TürkTraktör, Türkiye'nin traktör ihracatının yüzde 86'sını gerçekleştirdi

İSTANBUL (AA) – TürkTraktör Genel Müdürü Aykut Özüner, "Türkiye'nin toplam traktör üretiminin yüzde 68'ini ve traktör ihracatının yüzde 86'sını tek başına gerçekleştiren TürkTraktör, 2020 yılında başladığı iş makineleri yerli üretiminde de başarı elde etti." dedi.

TürkTraktör'ün 2020 yılına ait finansal sonuçları, Aykut Özüner ve TürkTraktör Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Federico Pamfili'nin katılımıyla düzenlenen çevrim içi toplantıda açıklandı.

TürkTraktör Genel Müdürü Özüner, toplantıda yaptığı konuşmada, 14 yıldır kesintisiz şekilde sektörün lider üreticisi olan TürkTraktör'ün, pandeminin oluşturduğu zorlu şartlara rağmen ihracat ve yurt içi satışlarda başarılı bir performans gösterdiğini kaydetti.

TSE Güvenli Üretim Sertifikası'na sahip fabrikalarında, 2020 yılında 34 bin 337 adet traktör üreten TürkTraktör'ün, geçen yılın aynı dönemine göre üretimini yüzde 51 artırdığını belirten Özüner, "Türkiye'nin toplam traktör üretiminin yüzde 68'ini ve traktör ihracatının yüzde 86'sını tek başına gerçekleştiren TürkTraktör, 2020 yılında başladığı iş makineleri yerli üretiminde de başarı elde etti." dedi.

TürkTraktör'ün, yurt içi pazarda gerçekleştirdiği toplam 22 bin 384 adetlik satışla ülke çiftçisini son teknolojiye sahip traktörlerle buluşturmaya devam ettiğini aktaran Özüner, şunları kaydetti:

"İhraç pazarlarında gerçekleştirdiğimiz 12 bin 553 adet traktör satışı ile Amerika kıtasından Japonya'ya 130'dan fazla ülkeye Türkiye'de üretilen traktörleri ulaştırmanın gururunu yaşadık. Üretimde gerçekleşen ciddi artışa bağlı olarak 2020'de ciromuzu bir önceki yıla göre yüzde 64 artırdık ve yılı 6 milyar 243 milyon TL toplam ciro ile kapattık. TürkTraktör'ün faaliyet kar marjı ve FAVÖK marjı ise sırasıyla yüzde 15 ve yüzde 17 olarak gerçekleşti. Alınan tüm bu sonuçlarla birlikte TürkTraktör'ün 2020 sonundaki net karı 776 milyon TL olarak kaydedildi."

– "Ülkemizde uygulanacak emisyon geçişi için hazırız"

Aykut Özüner, pandemi döneminde öncelikle tarımsal üretimdeki sürdürülebilirliği sağlamayı hedeflediklerini belirterek, "Salgınla birlikte oluşan zorlu şartlar karşısında gıda tedarikinde kesintisizliği sağlamak adına özveri ile çalışan çiftçilerimizi her alanda desteklemeyi önceliklendirdik. New Holland markamız pazardaki liderliğini sürdürürken, Case IH markamız pazardaki konumunu 7'nci sıradan 4'üncü sıraya yükseltti. TürkTraktör olarak pazardaki kesintisiz liderliğimizi 14'üncü yıla taşımayı başardık." ifadelerini kullandı.

2021'de kademeli olarak Türkiye'de yürürlüğe girecek olan Faz IIIB ve Faz IV emisyon standartları ile traktör ana çerçeve yönetmeliğine yönelik geçiş hazırlıklarını tamamladıklarını aktaran Özüner, "Avrupa ve Kuzey Amerika'da 2014 yılından bu yana kullanılan Faz IIIB ve Faz IV emisyon seviyesine sahip traktörlerimizi dünya çiftçileriyle buluşturuyorduk. Ülkemizde uygulanacak olan emisyon geçişi için de hazırız ve bazı modellerimizin üretim ve satışına ocak ayında başladık." şeklinde konuştu.

– "Pazardaki genel büyüme trendinin devam edeceğini düşünüyoruz"

TürkTraktör Genel Müdürü Özüner, pandemi sürecinden etkilenen yurt dışı pazarlarda özellikle geçen yılın ikinci yarısında önemli bir büyümenin gözlendiğini ifade ederek, "Bu süreçte TürkTraktör olarak geliştirip ürettiğimiz Faz V motora sahip traktörlerin ihracatını da gerçekleştirmeye başladık." dedi.

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Özüner, 2021 yılı için yağış durumu, rekolte, fiyatlandırma ve girdilerin pazarın büyüme hızını belirleyeceğini belirterek, "Girdiler, pazarın büyüme hızını biraz azaltıyor ancak biz pazardaki genel büyüme trendinin devam edeceğini düşünüyoruz." ifadesini kullandı.

Özüner, TürkTraktör'ün pazar payına ilişkin, "Bizim iki markamız var. New Holland yaklaşık yüzde 42 ile pazarın lideri. Case markamız da yüzde 7,5 ile 4'üncü sırada. Bizim başarımızda birçok faktör var ama özellikle New Holland tarafında çok geniş bir ürün yelpazemiz var. Bu bizim en kuvvetli noktalarımızdan biri. Case markasında da geçen yıl yeni ürünler devreye aldık. Zaten bunun da etkisini hızla görüyoruz. Dolayısıyla birinci önem verdiğimiz konu ürün çeşitliliği… Diğer konu, biz 14 yıldır lideriz. Bayi teşkilatımız hem satış hem serviste çok kuvvetli." şeklinde konuştu.

Orta vadede traktörde en kuvvetli marka olmayı sürdürmek, bunun yanında iş makineleri sektöründe de büyümek istediklerini aktaran Özüner, iş makinelerinde yerli üretimle ilgili bir soru üzerine şunları kaydetti:

"İş makineleri pazarı, genel dinamikleri açısından traktör pazarına benzeyen bir pazar. 2018'de daralmıştı, 2019'da ve geçen sene toparlanmaya başladı. İnşaat sektörü ve dolayısıyla iş makineleri sektörü dünyada ve Türkiye'de büyük bir pazar. Dolayısıyla buradaki pozisyonumuzu artıracağız. Yerli üretimle ilgili de ortağımız Case'den kazıcı, yükleyici dışındaki tüm ürünleri ithal ediyoruz ama şu anda gündemimizde başka ürün üretimiyle ilgili bir planımız yok. İlk önce iş makinelerinde istediğimiz seviyeye çok hızlı gelmek istiyoruz."

– "Yerli kazıcı yükleyici üretimimiz, iş makineleri faaliyetlerimize ivme kazandırdı"

TürkTraktör Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Federico Pamfili de iş makineleri alanındaki çalışmalarına ilişkin, "Tıpkı tarım alanında olduğu gibi iş makinelerinde de yerli üretim, sektöre girdiğimiz ilk günden itibaren odağımızdaydı. Bu anlamda 2020, bizim için iş makinelerinde çok önemli bir sene oldu. Yerli kazıcı yükleyici üretimine başladığımızın daha ilk senesinde 150 adet kazıcı yükleyicinin satışını gerçekleştirdik." dedi.

Yerli üretim avantajıyla sundukları kazıcı yükleyicilerinin, iş makinelerindeki çalışmalarına büyük ivme kazandırdığını ifade eden Pamfili, 2020'de bir önceki yıla göre iş makineleri satışlarının yüzde 58 arttığını söyledi.

Pamfili, "2021 yılında da traktör alanındaki başarımızı iş makinelerine yansıtmayı ve bu alandaki büyümemizi katlayarak sürdürmeyi hedefliyoruz." dedi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BURSA(AA) – Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Senih Yazgan, AA muhabirine, Türkiye yaş meyve sebze ihracatının geçen yıl yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla büyük ivme kazandığını söyledi.

Özellikle Avrupa pazarından gelen talepler doğrultusunda 2020 yılında 2019’a göre yüzde 26’lık artış yaşandığını dile getiren Yazgan, “2020 yılının ilk yarısında 1 milyar 200 milyon dolar civarında olan yaş meyve sebze ihracatının 2021 yılının aynı döneminde yüzde 25’lik artışla 1 milyar 500 milyon dolar civarında olduğunu görüyoruz. İhracattaki bu artış yaş meyve sebze sektörünün büyük bir ivme kazandığının göstergesi olarak yorumlanabilir.” dedi.

Yaş meyve sebze ihracatında Avrupa ve Rusya’nın en önemli pazarlar olduğunu belirten Yazgan, şöyle devam etti:

“Bu yılın ilk yarısında da Avrupa Birliği’ne yaş meyve sebze ihracatımız aynı ivmeyle devam etti. Rusya pazarında da aynı şekilde bir ivme söz konusu ancak geçen yıl büyük güç ve enerji harcayarak açtığımız Uzak Doğu pazarını maalesef yine kendi yaptığımız yanlışlar sonucunda kapattık. Yapacağımız yanlış stratejiler, binbir zorlukla girebildiğimiz pazarların kapılarının tekrar açılmasında bizleri büyük güçlüklerle karşı karşıya bırakacaktır. O nedenle yeni pazarlardaki seçiciliğimiz özellikle ihracatçıların bu konudaki özenlerinin ve bakanlığın bu konudaki denetimlerinin üst seviyelerde olması bizim için ve özellikle yeni pazarımız Uzak Doğu için önem arz ediyor ancak tamamen umutsuz değiliz. Uzak Doğu’da alternatif ülkeler var. Türkiye de bu konuda kendini adapte edecektir. O pazarların da açılmasıyla ivmemizi geçen yıllara göre daha da artırarak devam ettirebileceğimiz umudu içindeyiz.”

En çok ihraç edilen ürünler narenciye, domates ve kiraz

Yazgan, sektörün ihracatında lokomotif ürün grupları bulunduğunu, özellikle narenciyenin çok iyi bir ihracat ürünü olduğunu belirterek şunları kaydetti:

“Narenciyenin ardından örtü altı yetiştiriciliğinden çıkan ürün grubu içinde domates özellikle Rusya için çok önemli. Bunun dışında kiraz, zeytin ve zeytin mamulleri ürün grupları Türkiye için önemli. Biz artık ihracat gerçekleştirirken daha kaliteli, katma değeri daha yüksek ya da aynı ürünün katma değerini yükseltebilecek bir stratejiyle pazarlara ulaşmalıyız. Yani tonajla sıçrama yaparsak ihracatımız daha da anlamlı olacak. Bu da başta üreticimizi sonra ihracatçımızın en temel sorunları olan alım fiyatlarının ve belli bir ayıklama ve seleksiyondan geçip paketlenerek pazara giden ürünlerin arasındaki kayıpların en aza indirilmesini sağlayacaktır.”

İSTANBUL (AA) – İstanbul Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği’nin verilerine göre, Türkiye’nin en yüksek oranda cari fazla veren sektörler arasında yer alan ve ihracatını her geçen yıl yükselten mobilya, kağıt ve orman ürünleri sektörü, ekonomiye katkısını artırarak sürdürüyor.

Yılın ilk yarısında sektörün ihracatı 2020’nin aynı dönemine göre yüzde 29 artarak 3,2 milyar dolara ulaştı. Yüzde 35 yükseliş gösteren mobilya ihracatı ise 2 milyar doları aşarak rekor kırdı.

Haziranda mobilya, kağıt ve orman ürünleri sektörü 614 milyon dolar, mobilya ise 387 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.

En çok mobilya ihracatı yapılan ülkeler Irak, Almanya, ABD, İsrail ve Fransa olarak sıralandı. En çok ihraç edilen ürünler arasında çocuk karyolaları ve beşikler, çocuk odası mobilyaları, yemek odası ve oturma odası yer aldı.

“Büyüme uzun yıllar devam edecek”

İstanbul Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ahmet Güleç, AA muhabirine verilere ilişkin yaptığı değerlendirmede, sektörün istikrarlı büyümesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Büyümenin daha uzun yıllar devam edebileceğini, sektörün uluslararası piyasalarda fırsatlar barındırdığını vurgulayan Güleç, “Ülkemizde ve tüm dünyada hızla devam eden aşılama çalışmaları sayesinde tüm piyasalarda toparlanma olacağını düşünüyoruz ve sektör olarak biz de yeni duruma hazırlık yapıyoruz. Öngörülerimiz, salgının olumsuz etkilerinin eylül ayı itibarıyla zayıflayacağı yönünde.” diye konuştu.

Güleç, Türk mobilyasının tasarım, kalite ve değerinde fiyatlama özellikleri ile tercih edildiğini kaydederek, şu açıklamalarda bulundu:

“Türk mobilyası uluslararası piyasada sekizinci sırada. Beşinci sıraya yükseltmek istiyoruz ve bunu çok rahat gerçekleştirebileceğimize inanıyoruz. Tanıtım ve markalaşma desteğine ihtiyacımız var. Geçtiğimiz aylarda yaptığımız değerlendirmelerde mobilya ihracatının bu yıl 4 milyar dolara ulaşacağı öngörümüzü paylaşmıştık. Geçen bilgiler bizi doğruluyor. Mobilya üretiminde temel ham madde olan MDF ihracatı konusunda da bakanlığımız çözüm geliştirdi. Bu da elimizi güçlendirdi ancak başka etkenler devam ediyor.”

Güleç, son dönemde sünger, kumaş, elektrik, MDF, sunta gibi ham madde ve girdi fiyatlarında artış yaşandığını, bunun satış rakamlarına yansıyabileceğini sözlerine ekledi.