'Türkler Geliyor: Adaletin Kılıcı' Beyoğlu'nda sinemaseverlerle buluştu

Grand Pera Emek Sineması’ndaki özel gösterime, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız’ın yanı sıra filmin yapımcısı Mehmet Bozdağ ve oyuncular da katıldı.

Yapımcı Bozdağ, gösterim öncesinde yaptığı açıklamada, filmin vizyondaki 4’üncü haftasında olduğunu hatırlatarak, “Birçok yerde filmimiz çok beğenildi, mutluyuz. Özellikle tarihi projeler halkımızın ilgisini çekiyor. Eserinin beğenilmesi insanı ziyadesiyle mutlu ediyor.” dedi.

Bozdağ, filmin Avrupa’da vizyonda olduğuna dikkati çekerek, yakın zamanda ABD, Güney Kore, Pakistan ve Endonezya’da da vizyona gireceğini bildirdi.

Beyoğlu Belediye Başkanı Yıldız ise yapımcı Mehmet Bozdağ’ın Diriliş Ertuğrul ve Kuruluş Osman gibi yapımlarla tarihin yeniden okunmasına vesile olduğunu belirterek, “Balkanlar’da bizim hikayemizi anlatan Türkler Geliyor filmiyle milletimizin karşısında. Bu akşam Beyoğlu Belediyesi olarak biz de sinemanın ve tiyatronun kalbi olan Emek Sineması’nda bu filmi izleyeceğiz.” diye konuştu.

Filmin oyuncularını da tebrik eden Yıldız, Türk halkının filmi layıkıyla takdir edeceğine inandığını söyledi.

“Tarihi konular sinemada işlenmeli”

Filmin oyuncularından Serdar Gökhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Diriliş Ertuğrul dizisinden bu yana tarihi yapımlarda rol aldığını belirterek, “Türkler Geliyor: Adaletin Kılıcı” filmi, Türk sinemasında yapılmış en iyi filmler arasında yer alıyor. Hollywood’daki imkanlar bizde henüz olmamasına rağmen o ayarda bir iş çıkardık. İnsanlarımızın böyle gidip izlemesi lazım ki bu tarz filmlerin devamı gelsin.” yorumunu yaptı.

Tarihi konuların sinemada işlenmesi gerektiğine vurgu yapan Gökhan, “ABD, 300 yıllık tarihiyle birçok konu üretirken bizim binlerce yıllık tarihimizde yapılacak çok destansı işlerimiz var. Bunların yapılması lazım. Tarihi filmlerde maliyetler çok yüksek, onun için devlet desteği lazım. Desteklenirse çok daha iyi işler yapabileceğimize inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Film hakkında

Yönetmen koltuğuna Kamil Aydın’ın oturduğu film, İstanbul’u fethinin ardından yönünü Roma’ya çeviren Fatih Sultan Mehmet’in akıncılarının, anarşi ve zulümle dolu Balkan coğrafyasında Sırp Kralı Lazar’a karşı verdikleri zorlu mücadeleyi ve cihan devletinin köklerinin bu coğrafyada yeşermesini konu alıyor.

“Türkler Geliyor: Adaletin Kılıcı”nın oyuncu kadrosunda Emre Kıvılcım, Ece Çeşmi̇oğlu, Levent Özdi̇lek, Eren Vurdem, Ebru Özkan, Seray Kaya, Ogün Kaptanoğlu, Cemal Hünal, Selda Alkor, Serdar Gökhan ve Sezgin Erdemir yer alıyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Türkiye’deki sinema salonlarında bu hafta 2’si yerli olmak üzere 9 film vizyona girecek.

Akan Satayev’in yönetmenliğini üstlendiği Tomris, 6. yüzyılda İskit-Saka İmparatorluğu’nun başına geçerek Türk tarihinin ilk kadın hükümdarı olan Tomris Hatun’un hayatını konu ediniyor.

Kazakistan ve Rusya ortak yapımı filmde, Almira Tursyn, Adil Akhmetov, Erkebulan Dairov, Aizhan Lighg ve Berik Aytzhanov rol alıyor.

“Habis”

Yönetmen ve senarist James Wan’ın yeni korku filmi “Habis” filmi, şok edici cinayet görüntüleriyle paralize olan Madison’un hikayesine odaklanıyor.

Filmin oyuncu kadrosunda Annabelle Wallis, Maddie Hassos ve George Young yer alıyor.

“Sekiz”

Haftanın yerli yapımları arasındaki Buğra Kekik’in yönetmen koltuğunda oturduğu ve senaryosunu kaleme aldığı “Sekiz”, suç ve gizem türünde filmseverlerin beğenisine sunuluyor.

Film, yıllar önce bir avukat tarafından üzeri kapatılan bir kazaya neden olan bir şarkıcının yaşadıklarını konu ediniyor.

“Shang-Chi ve On Halka Efsanesi”

Marvel Comics karakteri Shang-Chi’yi temel alan “Shang-Chi ve On Halka Efsanesi”, kişisel geçmişinde büyük yer tutan The Ten Rings örgütü ve onun lideri The Mandarin ile karşı karşıya gelen dövüş sanatlarında usta Shang-Chi’nin hikayesini anlatıyor.

Marvel Studios imzalı filmde Simu Liu, Tony Leung Chiu-Wai ve Awkwafina oynuyor.

“Luka”

Haftanın tek animasyon türündeki, Pixar yapımı film, bir İtalyan sahil kasabasında, kendisine kıyasla daha maceracı olan arkadaşı Alberto’ya uyarak yaşadıkları denizden çıkıp insan hayatının renklerini keşfeden deniz canavarı Luka’nın hikayesini minik seyircilerle buluşturuyor.

“Tüp”

Yönetmen ve senarist Mathieu Turi’nin gerilim türündeki filmi “Tüp”, içinde mahsur kaldığı tüpten kurtulmaya çalışan bir kadının hikayesini ele alıyor.

Orijinal adıyla “Meandre” adlı yapımda, Gaia Weiss, Peter Franzen ve Romane Libert rol alıyor.

“Ekip Oyunu”

Muhammet Emre Aydın’ın yönetmen koltuğuna oturduğu, Ahmet Özakbalık, Ali Kemal Yıldıran, Ayşegül Saygılı, Akif İnce ve Ezgi Karaçam oynadığı “Ekip Oyunu”, birincinin büyük ödülle eve döneceği ve ormanda gerçekleştirilen bir yarışmada olayların çığırından çıkmasını konu ediniyor.

“Bir Orduya Bedel”

Aksiyon türündeki ve Stephen Durham’ın yönettiği “Bir Orduya Bedel”, kocasını öldüren çeteden intikam almak için onların peşine düşen genç bir kadını anlatıyor.

“İki Aşığın Ölümü”

2020 Sundance Film Festivali’nin favorileri arasında gösterilen “İki Aşığın Ölümü”, özellikle başrolündeki, “Convergence”, “Spectral” ve “Lethal Weapon” dizisinden hatırlanan Clayne Crawford’ın güçlü performansıyla ve düşük bütçesiyle, bağımsız bir yapım olarak vizyonda izleyici karşısına çıkıyor.

Robert Machoian’ın yönettiği ilk uzun metrajlı film olan yapım, ayrılık kararı alan bir çiftin hayatına odaklanıyor.

İSTANBUL (AA) – “Reis Bey”, “Kavanozdaki Adam”, “Kelebekler Sonsuza Uçar”, “Yalnız Değilsiniz”, “Anka Kuşu” ve “Sevda Kuşun Kanadında” gibi önemli yapımlara imza atan usta yönetmenin 15 yıl aradan sonra vizyona girecek filmi, hafız olmak isteyen 11 yaşındaki Hadim’in öğrenme aşkı, azmi, umudu, hayalleri ve Süleyman Peygamber gibi kuşdili öğrenme çabalarını konu alıyor.

Yönetmen Uçakan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2019’un yaz aylarında çekilen filmin, 1930’lu yıllarda hafız olmaya çalışan bir çocuğun gözünden Türkiye’nin bir döneminde yaşananları ele aldığını söyledi.

Senaryonun gerçek olaylardan yola çıkarak kaleme alındığını aktaran Uçakan, “Hayata bakış biçimi olarak, ben yaptığım her şeyin hesabını verme idraki, heyecanı ve korkusu içerisindeyim. Bu projede de hakikaten beni çok etkileyen bir çizgi var. Bir çocuk hafız olmaya çalışıyor fakat karşısında bunu engelleyen koca bir iktidar buluyor.” ifadelerini kullandı.

“Böyle netameli bir dönemi ele almak çok kolay değil”

Usta yönetmen, 1928’deki Harf Devrimi sonrası yaşananlara vurgu yaparak, şunları kaydetti:

“Malum 1928’de harf devrimi oluyor. Harf devriminde, bizim bin küsur yıllık hafızamız topyekun bıçak gibi kesiliyor, çıkartılıp atılıyor ve yeni ile eski nesil arasında müthiş bir uçurum ortaya çıkıyor. Harf devriminin sonucu olarak 1932’de Arapça öğrenim yasağı çerçevesinde sıkıntılar oluşturan bir uygulama karşımıza çıkıyor. Aslında Kur’an-ı Kerim yasak olmamasına rağmen, pratikteki kimi yanlış uygulamalarla yasağa dönüştürülüyor. Aynı sene ezan yasağı geliyor. Orijinali bırakılıp Türkçe okunmasına dönük bu uygulamalarla halkın gerçekten travmaya dönüşecek sıkıntıları karşımıza çıkıyor. Uygulamalar çok daha aşırı ve acımasız hallere dönüşüyor. Böyle netameli bir dönemi ele almak çok kolay değil.”

Dönemin zor şartları altında yaşamaya çalışan halkın ne yapacağını şaşırdığına işaret eden Uçakan, “Bunu ajite ederek de anlatmak mümkün ama ben, hem daha önce çektiğim ‘Kelebekler Sonsuza Uçar’ filminde hem de bunda mümkün olduğu kadar naif şekilde dokunuşlar yapmaya çalıştım. Çünkü hem içerisinde bulunduğunuz ortam, konjonktür bakımından çok hassas hem de asker o asker değil. Bugün halkıyla bütünleşen bir asker var karşımızda.” dedi.

Mesut Uçakan, Orta Anadolu’nun köylerinde yaşananları beyaz perdeye aktarmaya çalıştıklarını vurgulayarak, yakın tarihi ele alan filmler yapmanın kolay olmadığını fakat dürüst eleştiriler karşısında halkın övgüyle karşılayarak desteklediğini söyledi.

Başrol oyuncusu 11 yaşında bir hafız

Pek çok konudan haberi olmayan ve “Z Kuşağı” olarak adlandırılan neslin yakın tarihle ilgilenmesini de amaçladığını sözlerine ekleyen yönetmen, “Bu filmi aslında gençlere yaptım. Bu idealizm içerisinde film çalışmaları yapmak, pek çok yönetmenin tercih ettiği bir şey değil. Günümüzde popülizm çok fazla hakim olduğu için herkes güldürecek veya ağlatacak filmlerle köşeyi dönmeye çalışıyor. Ama biz hiçbir zaman büyük paralar düşünmedik.” diye konuştu.

Uçakan, filmi kısıtlı imkanlar ve küçük bir bütçeyle 5 haftada çektiklerini, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile TRT ortak yapım desteğinin yanı sıra yerel halktan ve belediyelerden destek gördüklerini aktardı.

Başrol oyuncusu, 11 yaşındaki Necip Fazıl Belge’nin gerçek hayatında, hafızlık yarışmalarında ödüller aldığına işaret eden Uçakan, şu bilgileri verdi:

“Ben bütün Türkiye’yi dolaşmayı kafama koymuştum. Kur’an kurslarını ve hafızlık kurslarını… Bir oyuncu arkadaşımız sağ olsun, ‘Hocam ben (oyuncu) bulurum.’ dedi ve epey arkadaş getirdi ama ben onları tip ya da oyun olarak çok doğru bulmadım. En son 2 kişide karar kıldık. Hem hafızdılar hem de aradığım vasıflara sahiplerdi ama onların oyun gücünü yakalamak adına 3 ay oyunculuk dersi verdik. Orada en iyi performansı gösteren Necip Fazıl Belge isimli kardeşimiz oldu.”

Türkiye’nin 1930’lu yıllardaki köy ortamını bulmak üzere ülkenin çeşitli yerlerini dolaştıklarını dile getiren yönetmen, Kayseri’nin Develi ilçesiyle şehrin farklı noktalarında çekim yaptıklarını kaydederek, “O köyde cami lazım, ne yapacağız? Bir evi cami yaptık, etrafını çevirdik, bir sedir yaptık. Çok daha önemlisi minareyi, tahtadan minare şeklinde diktik. Çok da orijinal oldu. Yani köy hayatı… Evin birini de mektep yaptık. Çünkü orada ilkokul olması gerekiyordu. Biraz zorlanarak da olsa mevcut mekanları yöneterek filmi çekmeye çalıştık.” değerlendirmesinde bulundu.

“Gala Kayseri’de yapılacak”

Usta yönetmen, post-prodüksiyon aşamasının ve CGI efektlerinin filme uygulanması için çok uğraştıklarını, müzikleri de titiz bir çalışma sonucu seçtiklerini vurguladı.

Filmin 10 Eylül’de Türkiye’de vizyona gireceğine dikkati çeken Uçakan, “Önce 85 salonda gösterilecek. Sonra Aralık ayına kadar 150-160 salonu bulacak. Tabii biz her filmimize görkemli galalar yaparız ama bu sefer, Kayseri’deki yöneticiler ve halk bize destek verdiği için, onlara da söz verdiğimiz gibi Kayseri’de yapmaya karar verdik.” dedi.

Yönetmen Uçakan, ilk filmini yaptığı 1977’den, 2006’daki Anka Kuşu filmine kadar pek çok sinema filmine imza attığını kaydederek, şunları aktardı:

“Onca sene sonra nihayet bir sinema filmiyle seyircinin karşısına çıkmak hakikaten güzel, garip bir heyecan. İlk filmlerdeki o genç, delikanlı Uçakan’ın duyduğu heyecanın tekrar bizi çepeçevre sardığını görüyoruz çünkü milletin önüne çıkacak iddialı bir iş yapıyorsunuz. Film üzerine çok titizlendim. Tabii o titizlenme içerisinde kimi yerde iyi güzel şeyler yaptık, kimi yerde de yine yapamadıklarımız karşınıza çıkacaktır.”

Suveyda’nın harf devrimi konusunda, Türk sinema tarihinde yapılan ilk film olduğunun altını çizen Uçakan, en çok önem verdiği kriterin her yaptığı işte Allah rızasını kazanabilmek olduğunu vurgulayarak, “Bu film, son dönem toplum yapımızdaki bilhassa kültürel planda, inanç düzeyinde karşımıza çıkan parçalanmışlıklar, dağılmalar ve savrulmalar içinde yine birbirimize tutunabileceğimiz, aynı duygularla ortak paydada bir araya gelebileceğimiz sıcak bir kültür olayı olarak görülebilir. Buna ihtiyacımız var. Yani toplumun yine kendi değerleri üzerine muhteşem bir inşa yapabilmesi için bu hareketler çok önemli. Umarım ki bu tür dokunuşlar buna bir kıvılcım teşkil eder ve bir de inşallah çok dualar almamıza sebep olur.” ifadelerini kullandı.

Film hakkında

Yönetmen ve yapımcılığını Mesut Uçakan’ın yaptığı, senaryosunu ise Hasan Yılmaz’ın kalem aldığı filmin görüntü yönetmenliğini Durmuş Sorgut, genel koordinatörlüğünü Gönül Moroğlu, yapım danışmanlığını ise Mustafa Karadeniz üstlendi.

Hafız olma çabasındaki 11 yaşındaki “Hadim”in öğrenme aşkını, beyaz bir güvercinle kurduğu muhabbeti ve kuş dili öğrenme çabalarını ele alan yapımda, Hadim’i canlandıran Necip Fazıl Belge, katıldığı hafızlık yarışmalarında birincilik kazandı.

Yapımda, “Tığlı Hoca” karakterini tiyatro ve dizi oyuncusu Fatih Küçük, köyün imamı “Macid”i tecrübeli oyuncu Yusuf Duru’nun yanı sıra Mehmet Kefli, Sıla Naz Akça, Seda Kement Aydın, Kıvılcım Kaya, Hülya Akyol, Sezai Yeşilyurt, Mehmet Fatih Yıldız, Burhan Vural ve Ahmet Şahin de rol aldı.

Yakın zamanda hayatını kaybeden karakter oyuncularından Fikri Solmaz “Kuşçu”, Suat Keskin ise “Bosnalı Ramiz” karakteriyle izleyici karşısına çıkıyor.