ki NATO, doğru bir sınav verecektir ve Türkiye'nin kaygılarını doğru şekilde okuyarak atması gereken adımları zamanlıca atacaktır." diye konuştu.

İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aylin Ünver Noi'nin de konuşma yaptığı panelde, NATO ve NATO'nun küresel güvenlikteki rolü ve faaliyetleri hakkında, üye ülkelerde farkındalık oluşturmayı, genç kesimi bilgilendirmeyi amaçlayan "WeAreNATO" kampanyasının tanıtım videosunun gösterimi yapıldı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

17. NATO Silahların Kontrolü, Silahsızlanma ve Kitle İmha Silahlarının Yayılmasını Önleme Konferansı’na video konferansla bağlanarak konuşma yapan Stoltenberg, silahların kontrolü, silahsızlanma ile nükleer silahların yeryüzünden kaldırılmasının önemine vurgu yaptı.

Rusya ve Çin’in son yıllardaki tutumuna değinen Stoltenberg, “Rusya, kuralları göz ardı etmeye ve esnetmeye devam ediyor, kilit önemdeki anlaşmaları baltalıyor. Rusya aynı zamanda kıtalararası balistik füzelerin de içinde bulunduğu çift maksatlı ve nükleer kabiliyetlerini modernize ediyor.” dedi.

Stoltenberg, Rusya’nın ayrıca yeni silahlar geliştirdiğini, yerden fırlatılan yeni bir füze ve nükleer güçle çalışan seyir füzesi denediğini aktardı.

Çin’in nükleer cephaneliğinin de daha fazla başlık ve gelişmiş fırlatma sistemleriyle hızla genişlediğini dile getiren Stoltenberg, “Bütün bunlar hiçbir sınırlama ve şeffaflık olmadan meydana geliyor.” diye konuştu.

Kuzey Kore ve İran gibi ülkelerin de nükleer silah alanındaki oyuncular olduğunu belirten Stoltenberg, bu ülkelerin küresel kuralları ihlal ettiğini söyledi.

Stoltenberg, “Dünya hızla daha öngörülemez, rekabetçi ve tehlikeli bir hal alıyor. NATO ise bu değişen dünyaya uyumlanıyor. Geçen hazirandaki Brüksel Zirvesinde, gelecekteki güvenliğimiz için transatlantik gündemimiz NATO 2030 üzerinde mutabakata vardık. Bu da NATO’yu silahların kontrolü, silahsızlanma ve silahların yayılmasını önlemede, müttefiklerle diğer ülkeleri bir araya getirerek bu kritik konularda ilerleme sağlamak için eşsiz bir platform olarak daha fazla kullanma anlamına geliyor.” ifadesini kullandı.

NATO müttefiklerinin Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşmasını muhafaza etme, silahların kontrolünü güçlendirme ve ihlallere mukabele etmede daha fazla birlikte çalışması gerektiğini vurgulayan Stoltenberg, küresel bir güç olarak Çin’in silahların kontrolü çabalarında sorumluluğu bulunduğunu kaydetti.

BRUKSEL (AA) – Stoltenberg’in ofisinden, Afganistan gündemiyle İngiltere başkanlığında video konferans yöntemiyle yapılan G7 Zirvesi sonrasında yazılı açıklama yapıldı.

Açıklamaya göre Stoltenberg, zirvede, tahliyelere devam etmek için Kabil’deki havaalanını açık tutmanın öneminin altını çizdi ve yüzlerce NATO personelinin; hava trafik kontrolü, yakıt ikmali ve havaalanında iletişim gibi kritik hizmetleri sağladığına dikkati çekti.

NATO’nun insanların mümkün olduğunca etkili bir şekilde tahliye edilmesini sağlamak için koordinasyon rolü üstlendiğine işaret eden Stoltenberg, Afgan halkının son 20 yılda tüm uluslararası toplumun hatırı sayılır desteğiyle elde ettiği kazanımların korunmasının önemli olduğunu belirtti.

Öncelik, Afganistan’ın tekrar terör yuvası olmasını engellemek

Stoltenberg, NATO’nun ana önceliğinin, Afganistan’ın yeniden uluslararası teröristlerin saldırıları için bir platform olarak hizmet etmesini engellemek olduğunu hatırlatarak, “El Kaide’nin gerilediğini”, 11 Eylül’den bu yana Afganistan’dan NATO müttefiklerine yönelik herhangi bir terör saldırısı olmadığını kaydetti.

Terör tehdidinin yeniden ortaya çıkabileceğini kabul ettiğini aktaran Stoltenberg, NATO müttefiklerinin uluslararası terörle mücadeleye devam edeceklerini ve Afganistan’ın tekrar terörist gruplar için güvenli bir sığınak haline gelmemesini sağlayacaklarını ifade etti.