Türkiye’nin virüslerle mücadelesinde robotlu dönem başlıyor

UVD Robot’un Türkiye distribütörü olan Inno-Robots’un kurucusu Mehmet Bilginsoy, AA muhabirine, robotun sağladığı hijyen hakkında bilgi verdi.

Inno-Robots olarak dünyanın ilk “Robot girişim fabrikası” olarak nitelendirilen Danimarkalı Blue Ocean Robotics tarafından, hastane ve ameliyathane gibi kritik risk taşıyan alanların dezenfeksiyonu amacıyla üretilen UVD Robotlarını, Türkiye’de satışa sunduklarını anlatan Bilginsoy, başta Çin, Danimarka ve İtalya olmak üzere 60’tan fazla ülkede Kovid-19’a karşı kullanılan UVD Robot’un, virüslere karşı yüzde 99,9 etkili olduğunu söyledi.

Yoğun ultraviyole ışığı yayarak, ortamların dezenfeksiyonunu sağlayan ve kendi kendine çalışan otonom bir robot teknolojisi olan UVD Robot’un, insan hatasını yüzde 100 ortadan kaldırdığını ifade eden Bilginsoy, robotun Ultraviyole C ışığının eksik ya da yanlış kullanımına çözüm getirdiğini kaydetti.

“Nereleri dezenfekte edeceğini gösteren bir haritalama yapıyoruz”

Bilginsoy, hastane, okul, AVM, plaza ve otel gibi insan trafiğinin yoğun olduğu yerlerde dezenfeksiyon ihtiyacının daha fazla olduğunu hatırlatarak, Türkiye’ye kazandırdıkları robotla bu tür yerlerin dakikalar içinde dezenfekte edilebildiğini söyledi.

Bilginsoy, “Robotumuza daha önceden nereleri dezenfekte edeceğini gösteren bir haritalama yapıyoruz. Robot bunun ardından her türlü dezenfeksiyon işlemini çok kısa süre içerisinde yapıyor ve güvenilir, sağlıklı ortamlar sunuyor.” bilgilerini verdi.

Çin’in Vuhan kentinde başlayan salgının ardından bölgeye hemen 120 adet robot satışının yapıldığını ifade ederek, şöyle konuştu:

“Robotumuz önce Vuhan’da, daha sonra da İspanya, İtalya ve İngiltere’de hastanelerde kullanıldı. Fakat gösterdiği yarardan sonra havaalanlarında, spor salonlarında ve otellerde de kullanılmaya başladığını görüyoruz. Biz bu olanağı Türkiye’ye de getirip hem çalışanların hem de orada yaşayanların daha sağlıklı ve güvenilir ortamlarda nefes almasını sağlamak istedik.”

Kimyasal ürünlerin gaz salınımı, zehirlenme gibi risklerini de ortadan kaldıran robotun, 360 derece güvenli bir şekilde etkili dezenfeksiyon sağladığını anlatan Bilginsoy, kullanımı son derece kolay olan robotun kendi kendine sürekli yer değiştirerek tüm yüzeylerde etkin bir hijyen sağladığını kaydetti.

UVD Robot’un zararlı mikro organizmalara karşı etkinliğinin, Odense Üniversite Hastanesi ile iş birliği yapan bağımsız mikrobiyolojik laboratuvarlar tarafından kanıtlandığını aktaran Bilginsoy, UVD Robot’un, bir dönem Kovid-19’un merkezi haline gelen ve yoğun bir şekilde hasta ve doktor kayıplarının yaşandığı İtalya’da salgınla mücadelede etkin bir şekilde kullanıldığını anlattı.

“Ultraviyole lambaları kontrolsüzce kullanılmakta”

Bilginsoy, zararlı mikroorganizmaların yok edilmesi için en etkili yöntemin ultraviyole ışınları olduğunu belirterek, ultraviyole C ışığının uzun yıllar boyunca hava, su, zemin gibi alanların yanı sıra gıda gibi tüketim ürünlerinin dezenfeksiyonunda kullanıldığını söyledi.

Bilginsoy, ultraviyole ışınlarının kullanımı esnasında ciddi tedbirler alınması gerektiğini belirterek, şu bilgileri verdi:

“Ultraviyole A bildiğimiz, hepimiz için faydalı olan güneş ışığı. Ultraviyole B kanserojen etkisi olan zararlı bir ışın.Ultraviyole C ise ozon tabakasından geçmeyen ve mikroorganizmaların moleküler yapısını tamamıyla bozarak pasif hale getiriyor. Pasif hale getirmesiyle de dezenfeksiyon işlemi yapılmış oluyor.

Biz bu robotu Türkiye’ye getirirken ultraviyole uygulamaları hakkında biraz araştırma yaptık. Gördük ki maalesef ultraviyole lambaları Türkiye’nin her yerinde kontrolsüzce satılmakta ve kullanılmakta. Ultraviyole C ışını güneşten gelen ve insan, hayvan ve çiçek gibi canlılar için zararlı ışının yapay halidir. Canlı ortamları içerisinde özellikle çok zarar vericidir ve kanserojen etkisi vardır. O yüzden bu cihazın otonom ve denetlenebilir olması robotumuzun en önemli özelliğidir. Türkiye’de sadece lambalar kendi kendine ortamda asılıyor.”

Sonuçları maille raporluyor

Mehmet Bilginsoy, robotun küresel ölçekte medikal geçerlilik testlerinin yapıldığını ifade ederek, ürünü gönül rahatlığıyla satışa sunduklarını kaydetti.

UVD Robot’un 7 bin metrekarelik alanı 1 saatte dezenfekte edebildiğini belirten Bilginsoy, dezenfeksiyonun ardından robotun ilgili yöneticilerin mail adreslerine raporlama yaptığını kaydetti.

Bilginsoy şöyle devam etti:

“Cihaza uzaktan müdahale edip sorunları çözümleyebiliyoruz. Robotun kullanımına ilişkin eğitimleri de veriyoruz. Büyük merkezler için tek bir robot yeterli değil. Bazı yerlerde robot kullanabilirsiniz, bazı yerlerde küçük lambalar kullanabilirsiniz. O yüzden biz hizmet sunarken önce ihtiyaçları analiz ederek yola çıkıyoruz. Dezenfeksiyon süreçlerini de optimize ediyoruz. Kimyasal kullanımından ve insan gücünden elde edilen tasarrufu rapor olarak sunuyoruz. Arkasından ne fiyatta olduğu ortaya çıkıyor.

Türkiye’de pazarın büyüklüğünü açıkçası bilmiyoruz. Önce pazarın kendisini bulması, eğitmesi gerekecek. Ondan sonra gelecekle ilgili projeksiyonlar yapabiliyor olacağız. Ancak şu anda gördüğümüz yoğun talepten dolayı beklediğimizden daha hızlı bir şekilde atlama olacağını görüyorum.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Mitsubishi Electric Türkiye tarafından düzenlenen çevrim içi etkinlikte Manisa Celal Bayar Üniversitesi öğrencilerine iş birlikçi robot teknolojileri anlatıldı.

Mitsubishi Electric Türkiye'nin açıklamasına göre, şirket, Manisa Celal Bayar Üniversitesi iş birliğiyle "İleri Robot ve İş Birlikçi Robot Teknolojileri" konulu bir webinar düzenledi.

Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri Ürün Yönetimi ve Pazarlama Robot Ürün Takım Müdürü Necmi Ömerdedeoğlu, çevrim içi etkinlikte şirketin robot sistemleri ve kolaboratif robot teknolojilerinin kullanım alanları hakkında güncel bilgileri geleceğin mühendis adayları öğrencilerle paylaştı.

Üretim felsefesinin tamamen değiştiğini, artık daha esnek ve daha akıllı araçlara ihtiyaç duyulduğunu belirten Ömerdedeoğlu, tüketim alışkanlıklarının artık tamamen değiştiğini ve ihtiyaçların da buna bağlı olarak çeşitlendiğini bildirdi.

Kullanılan telefondan kıyafetlere kadar kişiselleştirilmiş ürünlerin artık daha fazla ilgi gördüğünü ve son kullanıcının karar verme yetkisinin giderek arttığını kaydeden Ömerdedeoğlu, şu açıklamalarda bulundu:

"Sürekli değişen tüketici taleplerine cevap verebilmek, üretim kapasitesini artırabilmek ve rekabet edebilmek için fabrikalara daha esnek ve daha akıllı mühendislik sistemleri entegre etmemiz gerekiyor. Kişiselleştirilmiş üretimin yanı sıra fabrikalarda karlılığın artması ve operasyonel giderlerin azalması için de akıllı mühendislik teknolojilerine yatırım yapmak, akıllı bulut sistemleriyle entegre çalışabilmek ve tesisi daha güvenli hale getirebilmek kritik bir öneme sahip. Tüm bu beklentilere cevap verebilen ileri robot teknolojileri kullanımı da giderek yaygınlaşıyor ve üreticileri geleceğe hazırlıyor."

– "İyi tasarlanmış robotların hem kişiselleştirilmiş özelliklere hem de değişen üretim ve tüketim trendlerine cevap verebilmesi gerekiyor"

Necmi Ömerdedeoğlu, Mitsubishi Electric tarafından geliştirilen inovatif kolaboratif robotların özellikleri hakkında şu bilgileri verdi:

"Markamız; uzun yıllardır daha hassas, hızlı ve dar alanda operasyon alanını mükemmel kullanabilen robotlara odaklanıyor. Mitsubishi Electric olarak bizi rakiplerimizden ayıran en önemli özellik yazılımsal çözümlerin de markamızın tasarladığı robotlarla birlikte sunulması. İyi tasarlanmış robotların hem kişiselleştirilmiş özelliklere hem de değişen üretim ve tüketim trendlerine cevap verebilmesi gerekiyor. Esneklik, kolay adaptasyon, değişen mühendislik sistemlerine uygunluk ve insanlarla birlikte çalışabilirlik, yeni endüstri sürecinin diğer olmazsa olmazları. Bu da günümüzde kolaboratif robot kavramını gündeme getiriyor."

Ömerdedeoğlu, Mitsubishi Electric'in endüstriyel robot hassasiyetinde çalışan kolaboratif robotlarının operatörle güvenli bir şekilde görev aldığını, operatör yokken endüstriyel robotlara yakın hızlarda hassas çalışabildiğini belirtti.

Koruma sınıfı yüksek robotların endüstriyel ortamların zorlu şartlarına uyum sağlayabildiğinin altını çizen Ömerdedeoğlu, üreticilerin en yüksek düzeyde beklentilerine cevap verebildiklerini aktardı.

İSTANBUL (AA) – DOF Robotics Ticari Kurul Başkanı (CCO) Ahmet Enes Aladaş, salgın sürecinde birçok yatırımcının ayakta kalabilmek için çaba sarf ettiğini belirterek, "Son dönemde global müşterilerimizden gelen vadeli satış taleplerine biz de kulak verdik ve Türk Eximbank ile birlikte Vadeli Ticaret Modeli'ni ortaya koyduk." ifadesini kullandı.

Aladaş, müşterilerine destek olmak amacıyla Türk Eximbank ile birlikte hayata geçirdikleri Vadeli Ticaret Modeli'ne ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, yıla hızlı bir giriş yaparak bu modeli uygulamaya koyduklarını bildirdi.

Şirket olarak satışlarının yüzde 90'dan fazlasını yurt dışında 80'i aşkın ülkeye yaptıklarını anımsatan Aladaş, müşterilerden gelen talep üzerine uzun zamandır Vadeli Ticaret Modeli üzerinde çalıştıklarını ve nisan itibarıyla bu modeli hayata geçirdiklerini aktardı.

Aladaş, DOF Robotics'in, eğlence sektörüne katma değerli, yüksek teknolojili simülatörler üreten, "markalı ihracat" mottosuyla hareket eden, yüzde 100 yerli bir şirket olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Müşterilerimizin yüzde 39'u eğlence sektörüne ve özellikle FEC diye tabir ettiğimiz aile eğlence merkezlerine yatırım yapan büyük şirketler. Yüzde 28'i ise temaparklar. Bu çoğunluk, yaptığı yatırımın karşılığını simülatörleri kurup işlettikten sonra almaya başlıyor ve bu yatırımlar bazen tek bir simülator için milyon dolarları bulabiliyor. İçinde bulunduğumuz salgın sürecinde ise birçok yatırımcı ayakta kalabilmek için çaba sarf ediyor. Son dönemde global müşterilerimizden gelen vadeli satış taleplerine biz de kulak verdik ve Türk Eximbank ile birlikte Vadeli Ticaret Modeli'ni ortaya koyduk."

Aladaş, artık yatırımcıların kendilerinden sipariş ettiği ürünün maliyetinin yarısını üretim esnasında, kalan yarısını ise simülatör kurulup işletmeye alındıktan tam 1 yıl sonra ödeyebileceğini, bu sayede yatırım için salgının bitmesini bekleyen müşterilere kritik süreçte destek olmayı amaçladıklarını aktardı.

– "Bu model 2021 yılı ile sınırlı kalmayacak"

Ahmet Enes Aladaş, 2021 yılında belirli sayıda simülatör için bu modeli işleteceklerini belirterek, yaklaşık 1 ay önce internet sitelerinde Yatırım Geri Dönüş Hesaplama Modülü'nü devreye aldıklarını, artık simülator satın almak isteyen müşterilerin, birkaç tıkla alacağı ürünün yatırım geri dönüş süresini hesaplayabildiğini bildirdi.

Çözüme ve kurulduğu yere göre değişmekle birlikte ortalama 2 yılda yatırım geri dönüşü sağlanabildiğini aktaran Aladaş, "Bu herhangi bir yatırım için olabilecek en iyi süre. Başka herhangi bir sektörde bu kadar hızlı yatırım geri dönüşü sağlanamıyor. Ancak ilk yatırım maliyeti yüksek olduğu için de bugüne kadar büyük yatırımcılar bu fırsatı değerlendiriyordu. Biz Vadeli Ticaret Modeli ile bu fırsatı herkese sunmuş olduk." değerlendirmesinde bulundu.

Aladaş, bu fırsattan yabancı yatırımcıların faydalanabildiğini ancak Türkiye'de de vade isteyen müşterilere destek olmaya çalıştıklarını bildirdi.

– "Salgın sürecinde hedeflerini yükselten şirketiz"

DOF Robotics Ticari Kurul Başkanı Aladaş, yıllardır üretime, personele ve Ar-Ge'ye yatırım yaptıklarını ve bunun karşılığını global ödüllerle aldıklarını belirterek, salgın sürecinde de hız kesmeden yatırımlara devam ettiklerini aktardı.

Geçen yıl salgına rağmen satış hedeflerini tamamladıklarını kaydeden Aladaş, "Bu yılın ilk çeyreğinde 2020 yılı toplam satış rakamlarımızın da üzerine çıktık. Bu yıl hedeflerimiz çok yüksek ve büyük bir kararlılıkla bu hedeflere ilerliyoruz. Salgın sürecinde hedeflerini yükselten belki de tek şirketiz. Üstelik bunu en çok satış yaptığımız dönemler olan herhangi bir fuar veya etkinlik olmadan yaptık. Çok yakında yeni ürünlerimizi kullanıcıların beğenisine sunacağız ve her yıl olduğu gibi bu yıl da sektöre yön vermeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.