Türkiye'ye getirilen 2,8 milyon doz BioNTech aşısı Sağlık Bakanlığı depolarına yerleştirildi

ANKARA (AA) – Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, Türkiye’de başarılı şekilde yürütülen aşı çalışmalarına, BioNTech aşısının da dahil olduğu belirtildi.

Son sevkiyatlarla toplam 2,8 milyon doza ulaşan BionTech aşılarının, özel koşullara uygun şekilde Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı depolarına yerleştirildiği aktarılan açıklamada, aşının analiz çalışmalarının ardından uygulanmaya başlanacağı kaydedildi.

Açıklamada, aşının Nisan’da 4,5 milyon doza ulaşacağı ve 30 milyon doz için firmayla opsiyonlu anlaşma sağlandığına dikkat çekilerek, şu ifadelere yer verildi:

“Firmanın üretim kapasitesinin artmasıyla aşının ülkemize getirilme çalışmaları devam edecek.

 Aşılar, Sağlık Bakanlığı depolarında saklama koşullarına uygun olarak tasarlanan özel odalarda eksi 80 derecede muhafaza ediliyor. Ülkemize özgü aşı güvenliğini sağlayan Aşı Takip Sistemi (ATS) ile gerekli olan kare kodlama işlemlerinin tamamlanmasıyla birlikte illerimize sevk edilerek uygulanmaya başlanacak. Sevk sırasında özel koli ve sıcaklık kayıt cihazları kullanılacak. 

Aşılar, il depolarında kuru buz dolu kolilerde 5-15 gün oda sıcaklığında veya eksi 20 derecede 14 gün saklanabiliyor. Aşı uygulama merkezlerine, 120 saat içerisinde uygulanabilecek doz sayısı kadar flakon sevk edilecek. Aşı uygulama merkezi teslim aldığı aşıları 2-8 derecede aşı dolabında saklayacak.”

Tüm ülkelerde zaman zaman tedarik sorunları yaşanmasına rağmen Türkiye’nin aşıya erişim ve uygulanma rakamları dikkate alındığında, dünyanın önde gelen ilk beş ülkesi arasında yer aldığı vurgulanan açıklamada, Türkiye’nin, aşı gönüllüsü güçlü insan kaynağıyla aynı anda iki farklı soğuk zincir gerektiren pandemi aşı uygulamasını da başarılı şekilde yürütmeye devam ettiği kaydedildi.

Aşılar nasıl korunuyor?

Öte yandan, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Aşı İle Önlenebilir Hastalıklar Dairesi Başkanlığından Dr. Tarkan Mustafa Yamanoğlu da aşıların nasıl korunduğuna ilişkin bilgi verdi.

Yamanoğlu, Kovid-19’da kullanılan mRNA aşılarının soğuk zincirinin karmaşık olmasına rağmen, Türkiye’nin tecrübeli çalışanları ve alt yapısı sayesinde bu sürecin de yine daha önceki kuru buz metoduyla uygulanacağını belirtti.

Depolarda aşıların eksi 60 ila eksi 80 derece arasında saklanabildiğini, illere kuru buz ile özel kolilerde, kayıt cihazlarıyla sevkiyatların yapıldığını anlatan Yamanoğlu, bunları kolilerde 5 ila 15 gün saklamanın mümkün olduğunu kaydetti.

Dr. Tarkan Mustafa Yamanoğlu, aşıların tedarikinden sonra güvenliğini sağlamak, soğuk zincirini kaliteli şekilde yönetmek, kontrol altında tutmanın önemine işaret etti.

“Bir sorun yaşamadan mRNA aşısını da uygulamaya sokacağız”

Türkiye’nin dünyadaki tecrübesi sayesinde, ilk defa yapılan aşıyı canlı olarak her ortamda izleme kabiliyetine sahip bulunduğunu belirten Yamanoğlu, aşıların hem süre hem sıcaklık açısından canlı izleneceğini ve aşıların güvenli şekilde uygulanmasına kadar bu sürecin devam ettirileceğini söyledi.

Yamanoğlu, aşının hazırlık aşamasının da bilinen, rutin aşı hazırlık aşamalarından biraz farklı olduğuna değinerek şunları kaydetti:

“Flakonlarımız çok dozlu olacak ve hazırlık aşamasında da yine tecrübeli personelle bu işin yürütülmesi gerekiyor. Bu amaçla son bir ay içerisinde iki kez canlı olarak kullanıcılara eğitimler verildi. Gerekli talimatlar, eğitim notları, video çekimleri de tamamlandı. Bunları da en kısa sürede kullanıcılara ulaştıracağız ve herhangi bir sorun yaşamadan başarılı bir şekilde mRNA aşısını da uygulamaya sokacağımızı tahmin ediyoruz.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Yeni kesilmiş kurban etinin buzdolabının üst rafında 24 saat boyunca dinlendirilmesi önerilir. Özellikle mide ve bağırsak rahatsızlığı olan kişiler dinlendirilmiş et tüketmelidir.” uyarısında bulunuldu.

KAYSERİ (AA) – Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Rektörü Prof. Dr. Mustafa Çalış, Türkiye’nin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı TURKOVAC’ın üniversitelerinde geliştirilmesi sürecine ilişkin, “Aykut Özdarendeli ve ekibi çok çok etkin ve yetkin bir ekip hem de 2013’ten beri devam eden fiziki altyapımız buna uygundu. Bu bizim hızlı olmamızı gerektirdi. Tecrübe olduğu için neyin ne zaman gerekeceğini bildiği için Aykut hoca ve ekibi, onunla ilgili önce tedbir aldı, bize sundu, biz de gereklerini yaptık.” dedi.

Aşı Araştırma ve Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezinde AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Rektör Çalış, salgının ortaya çıktığı ilk günden itibaren ekiplerinin büyük bir gayretle çalışmaya devam ettiklerini söyledi.

Yerli aşı adayının tüm çalışmalarının ERÜ bünyesinde yapıldığını hatırlatan Çalış, TURKOVAC’ın Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı tarafından desteklendiğini vurguladı.

“Çok şükür hem preklinik çalışması hem de Faz-1 ve Faz-2 çalışması çok başarılı geçti.” diyen Çalış, birkaç gün önce de Faz-3 çalışmasına geçildiğini ve aşının uygulamasının yapıldığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından aşıya “TURKOVAC” isminin verildiğini hatırlatan Çalış, “İnşallah Faz-3 de başarılı geçer, bir an önce yerli aşımız hem vatandaşlarımıza hem tüm dünyaya hem de mazlumlara uygulanır.” dedi.

Çalış, Faz-3 aşamasını Sağlık Bakanlığının koordine ettiğini belirterek, “Dolayısıyla Sağlık Bakanımız da açıkladı, 20 bine yakın ve üzerinde gönüllüde uygulanacağını ifade ettiler. Faz-3 aşaması yeni başladı.” diye konuştu.

ERÜ’nün araştırma üniversitesi olduğunu vurgulayan Çalış, şunları kaydetti:

“Araştırma üniversitelerinin, asla eğitim öğretimden taviz vermeden Ar-Ge’ye yoğunlaşması gerekiyor. Biz Erciyes Üniversitesi olarak da birçok alanda çok büyük başarılar elde ediyoruz. Aşı örneğini verecek olursak, belki Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir üniversitede Faz-2’yi başarılı bir şekilde bitirmiş çok az örnek vardır. Biz preklinik çalışmayı burada yaptık ve burada geliştirdik. Faz-1 ve Faz-2’yi yine Erciyes Üniversitemizdeki İyi Klinik Araştırma ve Uygulama Merkezinde yaptık. Faz-1 ve Faz-2 de başarılı bir şekilde geçti. Bir üniversitede Faz-2’nin sonuna gelip her aşamayı başarılı geçiren güzel bir örnek, tek örnek diyebiliriz. Bununla gurur duyuyoruz. Erciyes Üniversitesi olarak ülke olarak gurur duyuyoruz. Daha birçok çalışmalar devam edecek. Şunu ifade etmek isterim; yeni aşı uygulama araştırma merkezimiz yapılıyor. Gelecek yıl inşallah bitecek. Orası bittiğinde bir aşının Faz-1, Faz-2, Faz-3’teki gönüllülere uygulama dozunu da biz orada üreteceğiz, bu çok önemli. Hiç kimseye ihtiyaç kalmadan üniversitemiz Faz-3’ü tamamlayıp aşıyı ticari hale getirip insanlığa sunmuş olacak. İnşallah 2022’de aşı merkezimiz bittiğinde onu başaracak düzeye geleceğiz.”

“3. doz olarak yerli aşımız yetişir diye ümit ediyoruz”

Araştırma üniversitesi olarak yeni çalışmalarının olduğuna değinen Çalış, “Tabii sadece Kovid-19 değil bizim birçok projemiz var, şu anda çeşitli enfeksiyon hastalıklarına karşı, kanser hastalıklarına karşı aşı geliştireceğimiz projelerimiz var. İleride birçok aşının Erciyes Üniversitesinden çıkacağını söyleyebilirim.” dedi.

Çalış, yerli aşının Türk ismiyle anılmasının gurur verici olduğunu belirterek, bundan dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti.

“Yani Türk isminin burada olması Türkiye’de geliştirilen bir aşının insanlığa, mazlumlara ulaşacağını düşünecek olursak geçekten müthiş bir isim, hayırlı, uğurlu olsun.” diyen Çalış, bulunan ismin birçok kesim tarafından beğenildiğini de kaydetti.

Yerli aşıya karşı güven olacağını anlatan Çalış, şöyle devam etti:

“Sağlık Bakanlığımızın izin verdiği tüm aşılar zaten etkili ve güvenilir aşılardır. O soru hep geliyor. Tabii yerli aşımızı bekleyen birçok vatandaşımız oldu. İnşallah yerli aşımız da ticari olarak da kullanılacağını düşünüyorum ama şu anda hangi aşıya ulaşabiliyorlarsa olmaları gerekiyor çünkü bir pandemi durumu var. Sayın Bakanımız da açıklamıştı ileriki dönemlerde takviye olarak veya 3. doz olarak yerli aşımız yetişir diye ümit ediyoruz.”

Çalış, yerli aşının antikor düzeyi ile ilgili şunları kaydetti:

“Tüm aşı olan gruptaki gönüllülerimizde yüzde 100 antikor oluştu. Bu, çok büyük bir veri. Aynı zamanda etkinlik gösteren başka parametreler de var. Onlar da çok etkin çıktı, sadece antikor değil, diğer etkinlik parametreleri de çok iyi çıktı. Bunu Sağlık Bakanlığımız da biliyor. Biz onlara gönderdik verileri. Etkinlik çok iyi tabii Faz-2’deki etkinlik değil Faz-3’teki çalışma bu amaçla yapılacak. Hem güvenlik hem etkinlik Faz-3’te de yapılacak. İnşallah onun sonucu da iyi çıkar diye ümit ediyoruz. Mutant virüslerle ilgili Aykut hocamız ve ekibimiz çalışıyor. İlk İngiliz varyantı ön plana çıktığında da hemen çalışmalara başladılar. Onunla ilgili güzel sonuçlar var ama bunu şimdiden söylemek istemiyoruz, çalışmalar devam ediyor.”

ERÜ olarak her şeyi prosedüre uygun olarak yaptıklarını vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Çalış, şöyle devam etti:

“Aslında aşılar 3-5 belki 10 yılda çıkabilecek ürünler. Bizim aşı uygulama araştırma merkezimiz 2013 yılında kuruldu ve 2015 yılında resmi olarak faaliyete geçti. Çok etkin bir merkez. Niye bu kadar hızlı sorusuna, gerçekten hem bizim ekibimiz, Aykut Özdarendeli ve ekibi çok çok etkin ve yetkin bir ekip hem de 2013’ten beri devam eden fiziki altyapımız buna uygundu. Bu bizim hızlı olmamızı gerektirdi. Tecrübe olduğu için neyin ne zaman gerekeceğini bildiği için Aykut hoca ve ekibi, onunla ilgili önce tedbir aldı, bize sundu, biz de gereklerini yaptık. 5 ay sonra gerekecek bir malzemeyi 5 ay önce temin etmeye çalıştık. Bunlar çok etkili oldu. Bazı ülkelerin SARS ve MERS virüsü ile ilgili çalışmaları vardı, dolayısıyla onların en az 6-7-8 ay bizden önce olacağını biz tahmin ediyorduk. Yani sıfırdan başlayıp 1,5 yıl içerisinde Faz-2’yi de içinde olacak şekilde tüm aşamaları çok başarılı bir şekilde geçmemiz çok büyük bir başarı, biz bununla gurur duyuyoruz Erciyes Üniversitesi olarak.”

“Kaliteden asla taviz vermedik”

Prof. Dr. Aykut Özdarendeli’nin başarılı çalışmalara imza attığını belirten Çalış, yapılan tüm çalışmaların dünya standartlarında prosedürlere uygun bir şekilde yapıldığını söyledi.

“Biz kaliteden asla taviz vermedik, prosedürden asla taviz vermedik.” diyen Çalış, İyi Klinik Uygulama ve Araştırma Merkezinin dünya çapında kuruluşlarca, Avrupa İlaç Ajansı, Kanada, ABD gibi birçok yer tarafından denetlendiğini ve kabul edilen bir merkez olduğunu ifade etti.

Dünya çapında büyük şirketlerin faz çalışmalarının yapıldığı bir merkezin aşı çalışmalarında kendilerinin hızını artırdığını vurgulayan Çalış, “Onun için araştırma üniversitelerinin misyonu Ar-Ge çalışması yapmak, ürün geliştirmek, çıktı ortaya koymak. Özellikle Erciyes Üniversitemizin bu alanda çok yetkin olması bizi çok ön plana geçirdi.” dedi.

Çalış, 17-18 merkezde aşı çalışması yapıldığını hatırlatarak, onlarda da çok iyi sonuçlar çıkacağını ümit ettiğini dile getirdi.

Yakın zamanda birden çok yerli aşının olacağına inandığını belirten Çalış, Aşı Uygulama ve Araştırma Merkezinde Aykut Özdarendeli ile beraber 8-10 kişilik çekirdek ekip tarafından aşının geliştirildiğini aktardı.

Çalış, İyi Klinik Uygulama ve Araştırma Merkezinde ise 28-30’a yakın ekibin olduğunu, orada da faz çalışmalarının bu ekip tarafından yürütüldüğünü sözlerine ekledi.