Cts. Ağu 17th, 2019

“Türkiye’ye ekonomik tuzaklarla diz çöktüreceklerini sananlar bu milleti hiç tanımamış”

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı , "Türkiye S-400 savunma sistemlerini alacaktır demiyorum, almıştır. Biz bu işi bitirdik." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen partisinin grup toplantısında konuştu.

Bu yılın başından şu ana kadar 2 bin teröristin etkisiz hale getirildiğini bildiren Erdoğan, teröristlerin kaçacak delik aradıklarını söyledi. Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ama biz terörle bu mücadeleyi verirken daha önce yine silahlı kuvvetlerin içerisinden gelmiş olan birileri de o sorumluluk mevkisinde olan birileri de bakıyorsunuz bu ülkedeki o milli ve yerli olmaktan uzak yapılarla oralara kendilerine göre sufle ediyorlar, bazı kendilerine göre bilgileri ve yapılan işlerin yanlış olduğuna varıncaya kadar. Öbür tarafta bakıyorsunuz şu anda yeni askerlik yasasıyla ilgili kendilerine göre bazı şeyleri söyleyip duruyorlar, yazıyorlar, çiziyorlar vesaire. Siz korkaksınız, korkak. Hiçbir zaman siz bu milletin askerinin şanına yakışır komuta kademesi olmadınız, olamadınız. Onların da üzerine gitmediniz, gidemediniz. Biz onlarla da çalıştık. Neler yaptıklarını gayet iyi biliyoruz. Ve şimdi sivil hayata döndükten sonra sağda solda yazıyorlar, çiziyorlar, çeşitli yerlere de çeşitli bilgiler kendilerine göre sızdırıyorlar. Biz abdestimiz var, onun için yaptığımıza da eminiz ve emin olarak da yolumuza devam ediyoruz."

– Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon arama faaliyetleri

Suriye meselesi, S-400 ve F-35 krizlerinden bunları ayrı düşünmemek gerektiğini ifade eden Erdoğan, Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon arama faaliyetleriyle ilgili gerilimin Türkiye'ye yönelik ekonomik tuzaklardan ayrı görülemeyeceğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şu anda hidrokarbon arama olaylarında 4 tane gemiye sahip olduk. Bizde bundan önce böyle bir şey yoktu. Ama şimdi bizde hem arama hem sondaj 4 tane gemi kendimize ait. Bunlarla biz buralarda bu çalışmayı şimdi yürütüyoruz. Tarihimiz boyunca böyle bir şeye sahip değildik, yoktu ama şimdi var. Ve çalışmalarımızı Deniz Kuvvetlerimizin refakatinde bütün oradaki güvenliği her şeyi sağlamak suretiyle yürütüyoruz. İnşallah bir yerden çıkacak. Çıktığı anda da bizim Kuzey Kıbrıs'taki Türklerin oradaki haklarını, hukukunu da biz uluslararası deniz hukukuna dayalı olarak koruyacağız. Kimse de bize 'Niye bunu şöyle yaptınız, bunu böyle yaptınız?' diyemez. Adama sorarlar 'Senin burada ne işin var?' Biz garantör ülkeyiz. Garantör ülke olarak da biz oradaki bütün münhasır ekonomik bölgelerde haklarımız nelerse bu hakları sonuna kadar koruyacağız ve oradaki Türk kardeşlerimizin haklarını da kimseye yedirtmeyeceğiz, kusura bakmasınlar."

– S-400 savunma sistemleri

Bazı hususları gayet açık ve net şekilde altını çizerek tekrarlamakta fayda gördüğünü belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bir, Türkiye S-400 savunma sistemlerini, bakınız alacaktır demiyorum, almıştır. Biz bu işi bitirdik. İnşallah önümüzdeki ay da bu sistemin ülkemize teslimi yapılacaktır. Bu sistem bir taarruz sistemi değildir, bir savunma sistemidir. Ben ülkemi savunmak için gerekli tedbirleri almayacak mıyım, bunun için birilerine mi soracağım? Tabii ki biz burada böyle bir savunma sistemi için Amerika'dan istedik mi, istedik. Sen verdin mi, vermedin. Ne dedin? 'Kongre müsaade etmiyor'. Değerli arkadaşlar sayın Obama döneminden itibaren biz bu çalışmayı başlattık. Bize hep söyledikleri 'Kongre müsaade etmedi'. Kongre müsaade etmediyse biz de başımızın çaresine bakacağız. Ve ardından S-400 gündeme geldi. Gayet uygun fiyatlarla ve üstelik bir de uygun fiyatlarla olmanın yanında ortak üretime de geçebilme imkanlarını, onun sözünü de almak suretiyle biz sözleşmemizi imzaladık. Şimdi inşallah kısa zamanda da geliyor. Bu konuda bizimle iş birliği yapmak isteyen herkese kapımız açık. Biz buna rağmen sayın Trump'a da 'Eğer siz de bize bu şartlarda verecekseniz, biz sizlerden de Patriot alırız.' dedik. Onu da söyledik ama onlar bize kalkıp da buna benzer şartları ileri sürerek 'evet' diyemediler."

– F-35 projesi

İkinci olarak Türkiye'nin F-35 uçaklarının sadece müşterisi değil, aynı zamanda üretim ortağı olduğunun altını çizen Erdoğan, "Bugüne kadar bir milyar 250 milyon dolar biz ödeme yaptık. F-35 projesinden hiçbir akılcı ve haklı dayanağı olmayan gerekçelerle dışlanmamızın hesabını tüm platformlarda soracağız. Şu anda yine arkadaşlarıma gerekli görevi verdim. Onlar da muhataplarıyla görüşmeleri yapıyorlar. Görüşmelerden sonra da gerekirse Başkan sayın Trump ile zaten ay sonu Japonya'da bir arada olacağız, orada zaten kendileriyle ayrıca görüşmemiz var. Orada da bu konuları inşallah karşılıklı görüşeceğiz ama biz tabii oraya gitmeden burada bu işi telefonlarla bir defa görüşelim, işi geldiği şu safhadan başladığımız noktaya geri çevirelim istiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

– "Tüm seçenekler masamızda olmaya devam edecektir"

Üçüncü olarak, Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türklerinin hakkını, hukukunu, çıkarlarını gözetmeyen hiçbir adımın atılmasına izin vermeyeceklerini vurgulayan Erdoğan, "Bu konuda tüm seçenekler masamızda olmaya devam edecektir." dedi.

Erdoğan, altını çizmek istediği dördüncü hususla ilgili, "Suriye'de sınırlarımız boyunca oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu Cerablus-Afrin hattında Kuzey Irak sahasında nasıl kırdıysak Fırat'ın doğusunda da aynı şekilde paramparça edeceğiz. Hep söylediğimiz gibi bir gece ansızın gelebiliriz." ifadelerini kullandı.

– "Türkiye'ye ekonomik tuzaklarla diz çöktüreceklerini sananlar bu milleti hiç tanımamış"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

"Beş; Türkiye'ye ekonomik tuzaklarla diz çöktüreceklerini sananlar, açık konuşuyorum, bu milleti hiç tanımamış, hiç tanımamış demektir. Biz gerektiğinde 'Kan kusup, kızılcık şerbeti içtik.' diyen, gerektiğinde istiklali için canını ve malını ortaya koymaktan çekinmeyen bir milletin ta kendisiyiz. Bugün ayağımıza vurulmaya çalışılan ekonomik prangaları da inşallah en kısa sürede parçalayıp atacağız.

Altı; siyasi istikrarsızlık oluşturmak için çevrilen numaraların hepsinin de farkındayız ve bu tuzağa asla düşmeyeceğiz. Gerilim siyasetine asla tevessül etmeyecek, demokrasiden, milli iradenin üstünlüğünden taviz vermeden bu uzun ve ince yolu kat edeceğiz. Israrla ifade ettiğimiz gibi bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.

Hepsi de gayet açık olan bu mesajların muhataplarımız tarafından doğru şekilde anlaşılacağını ümit ediyorum. Bununla birlikte siyasi ve askeri bunca meselesinin alışılmış müttefiklik ilişkilerine, diplomatik teamüllere, karşılıklı çıkar ilişkilerine rağmen üst üste bindirilmesinin bilinçli bir politika olduğunu da biliyoruz. Açık konuşmak gerekirse, Türkiye bir yandan son bir asırdaki en büyük atılımlarını gerçekleştirirken diğer yandan da yine aynı dönemdeki en büyük çok yönlü kuşatmayla karşı karşıyadır. Allah'ın izniyle milletimizle kol kola, gönül gönüle vererek tüm bu meselelerin üstesinden gelebilecek güce, iradeye, kararlılığa sahibiz. Bunun için en önemli şart, AK Parti'nin kendi içinde sağlam durması, milletimizle olan gönül bağını güçlü tutması, hedeflerinden sapma göstermemesidir."

(Sürecek)